Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 130-Alis


İsyancıları bastırmak için gönderilen ordu ilerlerken, önlerine çıkan kabilelerle tek tek ilgilenmekteydi. Her gün birini ele geçiriyorlardı, kimi zaman kanlı olan bu olay bazen de sakince kendi kendine çözülüyordu.

Nafız ve Elit On en çok, başlarına gelecekleri kestiremeden kendini beğenmiş tavırlarını sürdürenleri seviyorlardı. Bu durumda, gelecek nesil orkların atası olacak savaşçı grubu yeteneklerini deniyor ve rahatça üzerinde çalışıyordu.

Büyük miktarda düşman öldürmeleri ile son bulan günlerin geceleri ise Nafız’ın güç hayvanının ziyafeti ile sonuçlanmaktaydı. Minik tavşanı sıklıkla dışarı çıkardığı bu sıralar, Kan Tanrısı bazı şeyler keşfedecekti.

Ne kadar çok onunla vakit geçirirse güç hayvanının kendisine karşı hareketleri düzeliyordu, ilk başlarda onu görmezden gelerek cesetlere koşan tavşan şu sıralar önce onunla bir süre duruyor, konuşmalarını dinliyor, daha sonra karnını doyurmaya başlıyordu.

İçten içe bu durumdan mutlu olan Nafız artık güç hayvanına ismi ile hitap etmenin zamanının geldiğine kanaat getirmişti. Var olduğu sürece üzerinde taşıyacağı ismi düşünürken çok titizlenecekti Nafız, malum kendisi bu konudan mustarip bir insandı.

Altıncı kabilenin mağrur savaşçıları ile midesini şişiren minik tavşanı izlerken, sonunda ona nasıl hitap edeceğini buldu Nafız. Güç hayvanını uyandırdığı zindanda neler yaşadığını anımsadı, beyaz tavşan ve düştüğü delik aklına gelecekti.

‘Alis, ona Alis diyeceğim!’’

Karar verilmişti, önceki hayatında çok ünlü bir roman karakterinin adı olsa da, şimdiki hayatında epey orijinal bir isimdi bu. Ablası küçükken ona bu kitabı okuduğunda sevinçten uçacak gibi olmuştu Kan Tanrısı, güç hayvanının cinsiyetini bilmese de bu isim ona aklının bir köşesine attığı eski hayatını ve canı gibi sevdiği ablasını hatırlatacaktı.

Alis’in işi bitince ekibin geri kalanının bulunduğu yere geçti Nafız, büyük bir ateş yakılmış başında Elit On sohbet etmekteydi.

‘’Ee çocuklar, gerçek savaşın ateşini tecrübe etmeye başladınız, nasıl hissediyorsunuz!’’

Keyfi yerindeydi bu gece, biraz sohbet etmek istedi emri altındaki seçilmişlerle

‘’Efendim, arkadaşlarımı bilemem fakat bu deneyim benim için paha biçilmez oldu. Sabit veya hareketli olsun fark etmez, cansız hedeflerle karşılaştırıldığında öldürmek için saldıran düşmanı vurmak arasında çok büyük bir fark vardı!’’

Konuşan on numaraydı, isyan bastırma görevine başladıklarından beri tam kapasite dövüşüyordu. Bu sefer en çok ona yaramıştı belki de zira ele geçirilen altı kabilenin bir tanesi hariç kalanları belli bir zaman boyunca direnmişti, hatta üçüncü sıradaki yerleşim bir avuç kalıncaya kadar savaşmıştı.

Sadece bir kabile hiç savaşmadan teslim olmuş, reisleri tüm sorumluluğu alarak kendisini öldürmüştü. Kan Tanrısı’ da bu asil hareketten etkilenerek onların maden cezalarını yirmi seneye düşürecekti, en nihayetinde ölürken sorumluluklarının bilincine erişerek soydaşlarını korumuştu isyancı kabile reisi.

‘’ Efendim, Kutsal Topraklar’dan çıktığımızda Usta düzey ikinci seviyedeydim, ne zaman ilk savaşımı yaptım içimde bir şeylerin uyandığını hissettim. Duyularım keskinleşiyordu, hareketlerimin ahengi artarken hızımda belirgin bir artış oluştu. Sanırım şu anda üçüncü seviyedeyim, uzman düzeyine yükselmek için döndüğümüzde sınav başvurusu yapmayı düşünüyorum!’’

Okçu orkun yüzü görünmese de sesinin renginden keyiften sırıttığı belli oluyordu, nasıl mutlu olmazdı bir düzey yükselirse Elit On’ un içindeki sırası yükselecek kendisine tanınan imtiyazlar artacaktı.

Bu on seçilmiş sıralanırken esas alınan ölçüt tekniklerinde ne kadar ilerleyebildikleriydi, savaş güçleri ve yıkım miktarları ikinci plana atılmıştı. Savaş, yaşayan nefes alan bir şeydi, bir gün kullandığınız teknik için mükemmel olan koşullar yarın savaş meydanında sizi çaresiz bırakabilirdi.

Örnek vermek gerekirse yedi numaranın Metal Fırtına’sı üstüne akın eden düşmanlara karşı mükemmel sonuç verirken, hareket alanını kısıtlayacak yapılar bulunan bir yerde gizlenmiş düşmanlara karşı aciz kalabilirdi.

Esas alınan tekniğin bedenine ne kadar işlediği olacaktı, kanı, kemiği, iliği, ruhu gelişmeliydi bu savaşçıların. Onlardan türeyecek yeni neslin kalıtımsal olarak güçlü doğması için bu bir zorunluluktu.

Hepsi tekniklerini aldıklarında Acemi düzeyindelerdi, ancak ilk iki seviyeyi geçip üçüncüye ulaştıklarında Kutsal Toprakların kapısı onlara açılacaktı.

Buraya gelip te Usta düzeye çıkamayan birçok ork vardı, onlar gelişim gösterenlerin altında ezilmiş basamak görevi görerek yitip gitmişlerdi. Ne zamanki bir savaşçı Usta Düzey ikinci seviye oluyordu kaderini sonsuza kadar değiştirecek fırsat kapısına dayanmaktaydı.

Ataların lütfu adı altında gizlenen ödül zindanı onlara açılıyordu, Dilber’in korumasındaki yere giren savaşçıların alacakları hediye ileride yürüyecekleri yolu da belirliyordu.

Aynı seviyedeki iki savaşçının hangisi tekniği ile daha uyumlu bir ödül alırsa, ister istemez diğeri ile arasında küçükte olsa bir fark olmaktaydı. Bu nüans gelişim sürdükçe artıyor, aralarındaki mesafe git gide açılıyordu.

On numara bunun en önemli örneğiydi, aynı zamanda alanlar arası boşluk olan sadağı sayesinde hızı artmış, akranlarına üstün gelerek Elit On içine atabilmişti kendisini.

‘’Tebrikler, başından beri gösterdiğin büyük azminin meyvelerini topluyorsun. Bu hırsın, aramızdaki bazı artistlere örnek olur umarım!’’

Sözlerini bitirirken ilk üç sıradaki savaşçılara yönelmişti Nafız, hedefe oturttuğu orklar ise işe uyanmalarına rağmen farklı yerlere bakarak salağa yatıyorlardı. Bu kişiler başından beri, ne ödül zindanından aldıkları hediyeleri ne de tekniklerini kullanmışlardı.

Ellerinde en temel ork silahı olan baltaları ile savaşıyorlardı, işin sıkıntı verici yanıysa bu şekilde dahi onlara sorun çıkarabilecek kimse ile karşılaşmamışlardı.

Aslında bu durum beş numara içinde geçerliydi, oda ödül zindanından aldığı silahı olan Altın Chakram’ı sadece ilk kabilenin girişindeki bekçiler için kullanmıştı.

Paralı askerlerin ve Cehennem Diyarı’nın suikast tekniklerinden harmanlanan bir tekniği vardı, derlendiği yerlere ithafen Ölüm Satan denen bu yeteneği, meydan savaşında geliştirmesi mümkün değildi.

Nafız ona yeni bir hedef vermişti, teslim olmayan isyancı kabilelerin şeflerini o öldürecekti. Binlerce orkun arasından sıyrılıp boğazını kendi elleriyle kesmeliydi bu kişilerin. Altın Chakram kullanması yasaktı, ne kadar handikap koyarsa daha fazla ilerleme kaydedileceğini düşünüyordu Kan Tanrısı.

Bu zor görevde birkaç kez yaralanmış, beş kabilenin şeflerini teslim olmalarından önce sadece iki kere öldürebilmişti. Karanlıklarda gizlenerek beklenmedik anda saldırıp hasmını öldürmek için kurgulanmış tekniği, gündüz gözü ile can pazarı yaşanırken uygulamak zorunda kalmasının, bu sonuca ulaşılmasında payı büyüktü.

Nafız’ın çıkışını üstüne alınmasa da durumundan hiç hoşnut değildi bu nedenle oda ilk üç gibi ilgisizdi konuşulanlara.

Onun aksine silaha dayalı teknik kullanan kişiler için bu yolculuk çok verimli geçiyordu, on numaranın hissettiklerinin bir benzerini altı numarada yaşamaktaydı. İkili olduğu kişi üç numaraydı ve bu ork savaşlarda pek iştahlı değildi, özellikle mi bilinmez ama ona ve elindeki eşsiz mızrağına ışıldamaları için yolu açıyordu.

Eşsiz lakabı, ödül zindanından şu ana kadar verilen hediye silahlar içinde ilk ve tek değişebilen ekipman olmasından dolayıydı. Boyu uzayıp kısalabilirken, başındaki kesici kısmı duruma göre farklı şekiller alabiliyordu.

Çalıştığı teknik olan Kara Kobra’nın adını direkt Nafız koymuştu, bunda sakin bir duruştan çıkan delici hamlelerin büyük payı vardı. Eşsiz mızrağı ile altı numara tüm savaşlarda öne çıkmış, her öldürdüğü düşmanda ufak ama istikrarlı bir şekilde ilerleme kaydetmişti.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- 

Başkalarının zavallılığına bakıp kendi haline şükredenlerden tiksiniyorum.

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 930

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 768

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 735

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 531

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 228

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 94

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9261 Üye Sayısı
  • 245 Seri Sayısı
  • 14314 Bölüm Sayısı


creator
manga tr