"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 135-Bir Numara Harekete Geçer


‘’Efendim, neler oluyor!’’

Miloş gulyabani görmüş gibi gözlerini pörtletip kendisine bakarken, Nafız’ da eli çenesinde düşünüyordu. Bir süre böyle durduktan sonra kederle konuşmaya başlayacaktı

‘’Şu halimize bak, düşmanda iki tane güzellik abidesi var, biz Mecidiyeköy ışıklarda cam silen yankiler gibiyiz!’’

Bir süredir abandone durumdaki Elit On şu anda kendisinden geçmişti, çaresizce Kan Tanrısı’na bakıyorlardı.

‘’Hiç olmazsa Jashua’yı alsaydık yanımıza ekibin puanını arttırırdı, vallahi çok canım sıkıldı şimdi!’’

Düşmanın gizli bir kozu mu var, bizim göremediğimiz nasıl bir tuzağı gördü gibi sorular aklında dolanan Miloş tamamen çaresiz kalmıştı. Bir ölüm kalım savaşının arifesinde, Nafız’ın böyle bir konuyu kafaya takacağını kim bilebilirdi ki.

‘’Neyse olan oldu artık, tek yapabileceğimiz onları ortadan kaldırarak soruna basit bir çözüm bulmak!’’

Elit On üyeleri çok uzun süredir yaşamıyorlardı fakat daha önce eğitimleri sırasında epeyce motivasyon konuşması dinlemişlerdi. Bugün dinledikleri sözler gibisini daha sonra duyabilecekler miydi bilinmez ama hali hazırda hırs küpüne döndükleri bir gerçekti.

‘’Hücum!’’

Boz Sırtlanlar’ın lideri konumundaki kır saçlı adam gür bir sesle bağırdığında, emrindeki beş savaşçıyla beraber on binden fazla ork ileri atılmıştı. Diğer tarafta ise artık bir emre gerek yoktu, ne yapacakları açıktı, önlerine kim çıkarsa yok etmekti işleri.

Hızla birbirlerine yaklaşan iki tarafta da tek istisna okçulardı, onlar yerlerinde duruyor düşmanın atış menzillerine girmesini bekliyorlardı. Bu konuda on numaranın avantajı büyüktü, diğer kabiledeki silahdaşları çaresiz gözlerle hızla ilerleyen düşmana bakarken, o çoktan yayını germiş oklarını savuruyordu.

Birden fazla ok atması ve hareketlerindeki serilikten ötürü önde saldıran savaşçılar birer birer düşmekteydi, durumdan memnun olan on numaranın ise durmaya niyeti yoktu, hatta kendini sınırlarına kadar zorlamanın peşindeydi.

Havada ilerleyen oklarını yan gözle izleyip elini sadağına atıyordu, mutluluk saçan ifadesi bir anda değişmeden önce gördüğü şey, daha önce tanık olmadığı cinsten olacaktı. Bir anda ön tarafa fırlayarak şemsiyesini açan güzel kadın, onu hızlıca çevirerek üzerlerine gelen okları dağıtacak küçük bir fırtına çıkarmıştı.

İyi giden plan bozulacaktı,  rüzgâr elementini kullanabilen bir kişinin varlığı okçular için tam anlamıyla gün ışığında görülen bir kâbustu. Arkadaşları neredeyse düşman okçuların menziline girmek üzereyken, çaresizce hedefini kadının uzağındaki alana yoğunlaştırdı on numara.

‘’Ezik okçu, birazdan gelip yayını ikiye ayıracağım!’’

Çarpıcı dış görünümü olan kadın her zamanki gibi kibirle dolu bir ses tonu ile konuşmuştu, karşısında ezilmeye mahkûm biri varken kendisini nasıl tutabilirdi ki!’’

‘’Dikkat et!’’

Kendisini şımarttığı anlarda bir ses kulağının dibinde çınladığında, gözlerinin önünden parlak gümüş renge sahip ince kılıcın gövdesi geçecekti. Aptala dönmüştü güzel kadın, sesin ve silahın sahibini tanıyordu lakin yaptığı bu harekete anlam verememişti.

‘’Çılınggg!’’

Metalin metale sertçe çarpma sesi geldiğinde çıkan kıvılcım incelerek havaya karıştı, artık anlamıştı neler olduğu şemsiyeli kadın. Siyahlar içinde bir ork savaşçısı hemen yanı başındaydı, arkadaşının hamlesi onun hayatını kurtarmıştı.

Bukleli saçları havada süzülen yakışıklı adam ilk hamlesi ile yapılan gizli saldırıyı engelledikten sonra, hız kesmeden seri saplama hareketlerine geçecekti. Elindeki silahın yapılış amacı da buydu, ince uzun ve esnek yapıcı sayesinde kesmeden çok delme için icat edilmişti.

Sekiz numaranın uzmanlığı hızdı, bundan saldırırken faydalandığı gibi savuşturma amaçlı da kullanıyordu fakat şu anda düşmanın hemen önündeydi ve an be an etrafı kuşatılıyordu.

Birkaç turdan sonra savuşturamayacağı bir hamle ile karşı karşıya kalmıştı, hızlı bir kararla hayati organlarını korumak ve kılıcın ivmesini yavaşlatmak için sol kolunu darbenin önüne koymak istedi. Ölüm kalım anında yapılacak en mantıklı iş, yaşamak için bazı şeylerden feragat etmek olacaktı.

‘’Şakkkk!’’

Yakışıklı adamın silahının ucu ile sekiz numaranın sol kolu buluşma üzereydi ki, kulak yırtan bir sesle beraber kalın bir metal kamçı ince uzun kılıcın gövdesine iniverdi. Neredeyse doksan dereceye kadar esneyecekti darbeyi alan silah, bunun kullanıcısının koluna aktaracağı etkiyi düşünebiliyor musunuz? 

Darma duman olmuştu adam, öyle ki kafasındaki saç bandı bile çözülmüş hacimli saçları çılgınca savrulmuştu. Fırsat bu fırsat dedi sekiz numara, şimdi atılırsa kendinde olmayan düşmanın boğazına temiz bir kesik atabilirdi.

Bu düşünceler içinde bir adım atmıştı fakat büyük bir gölge çoktan üstüne çökmüş, kendisine doğru gelen saldırının haberini vermişti. Belden yukarısı çıplak olan adamdı bu, tüm ağırlığını omuzunun üstüne vermiş koşarak sekiz numaranın vücuduna çarpmaya çalışıyordu.

Hızlı bir karar vermeliydi Elit On’ un hızda uzmanlaşmış üyesi, atak mı yapacak yoksa geri mi çekilecekti. Çok fazla düşünmedi, nerdeyse kendisine vurmak üzere olan vücut darbesini lehine kullanmak istedi, hafifçe geri zıplayarak ivme kazanıp ayakları ile çıplak adamın omuzundan güç aldı.

Bu şekilde gelen darbenin enerjisini üstüne alan ork savaşçısı, önceden başladığı hareketine devam ederek taklalarla geri savruldu. Gizli saldırısı ilk anda başarısız olmuştu, daha sonra fırsatını yakalasa da hem onu engellemek için gelen adamın varlığı, hem de iyiden iyiye etrafını saran ork savaşçılarının çoğalması nedeniyle kaçmak dışında seçeneği kalmamıştı.

‘’Miloş, bu sefer sadece kalabalık ork yığınları yok karşılarında bizim çocukların, birbirlerini kollayan açıklarını kapatan bir ekiple de uğraşmaları gerekecek. Ne dersin becerebilecekler mi sence?’’

Kan Tanrısı hızlı şekilde gerçekleşen ilk temasın ardından yanında duran Elit On’ un liderine seslenmişti. Sesinde hafiften küçümser bir o kadar da dalga geçer bir ton vardı, hemen dibindeki birisine seslenmesine rağmen hususi olarak yüksek sesle konuşması da dikkatlerden kaçmamıştı.

‘’ Dokuz beni koru, şu hadsiz yaratıklara gereken dersi vermenin zamanı geldi de geçiyor!’’

Miloş konuşmak için ağzını açmak üzereydi fakat cevap hiç beklenmeyen bir yerden gelecekti, saldırı başladığında diğer arkadaşlarının bir hayli arkasında kalan iki orktan biri sinirli şekilde bağırmıştı.

Yanına gelen arkadaşı elindeki kalkanla önüne geçtiğinde o da koynundan çıkardığı ufak bir totemi yanı başına saplayacaktı. Hızla el mühürleri yapıyordu bir numara, gözleri kapalı sürekli bir şeyler mırıldanır haldeydi, derken insanın kanını donduracak bir soğukluk yayacak olan gözlerini açarak bağırdı.

‘’Büyü ve yok et! Bin Tutsak!’’

Aynı anda kendisini korumak için önünde duran kişinin zırhı büyümüş, arkasına doğru uzayan kısmı onu da içine alacak şekilde kapanmıştı.  Mutlak Koruma, ödül zindanından alınan ekipmanın temel özelliğiydi, sadece saldırıların önünde duran bir engel değil yeri geldiğinde kullanıcı için sığınakta olabiliyordu bu kalkan.

Kimsenin göremediği alanda gözleri kapalı şekilde duran bir numara sanki bilinçsizdi, yüzünde değişen mimikleri olmasa onu gören biri ayakta uyuduğunu sanabilirdi.

Şu anda durmaksızın büyüyen totemin boyu on adıma ulaşmıştı ve parlayan yüzeyinden ışıltılar yağmur gibi zemine yağıyordu.

Toprağa değdikleri anda ışıklar vahşi yaratık şeklini alıyor, daha sonra hızla üstlerine doğru gelen ork kalabalığına doğru saldırıya geçiyorlardı.

Sadece bir tanesi şekil aldıktan sonra ileriye doğru koşmamış, sessizce totemin sağ tarafında durarak savaş alanını izlemekle meşguldü.

Bir numaranın gözü kulağı tüm hisleri artık bu yaratıkla senkronize olmuştu, kendini orijinal bedeninden çıkarıp adeta bu ruh formundaki canlının içine girmişti.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Her zaman yapamadığım şeyi yapıyorum, onun nasıl yapılacağını öğrenmem için.

Pablo Picasso

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1040

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 949

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 753

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 556

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 553

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 246

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10854 Üye Sayısı
  • 269 Seri Sayısı
  • 14982 Bölüm Sayısı


creator
manga tr