Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 139-Rakipler


Mücadele son sürat devam etmekteydi, her cephede durum ciddileşirken, bazılarında ise başladığının aksine işler çok çirkinleşmişti.

Pembe şemsiyesi ile gelen okları durdururken gösterişi ile göz kamaştıran güzel kadın, şu anda tanınmayacak haldeydi. Saçı başı dağılmış, hoş kıyafetleri üstündeki sayısız kesikten akan kanların bıraktığı izlerle lekelenmişti.

Biraz da talihsizdi Ellen, on tane düşmandan birebir için en zor olanı ile karşılaşıyordu. Bunun farkına bir süre sonra varacaktı güzel kadın, devam etmek zorunda kaldığı savaş boyunca yardım arar gözlerle etrafına birçok kez bakmıştı.

 İlk önce yakışıklı adam aklına geldi, bukleli saçları ile insanı hayal dünyasına götüren bu kişi hiçbir zaman onu hayal kırıklığına uğratmamıştı zira. Neden bir kere daha beni korumasın diye düşünürken, işve ile çevirdiği gözleri ile gördüklerine inanamayacaktı.

İnce uzun kılıcını savuran adamın hali çok tuhaftı, kibarlıktan kırılan kişinin aurasından eser yoktu. Yüzünü kapatan saçlarından anlayabildiği kadarıyla adamın suratı terden sırılsıklam olmuş, alnındaki damarlar her an derisinden dışarı fırlayacak gibi şişmişti.

Bu fizik hali ölümüne bir mücadelede normal karşılanabilirdi ama ondan hissettiği delilik de neyin nesiydi. Altı numara ve eşsiz mızrağı karşısında bir adım dahi geri atmayan kişi, tüm ekibin tanıdığı centilmen ve kibar insan değildi sanki.

Bu seçenek ortadan kalktığında hemen hedef değiştirdi Ellen, üst bedeni çıplak gezen adam onun arkasına saklanabileceği bir figürdü. Belki onu direkt olarak savunmazdı ama etrafında bulunması halinde arkadaşının yeteneği sayesinde dolaylı olarak bir savunma sağlayabilirdi kendisine.

O tarafa doğru yanaşması ile bir düzine orkun parçalanmış halde yolunun üstüne düşmesi bir olacaktı. Manzara korkunçtu, kolu kopanlar, kafası parçalananlar, üst ve alt bedenini sadece bağırsaklarının birbirine bağladığı savaşçılar önünde can çekişiyorlardı.

Güzel kadının düşüncesi aslında mantıklıydı, bilemediği şey savaş alanındaki en şiddetli mücadelenin yöneldiği tarafta olduğuydu. İki numara ve rakibinin dünya umurunda değildi, yumruklarını deli gibi çarpıştırıyorlardı.

Elleri, ayakları, tüm bedenleri onların silahıydı, kollarını savurdukları zaman rotasında kalan zavallı orklar için yolun sonu görünüyordu. Bu mücadeleden kaçınmak çok zordu, iki savaşçının da herhangi bir düzene uymak gibi bir düşüncesi yoktu, dövüşün akışı onları ne tarafa sürüklerse oraya doğru doludizgin gitmekteydiler.

Çirkin kadına bakmamıştı bile, o şirret fırsatını yakalasa kendi elleri ile ölüme götürürdü kendisini. Son bir çaresi kalmıştı güzellik abidesinin, liderin yanına kaçacak daha sonra alay konusu olsa bile ölümden kurtulma şansını yakalayacaktı.

Kır saçlı adam en tecrübelileri idi, alışkanlığı gereği alanı kontrol altında tutmak için muhakkak kendini korunaklı bir yere atmıştır diye düşündü kadın.

Her kapı yüzüne kapanan Ellen’ in bu gün açık ara hayatında yaşadığı en kötü gün olabilirdi, lideri savaşırken görmesinin üstünden ne kadar süre geçmişti kendi bile hatırlayamıyordu.

Ölüme adım adım yaklaşan kadının son umudu olan kır saçlı adam, üç numara önüne dikildiği andan itibaren ciddi bir mücadele veriyordu. Kendi canının derdine düşmüştü, aklındaki tek düşünce karşısındaki canavarı biraz silkeledikten sonra hızla savaş alanından kaçmaktı.

Her şeyi geride bırakıp kaçmak istiyordu kır saçlı adam, bu utanılacak bir şey değildi. Öldükten sonra arkasından kahramanlık destanları yazılmayacaktı, adına ne bir şiir ne de bir şarkı söylenmeyeceğini biliyordu.

Yaşamını insan yaratık demeden öldürerek kazanan biri için hayatının değeri karşısında, onur, gurur, görev sorumluluğu gibi olguların metelik değeri yoktu. Devasa bir kertenkeleyi anımsatan rakibine bakınca, bu düşündüklerini yadırgamak mümkün değildi.

İki numara birkaç vuruş takasından sonra dayanamayarak tekniğini uygulamaya başlamıştı, koynundan çıkardığı bir tüp kanı hızla ellerine ayaklarına ve belinin arkasına dökmüştü.

Önce kimse bu harekete bir anlam veremeyecekti ta ki üç adımdan uzun dev bir kuyruk arkasından sertçe yere vurana kadar. Aynı anda elleri ve ayakları da şekil değiştirmişti, kaybolan uzuvların yerinde devasa pençeler beliriyordu.

Üçüncünün dövüş yolu dönüşüm tekniğinde, Uzman düzey Birinci seviyeye sahipti. Daha önce yaydığı vahşi yaratık aurasının sebebi de buydu, birçok defa kanları ile bedenini kaplamasının sonucu kazandığı bir yetenekti bu.

Kimse göremese de tüm bedeni çeşitli desenlerin kazındığı dövmeler ile kaplıydı üçüncünün, rünler ve büyülü sözcükler ile bezenmişti. Seçilen yaratığın kanı ile aktif oluyordu tekniği, bir defa başladığında kurbanın tüm gücü ve kudreti damarlarında akıyor, fiziksel olarak onun şekline bürünüyordu.

Acemi ve Usta düzeylerinde tamamen değişim geçirmek zorundaydı, Uzman olduğunda ise artık bedeninde istediği yerleri seçme özgürlüğünü kavuşmuştu.

Nafız’ın ona verdiği Cehennem Diyarı’na has bir canlı olan lav kertenkelesinin kanını kullanıyordu bu gün, şu anda kor ateş rengi pençeleri ve kuyruğu ile kır saçlı adamı bastırmıştı bile.

Çok ilginç bir dövüş tarzı vardı dönüşüm geçirmiş ork savaşçısının, ayaktayken iki elinde bulunan pençeleri ile durmaksızın saldırıyordu, buna devasa kuyruğu da eşlik etmekteydi. Bir kertenkele gibi gövdesini yere yatırdığında ise hızı aşırı artıyor, rakibinin açık yerlerine nokta atışı vuruşlar gönderiyordu.

Kır saçlı adamın birçok ölüm kalım durumundan edindiği tecrübeleri olmasaydı, bu zamana kadar savaşın sonucu çoktan belirlenmişti. Ne var ki Boz Sırtlanlar’ın lideri en kritik anlarda kendisini kurtaracak hareketi yapmayı başarıyordu, sürekli bir geri çekiliş içinde olsa da hala yaşıyordu sonuçta.

Sağ kanatta yapılan mücadelelerde her an her şey olabilirdi, bu nedenle kıyafetini geçip etinde yeni iki kesik açan Altın Chakramlar’a karşı tek başınaydı Ellen. Nefesi sıklaşmış, kaybetti büyük miktarda kandan dolayı bilincini yitirmek üzereydi.

Bir rüzgâr elementi kullanıcısı olarak bu kadar kolay yenilmemeliydi aslında, diğer arkadaşları da zor anlar yaşıyordu lakin kimse kendisi gibi ölümün kıyısına gelmemişti.

‘’Efendim, sanırım beş numara birazdan rakibini öldürecek!’’

Savaşın başından beri bulundukları yerden olanları izleyen Nafız ve Miloş, bir süredir sonuçlanmaya en yakın olan mücadelenin üzerine bakışlarını yoğunlaştırmıştı.

‘’Okları durdurduğu zaman bende büyük bir beklenti oluşturmuştu şu kadın fakat elindeki silahı hariç rüzgâr kullanımı yapamaması ne üzücü bir sürpriz oldu!’’

Ustası dünyadaki sayılı zanaatkârlardan biri olan Abarran’ın kızı olduğundan dolayı, Nafız güzel kadının zaafını fark etmişti. Ellen’ in tek numarası güzelliğini tamamlayan şemsiyesinde saklıydı, sadece bu silah sayesinde rüzgâr temelli saldırılar yapabiliyordu.

Bir element kullanıcısı olmadığı birebir savaş sırasında açığa çıkacaktı, üzerindeki hız arttırıcı donanımlara rağmen gerçek bir rüzgâr savaşçısının yanına dahi yanaşamazdı.

Bazı silahlar ve ekipmanlar elemental büyü kristali ile desteklenebiliyordu, içine depolanmış enerjinin türüne göre ataklar yapabilen pembe şemsiyenin tüm olayı buydu. Rüzgâr temelli enerji sağlayan büyü kristali sayesinde, onu kullanan güzel kadın küçük hortumları ve okları savuşturan esintiyi üretebilmişti.

Beş numara ise tam bir suikastçıydı, hızı, çevikliği, silahlarının özellikleri ona ait ve has şeylerdi. Güçlerini emanet alan ile tamamen kendi becerilerini sergileyen biri arasındaki farkın sonucu gözler önüne seriliyordu adeta.

Nitekim kır saçlı liderin ekibini ve isyancı kabilenin orklarını idare edemez halde oluşunun ilk meyvelerini alacaktı Elit On, tamamen ters yönlerden Ellen’ in boynuna doğru ilerleyen iki Altın Chakram neredeyse eş zamanlı olarak hedefine varmıştı.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Hiçbir iş yapmayan adam, boş oturuyor demektir; fakat kendi yetenek ve bilgisinden daha aşağı bir işte çalıştırılan adam da onun kadar boş oturuyor demektir.

Socrates

 

 

   




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 953

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 898

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 741

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 705

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 583

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 517

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 491

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 477

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 433

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 423

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 191

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 187

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 156

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 152

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 135

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 129

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 81

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 69

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 53

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 52

Site İstatistikleri

  • 8331 Üye Sayısı
  • 197 Seri Sayısı
  • 12938 Bölüm Sayısı


creator
manga tr