"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 94-İçimizdeki Düşman


 

İÇİMİZDEKİ DÜŞMAN

‘’Efendim nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz ?’’

Genç lord bu ihtimali ciddi ciddi düşünse de hala aklında ufak bir soru işareti kalıyordu.

‘’Burada ufak bir liman kentinde doğdun büyüdün Marcos, benim hayatım dış mihrak muhabbetiyle geçti müsaade ette o kadar bilelim!’’

Nafız ilk hayatında ki tecrübelerini konuşturuyordu, karşısındaki çocuk yaşama ailesinin konumu nedeniyle kolay modda başlamıştı, onun gibi normalle doğup hardla devam etmemişti.

İkilinin sohbeti sırasında üç asil ailenin güvenliklerinden hiç söz edilmedi zira Nafız bunu kabilelerinde ki orklarla sağladığı için herkes çok rahattı. Koruma görevi alan orkların hepsinin onlara birer can borcu bulunuyordu.

Yavaş yavaş güneş ışıkları yakıcılığını kaybederken elinde bir defter ile Kübey odaya giriş yaptı, yüzündeki memnun olmuş ifadeden işini hallettiği belli oluyordu.

‘’Komutan getirdiğiniz kişinin sorgusunu tamamladım, acil olarak önlem almamız gereken konular olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım!’’

Koruma grubunun lideri elinde tuttuğu defteri Nafız’a uzattıktan sonra sözlerine devam edecekti.

‘’Başa geçmeniz ile eski konum ve gelirlerini kaybeden birçok kişi, çeşitli kurumlardaki yetkilerini kullanmak için birlik olmuş haldeler. En büyük destekçileri, eski lordla bağlantılı olan Kara Zambak Klanı!’’

Marcos ister istemez yanındaki dişi orka dönecekti bir anda, yakalanan adamın kimliğinden tüm olanları tahmin etmişti.

‘’Devam et!’’

Kan Tanrısı amaçlarını zaten biliyordu, onun öğrenmesi gereken düşmanın hareket planıydı.

‘’Sessiz ve derinden hareket ederek kurtuluş günü adını verdikleri bir zamana hazırlanıyorlar, kabilemizin şehirden ayrılıp üçüncü ork bölgesine saldırıya geçeceği zamanı beklediklerini öğrenebildim!’’

Plan basitti, şu anda her yerde olan orklar elbet ayrılacaklardı, kalan az sayıda savaşçıyı bastırabileceklerini düşünmüşlerdi. Şehri bir ele geçirdiler mi, neredeyse sekiz ay dönümü kuşatmaya dayanan Parthenia’yı bir daha orklara kaptırmazlardı. Ayrıca Kara Zambak Klanı, deniz yolu ile onlara gereken yardımı yapacağının sözünü bile vermişti.

‘’Çok güzel, yanılmıyorsam burada organizasyondaki kişiler ve isimleri yazılı, bakalım kimler varmış?’’

Liste şampiyonlar ligi kura çekimi gibiydi, büyük tüccarlar, Parthenia ordusunda ki üst düzey komutanlar, yerel halktan zanaatkârlar hepsi bir araya gelmişti. Gümrük kapılarından silah giriş çıkışı yasaklandığı için mahallî demircilerden bazılarını kullanmayı düşünen isyancılar, bu konuda başarılı olmuş gibiydi.

‘Kübey hemen astlarından bazılarını üç asil aile ve şef Alyon’a yolla, bu gece gizlice toplanacağız. Herkesi Agustus gladyatör okulunda bekliyorum!’’

Nafız büyük ihtimal her hanenin gözetlendiğini düşünüyordu, bu nedenle şu anda faal olmayan bir yeri seçip, gelirken kılık değiştirilmesini istemişti. Gerçekten herkes verilen talimatlara harfiyen uyacaktı, orklar ve asil aile üyeleri çeşitli hilelerle kimseye görünmeden istenilen yerdeydi.

‘’Nafız gene aklından neler geçiyor, kötü şakalarından biri değildir bu umarım!’’

Alyon haberi ilk aldığında neler düşünüyorsa hala aynı fikirdeydi, ona göre tüm olanlar arkadaşının tuhaf eğlence anlayışının ürünü olmalıydı.

‘’Bu sefer iş çok ciddi, şehrin içinde karşıt bir yapılanma var ve dalları birçok yere uzanmış halde!’’  

Bu sözler sonrası ortamda bulunanların bakışları ciddileşmişti, eliyle işaret ettiği Kübey sorgudan elde edilen bilgileri kendilerine aktarınca ifadeleri iyice çirkinleşecekti. Orklar için bir tehlike olmasa da, hedefleri doğrultusunda bu yerden ayrıldıkları an da bir ticaret şehrini kaybedecekleri kesindi.

‘’Ne yapacağız Nafız, iki ucu keskin bir bıçak gibi şu anki durum!’’

Bu durum her iki taraf içinde yeniydi, ne orklar ne insanların aklına gelen bir fikir yoktu. İşte burada, Kan Tanrısı’nın önceki hayatında izlediği filmler ve okuduğu kitaplar devreye girecekti.

‘’İlk iş hemen şehirden orkları tahliye etmeye başlayacağız!’’

Ne demekti bu, insanlar korkularından konuşamasa da Alyon elindeki bir şehri vermeye niyetli değildi.

‘’Buradan çıktığımız gibi hem şehir hem müttefiklerimizi kaybedeceğiz, nasıl böyle bir şeyi düşünebilirsin!’’

Şefin sert çıkışı sonrası, Nafız oturduğu sandalyenin sırtına yaslanarak tek kaşını çatmıştı.

‘’Sanırım öğrencim gelene kadar beklemeliyim, sizinle konuşmanın bir faydası yok zira yeterli zekâya sahip olmadığınızdan lafı sonuna kadar dinlemeyi bile akıl edemiyorsunuz!’’

Karşılarında şehri ağaç gibi kavramış bir organizasyon vardı, basit yöntemlerle sadece dallarını budamak mümkündü, eğer kökünden söküp atmak istiyorsanız daha sofistike çözümler lazımdı.

‘’Efendim tüm düşüncelerinizi duymayı gerçekten çok isteriz, Astute’ den kurtulduğumuzda yaptığınız planı hala hayranlıkla anıyoruz!’’

Doğduğu ve yaşadığı şehri sonsuza kadar kaybetme korkusu kendisini sarmışken Niko’nun mevki umurunda değildi, bu orkun fikirleri uçuk görünse de sonuçları hep başarıya ulaşıyordu.

‘’Tamam, yalnız sözüm bir daha kesilirse, kafa kafaya verip düşünmek zorunda kalırsınız!’’

Sözler ağzından kinayeli bir biçimde çıkan Kan Tanrısı, herkesin yüzüne tek tek baktıktan sonra anlatmaya devam etti.

‘’Dışarıda elli bin kişilik bir ordumuz var, zannediyorum ki kampları şu anda sıkı gözetim altında, işte bizim için en önemli nokta burası olacak, yarın gün doğumuyla tüm çadırların altından tüneller kazılmaya başlanacak. Bu iş yapılırken normal yaşantılarına devam edecekler, hatta yakınlarından ticaret kervanı geçmemesi için büyük bir arena kurularak toplu dövüşler düzenleyeceğiz!’’

Orkların dövüşmeye başlayınca her an kontrollerini kaybedebilecekleri ihtimali bulunduğundan, kendini koruyamayacak kişiler genellikle bu gibi yerlerden uzak dururlardı. 

‘’Açılan küçük tüneller aşağıda bir tane büyükle birleşerek, şehrin sığınaklarına kadar ulaşacak, şehirden çıkan savaşçı sayısı kadar ork burada hareket edecekleri günü bekleyecek!’’

Marcos’ un gözü parlamıştı, nasıl bir dehaydı bu, düşmanı kendi istihbaratını kullanarak kandırmak fikri nereden aklına gelmişti. Sorgudaki adamın verdiği bilgiler ile birçok insan yakalanarak infaz edilebilirdi lakin bu köstebeği daha derine kaçıracağı gibi, her şeyden habersiz halkında yoğun tepkisini çekebilirdi.

‘’Ne dersin damat, bu işi becerebilir misiniz?’’

Nafız, şaşkın şekilde kendisine bakan Çekiçdöven’e sorusunu yönelttiğinde pis pis sırıtıyordu. Genç komutan şoktaydı, bu planı kendi düşünebilseydi onca zaman surların önünde kuşatmayı sürdürmesine gerek kalmazdı.

‘’Tabii ki efendim, bize güvenebilirsiniz beş gün dönümüne kalmaz istediğiniz tüm şeyler bitmiş olacaktır!’’

‘’Üç, sana sadece üç gün veriyorum, buzul bölge orklarının karton aslan olmadığını ispatlaman için gereken süre bu!’’

‘’Emredersiniz!’’

Çekiçdöven çabuk gaza gelen bir tipti, bu meydan okuma karşısında damarlarındaki kan daha hızlı akmaya başlayacaktı. Yerinde zor duruyordu, bir an önce gidip işe başlaması lazımdı.

‘’Marcos hayatın için endişelenmene gerek yok, Kübey yanında oldukça er geç tekrar eski konumuna ulaşabileceksin!’’

Şehir Lordu’ nu biraz tedirgin gören Nafız cesaret vermek için konuşunca, genç adam başını yerden kaldırarak kendisine baktı.

‘’Bir yere gittiğim yok, bu hainlerin amacı ne kadar kötü olursa olsun söyledikleri bazı şeylerde haklılar, bu mevkii bana gümüş tepsi içinde sunuldu kazanmak için hiçbir şey yapmadım. Şimdi kendimi, kendime ispatlama zamanımdır, bu mücadeleden kaçmayı düşünmüyorum!’’

Cervantes ailesinin genç efendisi ve aynı zaman şehir lordu olan Marcos’ un sözleri en çok babasının yüzünü güldürmüştü, bir kez daha oğluyla gurur duydu orta yaşlı adam.

‘’Öğrencilerim gelince planın detaylarını onlarla da tartışmak istiyorum, şimdilik kimse renk vermeden daha önce ne yapıyorsa ona devam edecek!’’   

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Şarlatan olmadıkça, kim düşleri tedavi edebilir?

Vladimir Nabokov

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1220

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1054

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 599

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14821 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 19495 Bölüm Sayısı


creator
manga tr