Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

A Will Eternal - Bölüm 23 : Tavuk Çalan Canavar


Çevirmen : Clumsy 

 

Gecenin geç saatleriydi, Kokulu Bulut Tepesi karanlıkla örtülmüştü. Elinizi uzatsanız parmak uçlarınızı dahi göremezdiniz. Rüzgârın fısıltıları dışında her şey barışçıl ve sessizdi. Kuşlardan ve yaratıklardan bile çıt çıkmıyordu.

 

Bai Xiaochun kolunda Zhou Xinqi’nin ipek kumaşıyla koşuyor, ruh kuyruklu tavuk çiftliklerinden birine giden yolu takip ediyordu. Arada bir de gördüğü çalılıklara dalıyor, gizliliğini koruyordu.

 

Çok geçmeden ruh kuyruklu tavuk çiftliğine ulaşmıştı. Gezinen birkaç tavuk olsa da çoğu uykudaydı. Bilhassa Bai Xiaochun’un olduğu yönde dolaşan bir tavuk da mevcuttu.

 

Çalılıklarda eğilip dudaklarını yalayarak ruh kuyruklu tavuğun çite yaklaşmasını beklemeye başladı. Tam bamboo cicadasını çıkartacaktı ki kalbi sıkıştı, gözlerini bir ihtiyatlılık doldurdu.

 

Aynı zamanda arkasından bağırışlar duyulmaya, figürler yaklaşmaya başlamıştı. Yaklaşanların ellerinde geceyi aydınlatan alev küreleri de vardı.

 

“Lanet olasıca tavuk hırsızı! Sonunda yüzünü gösterdin!”

 

“Günlerdir burada seni bekliyorduk! Artık etrafın sarıldı, görelim bakalım nasıl kaçacaksın!” Çığlıklarla birlikte yaklaşan 8 kişi, Bai Xiaochun’un etrafını tamamen sarmıştı.

 

Bunlar tavukları koruma işinden sorumlu çıraklardı. Günler süren acılı bekleyişlerinin sonlanacağını, emeklerinin meyvesini vereceği günün geleceğini hiç beklemiyorlardı. Kalpleri haklı bir gurur ve heyecanla doluydu, hırsıza yapacakları ani yargılamaya hazırlanmaktaydılar.

 

Bu sözler duyulduğunda Bai Xiaochun da bir hayli gerilmişti. Ancak bir anlık düşünceden sonra soğuk bir homurdanmayla karşılık verdi.

 

“Kapayın çenenizi!” dedi. “Sessiz olsanıza!” Sözlerinde en ufak bir kibarlık yoktu, adalet onun tarafındaydı sanki. Kaçmaya çalışmamış, aksine kibirli bir şekilde ayağa kalkmış ve kolundaki ipek kumaşın görünür olduğundan emin olmuştu.

 

“Şunu görüyor musunuz?!” diye sordu. “Ben tavuk hırsızını yakalama bölümünün kaptanıyım.” Kaşları kalkıktı, etrafındaki sekiz çırağa hoşnutsuz bir şekilde bakıyordu.

 

Sekiz çırak bu bilgiyle ani bir şoka uğradı. Bir kısmı Bai Xiaochun’u gün içinde de görmüştü. Onu bir müddet daha inceledikten sonra tereddüt etmeye başladılar.

 

Ancak bir tanesi daha şüpheli yaklaşıyordu. “Oh, Kardeş Bai. Ee… gecenin bu saatinde burada ne yapıyorsun, ha?”

 

Sözleri diğer çırakların da Bai Xiaochun’a şüpheyle bakmasına sebep olmuştu.

 

Bai Xiaochun kollarını kıvırdı, soğuk ve sinirli bir şekilde karşılık verdi: “Zhou Abla beni bu takımın kaptanı yaptı, tabii ki o hırsızı yakalamak için tüm gücümü kullanacağım. Gecelik yetişim rutinimi bile aksatıp geldim, burada pusuda bekliyorum. Ancak sizin çıkardığınız yaygaraya bakılırsa hırsızın çoktan tabanları yağladığına eminim.” Sahiden de hırsız yakalamaya çalışan birinin resmini çiziyordu.

 

Tavuk çiftliği çırakları birbirlerine bakmaya başlamıştı, birkaç tanesi utangaç bakışlar paylaşıyordu. En şüpheli çırağın ifadesi de biraz yumuşamıştı ancak tam olarak ikna olmuşa benzemiyordu.

 

Şüphelerin hala sonlanmadığını gören Bai Xiaochun soğuk bir ses çıkartarak kimsenin başka bir soru sormasına izin vermeden inisiyatifi aldı ve suçu diğerlerine yüklemeye başladı.

 

“Bu kadar tavuk kaybetmenize şaşmamalı! Tamamen ihtiyatsızsınız. Şuraya bakın, çitiniz bile kırık!” Gösterdiği yerde çok bariz olmasa da bir delik vardı. Bir süre önce direnen tavuklardan biri tarafından açılmıştı.

 

Tavuk çiftliği çırakları Bai Xiaochun’un işaret ettiği noktaya bakıp deliği gördüğünde yüzlerinde şaşkın ifadeler oluştu. Sahiden de şu ana dek böyle detaylara dikkat etmemişlerdi.

 

“Bir de şu tavuğa bakın. Oradan çıktığı zaman onu nasıl korumayı planlıyorsunuz!?” Bai Xiaochun giderek daha da sinirleniyor, sesini yükseltiyor ve çırakların yüzlerinin iyice kızarmasına sebep oluyordu.

 

“Araştırmalarıma göre bu nokta tavuk çiftliğinin en kontrol edilebilir noktası. Özellikle burayı daha yakından incelemeniz gerekirdi. Ama bakın, yıllardır buradayım, daha beni yeni fark ediyorsunuz.” Bai Xiaochun konuştukça asabileşiyordu. En sonunda da uzunca bir iç çekti.

 

“Siz bu şekilde hırsızı nasıl yakalayacaksınız, ha? Hırsız yakalama tecrübelerime göre, eğer tahminlerim doğruysa en çok tavuk buradan alınmış olmalı.” Bu sözler ağzından çıktığı anda tavuk çiftliği çırakları titremeye başladı. Birbirlerine bakan gözleri şokla doluydu. Burası sahiden de en çok tavuğun kaybolduğu noktaydı.

 

Hatta burayı korumalarının sebebi de buydu. Bai Xiaochun’un sözleri tam isabet olmuş, çırakların ona olan hayranlığını arttırmıştı.

 

En şüpheli olan çırak bile artık hata ettiğini düşünmeye başlıyordu. Önce Bai Xiaochun’un yetişim saatlerini feda edişini, sonra da bu görevin en başında gösterdiği heyecanlı ve azimli tavrı hatırlamıştı. Sonunda derin bir nefes alarak ellerini çırptı ve saygıyla eğildi.

 

“Kardeş Bai, lütfen az önce söylediklerime gücenmeyin. Fedakârlığınız için çok teşekkürler. Bu noktayı hemen düzelteceğiz ve bu kısmın korumasını arttıracağız!”

 

Kalanlar da bu saygılı selama eşlik ettiler, Bai Xiaochun gibi gayretli biriyle karşılaşmak ne kadar da zor diye düşünüyorlardı. Onlara yardım etmeye çalıştığı barizdi, az önceki ani davranışlarından pişman olmuşlardı.

 

Bai Xiaochun iç çekti ve onlara cömert birkaç tavsiyede daha bulundu. Uzaklaşmaya başladığında sekiz çırak ardından eğilmiş, yaptıklarından tamamen etkilenmiş bir halde kalakalmıştı.

 

“Kardeş Bai ne kadar da iyi biri.”

 

Bai Xiaochun görüş alanından çıktığı anda sırtını soğuk bir rüzgâr yaladı, yakalanmasına ramak kaldığını hatırlayarak ter döküyordu. Ancak karnı hala gurulduyordu, bu yüzden diğer iki çiftlikte şansını denemeye karar verdi.

 

Dağ yolundan aşağı inerken takip edilmediğinden emin olmak için sağına soluna bakıyor, nasıl tavuk çalacağını düşündükçe ifadesi çöküyordu. Rüzgâr estikçe kolundaki ipek kumaş da sallanmaktaydı.

 

Bu esnada karanlık gökte, mavi uçan bir ipeğin üzerinde hiç kimse tarafından fark edilmeden ilerleyen bir kadın vardı. Bai Xiaochun’un tek başına yürüyüşünü görmek onu çok etkilemişti. Gözleri övgüyle parlıyordu.

 

“Bu Kardeş sahiden de işini ciddiye alıyor.” Bu kadın doğal olarak Zhou Xinqi’ydi, çevreyi gözetlemekteydi. Daha önce gözlem işinde farklı çıraklar da vardı ancak gece çöktüğünde işlerini bırakıp yetişime dönmüşlerdi. Bai Xiaochun ise alanda kalarak hırsızı yakalamaya çalışan tek kişiydi.

 

“Yanımızda o varken tavuk hırsızı kesinlikle yakalanacaktır.” Zhou Xinqi bir süre daha baktıktan sonra kendisini çok daha iyi hissederek Ölümsüz mağarasına döndü.

 

İki saat sonra Bai Xiaochun da döne dolaşa avlusuna ulaşmıştı. İçeri girdiğindeyse çantasından iki tavuk çıkardı. Kendi kendine kıkırdayarak tavukları yoldu ve tavaya attı, çok geçmeden havayı hoş bir koku sarmış, salyalarını akıtmasına sebep olmuştu. Ardından tavuğun soğumasını bile beklemeden midesine indirdi.

 

Sonunda geğirdi, karnını ovaladı ve sarhoş gibi bir edayla yatağa yığıldı.

 

Bir ay daha geçmiş, Bai Xiaochun bu ayı her gece dışarı çıkıp çiftlikleri inceleyerek çok ciddi bir havayla geçirmişti.

 

Buna rağmen tavuklar eksilmeye devam ediyordu. Hiçbir iz bırakmadan, büyük bir gizemle kaybolmaktaydılar. Tavuk çiftliği çırakları artık tüm yüzlerini yitirmişti. Tutkulu bir şekilde yemin etmeye devam ediyor, o hırsız yakalanana kadar durmayacaklarını söylüyorlardı.

 

Bai Xiaochun ise işleri onlardan bile daha çok ciddiye alır haldeydi. Kendini çiftlikleri korumaya tamamen adamıştı, hırsız ortaya çıkana dek dinlenmeyecekti. Hatta 4 gün 4 gece boyunca bir çiftliği koruduğu bile olmuştu.

 

Bu sıkı mücadele tavuk hırsızının üzerindeki baskıyı da arttırmış ve hırsızlık oranı azalmıştı. Ancak hırsız tamamen ortadan kaybolmuş değildi. Artık Kokulu Bulut Tepesindeki tavuk sayısı yarıya inmişti, kalanlarsa daha olgunlaşmamış tavuklardı.

 

Sonunda çiftlik çırakları bile kendilerini azarlamaya başladı, mutsuz iç çekişlerle yaşıyorlardı. Birimin tamamı Kardeş Bai gibi olsaydı hırsızı kesin yakalardık diye düşünüyorlardı.

 

Zhou Xinqi de giderek gerginleşmekteydi. Bir öğleden sonra, Bai Xiaochun bağdaş kurup çiftliklerden birini beklerken üzerinden mavi bir kumaş alçaldı, bu tabii ki Zhou Xinqi’ydi.

 

Gelenin kim olduğunu gören Bai Xiaochun etkileyici bir şekilde seslendi: “Zhou Abla.”

 

Zhou Xinqi’nin Bai Xiaochun’a dönük güzel gözleri aydınlandı ve gülümseyerek şöyle dedi: “Sıkı çalıştığını görüyorum Kardeş Bai.”

 

Diğer çırakların da koşturup Zhou Xinqi ve Bai Xiaochun’un etrafında toplanması çok sürmedi.

 

“Bayanlar baylar, son zamanlardaki yardımlarınız için teşekkür ediyorum.” dedi kız yumuşak bir şekilde. “Sahiden minnettarım. Ancak tavuk hırsızı her zamanki formunda. Bu yüzden ben de size katılacağım.” Kendisini çevreleyen gruba baktıktan sonra devam etti: “Bu tavuk hırsızının Efendimle bağlantısı olabilir mi diye düşünüyorum. Aksi takdirde neden diğer dağ tepelerinin tavuklarını çalmasın ki? Tek hedefi Efendimin tavukları gibi görünüyor!”

 

Bu sözleri duyan Bai Xiaochun’un gözleri parlamaya başladı, neredeyse kendisini tokatlayacaktı. Zhou Xinqi’nin söyledikleri çok mantıklıydı, bakışlarını Menekşe Kazanı Tepesine çevirmeden edememişti. Tabii gözlerinin sinsi planlarla kısılması da çok sürmemişti.

 

Zhou Xinqi kendisini gösterdiği için çevredeki kalabalık da artmaya başlamıştı. Çok geçmeden Kokulu Bulut Tepesinin tavuk çiftlikleri pek çok insanla sarıldı.

 

Artık tavuk hırsızının yapacak hamlesi kalmamıştı ve izleyen günlerde tek bir tavuk bile kaybolmadı.

 

Yine de gizemli ve akıl ermez tavuk hırsızı çoktan ünlenmişti. Hatta pek çok kişi ona Tavuk Çalan Canavar diyordu. Çırakların arasında öyle ünlenmişti ki Kokulu Bulut Tepesinin diğer gizemli figürü olan küçük kaplumbağayla yarışır haldeydi. Hatta Menekşe Kazanı Tepesi ve Yeşil Sorguç Tepesinin Dış Kesim çırakları bile adını işitmişti.

 

Zhou Xinqi, tavuk hırsızı ortadan kaybolduğu için bir hayli rahatlamıştı. Hırsız yakalanmamış olsa bile Bai Xiaochun’a sıkı çalışmaları yüzünden yeşim kolyeyi hediye etti.

 

Mesele sona erdiğinde Bai Xiaochun’un kararlılığı ve sadakati pek çok Dış Kesim çırağının dikkatini çekmişti, ne kadar saf ve etkileyici bir genç olduğu ağızdan ağıza yayılıyordu.

 

#Hem suçlu hem güçlü dedikleri şey tam olarak Bai Xiaochun oluyor laughing 
Yine bin bir sinsilikle hem işini gördü hem de utanmadan üstüne yeşim kolye aldı. Zhou Xinqi'nin sözlerinden sonra parlayan gözlerine bakılırsa sırada da diğer tepelerin tavukları var gibi görünüyor laughing
O zaman okumaya devam!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1257

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 658

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 643

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 374

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 194

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15546 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20913 Bölüm Sayısı


creator
manga tr