Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 122-Tuhaf Başlangıç


Konuşan kişi sarı saçlarını sıkıca yana taramış, üzerinde pötikare bir gömlek bulunan, en fazla on yaşlarında gösteren bir çocuktu. Altındaki pantolonu sabitlemek için deriden bir pantolon askısı kullanmıştı, ona bakanlarda büyümüşte küçülmüş tarzında bir intiba oluşturuyordu bu kişi.

Gelen elçinin fiziki durumu ve kıyafetleri savaşçıların bulunduğu kısımda epey tuhaf karşılanacaktı, istemsizce bir kaçının kıkırdamasına bile neden olmuştu bu durum. Herkesin şahit olduğu bu hareketi gören elçinin surat ifadesi aniden değişmişti, beyaz teni hafifçe kızarmış, sarı kaşları hiddetle yukarı kalkmıştı.

‘’Sanırım, aramızda karşısındakileri görünüşüne göre yargılama huyundan vazgeçememiş birkaç kişi var!’’

Sözler Kan Tanrısı’nın ağzından çıktıktan sonra, ağır bir baskı az önce terbiyesizlik yapan orkların üzerine kâbus gibi çökecekti. Bu kişilerin başları eğilmiş, yaşadıkları sıkıntılı anlara dayanabilmek için şekilden şekle girmişlerdi.

‘’Kan tanrısı Nafız, yönetim biçimi ve davranış prensiplerinizi araştırdık, bu nedenle az önce yaşananları bir yanlış anlama olarak kabul edebiliriz!’’

Tuhaf görünümlü küçük çocuk işin gittiği yeri kestirdikten sonra, verilen tepkiden dolayı oluşan memnuniyetini belirterek ana konuya dönmeye karar vermişti. Nafız’da bu vesile ile niyetini geri çekmiş, kısa sürede olsa zor anlar yaşayan savaşçı orklar rahat bir nefes almıştı.

‘’Elçisi olduğum Karsak Şehri yöneticileri, yaşanması kaçınılmaz olan büyük savaş öncesi her iki cephe ile de tarafsızlık sözleşmesi imzalamak istemektedir!’’

Kapılarını sıkıca dış dünyaya kapamış bu ticaret şehrinden gelen elçinin sözleri, büyük bir şaşkınlığa neden olacaktı. Herkes onun buradaki mevcudiyetinin nedenini, yıkılan buzul Bölge Kabilesi’nin ardından dayanamayacaklarını düşünüp şehri teslim etmek olduğunu sanıyordu.

Kendinden gayet emin sözleri nedeniyle üzerine çevrilen bakışlara aldırmadan, konuşmaya devam etti küçük çocuk.

‘’Bizler kendimizi bilime ve gelişime adamış bir toplumuz, toprakların hâkimiyetinin kimde olduğu ile ilgili bir endişemiz bulunmamaktadır. Her türlü şartta, yüz yıldır bizi konuk eden Karsak Şehri’ni korumaya hazırız!’’

Elçi, bacak kadar boyu ve çocuk yaşıyla diplomasiyi çok iyi yönetebiliyordu, her hangi bir maddi hırsları olmadığını net bir şekilde belirtmişti. Sözlerinin devamında ise kendilerine yapılacak bir saldırı için endişe duymadıklarını, bu konuda kendilerine güvendikleri vurguladı.

Tabii ki bu lafları ork savaşçılarının olduğu bir ortamda dile getirince tansiyon hızla artacaktı, birçok kabileden gelmiş reisler içten içe köpürürken, onları engelleyen tek şey saçlarının uçları kan kırmızısı rengi almış Nafız’dı.

‘’Sayın elçi sözleriniz kulağa gayet mantıklı geliyor, şehrinizin edindiği misyonu bizlerde takdir etmekteyiz!’’

Kitapkurdu bu anlarda konuşmak için öncelik alması gerektiğini hissetti, iş kelimelerin gücüne döndüğünde, kabilesinin ustası hariç tek mücadele gücü kendisiydi.

‘’Düşünmüş olduğunuz tarafsızlık paktı bizler için bir sıkıntı oluşturmuyor, Ork Stepleri üzerinde her hangi bir askeri harekât için ne desteğe ihtiyacımız, ne de bizi engelleyebilecek bir kuvvet bulunmamaktadır!’’

Kendisine çevrilmiş hırslı gözlerden bir nebze dahi etkilenmeyen elçi, Kitapkurdu’nun sözleri sonrası hafifçe irkilecekti. Son kurulan cümle adeta onun stilinin de yapılmış bir meydan okumaydı, can sıkıcı bir görev olarak düşündüğü iş ilginç bir hal alıyordu.

‘’Sayın Abgesandte, şu anki hırsız Ork Lordu’nun yönetiminde yüz senedir nasıl bir misafirperverlik ile karşılaştınız bilemiyorum lakin birkaç gün sizi kabilemizde konuk etmeyi çok isterim!’’

Karsak şehri hakkında bir rapor masasında duruyordu Nafız’ın öğrencisinin, yalnızca içeriğinin yetersizliği canını sıkmaktaydı. Şimdi, o topraklardan gelen bir kişiyi yakalamışken kendisinden bilgi almadan göndermek gibi bir hataya düşemezdi.

Gözü parlamıştı sarışın elçinin, hemen ayrılmak istediği bu topraklarda kalma isteği uyanacaktı içinde.

‘’Kibar teklifiniz için teşekkürler, söylediğiniz kadar uzun kalamayacak olsam da geceyi kabilenizde geçirmekten zevk alacağım!’’

Yavaşça yerinden kalkan elçinin toplantıda bulunmakla ilgili bir işi kalmamıştı, şu anda aklında kendisine ayrılan çadıra giderek akşamki sohbet için hazırlık yapmak vardı. Küçük çocuk aralarından ayrıldıktan sonra, Yarmagül karşısında oturan kardeşine biraz sinirli şekilde seslendi.

‘’Kitapkurdu, Karsak elçisi alenen küstahlık etti, babamızın huzurunda yapılan bu harekete karşılık biraz yumuşak tepki vermedin mi?’’

Bu soru onunla aynı sırayı paylaşan tüm orkların kafasının içinde dönüyordu lakin sadece Alyon’un soyundan gelmiş bir kişi yine onun en büyük oğlunu sorgulama cesaretine sahip olabilirdi.

‘’Kardeşim, az önce çıkan kişinin görünüşü ve sözleri sonra epey kızdınız farkındayım ama olaya bir de benim anlatacağım şekilde bakarsanız fikriniz değişecektir!’’

Eninde sonunda birinin ondan bir açıklama isteyeceğini bildiğinden, çoktan bunu hazır etmişti Kitapkurdu

‘’Öncelikle gelen kişi ile ilgili konuşalım, Ork Stepleri şu anda ikiye bölünmüş durumda, bir tarafta eski Lord diğer tarafta şef Alyon önderliğindeki kuvvetler. Siz olsanız, yaşadığınız topraklardaki en önemli konu için nasıl bir elçi seçerdiniz?’’

‘’Tarafsızlık anlaşması yapmak için gönderilen bu kişi neye benzerse benzesin, şüphesiz bulunduğu toplum içinde saygı duyulan ve güvenilen bir kişiliktir. Kendilerini savunacaklarını söylemesinden anlaşılıyor ki, askeri olarak ta bilgilendirilmiş buraya gelmeden önce!’’

Sadece bir cümleden yola çıkarak uzun bir açıklama yapmıştı Kitapkurdu, biraz düşündüklerinde diğer orklarda sözlerine hak vermeden edemediler.

‘’Kendisini kabilemizde ağırlayarak Karsak Ticaret Şehri hakkında elimizde bulunan kısıtlı bilgileri arttıracağız, her şeyin sonunda hâkimiyetimiz altına girmek zorunda olan bir yeri ne kadar az kayıpla alabilirsek kârımıza olacaktır!’’

Son sözleri ile savaşçı orkların aklındaki soru işaretleri siliniyordu, şu ana kadar özerk bir yer niteliğini koruyan bu şehrin kaderini açıklamıştı şeflerinin oğlu.

‘’Evet, bu konuda halledildiğine göre toplantıya başlayabiliriz!’’

Alyon bir kez daha herkese hitap etmişti, bir sonraki an, gözlerini çevirdiği Asiyürek konuşmaya başlayacaktı.

‘’Şef Alyon, bölgemizin şu anki durumu hakkında genel bir bilgilendirme yapmak isterim. Bizimle beraber burada bulunan Parthenia Ticaret Şehri temsilcileri ve bölgedeki kabile reislerine söz vermeden önce, Askeri Üs komutanı olarak yaptığımız savunma çalışmalarını anlatacağım.’’

Söz hakkının kendisine verildiğini anlayan Asiyürek, bulunduğu bölgedeki diğer etmenleri de gözeterek şık bir giriş yapmıştı. İnsanlarla sağlıklı etkileşimleri arttıkça, orkların sosyal becerileri de yükseliyordu.

‘’Efendim, geçen süre içerisinde Ana Ork Kabilesi topraklarımıza çeşitli aralıklarla saldırılar düzenlemeye kalkıştı. Her seferinde, bölgemizde bulunan kabilelerin yiğit savaşçıları onları geri püskürtmeyi bildiler. İnkâr edilemeyecek bir noktada, bu olaylarda Parthenia Şehri’nin bizlere yapmış olduğu büyük yardımlardır!’’

Birleştirici ve bütünleştirici sözlerden sonra kabile şeflerinin göğüsleri şişmişti, aldıkları emirler açıktı, bulundukları alanı müdafaa etmeleri gerekiyordu. Başarılı oldukları en üst kademelere karşı belirtildiğinde, nasıl olurda gururlanmazlardı.

Parthenia heyeti de mutluydu, şehirlerinde yaşanan kıyımdan sonra işler hep istedikleri gibi gitmişti. Ticaret hacmi eski haline gelememiş olsa da gelir daha sağlıklı dağılmaktaydı, bunun sonucu olarak ta alıcı ve satıcılar için cazip bir yer haline geliyorlardı

‘’Önce Parthenia ile ilgili son durumu öğrenmek istiyorum, daha sonra bölge kabilelerinin durumunu tartışabiliriz. En önemli müttefikimiz ve yakın dostumuz olan Şehir Lordu Marcos Cervantes, bizlere söylemek istedikleriniz olduğunu var sayıyorum!’’

Konuşan kişi Kan Tanrısı Nafız’dı, kendisinin başa geçirdiği Marcos’a seslenirken kelimelerini özenle seçmişti. Üstü kapalı olarak demişti ki; Burası bizim için çok önemlidir ve yöneten kişilerde korumamız altındadır.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------   

Hiç gerçekleşmesinin imkânsız olduğunu düşündüğün bir hayalin olmamışsa henüz gerçek bir hayal düşleyebilmiş değilsin demektir.

Büyük İskender




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 977

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 919

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 760

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 722

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 603

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 531

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 516

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 492

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 446

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 426

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 213

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 195

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 159

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 159

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 132

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 96

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 71

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 63

Site İstatistikleri

  • 8843 Üye Sayısı
  • 223 Seri Sayısı
  • 13721 Bölüm Sayısı


creator
manga tr