Korku dağları bekler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 101-Hadi Şerefe


HADİ ŞEREFE

Birkaç tane direnen çıksa da, Marcos’ un sözünü dinleyerek evlerine dönen herkes tekrar meydana geldiler. Kadın çocuk ayrımı yapılmadan, istisnasız tüm Parthenia halkını görmek istiyordu Nafız.

Manzara bıraktıkları gibi değildi, orklar her köşe başı tutmuş ters bakışlarla onları süzüyordu. Genç lorda saldıran insanlar gitmiş, yerine cesetlerden oluşan bir dağ gelmişti.

‘’Sakince size söylenen yerde bekleyin, en ufak taşkınlıkta sonunuz bunlar gibi olur!’’

Kan Tanrısı yanında yükselen ölü bedenleri göstererek uyarısı yapmıştı, yavaşça yere oturan halk dehşete düşse de sesini çıkaramayacaktı. Şehir Lordu ortalarda gözükmüyordu, korkulan olmuş muydu? Bundan sonraki hayatları orkların hâkimiyetinde mi geçecekti?

‘’Biraz sonra söyleyeceklerimi çok iyi dinleyin, zira bu size verilmiş son şans olacaktır!’’

Gelen kişilerin sayısı seyrelirken, zamanın geldiğini düşünen Nafız yavaş yavaş kendini hazırlıyordu. Nihayet son insanda geldiğinde, derin bir soluk alıp konuşmaya başladı.

‘’Ben o hiç unutmayacağınız katliamı yapan kişiyim, eski lordu öldüren kişide bendim, bu yanımda gördüğünüz tepenin sorumlusu da yine benden başkası değil!’’

Sesi en ufak titreme olmadan keskin bir bıçak gibiydi, insanların gözlerinin içine bakıyordu.

‘’Adım Nafız, çocuklarınızı korkutmak için kullandığınız isim bana aittir!’’

Son sözlerini söylerken sesinin şiddetini arttırmıştı Kan Tanrısı, bu gerçeği kafalarına zorla sokmak ister gibiydi dinleyenlerin.

‘’Her yerde bunu konuşuyordunuz, unutmayacağız diyordunuz ama görüyorum ki birçoğunuz yalan söylüyormuş!’’

Yanındaki ölü bedenlere kısa bir bakış atıp devam etti Nafız.

‘’Sadece arenadaki katliamı değil birçok şeyi hafızanızdan silmişler, öncelikle yaşadığınız toprakların adını unutmuşsunuz!’’

‘’Bu kıtanın adı Ork Stepleri, burada kanunda, hâkimde, tanrıda orklardır!’’

Şehrin içindeki savaşçılar duydukları karşısında kendilerinden geçecekti, bir devrin bitişine kendi gözleri ile şahitlik etmekteydiler.

‘’Sizlere bir fırsat tanıdık, doğduğu topraklara âşık, halkını seven, adaleti gözeten bir yönetici seçtik. Buna karşılık lağım fareleri gibi her kümelendiğiniz yerde dedikodu yaptınız, yapılan iyilikleri görmeden asılsız suçlamalarda bulundunuz!’’

‘’Kıtanın sahiplerine zulmettiğiniz günleri özledi birçoğunuz, kendini sizlerle eşit seviyeye çeken hükümdarlarınızı aşağılamak cehaletinde bulundunuz. Bunun cezası hepinizin kanları ile bu şehri yıkamak olmalıydı fakat yine de sizi bu felaketten koruyan kişilere sahipsiniz!’’

Kalabalıktan çıt çıkmıyordu, söylenenlerin her kelimesinin bir doğruluk payı vardı, silahlarla saldırmasalar bile herkes gibi onlarda bu konular hakkında çokça konuşmuştu.

‘’Bu manzarayı çocuklarınıza torunlarınıza anlatın, gördüklerinizi zihninize kazıyın yoksa benim koyduğum şehir lorduna bir kez daha karşı çıkmaya kalkmanız halinde bu kadar şanslı olamayacaksınız!’’

‘’Bir sonraki isyanda, Parthenia artık bir ork yurdu olacak sizlerde nesiller boyu en ağır ve aşağılık işler için kullanılan köleler olarak damgalanacaksınız! Kapılar yarın gün doğumuna kadar açık kalacak, şehri terk etmek isteyen herkes neyi var neyi yoksa alıp gidebilir!’’

Sözlerini bitirmişti Nafız, eliyle götürün bunları dermişçesine bir hareket yaptı astlarına. Ayırt etmeksizin tüm orklar, bu andan sonra onun ağzından çıkacak tek kelime için seve seve ölüme koşardı.

‘’Lordu şatosuna geri çağırabilirsin, yaşananların kısa bir özetini geçmen yeterli olacaktır. Sürekli gözetim altında tutmanı istiyorum Marcos’u, en ufak ihanet emaresinde kafasını kes bana getir!’’

Kübey emrini almıştı, olduğu yerden hızla ayrılıp Şehir Lordu’nun ikametine doğru yola çıktı.

‘’Tüm insanlar evlerine dönünce, sizlerde meydanın iki yüz adım yakınına yaklaşmayacaksınız. Bu civarda oturan halkı ölenlerin evlerine yerleştirin!’’

Son aldıkları talimat tuhaflarına gitse de, kimsenin sorgulayacak kadar yüreği yoktu. Hızla işlerinin başına göndüler, elbet içki içip kutlama yapacak bir yer bulabilirlerdi.

‘’Bu emir herkes için geçerli, sende uysan iyi edersin!’’

Boşluğa bakarak konuşan komutanlarına şaşıran yüzbaşılar, yavaşça beliren kişiyi görünce şok yaşayacaklardı. Ödül zindanından aldığı ekipmanı sayesinde değil görülmek sezilmesi bile imkânsız olan Kuyag, zoraki bir gülümsemeyle selam vermişti.

‘’Emredersiniz, arkadaşlarımla beraber hemen ayrılıyorum!’’

Kullanılan eşyalar bir yere kadar avantaj sağlamaktaydı, kişinin algı düzeyi ve gücü her şeyin üstündeydi. Bana bu kadar şaşırdıklarına göre, Sangre’yi bilseler ne yaparlardı bu şapşallar diye düşündü Kan Tanrısı.

Tüm tantana bitip kanlarla örtülü meydan boşaldığı sırada, bir ayak sesi yankılanıyordu havada. Hızla o yöne bakan Nafız tahmin ettiği kişiyi görmüştü.

‘’Tüm gün saklandığın yerden nihayet çıktın bakıyorum koca oğlan!’’

Gelen Alyon’du, zorla dışında bırakıldığı olaylardan sonra kafasını kurcalayan bir sorunun cevabı için buradaydı.

‘’Sen değil miydin savaşçılarımız zafer sonrası doyasıya eğlensin diyen, ne oldu çok mu etkilendin şu yanında yatan insanların ölmesinden!’’

Şöyle bir gözlerini devirerek baktı gelen orka Nafız, konuşmadı, sadece eliyle gel işareti yaptı arkadaşına.

‘’Benim güç hayvanı mı çok merak ediyordun değil mi, birazdan kendisiyle tanışacaksın hazır ol!’’

Bir iki nefeslik süre geçmeden, beyaz tavşan Alyon’un önünde belirecekti, koca ork kendini tutmadan kahkahalarla gülüyordu.

‘’Bunun farklı renkleri var mı sende, bir tanede bana versene ne tatlı şeymiş bu!’’

‘’Tısssss!’’

Güç hayvanları belirli bir bilinç düzeyine sahipti, küçük tavşan kendisi için söylenenleri duyup minik ağzıyla şefe doğru hırlamıştı.

‘’Aman benden uzak tut bunu, kaparsa kolumu nasıl kurtarırım sonra kendimi?’’

Alyon kitabı kapağına göre yargılıyordu, biraz sonra göreceklerini önceden bilse acaba nasıl davranırdı?

Bugün hedefi başkaydı Nafız’ın ruh hayvanının, karşısında ki orka çok takılmayacaktı, koşarak ölü bedenlerin oluşturduğu tepenin altından giriş yaptı.

‘’Nereye gitti bu şimdi, küstü mü yoksa bana?’’

Hala kafa kırmanın peşinde koşuyordu iri yarı ork, kendisinin güç hayvanı koskocaman bir ayıydı, belki de ilk defa arkadaşına bir konuda bu denli farkla üstün gelmişti.

‘’Az sonra tekrar görüş alanına girecektir, biraz bekle yeter!’’

Kan Tanrısı kendinden çok emin konuşunca, Alyon’un içine bir kuşku düşmüştü. Dikkatini ruh hayvanının balıklama daldığı yere odakladı, bir kaç on nefes sonra panikle olduğu yerden zıplamak zorunda kalacaktı.

‘’Bu tepe yavaş yavaş alçalıyor mu? Yoksa ben mi yanlış görüyorum?’’

Birkaç kez gözlerini ovuşturan iri yarı ork, heyecan içindeydi.

‘’O dalga geçtiğin güç hayvanı bir Kan Tanrısı’na ait, diz çok ve tövbe et!’’

Arkadaşının kibirli sözleri sonrası hadi lan der gibi bir el hareketi yapan Alyon, bağdaş kurup tekrar yerine oturuyordu.

‘’Anladığım kadarıyla tüm cesetleri yemesini bekleyeceğiz tavşanın, aklıma ne geldi biliyor musun? İsim töreninden sonra, mutfak çadırının arkasında ki kemikleri yağmaladığımız zamanki halimiz. Kim derdi ki, o iki tuhaf ork bir zaman gelecek Ork Stepleri’nin yarısına hükmedecek!’’

Uzaklardan kafayı çeken orkların gürültüleri gelirken, yanı başlarında hiç durmadan kırılan kemiklerin, yırtılan et ve derilerin sesleri vardı. Bu sırada Alyon’ da maziyi açıp nostalji rüzgârı estirmişti, nasıl içilmezdi böyle bir zamanda.

‘’Al bakalım şu içkileri, ustamın zulasını patlatıyoruz bu gece!’’

‘’Ooooo! Bak sen şu kirli çıkıya, hiç başka bir kıtaya ait içkilerin tadına bakmamıştım!’’

Neşeyle uzattığı şişeyi alan arkadaşına bakınca, sadece bu dünyadakiler değil ilk hayatında yaşadığı keyifli anları da hatırladı Nafız.

‘’Söz ulan! Başka kıtada neymiş, bir dahaki sefere hiç göremeyeceğin dünyaların içkileri ile âlem yapacağız!’’

‘’Hadi Şerefe!’’

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Öleceğiz bir gün, gömecekler. Bir kaç gün övecekler, sonra kalan malını bölecekler; hatta memnun kalmayıp üstüne birde sövecekler.

Neyzen Tevfik

  

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1218

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1053

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 870

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 547

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14814 Üye Sayısı
  • 453 Seri Sayısı
  • 19476 Bölüm Sayısı


creator
manga tr