Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 133-Kendi Düşen Ağlamaz


‘’Bakma suratıma aptal aptal, menüde ork çevirme, insan oturtma var, düş önümüze de yolu göster!’’

Bu laflar, kafası karışmış nöbetçilerin olmayan akıllarını da almaya yetecekti. Bir an sonra en iyi bildikleri şeyi yapmaya karar verdiler.

‘’Saldırın!’’

Düşünme yetisi gelişmemiş organizmaların ortak özelliğiydi bu, mantıklarının çözüm bulamadığı bir durum karşısında kalınca, en iyi çare olarak onu yok etmeyi seçiyorlardı.

Hırsla ileri atılan nöbetçilerden biri Nafız’a ulaşmıştı bile, kocaman yumruğunu sıkmış hasmının kafasını hedeflemişti. Buna karşın Kan Tanrısı, iki eli arkasında kendisini öldürmek için saldırıya geçmiş grubu bakıyordu.

Bir anda tüm görüşü bir yumruk tarafından kapatılacaktı, hafifçe yana çekildi dişi ork ve elleri hala arkasında dururken rakibinin karnına sert bir tekme indirdi.

Vuracağı yumruğun hayali ile gülen ork nöbetçisi, iç organlarının yer değiştirmesi sonucu şu an çok sıkıntılı bir durumdaydı. Yeşil yüzü morarmış göz bebekleri kocaman olmuştu, diyaframındaki bir sıkıntıdan dolayı nefes alış verişinde problem var gibiydi.

Çok dikkat etmedi Nafız, tekmesini geri çektikten sonra üstüne doğru gelen iki düzine orka odaklanmıştı. Kimisi çıplak elleri bazıları da baltaları ile hücuma geçmişti, öndeki arkadaşlarının halini görünce bir an duraksar gibi olsalar da hız kesmeden geliyorlardı.

‘’On beş kişiye saldırdım, vurdum vurdum durmadım of vurdum vurdum durmadım!’’

Diline bir şarkı dolayan Nafız, marabaları teftişe çıkmış köy ağası gibi elleri arkada bağlı şekilde dalacaktı kalabalığa, yolculuk boyunca gerilen kaslarını esnetmek ister gibi bir hali vardı.

Tekmeleri ve dizleri konuşuyordu şu sıralar, hasbel kader çok yakınına girmiş biri olursa omuzu ile uçuruyordu onu da. Nöbetçi orklar saldırmayı bırakmıştı, taktik değiştirerek Kan Tanrısı’nı yakalamayı düşündeler.

Kollarını açmış kendisini yakalamak için hamle yapan orkların elinden, kaygan bir balık gibi sıyrılıyordu Nafız. Bir turda böyle şansını deneyen muhafız orklar soluk soluğa kalmıştı, sayı olarak ta yarıya düştüklerini fark ettikleri anlarda tam bu zamana denk gelecekti.

Yerde acı içinde kıvranarak yatan arkadaşlarını gördükleri an işin vahametini anladılar, yavaş yavaş aşağılar gözlerle onlara bakan dişi orkun yanından uzaklaşıyorlardı.

‘’Miloş boşları alabilirsin!’’

Sırtını düşmanlarına dönerek mekanik alete doğru yürümeye başlayan Nafız’ın saçları bir anda uçuşmuştu, bir nefes sonra Kan Tanrısı gülümserken biraz önce bulunduğu yerden acı feryatlar gelecekti.

Çağrıya kulak veren eski koruma lideri şimşek gibi araçtan çıkıp olay yerine varmıştı, ilk hedefine ulaştığında yanından geçtiği dişi ork daha ikinci adımını atmamıştı.

‘’Ne ilginç bir ekipman, bizim deli oğlanla kapışmaları nasıl olacak acaba?’’

Yanından geçen Miloş ve Kan Savaşçısı Sangre ezeli rakiptiler, bu işin nihayetinde bir düello ile çözüleceğini herkes gibi o da biliyordu.

Sangre atma hançerlerini aldıktan sonra, Nafız bu eşleşme de öğrencisini üstün taraf olarak görüyordu, sırtında onun verdiği yay ve özel oklarda işin içine girince pek te haksız sayılmazdı.

Tesadüf müdür bilinmez sanki ödül zindanı da bunu görmüş ve olaya müdahale etmek istercesine Miloş’a dehşet bir ekipman vermişti.

Sangre tamamen atağa odaklanmıştı, elinde bu iş için olabilecek tüm silahlar mevcuttu, buna karşılık Miloş ilk dövüşte rakibini küçük düşürecek bir hareket hızına sahipti.

Altı tane atma bıçağı ve özel kan oklarının karşısında pek savunma yapma şansınız olamazdı, ya kaçacak ya da daha büyük bir güçle saldırıları bertaraf edecektiniz.

Miloş’ un yöntemi hız olacaktı, geçmişten gelen alt yapısının üstüne derleme tekniklerden öğrendikleri eklenmişti. Bu da yetmezmiş gibi şu anda ayağında bulunan özel botları almıştı ödül zindanından.

Bu donanım kullanıcının orijinal hızını üç kat arttırabiliyordu, şu anda Miloş yüzde ellilik bir artış kullansa da bu bile Nafız’ın saçlarını uçurmaya yetmişti.

Nöbetçi orklar hiç bir şey anlamamıştı, bir boğaz kesildikten sonra daha çığlık sona ermeden diğerinden kan fışkırmaktaydı. Metalin anlık parlaması dışında görebildikleri tek şey, adeta bir noktadan diğerine teleport olan Miloş’ un iz düşümüydü.

Kısa süre içinde nefes alan kimse kalmamıştı muhafız takımından, Nafız adımını araçtan içeri attığında Miloş’ta hemen arkasında belirecekti.

‘’Seyre değer bir gösteriydi Kutsal Topraklar’ın eğitim sorumlusu, umarım bu ekibindeki bazılarına ders olmuştur!’’

Nafız önlerini kesen orkları kendi de öldürebilirdi lakin dokuzuncu kabilede onları bekleyen düşmanları düşünerek bu olayı Elit On’u hırslandırmak için kullanmıştı. Açık bir mesajdı bu; lideriniz en ufak olayda işini ciddiyetle yapıyorsa siz de elinizde ne varsa kullanacaksınız diyordu Kan Tanrısı

Beklenen ufak gecikmeden sonra araç hareket ettiğinde, kendilerini yok etmek için gelenlerin sınırlarına girdiği haberi kabileye ulaşmıştı. Kabile reisi, küçük dağları yaratmışçasına kibirle uzaklara bakan altı kişinin yanına koşacaktı hemen.

‘’Efendiler, düşmanlarımız neredeyse buradalar!’’

Üzerlerinde çeşit çeşit zırh ve savaş kıyafetleri olan gruptan kimse onu dinlemiyordu, sadece tüm heybetleriyle orada duruyorlardı.

Telaşla geldiği yerde sözleri havaya karışan kabile reisi içten içe öfkelense de, şu anda söyleyebileceği bir lafı yoktu. Bir grup insandan yokmuşçasına muamele görmesi tamamen kendi suçuydu, Alyon’ un kabilesinin şerefli bir reisiyken tatlı sözler ve vaatlere kanarak böyle hakaretlere maruz kalacak hale gelmişti.

‘’Efendim, Kan Tanrısı Nafız’ın gelen ekibin başında olduğu bildirildi. Kaçmak için hazırlıklara başlayalım mı?’’

Huşu içinde ruhlarını dinlendiren insanların surat ifadeleri bu sözlerden sonra değişecekti, içlerinden kır saçlı bir adam hızla arkasını döndüğünde bakışlarındaki küçümseme dikkatten kaçmıyordu.

‘’Kan Tanrısı derken? Sıçan kılıklı bir orkun kendisine bu kadar büyük bir lakap takması ne utanç verici!’’

Ufak birkaç kahkahanın eşlik ettiği konuşmanın sonrası iki büklüm duran reise bakan adam, sanki karşısında duran kişiyi tokatlarcasına sözlerini devam ettirmek niyetindeydi.

‘’Biz Boz Sırtlanlarız, bir elimiz ile rahatça kaplayabileceğimiz bu topraklarda kimse bizi kaçmaya zorlayamaz. Bir daha böyle bir teklif ile gelirsen, kelleni kurtarmak için Siyahayı dediğiniz yabaninin bile gücü yetmez!’’

Kemiklerine kadar aşağılamayı tatmıştı kabile reisi, nasıl bir ironiyse aklına Şef Alyon’ un hep bir ağızdan ‘’Emredersiniz!’’ diye cevap verdiği sözleri tam da şimdi düşmüştü.

Derin bir iç çekti, kabilesine doğru geri dönerken benliğine kadar ezildiğinden dolayı omuzları içe dönmüş, başını yerden kaldırmadan yürüyordu. Yapabileceği tek şey üstlerine kâbus gibi çöken bu günlerin hızla geçmesini dilemekti.

Çok uzaklardan bir toz bulutu görünürken tatsız konuşma da sona ermiş, kır saçlı adam yanındaki arkadaşlarına şöyle bir bakarak önüne dönmüştü.

‘’Lider! Misafirlerimiz geliyor, umarım biz gençlerin önüne açarsın bugün!

Kibar bir üslupla konuşan kişi, sıranın en sonunda büyük pelerininin içinde kendini saklamış genç çocuktu. Yirmili yaşlarında gösteren beyaz saçlı erkeğin gözleri parlıyordu, yanındaki diğer dört arkadaşı da kendisi gibiydi.

Altı kişilik ekibin lideri konumunda bulunan kır saçlı adam sözler karşısında hiç bozulmamıştı, bir paralı asker olarak ne zaman konuşup ne zaman susacağını çok iyi biliyordu tecrübeli savaşçı.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsan coşkunluk anlarında olabildiğince bencildir. O dakikada kendisinden daha ilginç daha çekici bir konu olabileceğini düşünmez dünyada.

Tolstoy

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 702

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 634

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 550

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 535

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 458

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 384

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 368

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 349

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 323

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 298

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 113

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 101

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 88

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 66

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 34

Yazarın El Kitabı
Yazarın El Kitabı
Beğeni Sayısı: 33

Ölü Soy
Ölü Soy
Beğeni Sayısı: 24

White
White
Beğeni Sayısı: 24

Art Of War
Art Of War
Beğeni Sayısı: 24

Site İstatistikleri

  • 5785 Üye Sayısı
  • 100 Seri Sayısı
  • 9277 Bölüm Sayısı


creator
manga tr