“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 99-Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe


YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE

‘’Bir tane taşın parlaklığı gitti, kaldı on beş tane, ne kadar idare edecek bunlar bizi?’’

Nafız, ekipmanındaki değişimin tam olarak ne anlam ifade ettiğini öğrenmek için Asiyürek’e seslenmişti.

‘’Efendim, her bir taşta biriken enerji, kalkanın yüz soluk boyunca aktif kalmasını sağlıyor!’’

Daha önce ekipmanı küçümseyen Kan Tanrısı fikrini değiştirecekti, kısa bir hesaptan sonra bu alanın kendilerini yaklaşık bir saat daha koruyabileceğini tahmin ediyordu. Beklediğinin üstünde bir süreydi bu, şimdi işe girişirse o vakte kadar kendi başına bile etrafındaki herkesi püre haline getirebilirdi.

‘’Sakince olacakları bekleyelim, acaba bu sefer ne kadar insan hayatını kurtarabilecek?’’

Gözüyle toplanmış kalabalığı süzdüğünde, bir miktar azalma olsa da çoğunluğun hala orada bulunduğunu, hatta bazı kişilerin isyancılara katılarak kendilerine saldırdığını görmüştü. Bu manzara Marcos’u da endişelendirmiş olacak ki, biraz gücünü toplayan genç adam tekrar bağıracaktı.

‘’Size yalvarıyorum bu hainlere uymayın beraberce bu şehrin geleceğini inşa etmek için evlerinize dönün!’’

Açık açık konuşamıyordu genç lord, bunca plan sadece biraz daha insanı kurtarmak içindi. Çağrısının cevap aldığını görünce, yüzü güler gibi olacaktı.

‘’Bu soysuzun lafını dinleyen herkes bizim düşmanımızdır, kimler bugün bize sırt çevirirse yarın bunun bedelini öderler!’’

İsyancılarda boş durmayacaktı, halk desteğini kaybetmiş gibi görünmek istemiyorlardı.

‘’Ya devlet başa ya kuzgun leşe demiş atalarımız, giden gidecek kalan sağlar bizimdir!’’

Kan Tanrısı son sözünü söylemiş, kimseye hareket alanı bırakmamıştı. Kübey ve Asiyürek’ in gözleri ise gökyüzündeydi, arkadaşları ve şeflerinden gelecek işareti bekliyorlardı.

‘’Hepsi bu mu? Neredeyse yüz tane adamsınız elinizden gelen bu kadar mı? Kalıbınıza tüküreyim sizin hanım evlatları!’’

İlk andan beri Vahşiduvar karşısındakileri adeta itin totosuna sokup çıkarıyordu fakat ne fayda, onun bulunduğu konağa gelenler epey vitaminsizdi. Sanırım yeter diye düşündü ork savaşçısı, kalkanının üstünde biriken enerjiyi ses dalgaları olarak serbest bıraktı.

Ne olduğunu anlamadan parçalara ayrılan ön taraftakilerin aksine, etrafta bekleşenlerin uzuvlarından çoğunu kaybetmeleri ile sonuçlanmıştı saldırı. Yerde can çekişen insanlar ve çoktan hayatlarını kaybetmişler iç içeydi.

İhtişamlı mermer sütunlar harap olmuş etki alanındaki tüm zemin parçalanmıştı, bazı yağmacılar ile birleşen bu maddeler canlı birer sanat eserine dönüştürmüştü onları. Arkalarda gizlenerek kurtulan bir kaç kişide çok uzağa kaçamayacaktı, Vahşiduvar’ın verilen emir üzerine sağ kimseyi bırakmadığı anlarda, havada bir işaret fişeği patlıyordu.

‘’Tüh keşke biraz daha çabuk davransaydım, gözü dönmüş manyak herif ilk önce görevi tamamladı!’’

Hemen ardından kendisine ait belirteci ateşlediğinde, yüzünde verilen emri harfiyen uygulamanın rahatlığı vardı Vahşiduvar’ın. Onun aksine, Agustus hanesinde etrafında dönen bıçakları ile birlikte dolanan Sangre hala tatmin olmamış gibiydi.

‘’Üçüncü işarete kadar yerimizde kalmamız emredildi, Şef Alyon ne yaptığını sanıyor!’’

Huzursuzca volta atmaya başlayan Kan Savaşçısı, işini ilk bitiren olmanın tadını dahi çıkartamıyordu, üstü başı isyancıların pis kanları ile kirlenmişti.

Yağmacılar ne olduğunu anlayamamıştı, üstlerine yağmur gibi oklar gelirken panikle ilk buldukları şeyin arkasına saklanmaya başladılar. Konağa girmiş olanlar ilk anlar için şanslıydılar zira değil ağaç veya bir duvar, blok kayaların bile arkasına saklanmış kişiler bedenlerine girecek olan oklardan kaçamayacaklardı.

Hışımla tepesinde bulunduğu ağaçtan yere atladı Sangre, harap edilmiş kapıdan girerken koynundan çıkan altı hançeri dans etmeye başlamıştı bile. Her adıma altı kişi, Kan Savaşçısı’nın insanları öldürme yöntemi buydu, hızlı bir şekilde attığı tek turun sonunda evin içinde canlı kimse kalmayacaktı.

‘’Bu koca kafalı neyin peşinde acaba, sürenin dörtte birini yedik sayesinde!’’

Asiyürek’ in kolluklarından ikişer parıltı eksilmişti, geriye on iki tane enerji yüklü taş kalacaktı. Beklenti, birincilik için Sangre çok hırslı olsa da Alyon’un her şeye rağmen ilk olacağıydı. Ortaya çıkan durum bu nedenle ilginçti, iki astı işlerini ondan önce bitirmişken bunun farkında olan şeflerinin ise bambaşka bir derdi vardı.

‘’Ben tüm Ork Stepleri’ ne diz çöktürecek kişiyim, kendinizi benim yerime koyun, karşınıza sizler gibi tipler çıksa ne yapardınız? Lütfen bari bu soruma cevap verin, içinizde azıcık baskıyı kaldırabilecek bir adam dahi yok mu?’’

Yağmacılar Partheni ailesinin köşkünün içine girdiğinde Alyon soy gücünü harekete geçirecekti, o an etki alanının içinde bulunan istisnasız herkes put kesilmişti. Omuzlarının üstünde taşıdıkları başlar, yeni açmış bir yediverenin çiçekleri gibi koparılmayı bekliyordu.

‘’Ama canım sıkılmaya başladı, bakın diğer iki savaşçım çoktan arkadaşlarınızın hepsini öldürmüşler, ben hala bir cevap alamadım sizden!’’

‘’Pat! Pat! Pat!’’

Şefin sabrı taşmıştı, taşıdığı dev silahı bir kenara atarak kendisine en yakın üç insanın kafasını, çıplak elleri ile kurunun yanına soğan kırar gibi patlatmıştı.

‘’Anlaşıldı sizin söyleyecek bir sözünüz yok, bir süre beni dinlediğiniz için teşekkür ederim!’’

Hareket edemeyen isyancıların yüzleri korku ile buruşmuştu, yalvarır bir ifadeyle baktıkları ork ise umursamazca yumruklarını savuruyordu. Kısa süre sonra onun işaret fişeği de görünecekti, bu şehir meydanında bir koruma alanının ardında saklanmak zorunda kalmış orklar tarafından sevinç karşılanmıştı.

‘’Ben sana sormaz mıyım Alyon Efendi, bir de şef olacaksın şu yaptığın kepazeliğe bak!’’

Nafız’ın söylenmeleri sürerken, Marcos umutlu gözlerle günün başında kendisini dinlemek için toplanmış, bir süredir akılları hainler tarafından yıkanmış kalabalıktaydı. Tüm tehditlere rağmen insanların yarısı oradan uzaklaşmıştı, bu kişiler daha çok Astute zamanında ezilmiş fakir halktı.

Genç lord yönetimi eline alınca, hayatları ilk defa onlarınmış gibi hisseden kişilerdi bunlar, eğer o giderse yerine gelecek olanların nasıl insanlar olduğunu bugün görme fırsatları olmuştu. Bir daha eskisi gibi yaşayamazlardı, onları ölümle tehdit etmenin komik olmak dışında bir etkisi yoktu.

Ellerine ortaya atılmış silahları alıp saldıranların sayısı da az değildi, her toplulukta sorgulamadan söylenenlere inananlar olacaktı. Kendilerini belli etme, yeni sahiplerinin kıçını yalama zamanıydı, nasıl olurda böyle bir fırsatı kaçırabilirlerdi.

Günün sonunda, pek çok kişi içten içe genç lordu desteklese de, korkularının esiri olarak yerlerinde kalacaklardı. Kararsızlardı, ya isyancılar başarılı olursa ne yapacaklardı, lorda başkaldıran kimseler onları unutur muydu fakat gördükleri kadarıyla Marcos yumuşak huylu bir kişiydi, başta kalırsa onları affetmesi muhtemel görünüyordu.

Yanlışta düşünmüyorlardı, genç adamın aklından geçenlerde bunlardı, ona göre eline silah almamış kişiler sadece gelecekleri için korkan insanlardı.

‘’Kan Tanrısı Nafız ne isteseniz yapmaya hazırım lütfen bize saldırmayan halkı bağışlayın, eminim hala burada kalmak için geçerli bir sebepleri vardır!’’

Kendisine acıklı bir şekilde yalvaran Marcos’a buz gibi kırmızı gözlerle bakan Nafız, hiçbir şey duymamış gibi pelerinin kapüşonunu çıkardı. Bu hareket saldıran tarafta infiale yol açacaktı, en çok öldürmek istedikleri iki kişi artık ellerindeydi.

‘’Ufaklık, acırsan acınacak hale düşersin, bu korkakları sözlerine güvenip hayatları pahasına evlerine dönen kişiler ile nasıl bir tutmayı düşünürsün?’’

Kelimeler ağzından keskin bıçaklar gibi çıkmıştı Kan Tanrısı’nın, şehir lordu bir şey söyleyecek gibi olmuştu ki bir daha aynı sertlikte konuştu Nafız

‘’Kübey gerekeni yap!’’

Bir el Marcos’ un omuzuna dokunmadan önce elindeki şişeyi yere vuran Kan Tanrısı, dışarıda bulunan insanların görüşünü kapatacaktı. Aynı anda dişi orkta ödül zindanından kazandığı ekipmanı kullanarak, korumak için görevli olduğu kişiyi o gece gönderdiği yere yollamıştı.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------     

Dünya çok acı çekiyor. Ama kötü insanların şiddetinden değil, iyi insanların sessizliğinden.

Napoleon Bonaparte

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr