“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 88-Düğün Hediyesi


DÜĞÜN HEDİYESİ

‘’Yardım isterken bunları mı kullanmıştın acaba tek göz ?’’

Elindeki mekanik posta güvercinlerini bariyere doğru savuran Nafız’ın yüzünde, sinsi bir ifade vardı. Hepsi aynı anda farklı yönlere havalanan bu mekanik araçları indirmek için, biraz gayret sarf etmesi gerekmişti.

Paralı askerlerin kaptanı yerdeki mekanik kuşları saydığında, suratındaki eski neşeli ifadeden eser yoktu. Tüm yardım çağrıları kendisine geri döndürülmüştü, sinirden iki elini de yumruk haline getirecekti.

‘’Ne olmuş yani, illaki bir terslik olduğunu anlayacaklar bir süre benden haber alamayınca, bu mâlum olanı geciktirmekten başka bir işe yaramaz. Bana elli bin kelle daha getirdiniz, tek yapacağım burada oturup beklemek!’’

Ayaktaki adam tekrar bağdaş kurduktan sonra, kolundaki bilekliğin parıldaması ile küçük bir yemek masası önünde belirdi. Anlaşılan, kel adam tüm ihtimalleri düşünüp gerekli önlemleri almıştı.

‘’Her birinizin kellesinden beş altın kazanacağımı düşündükçe iştahım açıldı, buyur ederdim sizi de sofraya ama yeterli yerim yok!’’

Eline aldığı budu hunharca ısırırken konuşan adamın ağzından yemekler etrafa saçılıyordu, bu sırada Çekiçdöven’ in gözüne çadırın içindeki dev sandıklar çarpmıştı. İşlerine yarayacak bir eşya bulabilme umudu ile astlarına kapaklarını açmalarını emretti.

Bu çok yanlış bir karar olacaktı, içlerinde olan şeyleri gören orklar adeta taş kesilmişlerdi.

‘’Ne var içinde sandıkların, cevap verin çabuk!’’

Çağrısına cevap vermeyen savaşçıları, bir anda dehşetli naralar atarak bariyere doğru saldırıya geçtiler. Bu halleri tek gözü bantla kapalı adamın çığlık çığlığa gülmesine neden olacaktı, yemeğini bırakıp hırsla soluyan bu kişilerin suratlarını yakından görmek için ileri fırladı.

Çadırın içini kötü bir koku kaplamıştı, bunun nedenini tahmin edebiliyorlardı çürümüş cesetlerin yayacağı bir şeydi bu. Genç komutan, hızla sandıkların yanına geldiğinde adeta yıkıldı, içleri silme ork kafası ile doluydu.

Askerleri deliyse, Çekiçdöven onlardan bin kat daha manyaktı, dev çekicini aldığı gibi saldırıya geçti.

‘’Ha ha ha, neden delirdin sen şimdi, demedim mi kellenizin ederi beş altın diye, sağ olsun buradaki kabile yeni doğan orkların hepsini bana hediye etmekte bir çekince görmediler. Lütfen zarar vermeyin paracıklarıma!’’

Duydukları karşısında genç komutan tamamen kontrolünü kaybetmişti, soy gücünü uyandırmanın kıyısında duruyordu. Daha önce sadece kendilerine anlatılanları duymuşlardı, gözleri ile görmenin etkisi bambaşkaydı.

Dışarıdan gelen sesler neredeyse kesilmişti, anlaşılan savaşın sonu geliyordu. Önlerinde sadece tek hedef vardı, kendini bir koruma bariyerinin içinde saklayan düşman komutanı. Ork ordusunun çoğu şefin çadırını sarmış, genç komutanın çıkışını beklemekteydi.

‘’Herkes dursun, burada olanları bilmek tüm orkların hakkı!’’

Konuşan Nafız’dan başkası değildi, sözlerini tamamladıktan sonra şimşek gibi hareketlerle içinde bulunduğu çadırı yırtıp atacaktı. Neredeyse tüm ordu, artık tek gözlü adam ve komutanlarının mücadelesine tanıklık edebilirdi.

‘’Şimdi beni dinleyin, şu koruma kalkanının içinde saklanan adam Ana Ork kabilesinin bizi durdurmak için kiraladığı bir paralı asker. Peki, anlaşma şartlarını biliyor musunuz? Her ork kellesine beş altın, o soylu lordunuzun soydaşlarını öldürtmek için önerdiği teklif buymuş!’’

Kalabalık tüm dikkatini Nafız’ın üzerine çevirmişti, aldıkları emirle bariyere saldırmayı kesen ordu komutanları da onu dinliyordu.

‘’Lordları böyle bir alçak olan bölge kabilesi ne yapmış dersiniz, bu kan emicilere kabilede ki yeni doğanları teslim ederek kaçmışlar. Kardeşlerinize ne olmuş görmek ister misiniz?’’

Kan Tanrısı dev sandıkları bir tekme ile yıkıyordu, içinden yuvarlanan kelleler kendisini dinleyen savaşçıların ayaklarına kadar ulaşmıştı. Tüm ordunun olan bitene şahitlik ettiği bu anlarda, kafasında en ufak soru işareti olanlar bile artık ne kadar yanıldıklarını göreceklerdi.

‘’Kaltak, tüm bu olanlar senin başının altından çıktı değil mi? Ölen askerlerim, patlayan savaş makinaları, bunlar için henüz nefes alırken derini yüzeceğim senin!’’

Kan Tanrısı bağıran adama şöyle bir dönüp baktı, paralı askerlerin kaptanı ne kadar mağrur dursa da, Nafız’ın gözünde sadece çöptü.

‘’Damat, senin de düğün hediyeni alma vaktin geldi gibi görünüyor, yaklaş bakalım yamacıma!’’

Çekiçdöven çok mahzundu bu sıralar, bariyeri kıramaması bir yana içindeki pisliğin laflarını da yemişti. Bu ruh hali içinde yanına doğru yürümeye başlayan genç komutanın yaklaşması ile Kan Tanrısı görenleri dehşete düşürecek bir kılıcı gün yüzüne çıkardı.

‘’Al bakalım damat, hem çocuk hem düğün bir ara oldu ama idare et artık!’’

Bir anda beliren silah, bir karış kalınlığında ve neredeyse genç komutanın boyu uzunluğundaydı. Nafız onu ilk gördüğünde Guts’ın kullandığı kılıç ile ne kadar benzediklerini fark etmiş, bir kaç kere denese de en sonunda ona uygun olmadığını kabul etmek zorunda kalmıştı.

Uzatılan kılıca değişik duygular içinde bakıyordu genç komutan, kendini bildi bileli elindeki savaş çekicini kullanmaktaydı. Şimdi başka bir silah kullanırsa, adeta onu aldatıyormuş gibi olacaktı. Kısa sürede karar vermesi gerekiyordu, ne kadar zor olsa da aklından geçen bu düşünceleri hemen def etti Çekiçdöven.

Haşmetli kılıcı eline alır almaz tam gücüyle koruma kalkanına bir darbe indirdi, önce şiddetle sarsılan bariyer iki nefeslik süre geçtiğinde boydan boya çatlamıştı. İçindeki adam tüm olanları keyifle izlerken, son vuruş sonrası omurgasında bir ürperti hissedecekti.

Orklar coşkuyla bağırıyordu, özellikle çadıra ilk giren komuta kademesi ağır küfürler ederek kendilerinden geçmişti. Çok geçmeden genç komutan ikinci darbeyi vurduğunda, bir süredir başına bela olan bir dertten kurtulacaktı.

‘’Parçalayın!’’

Çekiçdöven’ in ağzından sadece tek bir kelime çıktı, gerisini avını bekleyen aç kurtlar gibi olan ordusunun işiydi. Sonuç olarak, kısa süre sonra astlarından biri paralı askerlerin kaptanından geriye kalan ekipmanları getirdi.

Taşıma halkasını alan Çekiçdöven, kalanları komuta kademesindeki yardımcılarına dağıttı, artık iki adet silahı vardı bunları üstünde taşıması epey zordu. Hediye kılıcı hemen bilekliğine atan genç komutan, eski alışkanlığını sürdürerek çekicini sırtına geçirecekti.

‘’Önce biraz sorgulasa mıydık, kabilenin geri kalanlarının yerini öğrenmiş olurduk!’’

Ayağının dibindeki kesik başlara bakarken, Nafız olaya müdahale etmediği için biraz pişmanlık duyuyordu. Burada en azından on bin kişilik bir kabile olmalıydı, şimdi bu koca arazide onları bulmaya uğraşacaklardı.

‘’Lüzumu yok, Parthenia’yı kuşatmadan önce buraya uğramıştık, herhangi bir aksilikte nereye saklanacaklarını bize göstermişlerdi!’’

Genç komutanın rahatlığının nedeni belli olmuştu, şimdi sadece ordunun yeniden organize olmasını beklemek gerekiyordu. Nafız’da biraz yorgunluk hissetti, etrafındaki kalabalıktan sıyrılıp sessiz bir yer bulmak için yürümeye başladı.

Yine üstü başı öldürdüğü insanların kanlarıyla kaplanmış bir vaziyette iken, bugün ki hasatının verimli geçmesine seviniyordu. Paralı askerlerin kan özleri vasattı fakat bu topraklarda daha iyisini bulmayı ummak boşa hayal kurmakla eşdeğerdi.

 Kan Tanrısı düşünceler içine dalmışken bir anda sağ kolunda bir zonklama hissetti, bakışları istem dışı olarak tavşan dövmesinin üzerine çevrilecekti. Uzun kollu zırhı ile kapatmış olsa da tam olarak yerini biliyordu, elini üstüne koyarak güç hayvanı ile tanışmaya karar vermişti.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Mutluluk beden için yararlıdır, ama zihnin güçlerini geliştiren hüzündür.

Marcel Proust

Yazar Notu

Öncelikle iki bölümdür araya girerek okuma zevkinizi kesintiye uğrattığım için özür dilerim. Bir önceki bölümdeki ricamı kırmayıp görüşlerini bildirenlere de teşekkür ederim.

Aldığım karar doğrultusunda, serinin bir Premium paketi kadar bölümünü elimde saklı tutarak, haftalık dört bölüm olacak şekilde yayınlamaya karar verdim.

Bu bölümleri de her haftanın Çarşamba günü toplu olarak yükleyeceğim, okurlarıma ek olarak sunabileceğim bir fırsatta düşündüm.

Benim bakış açıma göre serinin beğeni miktarı ile okunma sayıları arasında büyük ölçüde fark var, bu konuda bir etkinlik yapmak istiyorum.

Beğeni sayısı on ve katlarına ulaştığında, o hafta yüklenecek güncele iki bölüm ekleme yapacağım. Örnek verecek olursam, bu çarşambaya kadar eğer beğeni elliye ulaşırsa güncel altı bölüm olacak, atmışa ulaşırsa sekiz bölüm olarak yüklenecek.

Her bölümün altında dile getirip canınızı sıkmamak için böyle bir yöntem düşündüm. Yazdığım bu hikâyeyi okuyup takip ettiğiniz için şükranlarımı sunarım.

Son olarak, yayınladığım yeni çalışmama bir göz atabilirseniz sevinirim.

https://www.epiknovel.com/seri/insanligin-sonu






Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 915

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 863

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 712

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 678

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 560

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 497

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 466

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 464

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 409

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 406

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 172

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 135

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 134

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 132

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 115

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 112

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 48

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 43

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 41

Site İstatistikleri

  • 7733 Üye Sayısı
  • 159 Seri Sayısı
  • 11950 Bölüm Sayısı


creator
manga tr