"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

A Will Eternal - Bölüm 21 : Xiaochun Abi...


Çevirmen : Clumsy 

 

10,000 İlaç Tesisi, Kokulu Bulut Tepesinin en canlı noktalarından biriydi ve Dış Kesim çırakları her gün buraya gelir giderdi. Bir sebep on dikilitaş, diğer sebepse dikilitaşların arasındaki 10,000 İlaç Tesisinin kendisiydi. Burada erdem puanlarıyla tıbbi bitkiler veya ilaç formülleri değiş tokuşu yapılabiliyordu.

 

Ayrıca arada bir kalfa simyacılığa terfi testleri de yapılır ya da çıraklar tarafından yaratılan haplar teslim edilirdi. Yani pek çok sebepten ötürü burası gürültünün eksik olmadığı bir mekândı.

 

Canlı atmosfer tabii ki son haberlerin konuşulmasına da olanak sağlıyordu. Bitkiler hakkında bilgilenmeyle başlayan sohbetler, dallanır budaklanırdı. Büyük şeyler, ufak şeyler, rastgele dedikodular döner dururdu.

 

Bai Xiaochun vardığında da mekân tıklım tıklımdı. Gelip gidenler vardı ancak yüzde 30-40 kadarı öylece durup sohbet etmekteydi. Ayrıca isimlerini listelere yazdırmak için dikilitaşların önünde bekleyen kalabalıklar da mevcuttu.

 

Bai Xiaochun da kendisini kalabalığa sıkıştırarak ikinci dikilitaşa yaklaştı. Tam taşın altına gidecekken bazı Dış Kesim çıraklarının kendisi hakkında konuştuğunu işitti.

 

“Duydunuz mu? Son zamanlarda tarikatta cidden garip olaylar dönüyor. Birileri Tepe Lordu Li’nin tavuklarını çalıyormuş! Yüzden fazla tavuğun kaybolduğu söyleniyor.”

 

“Ne yüzü? Ben Tepe Lordu Li’nin hiç tavuğu kalmadığını duydum. Ruh kuyruklu tavuk çiftliğindeki çıraklar bu kişiyi en çok arananlar listesine eklemiş. Hatta onu yakalarlarsa parçalayıp tavuklara yem yapacaklarmış!”

 

“Kesinlikle garip. Bir anda Kokulu Bulut Tepesinde çıkan tuhaflıklara ne demeli? Önce gizemli kaplumbağa, şimdi de bu tavuk haydudu!”

 

Bai Xiaochun refleks olarak omuzlarını suçlu bir şekilde eğdi. Sonuçta alt tarafı birkaç tavuk çalmıştı, değil mi? Bu kadar büyük mevzu çıkacağını nerden bilebilirdi? Ama herkes öğrenmişti işte.

 

Ayrıca çaldığı o tavukların Li Qinghou’ya ait olduğunu öğrenmek iyice korkmasına yol açmıştı.

 

“Tanrım, o kadar çok çalmadım bir kere!” diye düşündü. İfşa olmuş gibi hissediyordu. Tam toplumun tavuk haydudu hakkındaki fikrini değiştirmeye yeltenecekti ki arkasından gelen bir sesi işitti.

 

“Hey, kız, neden itip duruyorsun? Reenkarnasyona falan mı geciktin?!”

 

“Ne olmuş itiyorsam, ha? Seninle alakalı bir şey yok. Kalabalıktan korkuyorsan ne diye buraya geldin? Hem benim gibi bir kız tarafından itildiğin için mutlu olman lazım.”

 

“Senin…”

 

Bu ses Bai Xiaochun’a tanıdık gelmişti. Arkasını döndüğündeyse göğsünü kabartmış, ellerini beline koymuş, kibirli bir şekilde önündeki iriyarı herife bakan hoş bir kızla karşılaştı.

 

“Hou Xiaomei?” dedi Bai Xiaochun göz kırparak.

 

Genç kız sahiden de Hou Xiaomei’ydi ve Bai Xiaochun’un sesini takip ettiğinde gözlerindeki bakış hızlıca neşeye çevrilmişti.

 

“Xiaochun Abi, merhaba!” diye bağırarak hızlıca yönünü değiştirdi. Bai Xiaochun, kızın kendisinden önce yaklaşan saf, çekici havasını hissetmişti.

 

“Hey, narin küçük kız!” derken etkileyici ve neşeli Hou Xiaomei’yi süzmekteydi.

 

Hou Xiaomei’nin yüzü bu cümle karşısında kızarmıştı.

 

“Oh, kes şunu, Xiaochun Abi!” dedi kız, tatlı bir şekilde. “Benimle dalga geçme işte, sadece Hou Xiaomei de!”

 

Ve böylece az önceki cazgır kız bir anda güzel ve çekici bir hal almıştı. Çevrelerindeki Dış Kesim çıraklarının gözleri parıldamaya başladı. Az önceki iriyarı adamsa, kızın ani değişimi karşısında tüyleri diken diken olmuş bir haldeydi.

 

“Xiaochun Abi,” dedi kız, “abim dağdan ayrıldı ve henüz geri dönmedi, bu da benim buradaki ilk seferim. İkinci bitki serimi nasıl alacağım?” Bu gerçekten de ilk gelişiydi. Abisi yanında olmadığı için ne yapacağını bilemiyordu. Neyse ki Bai Xiaochun’a denk gelmişti.

 

Bai Xiaochun gülümseyerek süreci detaylı bir şekilde anlatmaya başladı. Hou Xiaomei de arada bir başını sallayarak dinliyordu. Anlatım bittiğinde kız, Bai Xiaochun’un iyi olduğu kadar bilgili de olduğunu düşünmüştü.

 

Bai Xiaochun ise Hou Xiaomei’ye bakıp bir sorusu olmadığından emin olduktan sonra ilk testin yapılacağı ilk dikilitaşı işaret etti ve sakin bir şekilde şöyle dedi: “Şu dikilitaşı görüyor musun? Orada üst sıralarda işaretini bırakabilenler Seçilmiş sayılır. Bunlar gelecekte yetişim olarak dünyayı sarsabilecek insanlardır. ”

 

“Tüm isimleri tanıtmayacağım ancak listedeki ikinci sıraya bak. O büyü şişesini görüyor musun? O Kokulu Bulut Tepesinin kadın Seçilmişlerinden biri, Zhou Xinqi!”

 

“Zhou Xinqi!” diye karşılık veren Hou Xiaomei, gözleri parlayarak büyü şişesi işaretine baktı. “Yani o büyü şişesi Tepe Lordunun acemisini, bitki ruhu meridyenine sahip olan Zhou Ablayı temsil ediyor, İç Kesime girmek onun kaderinde var!” Hou Xiaomei’nin Zhou Xinqi’ye yoğun bir hayranlık duyduğu belliydi. Bai Xiaochun’un sembol açıklamasını duyunca iyice heyecanlanmıştı.

 

Bai Xiaochun meseleyi bir süre daha uzattı ancak Hou Xiaomei tüm dikkatini büyü şişesine vermişti, asla üzerindeki kaplumbağayı fark etmiyordu. Bai Xiaochun’un sinir olduğu doğruydu, sonuçta bu anlatımın tüm amacı kızın dikkatini kaplumbağaya çekmek değil miydi!?

 

“Ahem, peki, Zhou Xinqi kesinlikle harika, bu sayede ilk bitki dikilitaşında ikinci sıraya yerleşebildi!” Bu kez ‘ikinci sırayı’ iyice vurgulamıştı.

 

Hou Xiaomei bir an bekledi, afallamıştı.

 

“İkinci sıra mı? Zhou Ablanın üstündeki kaplumbağa kimin ki? Çok çirkin görünüyor.”

 

Bunu duyan Bai Xiaochun artık daha mutluydu. Ona kalırsa Hou Xiaomei’yi biraz daha eğitmesi gerekecekti. Oldukça ciddi bir tavır takınarak ağırbaşlı bir sesle konuşmayı sürdürdü.

 

“Yanılıyorsun, Xiaomei. Havalı görünümlü kaplumbağanın tüm tarikattaki en gizemli, en hayran olunası, en yüce çırak olduğunu bilmiyor musun? ”

 

“Bu kişi hakkında pek çok efsane mevcut. Ne zaman ortaya çıksa tarikatta büyük bir ilgi çekiyor, odak noktası haline geliyor. Onun her hareketini takip eden sayısız çırak var, onu kıskanıyor ve onun için tezahürat ediyorlar.”

 

“Gerçekten mi?” Hou Xiaomei saf ve naif bir kızdı, Bai Xiaochun’un sözleri ona büyük bir şok yaşatmıştı.

 

“Bu çırağın iki ay önce büyük bir sıçrama yaparak Zhou Xinqi’nin tüm taşlarda birinci olma hayallerini yıktığını bilmelisin!”

 

“Onun ilk denemesinde ilk dikilitaşın birinci sırasına yerleştiğini de bilmelisin. Bunu elini sallarcasına, kolayca yaptı.”

 

“Zhou Xinqi’nin buna bizzat tanık olduğunu da bilmelisin. Sonraki yedi günde ne uyudu, ne dinlendi. Defalarca dikilitaşta mücadele etti ancak elinden gelen her şeyi yapmasına rağmen ikinci sırada kalmayı sürdürdü ve teslim olmak zorunda kaldı. ”

 

“Bilmelisin ki, Ben, Bai Xiaochun… ahem.” Bai Xiaochun fazlaca heyecanlanmış, en sonunda görkemli Kaplumbağa Lord olduğunu açıklama noktasına gelmişti ancak son anda kendisini tuttu. Bunun için ideal bir kalabalık beklemesi gerekiyordu. Tek bir kızın önünde yapmak bu konuşmayı ziyan etmek demekti.

 

“Bunların hepsi doğru mu?” diye soran Hou Xiaomei’nin gözleri aysız gecenin yıldızları gibi parıldıyordu. Artık küçük kaplumbağaya tam bir hayranlık resmi çizerek bakmaktaydı.

 

“Tabii ki doğru.” diyen Bai Xiaochun iç çekiyordu. Yanlış yola sapan genç bir kızı kurtardığını düşünmekteydi. Büyük bir başarı hissiyle kollarını kıvırarak Hou Xiaomei’nin hayranlığını görmezden geldi ve ikinci dikilitaşa ilerlemeye başladı.

 

Kalabalığı yararak ilerledi ve bir süre bekledikten sonra sırası geldi. Ardından ilk bulduğu boş kabine girerek kalabalıktan ayrıldı.

 

Bu kabin de bir öncekinin aynısı gibi görünüyordu. Kaplumbağasını çizen Bai Xiaochun’un görüşü bulanıklaştı ve kulaklarına gümbürdeme sesleri doldu. Yeniden görebilir hale geldiğinde de geçen seferki tanıdık boş alana ulaşmıştı. Ancak bu kez soğuk bir ses yankılanmadı; yalnızca bitki parçaları belirdi.

 

Bai Xiaochun buna hazırlıklıydı, gözleri parıldarken elleri hareket etmeye başlamıştı bile. Göz açıp kapayıncaya dek bir ruh bitkisini bir diğeri takip ediyordu.

 

Zaman geçti. Tütsü tükenmek üzereyken geriye 5,000’den az bitki kalmıştı, bu da ilk deneyişinden daha iyi bir sonuçtu.

 

Ne yazık ki süre doldu ve Bai Xiaochun’un bulanıklaşan görüşü bir kez daha kabinin içerisinde netleşti. Eksikleri olsa da sonuç konusunda kendine oldukça güveniyordu. Hızlıca üçüncü bitki kâğıdını kolaçan etti ve kabinden çıktı, kalbi beklentiyle çarpıyordu.  

 

Dışarıda isim listesine bakmakta olan pek çok Dış Kesim çırağı vardı. Bai Xiaochun kendini tam bir kahraman gibi hissediyordu.

 

“Bu kez tüm tarikatı sallayacağım! Herkesin Kaplumbağa Lordun Bai Xiaochun olduğunu öğrendiğinden emin olacağım!” On binlerce çırağın kendisine hayran olacağı hayaliyle kavrulurken Hou Xiaomei’nin yüzündeki şoku da düşlüyordu.

 

Bai Xiaochun bu düşüncelerle dolup taşarken gürültülü bir kahkaha atmadan edemedi. Tam sağ elini kaldırmış, ciğerlerine nefesini çekmiş ve görkemli Kaplumbağa Lordun kendisi olduğunu açıklamaya niyetlenmişti ki…

 

Bir anda kulağına Dış Kesim çıraklarının konuşması çalındı.

 

“Sence Zhou Ablanın yerini çalan küçük kaplumbağa kendisini gösterecek mi?”

 

“Sanmam. Zhou Ablanın fanları delirmiş durumda. O küçük kaplumbağa için tüm kuzey yakayı aradıklarını duydum. Onu bulduklarında canlı canlı derisini yüzeceklerini söyleyenler var…”

 

“Onu ben de duydum. Hatta bu arayışa katılmak isteyen İç Kesim çırakları da varmış.”

 

Bai Xiaochun konuşulanları dinlerken afallamıştı. Kalbi deli gibi atıyordu. Kendisini arayan İç Kesim çırakları olduğunu duymak alnından soğuk terler akmasına sebep olmuştu ve hızlıca başını kaşıyarak hiçbir şey olmamışçasına elini indirdi.  

 

Öfkeli bir şekilde kalabalığı aşarak ilerlemeye başladı, yüzünde endişeli ve yaslı bir ifade vardı.

 

“Bu çok saçma. Fazla abartıyorlar. Tek yaptığım ilk sırayı almaktı, değil mi ama? Ve şimdi işe İç Kesim çırakları da mı karıştı? Buna değer mi ki?” Bu kez sözleri tamamen gerçek hisleriydi, en ufak bir rol yoktu.

 

Ve o kalabalığa karışmaya çalışırken ikinci taştaki isim listesi değişti, bunu yoğun bir gürültü takip etti.

 

#Bizimki yine ilan edemedi kaplumbağanın kendisi olduğunu. Ama buna rağmen kendine bir fan club oluşturma yolunda, ilk kurbanı da Hou Xiaomei laughing
Bakalım ikinci taşa ne olmuş ve kalabalık ne tepki verecek, okumaya devam!




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1223

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1055

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 873

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 645

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 519

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 348

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14859 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19565 Bölüm Sayısı


creator
manga tr