Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 115-Benim Adım Demirdöven


‘’Hemen ordunun yönünü dağlara doğru çevirin, Kurak Bölge’ye geçişi sağlayan gizli bir pasajdan ilerleyeceğiz!’’

Şu anda ki durumda fantastik bir öneriydi bu, duyan herkes son kararı vermesi için Şef Alyon’a dönmüştü.

‘’Dediğini yapacağız, çabuk haberi yayın!’’

Kısa süre sonra hızla yönünü değiştiren ordu istikametini sarp yamaçları olan yüksek dağlara doğru değiştirdi, dışarıdan bakıldığında bunun intihar etmekten farkı yoktu. Haber Ana Ork Kabilesi’nin yolladığı birliklerde duyulduğunda, orduyu komutan eden kişi keyifle gülümsedi.

‘’Demek son çare olarak sırtınızı dağlara yaslayıp çember içine alınmadan savaşmayı seçtiniz, fena değil fena değil, en azından biraz da olsa kafanız çalışıyormuş!’’

Hali hazırda ki Ork Lordu, eline geçen bu fırsatı boşa harcamamak için Savaş Şefi’nin oğlunu bizzat orduya liderlik etmesi için yollamıştı. Bu kişinin gelecekteki Savaş Şefi olacağına kesin gözüyle bakılıyordu, komutanlar içindeki en güçlü savaşçıydı kendisi.

‘’Bana bak ihtiyar, eğer ailemin hayatını tehlikeye atacak bir iş peşindeysen kimseye bırakmam, boğazını kendi ellerimle keserim!’’

Çekiçdöven yakasına yapıştığı babasına öfke içinde tehditler savurmuştu, artık bu adamın onun gözünde bir değeri kalmamıştı.

‘’Merak etme evlat, buna gerek kalmayacak!’’

Beyazayı sakindi, yumuşak bir ses tonuyla cevap verdi, bir zamanlar kaderine terk ettiği oğluna.

Sonucu kestirilemese de şimdilik yapılan hamle sonuç vermişti, kendilerinin beş katı büyüklüğündeki ordunun manevra için harcadığı süre onlara nazaran daha uzun sürecekti. Arada ki mesafenin az da olsa açılması ile rahat bir nefes alan savaşçılar, morallenerek daha hızlı yürümeye başladılar.

Nihayet ulaşmak istedikleri yere gelmişlerdi, iki dağın arasında ki dev yarık gözlerinin önünde tüm haşmetiyle duruyordu. Hızla içeri girmelerini emretti Alyon, genişliği yirmi adım olan bu geçişin kenarlarında yükselen duvar gibi kayaların, nereye kadar uzandığını görmek mümkün değildi.

Ordu düzenli bir şekilde ilerlerken düşmanda boş durmuyordu, manevralarını tamamladıktan sonra hızlarını arttırmış takibe devam etmekteydiler. Uzaktan siluetleri görünmeye başladığında, son parti orkta geniş yarıktan içeri girmeyi sürdürüyordu.

‘’Genç Şef sana anlatmam gereken bir şey var, benim için çok önemli can kulağı ile dinle beni!’’

Alyon’ la beraber ailesi, Nafız, Sangre ve Çekiçdöven tünelden en son geçen kişiler olacaktı. Elli bin ork aralarına yeni katılmıştı, içlerinde hainlik peşinde koşanlar olabilirdi, bu nedenle birbirlerinden ayrılmaları mümkün değildi. Beyazayı kendisine seslenince, ona doğru dönen iri yarı orkla beraber herkes bu konuşamaya mecburen şahit olacaktı.

‘’Öğrencim öldürülmeden önce, Vahşi Bataklık topraklarına yapılan bir saldırıyı bertaraf etmek amacıyla kabilemden uzaklaştırıldım. Döndüğümde her şey olup bitmişti bile, öğrendiğim gibi elime silahımı alıp şefin çadırına doğru yöneldim, aklımda tek bir düşünce vardı karşıma çıkan herkesi öldürmek!’’

İhtiyar ork konuşurken gözleri dolu dolu olmuştu, yüzünün aldığı şekilden aklında o günleri tekrardan yaşadığı belli oluyordu.

‘’Yarı yolda önüme kabilenin şamanı çıktığında bir an duraksadım, yaşlı adamın söyledikleri hayatım boyunca aklımdan çıkmayacaktı. Bana dedi ki, ‘ölmek için çok erken, acını yüreğine koy ve sevdiklerinin intikamını alacak kişi gelip seni bulana kadar bekle!’

‘’Artık eminim, nasıl olduğunu bilmiyorum ama senin öğrencim ile kurduğun bir bağ var, tüm acıları bitirecek hainlerin kökünü kazıyacak kişi sensin!’’

Beyazayı’nın yıllar boyunca bu aşağılanmaya neden katlandığı belli olmuştu, yüreğini günden güne taşlaştıran, alamadığı intikamın sert rüzgârlarıydı. Bu sırada peşlerindeki orduda, elli adımlık bir mesafeye kadar gelerek saldırı pozisyonu almıştı.

Geride kimseyi bırakmamıştı Alyon, içinde bulunduğu grupla beraber tünelin girişinde beş yüz bin kişilik orduyla göz göze gelmişlerdi. Beyazayı’ da eline bir balta alarak hemen bir kaç adım öne fırladı, düşmanı en önde karşılamak gibi bir düşüncesi var gibi görünüyordu.

Ses çıkarmadı Alyon, içlerindeki en kıdemli savaşçı olarak bu onun en doğal hakkıydı, derken ihtiyar ork bir daha konuşmaya başladı.

‘’Öğrencime ait olan şey eşyalarımın arasındadır, zannediyorum ki onu almak istiyorsun!’’

Sırtı dönük şekilde arkasında kalan orklara hitaben konuşan Beyazayı’nın sözlerinin hedefi Şef Alyon’du, cevap vermedi iri yarı ork zaten bunu tahmin ediyordu.

‘’Çekiçdöven oğlum, içimde taşıdığım acının esiri olarak sana babalık yapamadım, beni affet!’’

Sözlerini bitirir bitirmez elindeki silahını ile pek göze çarpmayan bir çatlağın içine doğru vuruşunu yaptı ihtiyar ork. Bu hareketinden sonra, geniş yarığın kenarlarından yükselen dik kayalar şiddetle titremeye başladı.

‘’Çabuk içeri doğru kaçın, üç yüz nefes sürmeden bütün geçit yıkılacak!’’

Son sözünü söylemişti Beyazayı, hızla soy gücü olan Savaşçının Öfkesini aktif etti. Bu sefer bir şeyler farklıydı, tekniğe başladığı an yaydığı enerji o kadar yüksekti ki arkasında duran Alyon ve arkadaşları on adım geriye savrulmuştu.

‘’Baba yapma!’’

Çekiçdöven umutsuzluk içinde bağırdı, neler olduğu anlamıştı genç komutan, kendisini tutan karısı ve oğlu olmasa çoktan ihtiyar orkun yanında yerini almıştı.

‘’Şakkkk!’’

Sert bir tokat yüzüne inince neye uğradığını şaşırdı Çekiçdöven, karısı Yarmagül kendini tutmadan vurmuştu bu darbeyi.

‘’Atanın sözüne karşımı geliyorsun, hem de torunun önünde! Şimdi ona layık bir evlat olduğunu göster ve sana söyleneni yap!’’

Dişi orkun kocasını kendine getirmek için şiddetten başka yolu yoktu, arkasında bıraktığı grupta olan biteni duyduğu gibi yüzünde kocaman bir gülümsemeyle dışarı fırladı Beyazayı.

Bu geçidi arkadaşı Cesuryürek ile keşfetmişlerdi, bu zamana kadarda onlardan başka kimsenin haberi olmadı buranın varlığından. Beyazayı’nın balta ile vurduğu yerde, tüm geçit boyunca örümcek ağı gibi yayılmış olan dev çatlağın son noktası vardı, uzun süre inceledikten sonra bunu birilerinden kaçarken kullanabileceklerini anlamışlardı.

Zamanı kaba hesapla belirlemişlerdi, bu nedenle risk alamazdı Beyazayı, geçit kapanana kadar girmek isteyen herkesi öldürmek için öne çıktı.

‘’Hücum, geçidi yok ediyorlar hemen peşlerinden gidin!’’

Düşman ordusu da olan bitenin farkındaydı, başlarında ki komutanlarının emri ile delice sallanan iki yamacın arasından uzanan yola doğru saldırdılar. Herkes gitmişti, önlerinde sadece ihtiyar bir ork kalmıştı, üstüne basıp geçmeleri gerekiyordu sadece.

Evdeki hesabın çarşıya uymayacağını acı bir şekilde anlayacaklardı ne yazık ki, soy gücünün etkisi altındaki Beyazayı, saldırıya geçen on kişilik ilk grubu üç nefes sürmeden doğramıştı.

‘’Beyazayı ne yaptığını sanıyorsun? Hemen yolu aç, yoksa başına gelecekleri hayal bile edemezsin!’’

Görevdeki savaş şefinin oğlu, sinirden saçları diken diken olmuş bir halde bağırıyordu, bu manzara karşısında Buzul Bölge şefi küstahça güldü.

‘’Kendine Siyahayı diyen kancık yanındaki köpeğin yavrusunu gönderdi demek buraya, yıllar gerçekten ona çoğu şeyi unutturmuş!’’

 Bölge kabilesi şeflerinin isimleri o kısımda bulunan Ayı Kralı’nın postlarının rengi ile belirlenirdi, yüz sene önce büyük bir kıyıma uğrayan bu canlılardan, günümüze kadar gelebilen olamayacaktı ne yazık ki. Ana Kabile Şefi olan Ork Lordu’ da kendisini Siyahayı olarak isimlendirmişti,  Ork Stepleri üstünde yaşayan herkes onu böyle tanıyordu.

‘’Bu son şansın Beyazayı, çekil yoldan!’’

Duyduğu sözler sonrası iyice çileden çıkacaktı düşman komutanı, savaşçılarını toplu bir hücuma hazırlarken son kez konuşmuştu.

‘’Burada o isme sahip kimse yok piç kurusu, benim adım Demirdöven ve ben gerçek Ork Lordu’nun Savaş Şefi olan kişiyim. Birazdan, hepiniz nasıl bir kudrete sahip olduğumu göreceksiniz!’’

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Gerçek kahraman cesaretini şahitsiz gösterir.

George Santayana

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr