Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 105-Buzul Bölgeye Giriş


BUZUL BÖLGEYE GİRİŞ

Öğrencisi Kitapkurdu ile kafa kafaya veren Nafız, aklındakileri metne döktükten sonra bunun kontrolleri altında bulunan tüm orklar tarafından öğrenilmesini sağlayacaktı. Her zaman olduğu gibi kanunlara uymak istemeyenler çıkmıştı lakin Cengiz Han’ın yasalarında genelde ceza ölüm olduğundan, çoğunluk sessizce boyun eğmek zorunda kalmıştı.

Artık yeni bir bölgenin fethine giderken içleri çok daha rahat olacaktı, geride bıraktıkları orkların düzenini kendi elleri ile sağlamışlardı. Yanlarına elli bin kişilik orduyu alarak göle doğru yola çıkarken, önlerine biri dikilecekti.

‘’Beni geride bırakabileceğinizi mi sanıyorsunuz?’’

Yarmagül ordunun önünde belirince oğlu da yanındaki yerini almıştı, ikilinin amacı Buzul Bölge’yi ele geçiren kuvvetlere katılmaktı.

‘’Kızım henüz tam olarak iyileşmedin, biraz daha dinlenmen iyi olmaz mı?’’

Aracından inen Alyon, durumu zorlamanın faydası olmayacağını düşünerek son derece kibar ve yumuşak başlıydı

‘’O konuda kimsenin şüphesi olmasın, Parthenia surlarının önünde ne kadar iyiysem şu anda da öyleyim!’’

Lafın ucu Çekiçdöven’e dokunsa bile genç komutanın konuşmak gibi bir düşüncesi yoktu, hemen vagonunun bir köşesine çekilip işi oluruna bıraktı.

‘’Atla içeri, yeter bu kadar tantana!’’

Son sözü Nafız söyleyecekti, anne ve oğulun durumunu en iyi o biliyordu. Yarmagül’ü şimdi geride bırakmak içinde kapanmaz bir yara açardı, ondan daha önemlisi Alyon’un soyunun prestijine gölge düşme ihtimali vardı.

Kuvvetler iki bölgeye yayıldıktan sonra geniş çapta bir iletişim ağı kurulmuştu, sınırların içinde uçan kuşun haberi en hızlı şekilde bölge kabilesine, oradan da ana karargâha geliyordu. Sangre hariç yüzbaşılar, yetkili komutanlar olarak geride kalarak savunma işini üstleneceklerdi.

‘’İşte geldik bu değişik gölün kıyısına, görelim bakalım icadını âlim efendi!’’

Vagonlarından inerken, Nafız önde yürüyen öğrencisinin sırtına vurarak takılıyordu, en önemli parçanın kendisinde olduğunu bildiğinden keyfi yerindeydi.

‘’Usta Dilber Hanım’ın büyük kabuğu lazım, rica etsem ödünç alabilir miyiz?’’

‘’Ne de kibar bir çocuk, gel de hayır de buna!’’

Kan Tanrısı’nın keyfi yerindeydi, geldikleri nokta belliyken gittikleri yerde bir savaş alanı olacaktı, nasıl olurda mutlu olmazdı.

‘’Al paşam, zaten sistemi kurmuşsun önceden hızlıca bizi karşıya geçir!’’

Kitapkurdu makaralar ile bir hat yaratmıştı gölün iki ucu arasında, tek lazım olan suyun sıcaklığına dayanacak bir materyaldi. Bu gölün tabiatı ezelden beri çok değişik olmuştu, temas ettiği nesneleri yakıp kavuruyor olsa da, üstünde ki hava o kadarda sıcak değildi.

Kıyısındaki toprakları ısıtarak tüm bölgeyi kuruturken, Dilber’in kabuğu ile yol alan orklara bir şey olmayacaktı. Balık istifi şeklinde binlerce ork almıştı dev kabuk, onlarca seferden sonra tüm ordu buz kesmiş suların üstüne adımını atabildi.

‘’Bu ne soğuk arkadaş, mekanik araçları kullanamayacak olmamız ne büyük bir kayıp!’’

Taşıma için kullanılan makinalar karşı kıyıda kalacaktı, sıcak tarafı geçseler bile soğukta bir süre sonra işlevselliklerini kaybedeceklerinden dolayı kullanılmaları mümkün değildi.

‘’Takılma bu kadar havaya birazdan alışırsın, nasıl ama anlattığım kadar var değil mi Nafız? Ah anılarım depreşti ustam o salak orku buralara yakın bir yerde kurtarmıştı!’’

Ayıboğan lakaplı Küçükdomuzcuk’ un, Beyaz Ayı Kralı’nın kürkünü aldı topraklardaydılar, buradaki kabileye kadar önlerinde uzun bir yol olduğundan hemen yürümeye başladılar. Ticaret şehri ana kabileye nispeten yakın bir konumda bulunuyorken, bölgedeki ork kabilesi ise sıradağların eteklerine kurulmuştu.

‘’En yakın yerden karşıya geçtiğimize eminsin değil mi yalıçapkını ?’’

Kitapkurdu ölene kadar üstüne yapışacak lakabını bu andan sonra alacaktı, ustasının ona küçük bir hediyesiydi bu.

‘’Usta bana güvenmiyor musun? Bende en az sizin kadar bu havayı sevmiyorum, rotamızı buna göre ayarladım!’’

Nafız etrafa takılmaktan öğrencisinin kıyafetlerini yeni fark etmişti, yakaları kürklü, kafasından topuklarına kadar uzanan beyaz bir palto giymişti Kitapkurdu.

‘’Vay vay nereden buldun o üstündekini bakayım sen?’’

Sorulan soru üzerine sanki özellikle göstermek için ellerini cebinden çıkaracaktı zayıf ork, kar beyazı eldivenleri bile vardı Kitapkurdu’nun.

‘’Biraz araştırma yaptım bölgenin durumu hakkında, er geç bugünün geleceğini bildiğimden çoktan siparişimi vermiştim Nikonya’da ki bir kaç tüccara!’’

Öğrencisinin fikrini mi övsün yoksa kendi haline mi üzülsün bilemedi Nafız. Yarattığı imajı yıkamayacağı için böyle şeyler giyemezdi, Kitapkurdu’nun ise bir çekincesi yoktu, onun silahı zekâsıydı. Her zaman bir orkun kıyafetlerinden tamamen farklı şeyler giydiği için şu hali dikkat bile çekmiyordu.

‘’Efendim, öncüler yarım gün içinde hedefimize ulaşacağımızı bildirdi, savaş düzeni alalım mı?’’

Nefes nefese raporunu veren kişi dinlenirken, Sangre haberi Şef Alyon’a iletmişti.

‘’Lüzumu yok, önce bir yolumuzu tamamlayalım, bakalım bizi nasıl karşılayacaklar!’’

Elli bin kişilik ordu hızla ilerlerken en sessiz kişi Çekiçdöven’di, ne karısı ne oğluyla tek kelime dahi konuşmamıştı Buzul Bölge’ye geçtikten sonra.

‘’Damat sıkıntıda Alyon, ne dersin son anda yan çizmesin!’’

Bu hali Nafız’ın dikkatini çektiğinden konuyu arkadaşına açmıştı.

‘’O artık bizden biri, bırakalım kendi sorunlarını bildiği gibi çözsün!’’

Alyon’un Çekiçdöven’e güveni tamdı, o gün oğlu ile kucaklaştığı zaman tüm şüpheleri silinmişti. Denildiği gibi, yarım gün sonra karın içinde açılmış buz çiçekleri gibi görünen çadırlar her yerdeydi. Hava açıktı, bir grup orkun kendilerine doğru geldiğini görüyordu Şef Alyon ve ordusu.

‘’Efendim, Şef Beyazayı sizi ve komutanlarınızı çadırında ağırlamaktan şeref duyacağını iletmemi istedi!’’

Gelenler karşılama takımıydı, yapılan teklife sadece daha önce bu topraklara ayak basmamış olanlar şaşıracaktı. Elli bin kişilik ordu sessizce çadırlarını kurmaya başlarken içlerinde tuhaf hisler yeşeriyordu, hayatları boyunca yaşadıkları yere istilacı olarak dönmüşlerdi.

‘’Ordumuzun yerleşmesinden sonra ben ve arkadaşım orada olacağız!’’

Alyon’un cevabı çok kısa ve netti, her hangi bir korku emaresi göstermedi. Bu beklediği bir olaydı, yüzleşecekleri adam eski kafalı bir orktu, onunla önce orduları değil cesaretleri çarpışmak zorundaydı.

‘’Emin misin bu konuda, bizi bir tuzağın içine çekebilirler!’’

Bu soruyu birçok kişi sormak istese de, sadece Nafız’ın konumu yeterli olabilirdi.

‘’Yüzleşeceğimiz kişiyi en az seni tanıdığım kadar iyi tanıyorum, eğer bizi çadırına davet ettiyse korkmadan gidebiliriz. Ork gururu, herhangi bir alçaklık yapmasına engel olmaya yetecek kadar fazladır!’’

Söylenecek söz kalmamıştı, bir süre durumu izleyen ikili yavaş ama kararlı adımlarla kabilenin içine doğru ilerliyordu. Burada ki yapılanma gördükleri diğer iki kabileden tamamen farklıydı, her birey sadece savaşçıydı. Levazım orkları yoktu, bu görevleri yeni doğan savaşçı adayları yapmakla sorumluydu.

‘’Kabilenin içi dışarıdan daha soğuk sanki baksana zombiye dönmüş bunlar!’’

Önceki hayatından referansla bir benzetme yaptığı için Alyon bir şey anlamayacaktı lakin ortamın kasveti onu bile darlamaktaydı. Kısa bir yürüyüş sonrası şefin çadırına ulaştılar, bu konuda da Buzul Bölge kabilesi bambaşka bir anlayışa sahipti.

Her zaman ihtişamı ile göz kamaştıran şef çadırlarının aksine, gördükleri şeyin diğerlerinden tek farkı kapladığı yerin normal çadırların iki katı olmasıydı. Deri kapısını açıp içeri girdiklerinde, karşılarında yere bağdaş kurmuş onları bekleyen kır saçlı bir ork buldular.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Dünyada her şey kadının eseridir.

Mustafa Kemal Atatürk

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1076

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 974

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 817

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 770

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 586

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 581

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 569

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 514

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11648 Üye Sayısı
  • 323 Seri Sayısı
  • 16479 Bölüm Sayısı


creator
manga tr