"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

A Male Prisoner in the Women's Prison - ( Kara El ) - Melek Yüzlü Şeytan - #1


İçinde bulunduğu aracın karanlığından yararlanarak pencereden dışarı baktı adam. Cama değen yağmur damlalarını kendi yüzünde hissetmeye çalıştı. Başaramayınca yüzünü buruşturdu ve kafasını çevirdi. Yanında oturan polise döndü ve onun yüzüne baktı.


“ Sigaran var mı? “ diye sordu yarı ciddi bir yüz ifadesiyle. Soruyu duyan polis önce herhangi bir tepki göstermedi. Fakat sonra ön cebindeki sigara kutusundan bir sigara çıkardı, sigarayı yaktı ve yanındaki adama uzattı. Elleri kelepçeli olan adam bu durumdan hoşnut bir şekilde elindeki sigaradan bir nefes çekti. Sonra tekrar kafasını pencereye çevirdi.


“ Bu yaşında neden böyle bir şey yaptın? “ diyerek yavaş adımlarla bir sigara daha çıkardı kutusundan polis. Soruyu sorduğu adam bu soruyu duyana kadar yağan yağmurdan kaçmaya çalışan insanların, yaptığı garip hareketleri inceleyip onların nereye gittiği hakkında çıkarımlar yapmaya çalışıyordu. Ama yan tarafından gelen soru ile bütün yaptığı şeyleri bıraktı adam. Sadece sigarasını içmeye odaklandı. Sigarası bitince onu yere atıp ayağıyla ezdi. Yerinde doğrulup sorduğu sorunun cevabını bekleyen memura döndü.


“ Sen neden polis oldun? “ dedi memura. Cevap bekleyen memur, kendisine söylenmiş karşıt bir soru görünce bir an afalladı. Fakat sonra gülümseyerek cevap verdi.


“ Kadınlar, üniformalı erkeklere bayılır dediler. “ diye cevap verdi yüzündeki anlamsız ve  aptal bir gülümsemeyle.


Bu cevabın üstüne, yarım ağız güldü genç adam ve “ O genelde pilotlar ve denizciler için söylenir. “ dedi büyük bir gülümsemeyle. “ Ayrıca..” diye sözüne devam etti. 


“ Kadınlar, üniforması olan erkekleri değil parası olan erkekleri sever. Bu yüzden bir daha dünyaya gelirsen aklında bulundur bu dediğimi. Yoksa kendini yine bir hapishane aracında, bir suçlunun yanında onu hapishaneye götürürken bulursun. “


“ Bu dediğini her zaman aklımda tutacağım. “ dedi memur ve önüne döndü. Bir kaç saniye sonra telefonu çaldı. Telefonu cebinden çıkardı, çalan numarayı görüp aramayı kabul etti ve telefonu kulağına götürdü. 


“ Efendim hayatım. Bir şey mi oldu? “ diyerek karşısından cevap beklermiş gibi sustu ve telefonda konuşan kişiyi dinledi. Memurun söylediği ilk cümle pencereye çarpan yağmur damlalarını izleyen adamın gülümsemesine sebep olmuştu. Kafasını çevirdi ve telefonda eşiyle konuşan polise baktı. Sonra kafasını aracın arkasına dayayıp ellerini kafasının arkasında birleştirdi, gözlerini kapattı ve “ Keşke ben de üniformalı bir işe girseydim.. “ diye geçirdi içinden. Gülümsedi. Sonra rahat bir pozisyona geçip kendisini uykunun ellerine bıraktı.



★✦★✦★✦★✦★✦★✦★✦★✦★✦★✦★✦★✦★✦★✦★✦



Yaklaşık bir saat sonra dürtülerek uyandırıldı. Uyandığında hapishane arabası durmuştu. Gözlerini bir kaç defa kırpıştırdıktan sonra gördüğü görüntü iyice netleşti. “ Hadi kalk. Burası son durak. “ dedi polis. Espri yapmak istemişti sanırım ama adamın bu espri karşısında gülmediğini görünce hemen yüzündeki o aptal ifadeyi düzeltti ve yüzüne ciddi bir ifade takındı. Sonra inmek için arka iki kapıyı gıcırdatarak açtı ve aşağıya indi. 


Polisin indiğini gören genç adam da hemen aşağıya indi. Gözlerinin ilk gördüğü şey hapishanenin adıydı, yazan kelimeleri bir defa okudu ve umursamadan bir ayağıyla yere bastı. Sonradan zihninde bir şaşkınlık ifadesi belirdi ve kafasını kaldırıp tekrar yazıya baktı.


Privet Women's Penal Execution Agency - ( Kurtbağrı Kadın Ceza İnfaz Kurumu )


Okuduğu yazıyı tekrar tekrar gözden geçirdi. Ama okuduğu şey hep aynıydı. Rüyada olduğunu sanıp kolunu sıktı. Kolunda hafif bir acı hissetti ve bunun bir rüya olmadığı anladı.

Arkasını dönen polis ona “ Neden diğer bacağını yere indirmiyorsun? “ diye sorana kadar olduğu yerde cansız manken gibi duruyordu ki polisin sorduğu bu soru onu kendine getirdi. Diğer ayağını da yere indirdi ve kafasını polise çevirdi.


“ Yanlış gelmiş olmalıyız değil mi? “ diye sordu polise. Yüzündeki şaşkın ifadeyi saklamayarak. Adamın sorduğu bu soruyu duyunca polis gülümsedi.


“ Hayır, doğru yerdeyiz. “ dedi polis sakince ve gülümseyerek. Genç adam ne olduğunu hâlâ anlayamamıştı. Neden kadın hapishanesine getirilmişti? Kendisi cinsiyetini yanlış mı biliyordu? Yaşadığı yirmi yıl boyunca bir kadın olarak mı yaşamıştı yoksa? Ama hayır kadın olamazdı. Bir kere kadın olması için bel altı uzvunun olmaması gerekiyordu. Ama vardı. O zaman neden buradaydı? Bu soruların içinde kaybolmamak için arkasını dönmüş adamın omzuna dokunup adamın kendisine doğru dönmesini sağladı.


“ Sayın polis bey, bir hata yapıyor olabilir misiniz acaba? “ diye cevabını kendisinin bildiği bir soru sordu polise.


“ Hayır, hiçbir hata yok. Neden sordunuz? ”


“ Burası, Kurtbağrı Kadın Ceza İnfaz Kurumu değil mi? “


“ Evet, üstünde de yazıyor zaten. “ 


“ Anlamadınız. Şöyle anlatayım. Sizinde bildiğiniz gibi burası bir Kadın hapishanesi ve benim burada olmamam gerekiyor. Çünkü ben kadın değilim! “ 


Söylediği şeylerde kadın kelimelerine vurgu yapıyor ve polisin onu anlaması için garip örnekler veriyordu. Konuşması bittiğinde adamın bütün sözlerini dikkatle dinleyen polis tiz bir kahkaha attı. Sonra adama dönüp. “ Kadın olmadığını biliyorum. Şaşkın olduğunu da ama şaşkınlığının hemen geçmesini sağla. “ dedi ve sözlerine devam etti. 


“ Çünkü yeni yönetmeliğe göre, modern kadın cezaevi seçilen hapishanelerin suçu kesinleşmemiş ve yirmi iki yaşından küçük bir erkek mahkum bulundurması gerekiyor. Bu modern cezaevindeki tek erkek suçlu olarak da seni seçmek zorunda kaldılar. Yani yeni yönetmeliğe göre senin burada olmanda bir yanlışlık yok.“  


Polis sözünü bitirdiğinde içerisindeki şaşkınlığı belli etmemek isteyen genç adam, suratındaki donuk ifadenin yerini normal bir ifadeye çevirmeye çalıştı. Bir süre sonra cezaevinin önündeki kulubeden giriş işlemlerini yapan polis görevini tamamlamış ve bu da adamın içeri girmesi gerektiğinin habercisi olmuştu. 


Dosyalar elinde gelen polis, genç adama gülümsedi. Hapishanenin görevliler için olan kapısı açıldı ve dışarı üniformalı bir kadın çıktı. Kadın genç adam ve onu bu cezaevine getiren polisin yanına geldi. Kalın ve sert bir ses tonuyla polise dönüp “ Her şey tamam mı? “ diye sordu. Genç adamın yanında duran polis kafasını evet anlamında salladığı anda kadın polis genç adamın kolundan tutup yürümeye başladı. 


Kadın yürüdüğü için yürümek zorunda kalan genç adam tam kapının karşısındayken bir şey hatırlayıp ayağını yere kenetledi. Kafasını çevirip arabaya binmek için arkasını dönen polise “ Polis bey! “ diye bağırdı. 


“ Tanıştığıma memnun oldum. Benim adım, Blake Schofield. “ 


“ Güzel isim, Blake Schofield. Marcus Adams seninle tanıştığı için çok memnun oldu. İçeride kendine dikkat et. “


Blake, istediği şeyleri duymayı başardığı için mutluydu. Ne kadar adam öldürmeye tam teşebbüs suçundan hapishaneye girmiş olsada iyi insanların üzerinde kötü bir iz bırakmak istemiyordu. Bu yüzden tanıştığı ilk polis olan Marcus Adams’ın söylediği bu basit cümleler bile onun gülümsemesini sağlamıştı. Tekrar başını önüne çevirdi ve kadın polise “ Artık gidebiliriz. “ dedi hoşnut bir ifade ile. 


Giriş kapısından içeri girdikleri andan itibaren Blake, özgürlüğünün kısıtlandığını hissetmişti. Bi yandan da dışarıdaki soğuktan kaçmayı başardığı ve sıcak bir yere girdiği için mutlu olmuştu. İçeri girdiklerinden sonra kadın memur demir parmaklıklı kapıyı görevli kartı ile açtı, kartını yerine koydu ve telsizini çıkardı. 


“ Yeni mahkum giriş yaptı. Arama odasına işi olmayan birisi geçebilir mi? Mahkumun araması yapılacak. “


Çok kısa bir süre sonra telsizden bir kadın memurun sesi duyuldu.


“ Arama odasına geçiş yaptım Memur Debra. Sizi bekliyorum. “


Sesi duyan Blake, önce bir kadının kendisini aramasından rahatsız oldu. Fakat sonra bunun her mahkuma yapıldığını düşünüp bu rahatsızlığı üzerinden attı. Bir kaç parmaklıklı kapıdan daha geçtikten sonra bir kapının önünde durdular. Memur Debra, kapıyı açıp Blake’i odaya geçirip kapıyı kapattı. Blake, karşısında genç ve güzel bir kadın memur görünce kendini şanslı hissetti. Fakat bütün bu hisler kadının yüz ifadesinin değişimiyle kayboldu.


“ Gel, yaklaş. Çıkar ceketi, ceketi çıkar! “


“ Tamam çıkarıyorum. “


“ Küpe, saat, bileklik ne varsa onlarıda çıkar hadi, hadi! “ 


Kadın çok korkunç bir ses tonu ve yüz ifadesiyle Blake’e emirler yağdırıp onun üstünde baskı kuruyor kurmaya devam ediyordu.


“ Hadi oyalanma, hadi!, dön bana, aç ağzını, iyice aç!, dilini çıkar, dilini çıkar döndür dilini çabuk! “


Blake, kadının dediklerini harfi harfine yerine getirsede kadın bağırıyor ve sesini yükseltmeye devam ediyordu. 


“ Tamam şimdi çıkar kazağı, kazağı çıkar! Hadi oylanma! Atlet, gömlek ne varsa çıkar! Hadi! ”


Blake, kadından korkmuş bir edayla üzerindekileri büyük bir hız ile çıkarıp yere atıyordu. 


“ Kaldır kolları, kaldır kaldır kaldır! “


Kollarını acımasına rağmen kaldırabildiği kadar yukarı kaldıran Blake’i başka bir insan bu durumda görse bale yaptığını sana bilirdi. Ama Blake, nasıl göründüğünü umursamadan karşısındaki melek yüzlü manyağı kızdırmamak için söylediği şeyleri en iyi şekilde yapmaya çalışıyordu.


“ Hadi oyalanma! Pantolonu, içliği altına ne giydiysen çıkar. Hadi! “


Blake, kadının bu dediğini, beyninin saf ve temiz olan süzgecinden geçirmiş olacak ki sadece pantolonunu çıkarıp sağ tarafa fırlattı. Sonra yerinde durup kadının “ Arkanı dön! “ veya “ Ayaklarını aç! “ gibi aramasını kolaylaştıracak komutlar vermesini bekliyordu ki, kadının hiçbir şey yapmayıp yerinde durduğunu fark etti. Sonra gözlerini kadının gözlerine dikip bir kaç saniye baktı. Blake’in dümdüz durup hiçbir şey yapmadan ona baktığını fark eden kadının çok sinirlendiği, sesini yükseltmesinden belli oluyordu.


“ Ne bakıyorsun! Oyalanmasana! Çıkar iç çamaşırlarını don, külot ne varsa. Hadi! İnce arama yapıyoruz. Hadi! “ 


“ Ne! Bunudamı çıkarmak zorundayım! Bu saçmalık! Bu görsel tacize girer hanım efendi! Ben bu dediğinizi yapmayı kabul etmiyorum! " dedi Blake ve üç saniye sonra bunu dediğine pişman oldu.


Çünkü karşısında daha önce görmediği kadar sinirli bir insanın surat ifadesi vardır. Korkuyla iki adım geriye gider, arkasını döner ve kapıyı açıp kaçmak için kapı koluna uzanır ama o sırada büyük bir patlama edasıyla gelen bir ses duyar. 


“ Mahkûm Blake Schofield!! “


Bu ses Blake’in bütün anılarının gözlerinin önünden geçmesine sebep olur ama o da yarıda kesilir. Blake titrek adımlarla kadın memurun olduğu yere döner. Döndüğü ilk an gözüne kadının elindeki kırbaç çarpar.


Fakat sonra kadın memurun yüzünü görür ve bu yüz ifadesine bakmanın kırbaç ile kırbaçlanmaktan daha kötü olduğuna karar verir. Kadın memurun gözlerinden bir saniyeliğine gözlerini kaçırır ama bunun onu daha fazla sinirlendiriceğini düşünüp gözlerini tekrar memurun gözlerine diker. Bir kaç saniye sonra kadın memur elindeki kırbaçı yere vurur ve gözlerini kısar.


“ Bir hapishane memuru olarak size emrediyorum. Hızlı bir şekilde altınızda ki donu çıkarın ve o yüksek sesinizi kısın! Çünkü eğer biraz daha dediklerimi yapmamakta ısrar ederseniz, sizi o korumaya çalıştığınız uzvunuzdan çivi ile duvara asmak zorunda kalacağım! Bu yüzden şimdi lütfen benim dediklerimi harfiyen yerine getirin ve beni zor kullanmak zorunda bırakmayın! Dediklerimi yapın ki aramanız çabuk bitsin! Anlaşıldı mı?! "


Karşısında alev püsküren bir ejderha bulan Blake, yirmi yıllık erkekliğini bir saat içerisinde yok etmeyi başarmış, kadının sonradan söylediği herşeyi eksiksiz tamamlamış ve can kaybı yaşamadan aramasını bitirmiştir. Herşeyini tekrar giydikten sonra korkmuş, bembeyaz suratı ile odadan çıkar. Onu bu halde gören Memur Debra, şaşkın bir biçime “ Ne oldu? İyi misin? “ diye sorar. Bu sorunun üzerine biraz rahatlayan Blake sırıtır ve yavaş adımlarla memur Debra'nın yanına sokulur.


Ölmedim. En azından şimdilik. “ der ve kolunu Memur Debraya uzatır.



Y/N - Yeni serimizin ilk bölümü hayırlı olsun. Beğenilerinizi, yorumlarınızı, eleştirilerinizi ve tavsiyelerini eksik etmeyin. Okuduğunuz için teşekkür ederim. İyi okumalar..




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1432

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1189

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 975

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 902

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 791

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 772

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 712

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 634

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 619

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 567

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 157

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 139

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 133

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 127

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 125

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 124

Site İstatistikleri

  • 13826 Üye Sayısı
  • 656 Seri Sayısı
  • 31181 Bölüm Sayısı


creator
manga tr