Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 86-Kapandaki Canavar


KAPANDAKİ CANAVAR

‘’Ooo! Bak bu ilginçmiş hakikaten, gidip getirsinler bakalım neye benziyormuş. Can sıkıntısından patlıyorum, biraz oynarım belki onunla!’’

Tek gözlü adam, ince yılan gibi dili ile dudaklarını yalarken, habercinin içini bir ürperti kaplamıştı. Kaptanlarının en büyük özelliği cani sorgulama teknikleriydi, bu yanıyla paralı askerler içinde bile parmakla gösterilirdi.

Ana ork kabilesinin şefi, Parthenia’ da ki yenilgiden sonra sıranın bölge kabilesine geleceğini biliyordu, bu nedenle beş bin kadar paralı askerden oluşan bir birliği işe aldı. Nafız’ın dikkatini çeken ayrıntıdaki gibi etrafta hiç ork yoktu, şu anda kabiledeki çadırlar lejyonerlerle doluydu.

‘’Ne talihsiz bir orkmuş, bakalım bu ne kadar dayanacak?’’

‘’Başına gelecekleri bilse, üstüne gelen okun önüne kafasını bilerek uzatırdı!’’

On kişilik bir takım, ağa yakalanmış avı almaya giderken laflamaktaydı. Ortak konu orkun talihsizliği olmuştu, ölümlerine yürüyen bu insanlar ne kadarda neşeliydiler. Nafız’ın, çoktan ağı kesip bir kayanın arkasında gelmelerini beklediğinden haberleri dahi yoktu.

Bu iş için ödül zindanından aldığı hançerleri kâfiydi, malzeme düşük kalite çelikten yapılmıştı. Paralı askerler, bu ıssız topraklarda masraf etmeye gerek duymamış olmalıydı. Adım adım ölüme yürüyen grup hedeflerine varınca, boş bir ağ ve önlerinden geçen bir gölge görebildiler sadece.

Beş nefes içinde, dokuz tanesi artık taşıyabilecek bir başa sahip değildi. Ölüm o kadar ani gelmişti ki, cansız bedenleri yere düşerken yüzlerinde hala gülümsemeleri duruyordu. Kalan paralı askerin ölümü, daha da kötü olacaktı.

Okçunun kendilerini izlediğini varsayan Kan Tanrısı, altıncı nefeste bu talihsiz adamın arkasından geçerek onu hedef haline getirmişti. Belinden koca bir parça kopan bu kişiyi ensesinden yakalayan Nafız, canlı kalkan olarak kendisini kullanmaya karar verdiğine seviniyordu.

İkinci ok dört nefes sonra geldi, bu sefer adamın sağ bacağı kopuyordu, kendisini önünde tutarak koşan ork ise sadece bir sonra ki oku savuşturmak için yer değiştirecekti. Üçüncü okta aynı süre sonunda gelince, Nafız karşısındaki adamın atış hızını ve yerini çözmüştü.

Elindeki cesedi bir kenara savurarak yayını hızla gerdi, işini riske atmamak için bilekliğinden yarattığı bir oku serbest bırakıyordu. Düşman okçusu sadağına uzanmış sıradaki atış için hazırlanırken, üzerine gelen oku son anda görebildi.

Artık çok geçti, kendini yana atsa bile hedef olmaktan kurtulamadı, sağ omuzuna gelen atış kolunu alıp götürüyordu. Kopan uzvunun bıraktığı boşluktan kanlar fışkırırken, on nefes sonra gözleri sonuna kadar açılmış şekilde can verecekti.

Uyarı çanları çalınmaya başlamıştı, bu birliğin saldırıya uğradığına delaletti. Tüm olanlar kısa bir sürede gerçekleştiği için, askerler savaş durumuna geçmeden Nafız çoktan kabileden içeri sızmıştı. Üstünde simsiyah bir savaş zırhı vardı, tahminine göre bu ekipman geceleri kendini karanlıkta saklama konusunda uzman bir vahşi yaratığın derisinden yapılmıştı.

Kan Tanrısı sudaki balık gibiydi, dikkat etmesi gereken masumlar veya kollaması gereken dostları yoktu, her yanı düşmanla doluydu. Başka biri için kâbus olacak bu durum, onda lunaparka girmiş çocuk sevinci oluşturmuştu.

Sınırsız bileti vardı adeta, her çadıra girebilir özgürce kan dökebilirdi. Yayına okları beşer beşer takıyor, rüzgârla karışıp hançerleri ile ölüm saçıyordu. Yüzüne sıçrayan kanlarla şefin çadırına doğru ilerlerken, bir anda yer sarsılmaya başladı.

Her güzel şeyin bir sonu olmak zorunda mıydı? Yüzlerce kişi öldükten sonra, nihayet paralı askerler savunma sistemlerini aktif edebilmişti. Zemin yarılıp koyu sarı duvarlar yükseliyordu kabilenin etrafında, bir süre sonra her tarafı açık bu yerleşimin etrafı yüksek surlarla çevrili olacaktı.

Kel kaptan, gelen raporlardan birliğinin düşman ordusu tarafından saldırıya uğradığı sonucunu çıkarmıştı. Böyle büyük çapta bir kıyım, ancak çok sayıda kişiyle mümkündü onun bakış açısından, bu nedenle hazırladıkları tuzakları aktif etme emri verdi.

‘’Vay canına, adamlara bak portatif bir kale getirmişler buraya, epey canını yakmışız demek ki ork lordunun!’’

Nafız kıs kıs gülüyordu, hemen duvarın yapıldığı malzemeyi kontrol etti ve sonuç kendisi için çok güzeldi. Böyle bir yapının fiyatı, kullanılan malzemeye göre aşırı farklılıklar gösterirdi, ağlar kadar dandik olmasa da çelikten bir kalite daha yüksek bir alaşım kullanılmıştı ne mutlu ki.

Karşılarında bir ork ordusu bekleyen bu insanlar yine de tedbirli davranmış sayılırdı, sadece çelik bile olsa, normal şartlarda yeterli gelebilirmiş diye düşündü Nafız.

‘’Sizi sefil yaratıklar, bu kalenin içinde kapana kıstırıldınız, her birinizin kellesini nakitte çevirmek için sabırsızlanıyorum!’’

Tek gözlü adam şehvet ile bağırıyordu, yaptığı anlaşmanın şartlarına öldürdükleri her orkun başına beş altın alacaklarına dair bir madde ekletmişti. Surları yükseltmesinin bir nedeni de bu açgözlülüğüydü.

Otuz adım uzunluğundaki duvarlarda sesi eko yaparken, kendine güveni tavan yapacaktı. İçeride birçok savaş makinası vardı, gizlendikleri çadırlar yırtılmış ölüm kusmak için hazır beklemekteydiler.

‘’Çok güzel, neyiniz var neyiniz yok dökün bakalım ortaya, ben sizle şimdi değil daha sonra oynayacağım!’’

Kapatılan alan neredeyse tüm kabileyi içine alıyordu, dört yüz adıma, iki yüz adımlık bir yerde deli gibi düşman aramaktaydı paralı askerler. Nafız, küçük bir tepeyi oyarak çoktan içine girip gizlenmişti, aydınlatmaları yakan düşman her yerdeydi çünkü.

‘’Efendim kimseyi bulamıyoruz, surlarda herhangi bir delikte görünmüyor!’’

Savaşın gürültüsünü bekleyen meymenetsiz suratlı kaptan, astlarından gelen raporlarla hayal kırıklığına uğradı. Elindeki kozları kullanmıştı, bu numarayla pek çok düşmanı öldürerek bu günlere gelmiştiler.

‘’Bu işte bir terslik var hemen surların dışına takımlar yolla, gizlice bir tünel kazılmış mı araştırın. Düşmanlar çok uzağa kaçmış olamazlar, birinin bile sağ kalmasını istemiyorum!’’           

Temeli bir yanlışın üzerine kurulmuş olan mantığın, sonradan düzelmesi çok zordu, kimse hata yaptığını bu kadar kolay kabullenemezdi. Emirlerini alan askerlerin bin kadarı hızlıca surların dışına çıktılar, dört bir yana dağılıp hayali düşman ordusunu aramaya başlayacaklardı.

Bu hareket Nafız’ın ekmeğine yağ sürdü, duvarların içindeki insan yoğunluğu azaldığından hareket edebileceği alanlar oluşmuştu. Öldürülecek insan sayısı hala yeteri kadardı fakat artık hedef onlar değildi.

İnsan dediğini öldürmek onu tatmin etmezdi bu dakikadan sonra, tek düşündüğü beraber geldiği ordu sayıları otuzu bulan savaş makinaları ile başa çıkabilecek miydi? Surlar tuzağı yakalamak için örülen ağlar ise, bu saldırı tipi makinalar koca bir karadul örümceğiydi.

Yalnızca, bu sefer şansları paralı askerleri terk etmişti, koca bir sinek sürüsü beklerken onun yerine zehirli bir akrep vardı ellerinde. Nafız saklandığı yerden yavaşça çıkarken, Mora’dan aldığı yüzüğün içindeki oklardan bazılarını dışarı çıkardı.

Bu birikim paha biçilmez bir hazineydi, tarikatının gelecekteki lideri olarak beslenen kişinin tüm eşyaları artık onun eline düşmüştü. Bazı materyaller, tarih boyunca bu topraklarda hiç görülmemişti.

Özel başlıkları bulunan oklardan birini yayına takan Kan Tanrısı, ilk hedefini gözüne kestirdi. Bu çeşitlerin yapısı değişik olduğundan, her atışta bir ok yollayabilirdi Nafız. İlk söylendiğinde bu yöntem kullanışsız gibi görünse de, isabet ettiği savaş makinasını patlatan atış tüm beklentileri karşılıyordu.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ 

 Bazı insanlar bir eşya bile değil, bir eşyanın üzerinde bir leke veya bir benek gibi dururlar.

Nikolay Vasilyeviç Gogol 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 915

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 863

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 712

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 678

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 560

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 497

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 466

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 464

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 409

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 406

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 172

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 135

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 134

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 132

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 115

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 112

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 48

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 43

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 41

Site İstatistikleri

  • 7732 Üye Sayısı
  • 159 Seri Sayısı
  • 11950 Bölüm Sayısı


creator
manga tr