“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 104-Temuçin


TEMUÇİN

‘’Usta!’’

Dişi orkun sesini duyan Kitapkurdu birden irkildi, sözler istem dışı olarak ağzından çıkacaktı.

‘’Çılıng! Çılıng! Çılıng! Çılıng! Çılıng! Çılıng!

Oluşan sessizlikte atı defa metalin metale çarpma sesi geldi kulaklara, daha sonra kafasında ki çuvalı çıkarmadan yıldırım gibi hareket eden ork yavaşça konuştu.

‘’Sangre sakin ol!’’

Bir öğrencisi onun sesini tanımışken diğeri nasıl olurda anlayamazdı, fırlatma hançerleri Nafız ve Alyon’u getiren muhafızların gırtlaklarına doğru gidiyordu. Göz açıp kapatana kadar hepsi bertaraf edilince, durmak zorunda kaldı Kan Savaşçısı.

‘’Şef Alyon siz misiniz efendim!’’

Kasaphaydo telaşla ayağa fırlayıp olduğu yerden kımıldamamış tutsağa doğru fırladı, bu sırada övgü almak için çadırın içine doluşan muhafızlar neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.

‘’Benim maalesef, güvenliği epey sıkılaştırmışsınız tebrik ederim!’’

Alyon lafını bitirince ellerini sıkan mor alaşım kelepçeleri parçalayacaktı, kafasında ki bez parçasını fırlatıp atarak kendine ayrılmış yere doğru yürüdü.

‘’Bunların hepsi para ziyan etmenin lüzumu yok, bakmayın alık alık şu elimdeki oyuncakları alın çocuklar!’’

Nafız hala çok sakindi, yolculuk o kadar sıkıcı geçmişti ki bu olanlardan gayet memnundu. Muhafızların lideri elindeki anahtarla kelepçeyi açmak isterken, titremesine hâkim olamadığından deliği bir türlü tutturamıyordu.

‘’Evladım bir kere daha deneyip te açamazsan yediririm sana bunları, hemen kendine gel ve denileni yap!’’

Bu laflardan sonra nasıl olurda sakinleşebilirdi talihsiz ork, şansı yaver gitmese başına gelecek olanları düşünmekten yüreği ağzına geliyordu. Neyse ki bu sefer başarmıştı, kelepçelerden kurtulan Kan Tanrısı hala kınından çıkmış bir bıçak kadar keskin bakan Sangre’ye dönerek ‘’Otur!’’ dedi.

Sesi yüksek çıkmamıştı, içinde bir nebze bile hiddet barındırmıyordu fakat bunu duyanların tüyleri diken diken olacaktı.

‘’Şef Haydo gerçekten tebrikler, muhafızların işlerini yaparken ki tutumları takdire şayan!’’

Ortamda bulunan orkların içinde en gergini kabile şefiydi, adeta diken üstünde oturuyordu. Duydukları bir nebze olsun içini ferahlatmıştı lakin söyleyecekleri bitmemişti Nafız’ın.

‘’Çukurlarda çok eğlendim güzel bir fikirmiş, keşke her şey orada son bulsaydı, şu karşımda duran orklar yaptıkları tutuklamayı üstlerine rapor edip ayrılsalardı!’’

Keşke çoğunlukla asıl söylenmek istenene kapıyı açar ve gelen misafir hiç bir zaman beklenen kişi olmaz.

‘’Görevlerini yapmak onlara yetmedi, mevkii hırsı ile olayı üstlerinden gizlediler. Bunun doğuracağı sonuçları en iyi sen bilirsin Kasaphaydo, gizli yapılan planların bir kabilenin kaderiyle nasıl oynayabileceğini savaşçılarınla en acı biçimde tecrübe etmiş birisin!’’

Neşeli görünümü altında Kan Tanrısı çok ağır konuştu, Kasaphaydo bir an geçmişe gidip gelince öfkeden patlayacak noktaya gelmişti. Yanından ayırmadığı çift baltasına sarılmıştı bile cezayı kesmek için öncelik aldığı belli oluyordu.

‘’Şef, bu kabilenin savaş şefi hala benim, emrim altındaki kişilerin cezalarını vermek bana düşer!’’

İşin geldiği noktada Sangre bu zevki kimseye bırakmayacak gibiydi, hızla yerinden fırlamaya hazırlanırken bir el omuzundan yakaladı.

‘’Bunlar savaşçı değil, girişleri koruyan muhafız görevindeki levazım orkları kendileri, ordunun bir parçası olmadıkları için benim fikrim sorulmadan hüküm verilmesini kabul edemem!’’

Kitapkurdu’ da konuya dâhil olunca Nafız keyifle gülümsedi, belli olmuştu güzel bir seyirlik çıkacaktı ona. Yavaşça sırtını vahşi hayvan kürküyle kaplanmış tahtına yaslayıp, sahneyi astlarına bıraktı.

‘’Kitapkurdu, Sangre, ikinizde Kan Tanrısı Nafız’ın öğrencileri olsanız da bu kabilenin reisi benim, lafımın üstüne laf söylemek ne demek oluyor!’’

Orklara göre şefin dediği kanun sayılırdı, lafın ağzından çıkması sonrası dönüş yoktu. Bu konuları tartışmak için Sangre’nin ne fikri ne de hevesi vardı sakince kenara çekildi, meydan Kabile Reisi ve Levazım bölümü şefine kalmıştı.

‘’Şef Kasaphaydo farz ediyoruz dediğiniz de haklısınız lakin bana şunun cevabını verebilir misiniz? Şefin her kararının doğru olduğunun garantisi var mı?’’

Usta ve öğrencisi sözleşmiş gibi onu unutmak istediği günlere döndürüyorlardı, o gece çadırdan çıkarken ki halini hatırladı bu sefer çift baltalı ork. Ne dediyse ikna edememişti Kızıl Ayı’yı, yavaşça felakete sürüklenmişlerdi.

‘’Evet, kabilenin kaderinin belirleneceği konularda her zaman en doğru kararı almak için fikir birliği olmalı ama böyle ufak konular için şefin yetkisi yetmez mi?’’

‘’Konu ufak olsaydı, sadece levazımdan kurtulup savaşçı olmak isteyen hevesli orkları öldürmemiz gerekmezdi değil mi? Benim görüşüm ceza çok ağır, hayatlarını kaybetmeyi hak edecek kadar bir suç işlemiş değil bu orklar!’’

Kasaphaydo savaş konusunda neyse, Kitapkurdu da politika konusunda oydu. İş laf yarışına döndüğü anda galip belli olmuştu.

‘’Söyle Büyük Şef Alyon’un oğlu, şefin iradesi paylaşılacaksa her olayda böyle bir konsey toplamak zorunda mı kalacağız!’’

Bu soruda güzeldi, eski yöntem basitti, tek kişi tüm yargılamayı yapıp kararı vererek hayatın akışını sağlıyordu.

‘’Kendini geliştirmişsin Kasaphaydo, burasını sen yönettiğin için gerçekten çok şanslıyız. Sorunun cevabını ben vermek istiyorum, madem yeri geldi, bu gece ileride ayağımıza dolanacak bir sıkıntıyı çözeceğiz!’’

Kan Tanrısı tartışmanın ortasına balıklama daldı, harareti yükselmiş iki tarafta bu hareket üstüne kendisini geri çekmek zorunda kalacaktı.

‘’Size bir hikâye anlatıcam, başka bir dünyada bambaşka bir zamanda geçen olaylar olacak bunlar. Temuçin adlı çocuğun, babasının zehirlenerek öldürülmesinden sonra dünyayı avucunun içine alana kadar yaşadıklarına kulak verin!’’

Nafız kendisini merakla dinleyenlere uzun uzun Cengiz Han’ın hayatını anlatmıştı o gece, kurduğu imparatorluğun en görkemli zamanlarına gelindiğinde bir anda durdu Kan Tanrısı.

‘’Size sorarım bu kadar büyük toprakları nasıl yönetebiliyordu bu kişi, her zaman her yerde olmazdı değil mi?’’

Hikâyenin en güzel yerinde kesilmesinden midir yoksa cevabı bilmedikleri için mi donup kalmıştı herkes, kimse bilmiyordu. Bir süre boş boş birbirlerine baktı çadırın içindekiler, en şaşkınları ise her an ölüm korkusu yaşasalar da efsaneleşmiş kişilerle aynı ortamda bulundukları için heyecanlı olan muhafızlardı.

‘’Bence herkesin bildiği ve her yerde uygulanması gereken bazı şeyler belirlemişlerdi!’’

Cevap yine Kitapkurdu tarafından verilecekti, her şeyi bilsede sadece adını çıkaramamıştı.

‘’Kurallar! Önceden belirlenen, uyulması zorunlu, aksi durumda bir ceza alınmasını gerektiren kanunlar koymalıyız. En ufak ork biriminde dahi herkes bunları bilecek, buna rağmen uymayanlar başlarına gelecek olana razı olacak!’’

Öneri çok mantıklıydı, merak edilen ise bu kuralların ne olduğuydu.

‘’Anlattığın adamın yaşadıkları ile bizim kıtamızın tarihi arasında bu kadar çok benzerlik varken, eminim koyduğu kanunlarda işimize yarayacaktır!’’

Alyon, Cengiz Han’ın hayatını dinledikten sonra tuhaf bir ruh haline bürünmüştü. Belli etmek istemese bile aşırı gaza geldiğini gizleyemiyordu, böyle bir başarı örneği içini hırsla doldurmuştu.

‘’Birçok kanunu rahatlıkla uygulayabiliriz, özellikle ordu ile alakalı olanlarının hepsini hayata geçireceğiz!’’

Kan Tanrısı’nın kimi konularda çekincesi vardı, aile hayatı diye bir şey orklarda olmadığı için bazı kuralları es geçmek zorundalardı. Kutsal Topraklar’ da ve tüm kabilelerde kullanılan su kullanım yöntemlerini birden değiştirmek çok zordu.

‘’Şu sözleri aklımızdan çıkarmayacağız sadece, beni iyi dinleyin şimdi!’’

Belki de kendileri için en önemli olan, biraz sonra Nafız’ın ağzından çıkacak şu sözlerdi.

‘’Bir çivi kaybolduğu için, bir nal kayboldu.
Bir nal kaybolduğu için, bir at kayboldu.
Bir at kaybolduğu için, bir atlı kayboldu.
Bir atlı kaybolduğu için, bir haber kayboldu.
Bir haber kaybolduğu için, bir savaş kaybedildi.
Ve bir savaş kaybolduğu için, bir krallık yok oldu.’’

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

“Ben sizin hanınızım, Börte de benim han’ım! 

Cengiz Han

****                                     ****                              ****                                 ****                                 ****                                                

Anket 1 ay açık kalacak henüz katılmadıysanız sizi bu taraftan alalım

https://goo.gl/forms/rlnbXL7yXqOgC4Y93

Bir diğer çalışmamı okumak içinse buradan buyurun

https://www.epiknovel.com/seri/insanligin-sonu/bolum/7705




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1221

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1054

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 644

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14841 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19525 Bölüm Sayısı


creator
manga tr