Korku dağları bekler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 95-Gergin Tanışma


GERGİN TANIŞMA

‘’Efendim küçük bir sorunumuz daha var, Kübey’e verdiğiniz arkadaşı ne yapacağız?’’

Olayların sıcağında, iyi giyimli parlak adamın akıbeti hakkında karar vermeyi unutmuşlardı, yine gözler Nafız’ın üstüne çevrildi.

‘’Vücudunda büyük kesikler veya uzuv eksikliği var mı?

Kan Tanrısı korumaların lideri dişi orka dönerek sormuştu, onu görünür izler konusunda uyardığını hatırlıyordu

‘’Komutan, gövdesinin sağ tarafını boydan boya kesmek zorunda kaldım fakat eksik bir parçası bulunmamakta adamın!’’

Konuşurken gözünü bile kırpmamıştı Kübey, sanki canlı bir insandan değil eline verilmiş bir sebzeden söz eder gibiydi.

‘’Şöyle yapıyoruz bu ilacı karnıyarık gibi yardığın adama içireceksin, daha sonra onu bulduğum yere bırakacağız, en az on beş gün dönümü bilinci yerine gelemeyecektir. Dekoru tamamlamak için parçalanmış arkadaşlarını da serpiştirdiğimizde her şey hazır; hırsızlık için yapılmış bir saldırı!’’

Söyledikleri yalan sayılmazdı Nafız’ın, mekânda olan olay tamamen bu şekildeydi, sadece şu anda ceset olan kişilerin hırsız olduğu detayını belirtmeye gerek yoktu.

‘’Marcos, ortalığı ayağa kaldırıyorsun bu durum için, şehir muhafızlarından ne kadar hain varsa gece gündüz çalıştır. Halk tedirgin olsun biraz, bir kalkışma için ortam oluşuyormuş hissiyatına kapılsın isyancılar!’’

Bir taşla iki kuş vurmak buna denirdi, yaralanmış genç adamın ailesine yanındayız imajı verirken, hiç bir şeyden haberleri yokmuş gibi görünerek düşmanı kıskaca alacaklardı. Toplantı bu kararın alınmasının ardından bitmişti, yine bir zincirleme olayın ilk adımı atılıyordu.

Sabah olduğunda Parthenia gümrük kapılarının birinde, yine üstlerinde kırmızı renkte bir ork yumruğu olan vagonlar belirecekti. Bu defa kimse onları hakir görecek kadar aptal değildi, insanlar haklarında kötü konuşmaya dahi cesaret edemiyordu.

‘’Parthenia’ya hoş geldiniz, şehir muhafızları size gideceğiniz yere kadar eşlik edecekler!’’

Gümrük görevlisi gelen aracı gördüğü gibi yerinden fırlayıp kervanı karşılayacaktı, bu muamele ile ilk defa tanışan birileri vardı vagonların içinde. Bu şehre köle olarak gönderilirken kaçmayı başarıp, uzun süre sefalet içinde yaşamış orklardı onlar.

Surlardan giren kervan hızla varış noktasına doğru ilerledi, büyük konağın kapısından geçip çiçeklerle dolu bir bahçede durduğunda, içindeki orklar yavaş yavaş çıkıp sıraya dizildiler. Hepsi tek tip üniforma giyiyordu, bakışları sert duruşları mağrurdu.

‘’Usta kutsal topraklardan gelen Asiyürek ve arkadaşları emir ve görüşlerinize hazırdır!’’

Sangre çok ciddiydi, özellikle Nafız’ın huzurunda en ufak saygısızlığa tahammülü yoktu. Bunlar, gerçekten o gün köprüyü geçtikten sonra gördükleri kişilerdi fakat geçen süre onları neredeyse tanınmaz hale getirmişti.

Cılız, bitik halleri gitmiş yerine gürbüz kaslı ork savaşçıları gelmişti. İçlerinden, kolsuz deri zırhını neredeyse bileğinden dirseklerine kadar iki metal parçası ile tamamlamış bir kişi öne çıkıyordu. Bu parlak metallerin üzerinde üst üste dizilmiş sekiz tane parlak yeşil taş vardı, kimse işlevini bilmiyor olsa da göz alıcı bir aksesuar olduğu kesindi.

‘’Vay vay bu bizim Asiyürek değil mi? Bakıyorum, ataların lütfu için mücadele edip muvaffak olmuşsun!’’

Yavaş yavaş yürüyen adamın suratı bir anda değişecekti duyduklarından sonra, bu dişi ork bir bakışta neler olduğunu çözebilmişti.

‘’Efendim, dediğiniz gibi artık bende bu kabilenin bir yüzbaşısıyım!’’

Sözler ağzından çıkarken yüzüne bir gurur ifadesi yerleşmiş, göğsü kasılmaktan patlayacak kadar şişmişti.

‘’Demek kararınızı verdiniz çocuklar, hadi dinlenmenize bakın, sizinle gece yemekten sonra konuşacağız!’’

Nafız, Vahşikalkan, Kuyag ve iki öğrencisini peşine taktıktan sonra soluğu Alyon’un yanında almak için yola çıktı. Bu sırada Çekiçdöven ve oğlu da, şefle beraber son durumları değerlendirmekle meşguldü. Yapılan konuşmalar pek iç açıcı olmasa da, açılan kapıdan girenleri görünce moralleri biraz olsun yerine gelecekti.

‘’Bak beklediğin kişiler geldi, kan Savaşçısı Sangre, dayın Kitapkurdu ve kabilemizin kahraman yüzbaşıları yanında artık!’’

Alyon torununa odaya girenleri tanıttığında genç ork ne yapacağını bilemedi, ona sürekli ileride tüm kıtayı yöneteceği söyleniyordu fakat şu anda karşısında duran kişiler onda sadece ürperti uyandırıyordu.

Değil emir vermek, heyecandan karşılarında konuşmayı bile becerebileceğinden emin değildi, bu titrek hali Kan Tanrısı’nın dikkatinden kaçar mıydı?

‘’Hayırdır küçük imparator, o gün bana saldırırken hiç elini korkak alıştırmamıştın!’’

Nafız’ın sözleri biter bitmez odanın içini yoğun bir aura doldurdu, özellikle keskin cinayet niyeti Çekiçdöven’ in oğlunu hedef almıştı.

‘’Sangre, hemen kendine gel!’’

Ortamda bulunanların nefes almalarını zorlaştıran bu durum karşısında şef Alyon hiddetle kükredi, sesindeki derinlik her şeyi yırtıp atmıştı. Ustasına saldırdığını öğrendiğinden itibaren o kişinin kim olduğunun önemi yoktu, göklerden bir tanrı dahi inse yaşayacağın kader ölümdü.

‘’Oğlum senin yanında ağzımızı açamayacak mıyız? Anlamadan dinlemeden veriyorsun coşkuyu, bir sakin dur hele!’’

Kan Tanrısı içten içe bu durumdan memnun olsa da, her seferinde bu deli oğlanı zapt etmek zorunda kalması nedeniyle canı da sıkılmıyor değildi. Neyse ki bu sefer Alyon durumu kurtarmıştı, şimdi tarafları tanıştırmak ona düşerdi.

‘’Gel buraya bakalım, seni kabilemizin en iyi savaşçıları ile tanıştırayım, az önce olanlara takılma ama sakında yaşadıklarını da unutma. Bu sana ders olsun, potansiyelinin ne olduğu hiç fark etmez, şu anda ne kadar güçlüysen sana yapılacak muamele buna göre olacaktır!’’

Genç torun yavaşça konuşan dişi orkun yanına yürürken, hayatı boyunca unutamayacağı bir ders almıştı. Bu, onun savaş eğitimi yolunda sırtında sürekli şaklayan bir kamçı olacaktı, ne zaman pes etmeye yeltense yüreğinde oluşan bu kesik içini sızlatmalıydı.

‘’Bu kişi Şef Alyon’un torunudur, henüz bir isme sahip değil lakin ataların lütfunu aldıktan sonra hak ettiği adı alacak. Yarın annesi Yarmagül ile birlikte kutsal topraklara gidecekler, o zamana kadar kendisi ne sorarsa cevaplayın. Kendisi ileride tüm Ork Stepleri’ ne hükmedecek kişi olacak, nedenini sormayın zamanı gelince hepiniz anlayacaksınız!’’

Nafız sözlerini tamamlayınca hiçbir karşıt ses çıkmadı, hepsi onun boşa konuşmayacağını adları gibi biliyorlardı. Bu nedenle şefin torunu kendilerini soru yağmuruna tuttuğunda sabırla cevap verdiler, yaptıkları savaşlar ve mücadeleleri kendisine anlattılar. Soy gücünün kudreti eşsiz olsa bile şu anda sadece yeni yetişkin olmuş bir orktu, onunda geçmesi gereken birçok yol vardı.

‘’Kitapkurdu seninle özel olarak konuşmam gereken bazı konular var, biraz benimle gezintiye çıkar mısın?’’

İki öğrencisi arasında, Sangre savaş gücü bakımından açık ara önde olandı lakin mizacı ve uğradığı değişim nedeniyle biraz köşeli bir karakteri vardı. Tam bir görev adamıydı, eğer Nafız ona ölmesini söylerse ne için diye sormazdı bile.

Kitapkurdu ise kendisine daha yakın bir düşünme yetisine sahipti, ödül zindanından aldığı hediye nedeniyle belki de orklar içindeki en zeki kişiydi. Parthenia’nın bağırsaklarını temizleme planını tartışabileceği bir ork varsa, o şu anda yanındaki kişiydi, Kan Tanrısı’nın bu fırsatı kaçırma gibi bir düşüncesi olamazdı.

Konağın içinde Nafız’ın kaldığı küçük bir ev bulunuyordu, burası dış dünyadan tamamen izole edilmişti. İkili içeri adımlarını atar atmaz, evin sahibi hemen konuşmaya başladı.

‘’Kitapkurdu şehirde bir örgütlenme var, bizim ayrılmamız sonrası lordu devirip idareyi ele alma planları yapıyorlar!’’

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Dün kimseyle tanıştığımı hatırlamıyorum. Ama yarın da bugün biriyle tanıştığımı hatırlamayacağım. Yani aydınlanma konusunda bana güvenmeyin.

Samuel Beckett

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 665

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15640 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21137 Bölüm Sayısı


creator
manga tr