Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 87-Saldırı Başlar


SALDIRI BAŞLAR

Kan Tanrısının amacı, kitlesel imha yeteneği olan bu makinaları yok etmekti, bu nedenle patlayıcı başlığa sahip okları tek tek yollamaya sürdürdü. Bir, iki derken, neredeyse on araç yok olduğunda diğer makinaları kullanan kişiler paniğe kapıldılar.

Askerler, yok edilenlerin ok marifeti ile bu hale geldiğini tahmin dahi edemezdi, onlara göre bu tarz bir hareket için yakına gelip bir saldırı yapılmalıydı. Bu nedenle, çoğunluğu lav püskürten cinsten olan makinaların silahlarını ateşlediler.

Kendilerini bir daire içine alacak şekilde atak yapmaya başladıklarında, çevredeki arkadaşları pek umurlarında değildi. Koyu sarı duvarların içinde tam bir keşmekeş yaşanmaktaydı, çok güvendikleri silahları ile ölümü tadıyordu paralı askerler.

‘’Salaklar! Hemen atağı kesin, kendi kardeşlerinizi öldürüyorsunuz!’’

Tek gözü bantla kapatılmış adam sinirle bağırıyordu, aslında onu öldürmek her şeyi sonlandırabilirdi, Nafız’da bunu düşündü fakat bu kişi henüz açık hedef olarak kendini ortaya çıkarmamıştı. Komuta merkezi olarak kullandığı çadırın içinden tüm emirleri vermekteydi, sesi bazı mekanizmalar sayesinde portatif kalenin her köşesinde çınlıyordu.

Uyarısı sonrası savaş makinalarının susması ile yarattıkları vahşet açığa çıktı, hala yanan insanlar acı çığlıklarla etrafta koşturmaktaydı. Şu an, zaman tekrar saldırmak için biçilmiş kaftandı, Nafız daha önce saldırdığı yönün aksi istikametine doğru atışlarına başladı.

Birer birer patlayan savaş makinaları, paralı askerlerin savaş gücünün gittikçe azalması anlamına geliyordu, şu anda tüm dikkatler bunu yapan kişileri bulmaya çevrilmişti. Kan Tanrısı çemberin daralmaya başladığını sezince, yayını gökyüzüne doğrultup bir atış yaptı.

Kan kırmızı ok yeterli yüksekliğe vardığında bir anda patlayıverdi, ışıklar saçarak karanlık bulutların içince bir kaç nefes boyunca parlayacaktı. Bu Çekiçdöven’e yollanmış bir mesajdı, ordunu al ve saldırıya geç.

İşler kıvama geldiğinde daha fazla beklemenin lüzumu yoktu, demir tavında dövülmeliydi. Bu işareti paralı askerlerde gördü, artık saldırı sadece içerden değil dışarıdan da gelecekti. Hemen, amaçsızca hedeflerini arayan okçular surların üstündeki yerlerine koşup, saldırıya geçecek düşmanı beklemeye başladılar.

Dışarıda kalan askerlerin içeri alınması gerekiyordu, açılan kapıdan hızla içeri girmeye başladı yakında bulunanlar. Bazı takımlar merkezden uzaklaştıklarından gelmeleri biraz vakit alacaktı, bu sıra sürpriz bir saldırıya uğramamak için içerideki takımlar kapıya destek vermek zorunda kalmıştı.

Ortam Kan Tanrısı için daha güzel olamazdı, gölgelerden saldırılarını gerçekleştirirken iyice rahatlamıştı. Otuz savaş makinasından geriye iki elin parmaklarından az sayıda kaldığında, orkların gümbürtüleri kulaklara ulaşıyordu.

Nafız’ın kabileye sızışı ve saldırı işareti vermesi arasında çok vakit geçmemişti fakat yarattığı tahribat devasaydı. Sıra son darbeyi indirmeye geldiğinde, artık sayısal avantajları kullanmanın vaktidir diye düşündü Kan Tanrısı.

Elli bin kişilik ork ordusunun üstlerine geldiğini gören okçuların dizlerinin bağı çözüldü, kendilerine bu topraklarda bir grup asi olduğu, sayılarının ise en fazla on bini bulabileceği söylenmişti. Ödülün büyüklüğü ile gözleri dönen bu insanlar, nasıl bir hata yaptıklarını geçte olsa fark edeceklerdi.

Hala bir umut vardı, normal çelik silahlar duvarlara zarar veremediğinden, hemen yardım talebinde bulunurlarsa bağlı oldukları organizasyon kendilerini kurtarmak için harekete geçebilirdi. Kaptanları da bu düşünceler içinde emrini yağdırıyordu.

‘’Yerlerinizi terk etmeyin, sayıları ne kadar fazla olursa olsun surları aşmaları mümkün değil, yardım gelene kadar dayanacağız!’’

Duydukları ses korkudan elleri ayakları tutmayan savaşçıları cana getirecekti, kaptanları ile bundan çok daha zor durumlardan sağ çıkmışlardı. Plan gayet mantıklıydı lakin zor oyunu bozacaktı, hesap edemedikleri şey surların içindeki bulunan Nafız’dı.  

Kapıya doğru hücum eden ordu, gökyüzünde ikinci parlak işareti görünce istikametine o yöndeki duvara doğru değiştirdi. Orduyu savunmanın en düşük olduğu yere yönlendiren Kan Tanrısı da, işi şansa bırakmamak adına bilekliklerinden kan hançerlerini çıkarmıştı.

Birbiri ardına elindeki silahlarla iki savuruş gerçekleştirdiğinde, duvarlarda herhangi bir hasar görünmüyordu. Neden sonra, yavaş yavaş sallanmaya başlayan bir bölüm sur diğerlerinden ayrılarak içeriye doğru devrildi.

 Nafız ataklarının içine büyük miktarda güç koysa da asıl numara keskinliklerindeydi, mumu kılıcıyla kestikten sonra nefesiyle üstte kalan parçayı deviren silahşorların numarasını, koskoca kale duvarlarında gerçekleştirmişti.

Çekiçdöven liderliğinde son sürat gelen ordu açılan boşluğu görünce iyice iştaha geldi, ne etrafa kurulan tuzaklar ne de çelik ağlı pusular hızlarını kesemiyordu. Yıkılmış barajdan taşan sular gibi orklar düşman mevzilere girmişti, ölüm korkusu ile savaş makinalarını terk etmiş askerler şu anda çok pişmandı.

Düşmanlarını düşürdükleri tuzağın içinde bu sefer kendileri vardı, her an sayıları hızla azalıyordu. Kollar bacaklar etrafta uçuşmaktaydı, gözleri dönmüş orkların önünde duranların sonu acılı bir ölümden başka bir şey değildi.

Temizlik hızla sürerken Çekiçdöven istikametini şefin çadırına çevirdi, düşman komutanı orada olmalıydı. Yanında yiğitleri ile içeri girdiklerinde, hiç beklemedikleri bir manzara ile karşılaştılar.

Şeffaf bir küpün içinde, tek gözünde bant olan adam sakince içkisini içiyordu. Yere bağdaş kurarak oturmuştu, sanki sessiz bir akşamda hayatın keyfini sürüyor gibiydi. Bir anda karşısında beliren orklara bakarak pis pis sırıttı.

‘’Hiç bu duruma düşeceğimi düşünmemiştim, et kafalı orklar karşısında!’’

İçkisinden bir yudum daha aldı ve ayağa kalkarak, etrafını saran bariyerin kenarından konuşmasına devam etti.

‘’Bu koruma kalkanına epey para ödedim ve şimdi bunu kullanmak zorunda bıraktınız beni, ayağıma kapanıp yalvarsanız dahi sizi affetmeyeceğim!’’

İlk şaşkınlığı atlatan orklar, dört adım uzunluğa ve yine aynı boyutta genişliğe sahip alana silahları ile saldırdılar. Sonuç şok ediciydi, vuruşları bu yapıda dalgalanmaya bile neden olamıyordu, daha da kötüsü bu uğraşları karşısında kel adam kahkahalarla gülmeye başlamıştı.

‘’Sizi barbarlar haddinizi bilin! Paralı askerlerin teknolojisi ile başa çıkmak sizin ne haddinize?’’

Saldırılarının sonuçsuz kalmasının üzerine bir de uğradıkları aşağılanmalar, Çekiçdöven’ in sabrının taşmasına neden olacaktı. Dev çekicini kavradığı gibi bir kükreme eşliğinde hışımla savurdu, herkes yüreği ağzında bu vuruşun sonucunu bekliyordu.

‘’Bağırınca bir şeyin değişeceğini mi sandın mankafalı? Biraz daha eğlenebilirsiniz, gönderdiğim mesajlar yerine ulaşınca hepinizle tek tek ilgileneceğim zaten!’’

Genç komutanın vuruşu sonrası değişen bir şey yoktu, bariyer değil kırılmak esnememişti dahi. Paralı askerlerin kaptanı bu durum üzerine iyice gaza gelerek, yaşadıkları tüm bu hezimetin stresini çıkarmak istiyordu.

‘’Bu dünyada kaçacağınız bir yer yok artık, Boz Sırtlan Organizasyonu pençelerini sizin için biliyor!’’

Paralı asker dünyasında, birlikler tek başlarına varlık gösteremeyeceklerini biliyorlardı, bu nedenle birleşerek çeşitli organizasyonlar kurmaya başladılar. Müşterilerle bu yolla anlaşıp, içlerindeki en uygun birliği göreve sevk ediyorlardı.

Boz Sırtlan’ lar da bunlardan sadece biriydi, çaresiz kalan kaptan ulaşabileceği tüm müttefiklerine mekanik posta güvercinleri yollamıştı. Bulundukları yere en yakındaki dostları yardımına koşacaktı, kendisi ölmediği müddetçe organizasyonda ki konumu sayesinde yeni askerler bulabilirdi.

♫♫ Yavrum kaldır kollarını, teslim ol etrafın sarılı, sabret biraz daha sana ben, göstericem yolladığın kuşlarını♫♫

♫♫ Yavrum kaldır kollarını, teslim ol etrafın sarılı, bunlar iyi zamanların sana ben, öptürücem bu orkların totolarını ♫♫

Bu kasvetli anlarda içeri giren Nafız’ın neşesi hayli yerindeydi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Arkasındaki düşmanı hisseden; önündeki düşmanla savaşamaz.

Cengiz Han

Yazar Notu:

Merhaba Değerli Okurlar

Serinin sitedeki konumlandırılması konusunda, sizlerin görüşlerine başvurmak istiyorum. Eski düşündüklerimin aksine, şu anda hikâyemi yirmi bölüm ileriden takip etmek isteyen kişilerin olabileceği konusunda epey ümitliyim fakat bunun için sadece benim düşüncelerim yeterli gelmiyor. Yetkili insanlarında bazı şeyleri görmesi gerekmekte.

Sizlerden ricam, bu konu hakkında olumlu olumsuz fark etmeksizin, düşüncelerinizi yorum bölümüne yazmanız. Gerçekten, bana daha iyi şeyler yazmam konusunda yardım etmek istiyorsanız, açık yüreklilikle hem seri hem de Premium konusunda fikirlerinizi sakınmadan paylaşın.

Siteye üye olmayan okurları da katılımcı olmaya davet ediyorum, çok kısa bir işlem sonrası yorum bölümüne erişebilirsiniz.

Hitap edebildiğim kitleyi tanımam ve buna göre kendimi geliştirmem için bu isteğimi kırmayacağınızı umuyorum. Fiyatlandırma, layık görmeme, aklınızda ne varsa hiçbir şekilde gocunmayacağımı bilerek lütfen benimle paylaşın.

Şimdiden teşekkür ederim, keyifli okumalar.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1007

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 738

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 620

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 543

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 533

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 229

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 112

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9351 Üye Sayısı
  • 248 Seri Sayısı
  • 14394 Bölüm Sayısı


creator
manga tr