"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 114-Hesap Kesildi


‘’Sus!’’

‘‘Gümmmmmmmmmmmmm!’’

‘’Konuş! Seni babası kadar seven öğrencini ölüme terk ettiğinde mi değiştin!’’

‘’Bammmmmmmmmmmmmm!’’

‘’Suuuuss!’’

‘’Gümmmmmmmmmmmmmmm!’’

‘Konuş! Kardeş gibi olduğunuz arkadaşının intikamını almaktan vazgeçtiğin gün mü böyle oldun!’’

‘’Bammmmmmmmmmmmmmmm!’’

Bu son soru ihtiyar orkun limitlerini kırmıştı, bir anda soy gücünü harekete geçirmeye karar verdi. Bedeninden dumanlar yükselirken, son ses bağırıyordu.

‘’Suuuusssssss!’’

‘’Gümmmmmmmmmmmmmmmmmmmm!’’

Bu yumruğun çıkardığı ses öncekilerle kıyaslanamayacak kadar yüksekti, üç adım geri giden Alyon’un dudaklarının kenarından kanlar akıyordu.

‘’Bu darbenin şiddetini bilsem de vücudumda hissetmek bambaşka bir olaymış, sıkı dur Demirdöven öğrencinin senden hep sakladığı şeyi göstericem sana!’’

Alyon birçok şeyi biliyordu, bunların içinde ustasının ölmeden önce zaten karşısındaki adamdan daha güçlü olduğu da vardı. O da soy gücünü aktif etti, Beyazayı üstüne hücum eden baskı sonra şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırmıştı.

‘’Bammmmmmmmmmmmmmmmmmmm!’’

İhtiyar orkun artan bütün özellikleri baskılanıyordu, işin kendisi için acı olan tarafı, daha önce oldukları düzeyden de geriye gitmişlerdi.

‘’Sen nasıl olur? Bu soy gücü onunla beraber yok olmuş olmalıydı!’’

Öğrencisinden aşina olduğu hisse, hiç tanımadığı bir yabancıda rastlamak inanabileceği bir şey değildi Beyazayı’nın, konuştuktan sonra sıranın onda olduğunu bile unutmuştu.

‘’Devam et, cevaplarımı almadan bu iş bitmeyecek!’’

Bir düellonun ortasındalardı, ancak bir kişi yere düştüğü zaman her şey sona erebilecekti. Dişlerini sıktı ihtiyar ork, bunca savaşçısı önünde kendini küçük düşüremezdi.

’’Gümmmmmmm!’’

Lakin kollarında derman bedeninde güç kalmamıştı, doğal düşmanı olan soy yeteneği tarafından kıskaca alınmış haldeydi. Kendisinin erişebildiği seviyenin epey üstündeydi bu orkun gücünü kullanma kabiliyeti.

‘’Tüm yapabileceğin bu demek, kendisini kurtaramayacağını o da biliyordu fakat beraber ölmekten bu kadar mı korktun Demirdöven!’’

‘’Bammmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm!’’

Alyon’un hiddeti konuştukça artıyordu, vurduğu yumruk yeri göğü inletmişti.

‘’Vur! Hırsını alana kadar vur öğrencim!’’

İki kolunu yanlara açarak konuştu Buzul Bölge Şefi, şu anda karşısında ki ork ona kaybettiği öğrencisi gibi görünüyordu.

‘’Babamın intikamı için neden bir şey yapmadın, o hain köpeğin emirlerine uymak daha mı doğru geldi sana?’’

‘’Bammmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm!’’

‘’Vur Alyon! Hiçbir şeyi beceremeyen bu işe yaramaz ustana en güçlü yumruğunu vur!’’

Ayıboğan sırasını savıyordu, duygusal olarak olabilecek en kötü durumdaydı, tek amacı alacağı fiziksel zararlarla içinde oluşan yarayı dağlamaktı.

‘’Hayır, yine sorumluluklarından kaçmana izin vermeyeceğim, bugün kabileni bileğimin hakkıyla ele geçirdiğim gün alacak!

Bu sözler, onun içinde dolmakta olan bardağı taşıran son damlalar olmuştu, bacakları titredi ihtiyar orkun bir nefes sonra dizleri çoktan yere vurmuştu. Tüm savaşçıları tarif edilemeyecek bir şoktaydı, yıllardır onları demir yumrukla yöneten şefleri şu anda hüngür hüngür ağlıyordu.

Duracak gibi de değildi Beyazayı, yüz yıldır içine gömdüğü duygular önüne set çekilemeyen bir çığ gibi açığa çıkıyordu. Kıpırdamadan başında bekledi Alyon kendini koyuvermiş adamın, mücadeleyi ve girilen iddiayı kazanmıştı fakat neden içinde en ufak sevinç kıvılcımı oluşmamıştı.

İstilacı kabile saflarında sevinç hâkimdi, lekesiz bir zaferdi bu. Orklarda güçlü olan hükmederdi, şefleri kendisinin ve soyunun ne kadar güçlü olduğunu herkesin gözleri önünde ispatlamıştı.

Yaşlı ork göz pınarlarında ki yaşlar kuruyup ağlayamaz hale geldiğinde, çöktüğü yerden boş boş zemini izlemeye koyulmuştu. En büyük dileği bu düştüğü yerde hayatının son bulmasıydı, böyle düşünceler içindeyken bir el omuzuna dokundu.

‘’Demirdöven, ustam sana söylemem için bazı sözleri bana miras bıraktı, kulaklarını aç ve iyi dinle!’’

 Kendi ve kabilesi için gerekeni yaptıktan sonra, sıra ustasının ricasına gelmişti.

‘’Usta, öldüğüm anda dahi içimde sana karşı hiçbir kin yoktu, kalbimde beni her zaman kollayan adam olarak kalacaksın!’’

Konuşması bitince arkasını dönüp gidecekti Alyon, dizlerinin üstündeki Beyazayı ise bu son darbeden sonra dayanamayarak yere devrilmişti. Kimse yanına yanaşamadı ihtiyar orkun, yaşadığını bilseler de, üstünü kaplamaya başlayan karlara rağmen onu kendi haline bırakmalarını emretmişti Alyon.

Burada kalmaya niyeti yoktu istilacıların, amaçları elde ettikleri yeni savaşçılarla beraber Kurak Bölge’ye geri dönmekti. Olabilecek en hızlı şekilde toparlanmaları emredildi Buzul Bölge savaşçılarına, Ana Kabileye bu kadar yakın bir konumda daha fazla duramazlardı.

İki gün dönümü içinde hazırlıklar bitmiş, iki kabilenin birleşik gücü olan yüz bin ork yürüyüşe hazır hale gelmişti. Nafız, bütün bu süre boyunca olduğu yerden milim kıpırdamayan ihtiyar orka bakarak konuştu

‘’Gidin şefinizi kaldırın, o da bizimle geliyor!’’

Eski savaşçıları Beyazayı’nın bulunduğu yere gittiklerinde yaşlı adamı bilinçsiz halde buldular, bir tanesi aceleyle onu sırtına attığı gibi dönüş yoluna koyulmuş arkadaşlarının yanına koştu. Ne olursa olsun geçtiğimiz yıllarda birçok olaya şahit olmuştu bu ork, ondan öğrenebilecekleri pek çok şey vardı.

Yüz bin kişilik ork grubu yürümeye başlayalı kısa bir süre geçmişti ki ayaklarının altındaki yer hafiften sallanmaya başladı. Neler olduğunu anlamaları fazla sürmeyecekti, arkalarından devasa bir ordu hızla yaklaşmaktaydı, ucu bucağı görünmüyordu gelen kalabalığın.

’Bu da ne? Nereden çıktı bu kadar ork!’’

Alyon şaşkınlıkla arkadaşına döndü, böyle büyük çapta bir ordunun Ana Kabile’ den ayrılmasından muhakkak haberleri olmalıydı.

‘’Son rapor kısa süre önce geldi, her hangi bir hareketlilik olmadığını söylüyordu muhbirimiz!’’

Nafız’da olanlara anlam veremedi, en nihayetinde iki ihtimal bulunuyordu. Birincisi casusun yakalandığıydı, bu iş sonsuza kadar süremezdi eninde sonunda paçayı ele verecekti bu kişi.

İkinci ve en kötüsü ihtimalse, Ana Ork kabilesinin başka bir yerde gizlediği ikinci ordusunu onların üstüne göndermiş olmasıydı. Tahminen beş yüz bin kişiden az değildi peşlerindeki kuvvet, üstelik bir bu kadar da ana ork kabilesinde savaşçı bulunuyordu.

Bunları düşünmenin ne yeri ne de zamanıydı, ilk önce yanlarında bulunan savaşçıları sağ salim Kurak Bölge’ye geçirmek zorundalardı.

‘’Hızlanın hemen, en kısa sürede göle ulaşmalıyız!’’

Çekiçdöven telaş içinde bağırdı, tek kurtuluşları yakalanmadan önce karşı kıyıya geçmeleriydi.

‘’Durun, siz oraya varamadan çoktan yakalamış olurlar sizi!’’

Son sözlerinin sahibinin sesi cılızdı olsa da, asıl şaşırtıcı olan şey bunları söyleyen kişinin kimliği olacaktı. Eski savaşçılarının sırtında yarı baygın halde yatan Beyazayı idi konuşan, her zaman ki gibi oğluna muhalefet ediyordu.

‘’Şimdi sırası değil, bunca savaşçının ölmesini mi istiyorsun!’’

Çekiçdöven artık alışmıştı bu duruma, ne derse desin kendini babasına hiç bir zaman beğendirememişti kendisini fakat bu sefer söz konusu olan onun tatmini değil savaşçıların hayatıydı.

‘’Şapşal çocuk fark edemedin mi, ayak sesleri git gide yaklaştıklarını söylüyor, nasıl bu tarafa geçtiniz bilmiyorum ama kıyıya varsanız bile en iyi ihtimal ordunun üç te ikisini kaybedersiniz!’’

İhtiyar ork sözlerinde haklıydı, Buzul Bölge’ye geçtikten sonra kurulan düzeneği yıkmıştı Alyon’un kabilesi. Tekrardan tüm hazırlıkları yapmak ve geçişi sağlamak epey zaman alacaktı, bu sırada kendilerinin beş katı büyüklükte bir orduyla nasıl savaşabilirlerdi ki?

‘’Peki, ne yapacağız Demirdöven, bir önerin var mı?

Alyon hatıralarından ve kısa sürede yaşadıklarından sonra bu adamın boşa konuşmayacağını anlamıştı. Yapılan plana itiraz ediyorsa, muhakkak söyleyecek bir sözü olduğundandır diye düşündü.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsanlar tecrübeleri oranında değil, tecrübelerinden aldıkları dersler oranında olgundurlar.

Bernard Shaw




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1150

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 842

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 792

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 313

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 88

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13331 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 18154 Bölüm Sayısı


creator
manga tr