"Öyle birşey yapalım ki tıpkı size yaptıkları gibi onlara eziyet edelim ancak bir şekilde de onlar gibi olmayalım!" #Adem Çulsuz-Mavi Elma

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 124-Gizli Gündem


Gece yavaş yavaş tüm ağırlığı ile kabilenin üzerine çöktüğünde toplantı sona ermiş, dört bir yandan gelmiş olan konuklar kendileri için ayrılmış çadırlara yerleştirilmişlerdi. Sabahtan sözleşmiş kişiler içinde tekrardan buluşma zamanıydı şu sıralar, iki tanesinden herkesin haberi vardı lakin başka bir yerde gözlerden uzak gizli bir toplantı yapılıyordu.

Bu görüşmenin tarafları Şef Alyon, Kasaphaydo, Asiyürek ve Miloş’ tu. İki bölgenin en yetkili kişileri ve Kutsal Topraklar askeri sorumlusu bir aradaydı, gündüz açıklanan değişikliklerin arkasında yatan asıl nedeni öğrenmeye gelmişlerdi.

‘’Arkadaşlar, sizi buraya gelecekte ki en önemli planımızı anlatmak için topladım, yeni kurulacak olan Ork Savaş Akademileri sadece bunun başlangıç ayağını oluşturuyor!’’

Çadırda bulunan üç kişinin can kulağıyla kendisini dinlediğini gören Alyon, sakin bir ses tonuyla konuşmaya devam edecekti.

‘’Seçilmişlerden oluşan bir ordu kurmak istiyorum, en iyi fiziksel özelliklere sahip, en yüksek zekâ seviyesinde ki savaşçılardan oluşacak bu birlik. Akademiler potansiyeli yüksek kişileri topladığımız yerler olacak, burada en iyinin de iyisini seçerek Kutsal Topraklar’ da bulunan kabilenin yanına yollayacağız!’’

Anlatılanlar gittikçe ilginçleşiyordu, merakı cezbedilen üç savaşçının gözlerindeki parıltılar çadırın loş ortamında gözle görülür hale gelmişti bile.

‘’Miloş buranın komutası sende olacak, kabile kurulacak okulun ihtiyaçlarını karşılarken, sen tam anlamıyla savaş makinasına dönüşmesini istediğim orkları yaratacaksın. İsteklerin için limit koymuyorum, para, malzeme, insan gücü ne lazımsa Kitapkurdu sana sağlayacak!’’

Şimdi neler döndüğünü anlamışlardı, herkes genel gücü arttırmayı amaçladığını zannetse de Alyon’un amacı çekirdek kadro kurmaktı. Zamanla bu kişiler çoğalacak, onlardan üreyen orklar doğal seleksiyon sayesinde çoğunluğu oluşturacaklardı. Adeta bir aşı yapıyordu şefleri ork adı verilen çınara, şu anda kurumaya yüz tutmuşlardı ancak bu şekilde dirilip meyve verir hale gelebileceklerdi.

‘’İkinci konu orklar için oluşturduğumuz dövüş sistemi ile alakalı olacak, bir seneyi aşkın bir süredir süren araştırma ve geliştirmelerden sonra potansiyeli olan kişilerin öğrenmesi için bazı kitapçıklar oluşturabildik. İlk üç kademesi Ork Savaş Akademileri vasıtasıyla öğretilecek, bunlarda ustalaşan savaşçılar Kutsal Topraklar’ a girmeye hak kazanacaklar!’’

Bir zamanlar saklanmak için kaçtıkları topraklar, artık sadece ırkın seçilmiş evlatlarına kapılarını açacaktı, kim bilir belki bu şekilde başka soy güçleri de uyanabilirdi.

Orkların geleceği için planların yapıldığı bu yerin çokta uzağında olmayan bir başka çadırda, iki adam karşılıklı oturmuş birbirlerini tartmakla meşguldüler. Abgesandte ve Kitapkurdu su ve yağ gibiydi, şu anda sadece kim hangi rolü oynayacak ona karar vermeye çalışıyorlardı.

‘’Bu genç yaşınızda önemli görevler için şehrinizi terk ettiğinize bakılırsa, yöneticiler tarafından takdir edilesi bir kişi olduğunuzu rahatlıkla söyleyebilirim!’’

Kitapkurdu görünürde büyük bir iltifat etmişti fakat alt metinde söyledikleri aslında tamamen başkaydı. Her ne kadar toplantı sırasında elçinin önemli bir görevde olduğunu söyleyerek komutanların gazını almış olsa da, işin aslı kimse en çok değeri verdiği kişiyi ölüm tehlikesi olan bir yere yollamazdı.

Belli ki bu çocuk parlak zekâya sahipti fakat sağlam destekçilerden yoksun olduğu için gözden çıkartılabilecek bir konumu vardı cemiyetinde. Bunu olabilecek en kibar biçimde vurgulamıştı Kitapkurdu, karşılık olarak önce hafiften gülümseyen çocuk elindeki kadehten bir yudum aldıktan sonra sakince konuşmaya başlayacaktı.

‘’Kibar sözleriniz için teşekkür ederim lakin sizin başarılarınızın yanında benimkilerin lafı dahi olmaz. Gücün ve haşmetin her şey olduğu topraklarda doğmanıza rağmen, şu anda kabileniz içindeki konumunuz fiziki özellikleriniz ile tamamen ters orantılı vaziyette!’’

Çocuk elçi farklı kartları seçip aynı oyunu oynamıştı, karşısındaki orka sahip olduğu mevkiiye gelmesinin sadece babası sayesinde olduğunu söylüyordu. Kitapkurdu, derin bir nefis çekip yavaşça vermişti duyduklarından sonra, ifadesi aniden değişip ciddileşecekti.

‘’Görüyorum ki bu şekilde bir sonuca varamayacağız, açık konuşmanın vakti geldi. Abgesandte, tarafsızlık anlaşması imzalamak istemenize rağmen biliyorum ki elinizde Ana Ork Kabilesi ‘ne teslim edilmek üzere alınmış birçok sipariş var!’’

Çocuk elçi Kitapkurdu’ nu bastırdığını düşünmüştü bir an, alacağı kısa keyfi şehrinin ticari ilişkilerinin detayları ortaya çıkınca bozuldu.

‘’Belli ki en büyük müşteriniz konumundaki kişileri üzecek bir konumda da değilsiniz, şehrinizin tek gelir kaynağı bu savaş makinaları. Sana soruyorum, ya yeni bir materyal için değişik siparişler alabilseydiniz nasıl olurdu ve bu işi getiren kişinin geleceği hakkında neler söyleyebilirdin bana.’’

Birkaç saçma fikir veya öneri dinlemeyi beklerken, sarışın çocuğun önüne etrafı janjanlı kâğıtla sarılmış bir hediye kutusu bırakılmıştı. Şimdi aklında tek bir soru vardı, kocaman kırmızı fiyongundan tutup açmalı mıydı bunu?

‘’Çok iddialı sözler bunlar lakin bahsettiğiniz materyalin ne olduğuna bağlı olarak bir anlam ifade edebilirler!’’

‘’Görmeden inanmayan bir tip olduğunuz çok açık, lütfen şimdi gözlerinizi dört açın!’’

Kitapkurdu elini salladığında parmağındaki taşıma halkasından iki küre uçarak avucuna indi, misket büyüklüğündeki bu eşyaların biri alacalı buz rengi diğeri siyaha bakan kırmızıydı. Dikkatli bakıldığında içlerinde esen soğuk rüzgârlar ve cayır cayır yanan alevler görünebiliyordu.

‘’Kendiniz incelemek ister misiniz?’’

Önünde duran nesneleri hayatında ilk defa görüyordu ufak çocuk, heyecanına yenik düştüğünden tek kelime konuşmadan acele ile çekip alacaktı onları. Uzun süre inceledi buz ve ateş misketlerini, yüzlerce nefes sonra araştırmacı yönü tatmin olduğunda kafasını kaldırarak konuşmaya başladı

‘’Aklınızdaki nasıl bir sipariş vermek var, kullanım şekilleri öğrenmem mümkün müdür bu cisimlerin?’’

Çocuğun heyecanını gören Kitapkurdu balığın yemi yutup oltaya takıldığını anlamıştı, hınzır bir gülüşle beraber birkaç parşömeni daha çıkardı taşıma halkasından.

‘’Siz gelmeden önce birkaç çizim yapma fırsatım oldu, isterseniz üzerinden anlatabilirim!’’

Kâğıtları eline aldığında iyice aptallaşacaktı Abgesandte, bunlar gayet ustalık isteyen işlerdi. Daha önce mevkiisini babasının torpili ile kazandığını ima ettiği kişinin, aslında kim olduğunu gördüğünde biraz utanmıştı da.

Genç elçi ertesi gün gitmek istediği ork kabilesinden, bu olay üstüne ancak üç ay dönümü sonra ayrılabilecekti. Aslında bu iki adam içinde çok verimli bir işbirliğiydi, geçecek sürede Abgesandte’ nin pratik mühendislik bilgisi ile Kitapkurdu’nun okuduğu sayısız kaynaktan edindikleri harmanlanmıştı.

Gece sürerken diğer bir çadırda Gulag, Eftelya ve Kan Tanrısı oturmuş sohbet ediyorlardı. Karşılıklı güzel sözlerin söylendiği birkaç kısa cümle bitince, Nafız sıska ihtiyara dönerek konuştu.

‘’Gulag, bu parşömende yapman gereken bir görev yazılı, bunun için tüm olanaklarını seferber etmeni istiyorum. Ne yapıp edip bu işi başaracaksın, mazeret veya başarısızlık söz konusu dahi değil!’’

Kısa net konuşması sonrası yerinden aniden fırlayan dişi ork, çadırın deri kapısını açarak kendini dışarı atacaktı. İçeride kalan iki kişi şaşkınlıkla arkasından bakıyordu, her şey çok ani olmuştu.

Gulag, kendisine verilen kâğıdı düzgünce çantasına koyarak genç kız ile laflamaya dönmeden önce, açıp açmamak arasında tereddüte düştü. Yaşlı adamın son kararı bunu sonraya bırakmak olacaktı, ihale ona kalmıştı zaten moralini düşürüp değerli bilgiler alabileceği şu anıda ziyan etmek istemedi.

Kan Tanrısı çadırdan çıkmasının ardından hızla kabilenin dışına doğru yöneldi, birkaç on adım sonra durduğunda, etrafında birkaç kayalık ve Nikonya şehrinden gelen nakliye aracı vardı.

Derin bir nefes çekti ciğerlerine Nafız, nemden yoksun havayı kendini öksürtecek noktaya gelmeden geri verdikten sonra, kafasını hafif sağa devirip karanlığa doğru seslendi.

‘’Nasılsın Jashua!’’

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bizler mutsuz insanlarız ve onu sevdiklerimizin gülüşlerinde aradığımız için de umutsuz vakalarız.

Engin

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 702

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 631

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 546

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 532

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 455

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 384

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 367

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 349

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 321

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 297

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 113

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 102

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 88

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 65

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 34

Yazarın El Kitabı
Yazarın El Kitabı
Beğeni Sayısı: 33

Ölü Soy
Ölü Soy
Beğeni Sayısı: 24

White
White
Beğeni Sayısı: 24

Art Of War
Art Of War
Beğeni Sayısı: 24

Site İstatistikleri

  • 5751 Üye Sayısı
  • 97 Seri Sayısı
  • 9163 Bölüm Sayısı


creator
manga tr