Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 121-Bir Yıl Sonra


Baygın halde yatarken neler olduğunu Alyon’dan öğrenecek olan Nafız, en çok geçen zamana şaşıracaktı. İki koca yıldır bu mağaranın içinde kalmışlardı, aklına ilk gelen soru ‘acaba diğerleri ne durumda’ oldu.

‘’İşimiz bitti, hemen buradan çıkalım!’’

Kolundan yakaladığı arkadaşını alıp geldikleri ıslak merdivenlere doğru yöneldiklerinde, canlarını kurtarmanın yanında müthiş kazanımları da yanlarında götürüyorlardı. On binlerce buz ve ateş misketi ile beraber, Nafız iki elemente karşı doğal bağışıklık elde etmişti.

Hızla basamakları çıkarken, yolun yarısına gelindiğinde zihinlerinde alışık oldukları bir ses çınladı.

‘’Zıtlıkların Savaşı zindanı tamamlandı!’’

Donup kaldılar, bu gizemli yerin bir ödül zindanı olabileceği akıllarına hiç gelmemişti. İki ihtiyarın kanlı canlı varlıklar olduğuna gayet emindiler, nasıl bir güç onları alıp burada kalmak zorunda bırakabiliyordu.

Alyon kafasını meşgul eden sorular içinde boğulurken, merdivenleri bitirip yüzeye ulaştığının farkında varamamıştı. Yanındaki arkadaşı onun kadar şaşırmayacaktı, ölmüş bir insanı başka dünyalara yollayabilenler için iki ihtiyarı idare etmek işten değildi.

Nafız için asıl sürpriz, iki senedir uzak kaldıkları kişileri tuhaf bakışlarla onları süzerken bulmalarıydı. Kısa bir zaman sürecek sessizliği bozan kişi Yarmagül olacaktı

‘’Baba ne oldu? Çok çabuk döndünüz!’’

Alyon kendini yeni yeni topluyordu, iki sene süren açlığın üstüne kızından bu lafları duymak anlama ve düşünme yetisini kaybetmesi ile sonuçlanmıştı.

‘’Usta!’’

Sangre ve Kitapkurdu’ da şaşkındı, Kan Tanrısı’nın merdivenlerden inmeye başlaması ile geri çıkması arasında en fazla on nefeslik bir süre geçmişti. Yapılan iş bölümü ve veda konuşmalarının ardından, bu durum herkes gibi onları da aptal etmişti.

‘’Kitapkurdu buraya gel, bana burada neler olduğunu anlatacaksın!’’

Öğrencisini yanına çeken Nafız, işin aslını öğrendiğinde tuhaf biçimde gülümsedi. Ödül zindanlarında zaman kavramının normalden farklı işlediğine tamamen emin olmuştu artık. İçeride geçen iki senelik süre zarfında, normal dünyada ancak on nefeslik ilerleme gerçekleşmişti.

‘’Güzel, çok güzel!’’

Gözlerinin içi sevinçle parladı Kan Tanrısı’nın, en büyük endişesi kurdukları düzenin yıkılmasıydı. Şimdi ellerinde büyük kozlarla geri döndüler, düşmandan korkmak için hiç bir neden yoktu artık.

Yüz bin kişilik orduları ile hızla Kurak Bölge’ye geçeceklerdi, toplam güçleri iki yüz bini bulmuştu bu olaylardan sonra. Rakamsal olarak hala çok azlardı, sadece Demirdöven’ in düşman ordudan öldürdüğü ork sayısı bile onların mevcudunun onda birinden fazlaydı.

Para, yiyecek, silah, hepsi ellerinde mevcutken en önemli eksiklikleri bunları kullanacak kişilerin bulunmayışıydı. Alyon’un liderliğinde, Büyük Ork Konseyi adı altında gelecek planlarını tartışmak için toplanmaya karar verdiler.

Sorunlar masaya yatırılacak, çözüm yolları aranıp Ork Stepleri’nin tam kontrolünü ele almak için fikirler paylaşılacaktı. Haber kısa sürede gereken kişilere iletilmişti, Buzul Bölge Kabilesi’nin yıkılışından yaklaşık bir sene sonra ilk toplantı için her şey hazırdı.

‘’Kabile reislerim, ordu komutanlarım, Ticaret Şehirleri’ nin değerli yöneticileri, hepiniz hoş gelmişsiniz!’’

Alyon davudi sesiyle açılışı yaptı, geniş çadırın içinde bugün birçok konukları bulunuyordu. Giriş kapısının karşısında kalan cepheye iki kişi yerleşmişti, toplantının lideri olan iri yarı orkun yanında her zamanki gibi arkadaşı Nafız bulunuyordu.

Karşıdan bakıldığında sol tarafta kalan Alyon’un, sağ yanından girişe kadar kurulan yer sofrasına ordularının komuta kademesi dizilmişti. Bu kişilerin başını damadı ve yeni ordular komutanı olan Çekiçdöven çekiyordu, hemen ardından karısı Yarmagül ile devam eden bu sıra boyunca birçok yaman savaşçı göze çarpmaktaydı.

Kuyag, Vahşiduvar, Asiyürek içlerinde en bilindik kişilerdi, hepsi keskin bakışlarla şeflerinin ağzından çıkacak lafları bekliyordu.

Nafız’ın solunda ise kabile şefleri ve Ticaret Şehri yöneticileri vardı, ortamda bulunan en ilginç tipler bu bölümdeydi. Kitapkurdu bu grubun en başında yer alarak, tek başına tuhaf sıfatını karşılamaya bile yeterliydi aslında, üzerinde yakaları dik bir saten gömlek varken atkuyruğu şeklinde ördürdüğü saçlarının altında kalan kısmını komple kazıtmıştı.

Kasaphaydo ve bir sene boyuna hızlı gelişim gösteren irili ufaklı kabilelerin şefleri de heyecan içindeydiler. Toplantı başlamadan daha kıdemli olan Kasaphaydo ile konuşarak ufak tefek tüyolar aldılarsa da, ortamın ağırlığının bu kadar fazla olması karşısında elleri ayaklarına dolanıyordu.

Bir başka gerginlik nedeni de üç ticaret şehrinden gelmiş olan insanlardı, Nikonya’yı temsilen gelen Gulag neyse de, Parthenia şehrinin katılımcısı onları tedirgin ediyordu. Aslında bu şehirden üç kişi gelmişti toplantıya, Şehir Lordu Marcos bizzat katılacaktı, bu nedenle koruma ekibinin başı Kübey’ de hemen arkasında duruyordu.

Son kişi güzeller güzeli Eftelya idi, varlığı kendi sırasında bulunan ork şeflerini etkilerken, karşılarında duran komutanlara ona bakmamak için yoğun çaba sarf ettiriyordu. Herhangi bir yanlış harekette başlarına neler geleceğini tahmin bile edemezlerdi, genç kız kabilenin iki güç odağı ile yakın ilişkiler içindeydi çünkü.

Kan Tanrısı diye bilinen dişi ork ona çok ihtimam gösteriyordu, toplantıdan önceki birkaç gün kendisiyle uzun uzun sohbetler ettiğine herkes şahit olmuştu. Bu durum iki kişinin de kadın olması nedeniyle normal karşılanabilirdi lakin bir diğer kişinin Eftelya’ ya ilgisi, asıl korku nedeni olmuştu.

Kitapkurdu, genç kız ve heyetini kabile sınırlarına girer girmez yakın markaja almıştı, ister yemekte ister gezintilerde olsun hep onunla beraber bulunuyordu şefin oğlu.

Nafız’ın öğrencisinin yavaş yavaş artan itibari son bir senede tepe noktasına ulaşmıştı, her zaman zekâsı ve pratik çözümleri ile takdir topluyordu ama Buzul Bölge Kabilesi ile yapılan düelloda sergilediği performans sonrası, bunlara gaddarlığı da eklenecekti.

Tuhaf kıyafetleri ve çelimsiz fiziğine aldanılmaması gerektiğini gayet net bir biçimde anlamıştı herkes, bu kamuflajlarının altında müthiş silahlar, zehirler ve için için yanan ork vahşiliği vardı.

Çadırın içindeki bu düzenin bir de istisnası bulunmaktaydı, Kan Tanrısı’nın hemen arkasında bir ork ayakta dikiliyordu. Kendisini ilk defa gören küçük kabilelerin liderleri, ikinci defa ona bakmaya cesaret edememişlerdi.

Sangre, Kan Vaftizi’ nin uzun zamanda ortaya çıkan etkilerini bedeninde hissederken bakışları istem dışı olarak karşısındakilere korku salmaktaydı. Agresif şekilde sürdürdükleri istila politikasına ara verdikleri bu sürede, Nafız kendisine ölümüne sadık bu öğrencisi ile yakından ilgilenme fırsatı bulacaktı.

Hemen hemen her gün kendisiyle savaşıyor, gelişen kan hatlarına uygun teknikler ve ipuçları veriyordu ona. O da, kendisine gösterilen ilginin tamamını hak ettiğini göstermek istercesine tüm zamanını deliler gibi çalışmaya adamıştı.

Ustasının diğer öğrencisi birçok konu hakkında gelişime açıkken, onun amacı başından beri belliydi. Ustası ile omuz omuza savaşabilecek bir adam olmak istiyordu, bu yolda çektiği tüm acıları kutsallaştırmıştı kendi içinde.

Çadırda bulunanlar Şef Alyon’un sözlerine devam etmesini beklerken, Nafız’ın sol tarafında bulunan sıranın en sonundan cılız bir ses gelecekti.

‘’Şef Alyon, söz istiyoruz!’’

Konuşan kişinin kim olduğunu öğrenmek için tüm bakışlar bir anda o yöne çevrilmişti, konseyin başkanı olan iri yarı orkun eliyle buyurun işareti sonrası sözlerine devam etti cılız sesin sahibi

‘’Adım Abgesandte, Karsak Ticaret Şehri adına burada bulunmaktayım. Sözlerinizi kestiğim için çok dilerim fakat iletmem gereken bilgileri önemli konular konuşulmaya başlamadan önce söylemem gerekmektedir!’’

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ne doğduğumuz yeri, ne sevdiğimiz kimseleri, ne yüzümüzü, ne kalbimizi kendimiz seçebildik...

Yakup Kadri Karaosmanoğlu / Yaban, 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 956

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 900

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 746

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 708

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 584

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 520

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 493

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 478

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 435

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 423

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 194

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 156

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 152

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 135

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 129

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 82

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 69

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 54

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 52

Site İstatistikleri

  • 8362 Üye Sayısı
  • 197 Seri Sayısı
  • 12966 Bölüm Sayısı


creator
manga tr