Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 116-Saldırın


‘’Saldırın, bir ayağı çukurda yaşlı moruğun teki sadece!’’

Karşısında duran ihtiyar orktan olumsuz cevap alması sonucu, küstah komutan top yekûn hücum emri vermişti. Söylediklerinde haksız sayılmazdı, elinde baltası ile bir başına kalmıştı Demirdöven.

‘’Yüz yılı aşkın süredir her anım acı ve pişmanlık içindeydi fakat bunun mükâfatını almanın zamanı geldi. Seni piç kurusu, bu günü bedenine kazıyacağım!’’

‘’Grroooooooowwwwwwwww!’’

Yaşlı ork kan donduran bir savaş narası atmıştı, soy gücünü etkinleştirdiği zamankinden daha da kuvvetli bir enerji patlaması bedeninden etrafa yayıldı. Bu olay, geçidin kenarlarında yükselen kayaların düşmesini de hızlandıracaktı.

‘’Çabuk ezin geçin şunu!’’

Sesi titriyordu Ana Kabile’ den gönderilen komutanın, daha önce böyle bir manzaraya şahit olmamıştı. Ateş kırmızısı bir renk almıştı geçidin girişinde duran ork, etrafında ki havanın ısısının yükseldiğini hissetmeye başlamışlardı bile.

‘’Gelin bakalım, bu ihtiyar içinde saklı olan gücün ikinci seviyesinde neler yapabiliyor göstereyim hepinize!’’

Öfke Seli, Demirdöven’ in soy gücünün bir sonraki aşamasının adıydı, daha önce kullanabilen kimse olmamıştı bu yeteneği. Aslında onun içinde bir ilk olacaktı, bunca sene içinde biriktirdiği öfke sayesinde, soyunun tarihinde ikinci seviyeye ulaşan yegâne kişi kendisiydi.

Hışımla baltasını salladı kendinden geçmiş ork, görünürde önünde kimse yoktu düşmanları hala ona doğru koşmakla meşguldü.

‘’Ahhhhh!’’

‘’Kolum, kolum koptu!’’

‘’Nasıl olur bu!’’

Enerji bedeninden taşıyordu Demirdöven’ in, yaptığı savuruşun içinde de bolca vardı bundan, saldırısı havada ilerleyerek düşmanlarına vurduğunda ise sonuç facia olacaktı. Tek darbe ve yüzlerce ölü, soy gücünün ikinci seviyesinin kudretiydi bu. En az bir o kadar da ağır yaralı ork bembeyaz zemini kirletmişlerdi, bir an duraksayacaktı ordunun kalanı.

‘’Geri çekilenin sonu ölümdür, ileri!’’

Savaşçıları tereddütte düşen komutan, acımasızca bir emir vererek hareketin sürekliliğini sağlayacaktı. El mahkûm devam etti talihsiz orklar, önlerinde duran canavarın pençelerine doğru.

Elli nefes geçmişti henüz fakat önlerinde oluşan ceset barikatının üstünden atlayarak saldırmak zorunda kalıyordu saldırgan orklar, kayıpları on binlerle hesaplanır haldeydi.

‘’Beceriksizler, hepinizi astıracağım kabileye dönünce!’’

Sinirden deliye dönen Savaş Şefi’nin oğlu, ardı ardına tehditler savuruyordu.

‘’Hepiniz soyumun düşmanı olacaksınız bir gün, bu nedenle ölmek için benden başka bir yere gitmeyin çocuklar!’’

Bilinci hala yerindeydi Demirdöven’ in, arkasındaki geçidin kullanılamaz hale gelmesini bekliyordu dört gözle. Yüz nefes, iki yüz nefes derken yavaş yavaş yol kapanmaya başlamıştı, biraz daha dayanmalıydı ihtiyar ork.

Beş yüz bin kişilik bir ordu için yirmi adımlık bir yere hücum etmek zaten çok zor bir görevken, önlerindeki adam sayesinde bu işin intihar etmekten farkı kalmamıştı. Hepsi içten içe geçidin kapanmasını bekliyorken, bir başka elli nefes sonra dilekleri kabul olacaktı.

Büyük bir gürültü sonrası, iki dağın arasından uzanan yol sanki hiç var olmamışçasına kaybolmuştu, toplam iki yüz elli nefes boyunca kıyma makinasına atılan etler gibi doğranmak zorunda kalmışlardı.

Rahat bir nefes alabileceklerdi, en azından onların düşündüğü buydu. Küçük bir dağ olmuş cesetlerin üstünde Demirdöven görünene kadar, ölüm tehlikesinden kendilerini sıyırmışlardı.

‘’Şamanın bana söylediği vakit geldi, bu topraklara hükmedecek kişiyi gördükten sonra gönül rahatlığıyla ölebilirim artık!’’

Nafız isim koyarken çok iddialı konuşmuştu, ortamdaki bazı orklar bu sözlerin ciddiyetini kavrayamamış, bunu sadece yapılmak istenen bir gövde gösterisi olarak görmüşlerdi. Yüz yıldan fazla yaşamış bu ihtiyar ork nasıl onlar gibi düşünebilirdi, torununun savaşını izleyip, Alyon ile dövüştükten sonra her şeyi anlamıştı.

İki kadim soy gücü birleştiğinde, bunun önünde durabilecek bir kuvvetin varlığı düşüncesini zihni reddediyordu. Bu nedenle, geri dönüşü olmayan bir yola girdiği şu anlarda tek düşüncesi yanında ne kadar düşman götürebileceğiydi.

‘’İlk önce sen, soysuzun piçi!’’  

Yerinden kuyruklu yıldız gibi fırlamıştı ihtiyar ork, arkasında ardıl görüntüsünün oluşturduğu bir ateş yılanı vardı. İki nefes geçmeden, düşman komutanının boynundan giren baltası belinde çıkarken, hiç bir engele takılmamıştı.

Bundan sonrası tamamen dayanıklılık sınavıydı, yaşamak gözünde değildi Demirdöven’ in, önüne gelen herkesi kesmek için zamanla yarışıyordu. Nitekim, yaşlı bedeni soyunda bir ilki başardığından beri geçen üç bin nefes boyunca sınırlarının çok üzerinde efor sarf etmişti.

Mükâfatı yirmi binden fazla düşman savaşçısını öldürmek olan bu eylemin sonunda, nefes alamayacak hale gelecekti Demirdöven. Olduğu yerde donup kalmıştı, elinde baltası sanki her an saldırmaya başlayacakmış gibi bakıyordu ileriye.

Uzun bir süre, öldüğünü anlamadan korku içinde ona bakacaktı düşman ordunun savaşçıları, nihayet emin olduklarında vahşice saldırıya geçtiler. Birçok arkadaşlarının canını alan bu adama kinleri büyüktü, cesedi tanınamayacak hale gelene kadar keseceklerdi ihtiyar orku.

Onları en çok kızdıransa öldüğünde yüzünde olan kocaman gülümsemeydi, yüz yıl boyunca yönettiği kabiledeki kimsenin göremediği bu manzara onlara nasip olmuştu.

Bu sırada tünelin içinde canlarını kurtarmış yüz bin ork sevinç içindeyken, arkalarından gelen grupta hüzünlü bir hal vardı. Son anda senelerdir yapmadığı babalığı yapan Demirdöven, kendisi mutlu ölse de geride kalanların damağında acı bir tat bırakmıştı.

Karanlık ortamda göz gözü görmüyorken, herkes önündeki kişinin sırtına yasladığı eli sayesinde düzgünce ilerlemekteydi. İçeride hava akımı vardı, bu da içinde bulundukları tünelin sadece iki yönlü değil daha fazla çıkışa sahip olduğunun kanıtıydı.

Tahminen yarım günlük bir yürüyüşten sonra çok ilginç bir yere gelmişlerdi, yoldan sağa doğru dar bir çıkış görünüyordu. Merak edip bakanlar, ileride bir takım ışıkların yanıp sönerek çeşitli oyunlar oynadığını gördüler. Macera arayacak durumda değillerdi, ses çıkarmadan yürümeye devam eden arkadaşlarının yanına dönecekti hepsi.

Çok geçmeden Nafız ve Alyon’un içinde bulunduğu grupta aynı noktaya geldiler, dikkatlerini çeken bu yolun başında bir süre duracaklardı.

‘’Nafız sence nereye gidiyor bu yol?’’

Alyon, uzaktan görünen ışıklara merakla bakan arkadaşına sormuştu

‘’Nereden bileyim oğlum, yalnız çok ilgimi çekti!’’

Hipnotize olmuş gibiydi Kan Tanrısı, kafasını dahi çevirmeden cevapladı Alyon’un sorusunu.

Bir süre düşündü Alyon, bir karar vermiş gibi göründüğü sırada grubun geri kalanına dönerek konuşmaya başladı.

‘’Biz yolu kontrol edeceğiz, siz aramıza yeni katılan savaşçılarla beraber Kurak Bölge Kabilesi’nin olduğu yere ilerleyeceksiniz!’’

Bugün çok can sıkıcı olaylar yaşamıştı bu orklar, söylenenlere karşı her hangi bir tavır göstermediler.

‘’Kitapkurdu, varınca son durumları göz önüne alarak topraklarımızı savunmak için ne gerekiyorsa yapılmasını sağla!’’

Alyon, oğluna tüm yetkiyi verdikten sonra damadı Çekiçdöven’e dönecekti.

‘’Bugün baban nasıl bir adam olduğunu herkese ispat etti, ona layık bir evlat olduğunu senin de tüm Ork Stepleri’ ne göstermen lazım. Orduların kumandanı sen olacaksın, bölgemizde yaşayan tüm orklar ailemizdir, bunu böyle bilerek görevini yerine getir!’’

‘’Emredersiniz!’’

Şefleri konuştukça yüzleri ciddileşiyordu diğer orkların, bu sözler sanki ölüme giden bir kişinin laflarıydı.

‘’Baba neler oluyor?’’

Yarmagül panikle öne fırladı

‘’Korkma kızım, bu gelecek için almamız gereken bir risk sadece. Ne yapıp edip geri geleceğiz!’’

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Beklersem gelmez ki… Beklemesem gelir mi? Umut vardır. Beklemediğim zaman umut vardır.

Sait Faik Abasıyanık




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr