Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 106-Eski Usül


ESKİ USÜL

İçerisi çok basit döşenmişti, yatmak için bir döşek ve misafirlerin oturması için vahşi hayvan kürkleri vardı sadece. Konukları gelince, yaşlı ork başını kaldırarak onları bir süre tepeden tırnağa süzdü.

‘’Söylenenden daha da küçükmüşsün, bütün o işleri senin yaptığına inanmak çok zor!’’

Şefin hedefindeki kişi Nafız’dı, sözleri iğneleyici olsa da kime çattığını bilmiyordu bu ork

‘’Arkadaşını öldürenlerin uşağı olmuş biri için sende epey heybetli görünüyorsun!’’

Beyazayı acı bir şekilde gülümsedi, bu tüm kıtada anlatılan çok eski bir hikâyeydi.

‘’Davetine icabet ettik, tanışma faslı bittiyse konuşmaya başlayalım mı?’’

Alyon kendisi muhatap alınmadığı için biraz gerilmişti, ortamın havasının bir perde üstünden konuşacaktı.

‘’Otur Ork Stepleri’nin kurtarıcısı, kendine böyle isim takmıştın değil mi?’’

İkili karşılarında savaş ateşiyle yanan bir adam beklerken, sanki kendini inzivaya çekmiş bir derviş bulmuşlardı. Bu dinginlik onlara göre değildi, iki bölgenin fatihi Alyon hemen lafa girdi.

‘’Ayak bastığımız her yerde orkları yücelttik, kelepçeli ellerini çözdük, boyunlarına vurulan zincirleri kırıp attık, kendi topraklarında esir düşmüş bir halkı kurtaran kişi olarak çok mu abartmışım?’’

Söylediklerinin eksiği var fazlası yoktu, ne dedi ise hepsini eksiksiz gerçekleştirmişlerdi.

‘’ Hemen kızma genç şef yaptıklarından haberim var lakin düşmanının uzağında rahatça hareket ediyordun, şimdi gittikçe birbirinize yaklaşıyorsunuz bunun sonucu ne olacak sence!’’

Beyazayı her konuştuğunda bir soru soruyordu, bu iş diyalogdan çok kibar bir sorguya dönmüştü.

‘’Bundan öncekilere ne yaptıysam onu tekrarlayacağım, demir yumruğum ile kafalarını ezeceğim!’’

İri yarı ork coşmuştu, kendini sakınmadan aklından geçeni söylüyordu. Bu halini gören düşman kabile şefi bir an afalladı, uzun zamandır böyle teklifsiz konuşan biri ile karşılaşmamıştı.

‘’Ah siz gençler, karşınızdaki düşmanın gerçekten kim olduğunu bile bilmiyorsunuz!’’

İhtiyar adamın anlık sevinci kısa sürecekti, hemen ardından suratına bir maske gibi giydiği karamsar ifadesiyle konuştu.

‘’Sen bizi tek gözünle görüyorsun galiba ihtiyar, bu dünya üzerindeki beş kıta ve altı medeniyet bir araya gelse, yine de içlerinden geçer yolumuza bakarız!’’

Nafız’da en sonunda patlamıştı, sürekli bir ağır abi modunda katılan Beyazayı’ ya giderin kralını yapmak için konuşmaya ortasından girdi.

Bu sözler bağdaş kurmuş adamı adeta kollarından tutup şöyle bir silkeleyecekti, karşısındakiler henüz bebek sayılacak yaşta iki orktu. Kendisinin ana kabilenin eski savaş şefi ve lordun arkadaşı olmasına rağmen zar zor öğrendiği bilgileri, bu veletler nereden öğrenmişti.

‘’Dilin gerçekten çok keskinmiş Kan Tanrısı, cesurlar ilk ölür lafını daha önce duymuş muydun?’’

‘’Konumuza dönelim Beyazayı, ordunun yarısı benim emrimde artık, kabilenin dışında kamp kurmuş saldırı işareti bekliyorlar. Teslim olmak için geç değil, bu topraklarda daha fazla ork kanı akmasına gerek yok!’’

Alyon’un amacı burayı olduğu gibi kendi güçlerine katmaktı, bir çatışma halinde daha sonra eline geçecek olanların sayısında kayıp yaşanacaktı.

‘’Yavaş ol genç şef, karşında bir ork kabile reisi var savaşmadan teslim olmak hangi kitapta yazar!’’

İstilacıların şefinin sözleri kendinden vazgeçmiş havasında takılan adamı uyandırdığında, bir anda hararetle konuşmuştu.

‘’Korkak hangi yüzle geldin buraya!’’

‘’Seni kalleş dönek, bu kutsal topraklara nasıl girersin!’’

‘’Orkların yüz karası, ölümden korkan zavallı!’’

Çadırın içinde tansiyon tırmanırken, dışarıdan bağrışma sesleri gelmeye başladı. Önceleri bir kaç kişinin sesi şeklindeki bu gürültü, zamanla koro haline dönüşmüştü. Tam Beyazayı kalkıp dışarı çıkmaya yelteneceği zaman, çadırının deri kapısı bir anda açıldı.

Gelen Çekiçdöven’di, saygıyla eğilerek elindeki büyük paketi yere bıraktı. Bu güne kadar tez canlı ve ateşli bir mizaç çizen genç komutanın aurası buz gibiydi, çok ciddi bir ifadeyle konuşmaya başladı.

‘’Getirdiklerim oğlunuz olan Çekiçdöven’ in sizden aldığı eşyalardır, kendisi öldüğü için bunları iade etmek istedim!’’

Buzul Bölge kabile şefi gelen bohçayı açınca içinden bir zırh ve devasa çekiç çıkacaktı, yol boyu düşünceli duran damadının hareketi Alyon’u şaşırtmıştı.

‘’Kendisini kaybettim fakat onun şerefini hala koruduğunu görmek güzel oldu, bunlar artık kullanmayı hak eden bir ork savaşçısına ait olacaklar!’’

Oğlundan gelenler karşısında aynı soğuklukla cevap verdi Beyazayı, sahne insanın içini sızlatacak kadar dramatik olsa da, aynı zamanda kemiklerini donduracak kadarda soğuktu.

‘’Bu işi eski usulle çözelim o zaman, ailem ile dövüş çemberimde olacağım! En iyi beş savaşçınla karşıma çık, bir kere bile kaybedersem eski ordunu sana bırakıp bu topraklardan ayrılacağım!’’

Gördükleri karşısında hışımla ayağa kalkan Alyon son sözünü söylemişti, güçlü olana itaat et kuralı belki de orkların içindeki tek kanundu. Eski kafalı bir adama meydan okumak için daha iyi bir çıkış düşünülemezdi.

‘’ Yolculuk nedeniyle yorgun olmalısınız, yarın güneş tepeye varınca sizi bekliyor olacağım. Eğer bir kere dahi kazanamazsam, tüm kabileyi sana bırakıp buradan gideceğim!’’

Sözler verilmişti, artık burada bir an bile durmanın lüzumu yoktu. Çıkmak için deri kapıyı aralayan Alyon, kulağına gelen bir ses ile kısa süre durakladı.

‘’Tavrın bana eskilerden birini hatırlattı genç şef, umarım üzülmezsin!’’

İri yarı ork bunu bekliyordu, derin bir nefes alıp cevabını verdi.

‘’Bense, hatıralarımda ki savaşçının yerine vazgeçmiş bir ihtiyarı bulmanın üzüntüsü içindeyim!’’

Eski öğrencisini kast ederek söylediği sözler sonrası biraz duygusallaşan adamda, duyduğu cevap tokat etkisi yaratmıştı. Oturduğu yerde yavaşça gözlerini kapattı Beyazayı, sessizce dururken hatıraların içinde kaybolmak istiyor gibiydi.

Çadırın dışında toplanan kalabalık Çekiçdöven’ in çıkışını gözlerken, karşılarında düşman komutanlarını bulunca biraz şaşıracaktı. Beklenen kişinin de görünmesi ile tekrar hakaretlere başlamışlardı ki üzerlerine çöken bir baskı seslerini kesmişti.

‘’Şu andan itibaren, beş nefes içinde on adım geri çekilmeyen kim varsa ölümü benim elimden olacak!’’

Konuşan kişi ufacık bir dişi orktu fakat etrafa yaydığı öldürme niyeti sonrası dediklerini ciddiye almamak mümkün değildi. Girdikleri gibi sessizce çıktılar kabileden dışarı, sonuç olarak büyük bir bahis koyulmuştu ortaya.

Alyon haberi ordu ile paylaştığında herkesi bir heyecan saracaktı, gece çöktüğünde tek konu buydu artık. Kalpleri savaş için atan canlılar olsalar da, uzun yıllar omuz omuza durdukları kişilerle ölümüne mücadele etmek onlar için bile zordu.

Şefleri yine onları korumuş, bütün yükü kendisi ve soyunun üstüne almıştı. Hepsi kızının gücüne şahit olmuşlardı fakat diğer dövüşecek kişiler hakkında kafalarında bazı soru işaretleri vardı.

Bu şekilde geçen bir gecenin şafağında, yüz bin kişinin izleyebileceği büyüklükte bir dövüş çemberi kurulmaya başlanmıştı. İki orduda elini taşın altına sokmuş, eski günlerdeki gibi bir arada çalışıyorlardı, böyle bir ork gücüne iş mi dayanırdı?

Belirlenen vakitten önce savaşçılar için sahne hazırlanmıştı, sırada onlara müthiş bir gösteri sunmasını istedikleri kişileri desteklemek vardı. Sağ tarafa Beyazayı’nın savaşçıları, sol tarafa Alyon’un yiğitleri dizilmişti.

 Çembere ilk giren Buzul Bölge Kabilesi üyelerinden bir savaşçıydı, normal ork boyutlarından biraz daha iri bu kişinin elinde büyük bir balta vardı. Mücadelede Alyon kendini dezavantajlı konuma sokmuştu aslında, ailesinin gücünü kanıtlamak istiyordu ve bu nedenle Nafız ve öğrencisi Sangre devre dışı kalmak zorundaydı.

‘’Baba ilk dövüş benim olsun, ailemizin gücünü göstermeme izin ver!’’

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

AydınIanma; kişinin kendi akIını kuIIanmaya cüret etmesidir.

Immanuel Kant




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1218

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1053

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 870

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 547

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14814 Üye Sayısı
  • 453 Seri Sayısı
  • 19476 Bölüm Sayısı


creator
manga tr