"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 89-Minik Tavşanın İştahı


MİNİK TAVŞANIN İŞTAHI

Güç hayvanı yaşanan olaydan etkilenmişe benziyordu, etrafta da kimseler yoktu, artık tanışma vakti gelmişti. Nafız, kısıtlamaları kaldırıp tavşanı serbest bıraktığında onu sadece bir an görebildi, nerede olduğunu hissetse de çoktan ortadan kaybolmuştu.

Bir sonra görüldüğü yer paralı askerlerin cesetlerinin yanı olacaktı, üst üste yığılmış yakılmayı bekleyen bedenlere iştahlı gözlerle bakıyordu. Müthiş bir hızla, ölü olarak yatan askerin karnından vücuduna girdi kar beyaz tavşan.

Çok değil, kısa bir süre sonra cesetlerden yapılmış dağ dörtte birini kaybetmişti, bu durum savaş sonrası dinlenmeye çekilen orklarında dikkatini çekecekti. Yığın azaldıkça başında toplanan kişi sayısı artıyordu, nihayet bittiğinde, beyaz kürkü kanlar içinde olan bir tavşan ortaya çıkmıştı.

Bulunduğu yere gelişini kimse göremediği gibi nasıl ortadan kaybolduğunu da anlayamamışlardı, bu tuhaf olay kampta huzursuzluk yaratacaktı Buna benzer etçil bir yaratığı daha önce hiç gören olmamıştı, bu dünya ile Nafız’ın geldiği yer arasında büyük benzerlikleri olsa da, bazı şeyler birbirlerine hiç benzemiyordu.

‘’İşin bitti mi? Epey de iştahlıymışsın!’’

Nafız tekrardan önünde beliren güç hayvanına bakarken aslında epey şaşırmıştı, bu boyutlarda bir canlının o kadar yemeği neresine sığdırdığını düşünüyordu. Sorduğu soruya cevap alma şansı olmayacaktı, duruma bakılırsa güç hayvanı da yorgun gibi duruyordu, daha Kan Tanrısı geri çağırmadan kendiliğinden dövmenin içine dinlenmeye çekildi.

‘’Efendim, dikkatli olun bilinmeyen bir yaratık kampta belirdi, tüm insan cesetlerini yiyerek ortadan kayboldu!’’

Heyecanla gelen haberci her şeyden haberi olan Nafız’a telaşla seslendi, dinlenen tüm ordu diken üstündeydi.

‘’Tamam, tamam panik yapma, birazdan yanınıza geleceğim!’’

Kan Tanrısı bunun yapanın kendi güç hayvanı olduğunu söylemedi, henüz neler yapabileceğini bilmeden bir kozu açığa çıkarmanın lüzumu yoktu. Yerinden yavaşça doğrularak, Çekiçdöven’ in yanına yürümeye başladı.

Genç komutanda haberi almıştı, kabilenin geri kalanını bulmak için hazırlıklara başlanmasını emretti. Acilen bu yerden ayrılmaları gerekiyordu, tuhaf yaratığın bir daha ne zaman geleceğini bilemezlerdi.

‘’Damat ne zaman yola çıkıyoruz, şu ufak işi de halledelim! Karını hiç mi merak etmiyorsun?

Aslında, Yarmagül’ ün durumunu öğrenmek isteyen kendisiydi fakat bunu ortalık yerde dile getirmekten kaçındı Nafız.

‘’Efendim, gün ışıdığında hemen yola çıkacağız, yalnız bu taşınabilir kale ile ne yapacağımızı bilemiyorum!’’

Paralı askerler arkalarında pek çok değerli malzeme bırakmıştı, bunların içinde en önemlisi Kan Tanrısı’nın üstünde koca bir delik açtığı kale duvarları idi. Düzgün kullanılırsa, Ork Stepleri içerisinde paha biçilmez bir eşya olabilirdi.

‘’Onu ben alırım, sen işleri hızlandırmak için elinden geleni yapmaya bak!’’

Dışarıdan bakıldığında, devasa bir alanı kaplayan bu yapıyı taşıma halkasına almak Nafız için iş değildi. Bunun gibi yüzlercesi için yeterli yeri vardı, Abarran kızına eşsiz bir alanlar arası boşluk inşa etmişti.

Komutanlarının emirleri sonrası, hava daha alacakaranlıkken ordu tekrardan yola çıktı, Nafız kaleyi aldıktan sonra kalan her şey yakılacaktı. Bu rezil yerleşimden kimsenin haberi olması gerekmiyordu, arkalarında bıraktıkları utançları ile yanıp kül oldular.

Yarım günlük bir yolculuktan sonra elli bin kişilik ork topluluğu sık ağaçların kapladığı bir alanın önüne gelmişti. Bir süre burayı izleyen Çekiçdöven, yanındaki komutanının kulağına eğilerek ‘’Bölgenin etrafını sarın bir kişi dahi kaçmasın!’’ dedi.

Kabilenin kaçarak gizlendiği yer burasıydı, çıkan gürültüden sonra sırtında kahverengi bir ayı postu olan ork ve arkasındaki birkaç kişilik grup küçük ormandan dışarı çıktılar. Sırtında post olan kişi bölgedeki kabile reisiydi, Cesuryürek zamanında avcı şefi olarak görev yaparken, bir anda bu görevi elde etmişti.

‘’Güzel haberlerle geldin umarım Beyazayı’nın oğlu, lordumuzun düşmanlarını dize getirdin mi?

Bu soru, genç komutanın arkasındakilerin istem dışı gülmesine neden olmuştu, karşılarında hala rol yapmaya çalışan bir soytarı duruyordu.

‘’Her şey sona erdi, tek bir işimiz kaldı, onu da tamamladıktan sonra haberleri babama bizzat kendim vericem!’’

Çekiçdöven, kabile reisinin konuşması sonrası babasından gelen mesajı hatırlayarak hiddetlenmişti. Bunu, konuşurken sesinin şiddetini kontrol edememesi ele veriyordu.

‘’Sanırım o malum emri vereceksin ama bu sefer araya girmem gerek, bu zibidinin üstünde başkasına ait bir eşya var, önce onu almam lazım!’’

Nafız nasıl olurda genç komutanın durumunu çözemezdi, Alyon’un özel istediğini gerçekleştirmek için öne atıldı.

‘’Sen kimsin, nasıl bizle böyle konuşmaya cüret edersin!’’

Üzerinde ayı postu bulunan orkun yanında bulunanlardan biri konuşmuştu, bu kişi belli ki kabile içinde yüksek bir mevkiye sahipti. Bunun verdiği cesaretle, karşısındakini de eşya gibi alıp sattığı orklardan zannetti.

‘’Genelde, bu işleri kendim hallederim fakat bu sefer sadece gerekeni yapıp sahneden çekileceğim!’’

Nafız sözlerini tamamladıktan sonra bir bulanıklığı dönüşecekti, bir sonraki göründüğü an elinde kahverengi bir ayı postu vardı. Bekletmeden onu taşıma halkası koydu, kimse ne olduğunu anlamamıştı.

Çekiçdöven ve komutanları, önce konuşan orktan başlayarak karşılarındakilerin katledileceğini düşünüyordu.

‘’Benim de bir standartım var, üzerimdeki hiç bir silah bu korkakların kanları ile ıslanacak kadar ucuz değil!’’

Durum buydu, gerçekten Kan Tanrısı’nın ayağının altında gezinen karıncalar ile uğraşmak gibi bir derdi olabilir miydi?

Önünde engel kalmayınca, Çekiçdöven beş yüz adım mesafeden dahi duyulabilecek kadar gür bir sesle bağırdı.

‘’Soydaşlarına eziyet eden bu hainlerin hiçbirine acımayın, onlara şerefli bir ölüm dahi vermeyeceksiniz!’’

Verilen emre ilk tepki arkasındaki komutanlardan geldi, ellerine aldıkları baltaları ile kendilerini karşılamaya gelen grubu hızla katlettiler. Burada saklanan orkları tek parça bırakma gibi bir niyetleri yoktu, ölü bedenlere bile en acımasız şekilde davrandılar.

Yaşananlar Nafız için hoş bir seyirlik oluşturuyordu, bir kenara çekilmiş bölgeyi tamamen ele geçirdikleri ana tanıklık etmekteydi. Zaman geçtikçe kan kokusu dayanılmaz bir hal almaya başlamıştı, kaba hesapla on bin ork bugünden itibaren var olamayacaktı.

Elli bin kişilik ordunun işinin çabucak bitmesi gerekirken, yapılan katliam beklenenden uzun sürdü. Buraya gelene kadar duydukları ve gördüklerinden sonra, bu korkakları sadece öldürmek Çekiçdöven’ in ordusuna yetmemişti.

Henüz sağ iken kolları koparılmış orkların yaralarını dağlayıp bir kenara atıyor, daha sonra aynı işlemi bacaklarına yapmak için saklıyorlardı. Canlı canlı gözleri oyulan, bağırsaklarından ağaçlara asılan orkların feryatları göğe ulaşıyordu.

Bu eğlence gecenin yavaş yavaş çökmesinden hemen önce bitebilmişti, genç komutan bölgenin yakılmasını emredecekken bir ses onu engelledi.

‘’Damat burayı ben hallederim, sen geceyi geçirebileceğimiz bir yer bul!’’

Kan Tanrısı’nın sözlerini sorgulamak aklından bile geçmedi Çekiçdöven’ in, kendisine söylendiği gibi ordusunu toplayıp korunaklı bir arazi bulmak için yola çıktı.

‘’Tamam, tamam bekle birazdan istediğin kadar beslenebilirsin!’’

Dünkü olay tekrardan vuku buluyordu, güç hayvanı dışarı çıkmak için adeta savaşıyordu. Anlaşılan, kan kokusu bu yaratığı deliye çeviriyor diye düşündü Nafız, iki nefes içinde onu serbest bıraktı.

Güç hayvanı ormanın içine girdiğinde, ölmemiş olan bazı orkların inlemeleri hala duyulabiliyordu. Bir süre sonra bunlarda kesilecekti, ortalığa çöken sessizliğin içinde sadece kırılan kemiklerin sesleri duyuluyordu.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------    

Övündüğünüz onurunuz size ihanet etti.

 İvan Turgenyev

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr