“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 84-İmparatorun Doğuşu


SANCILI DOĞUM

‘’Naber çifte kumrular!’’

Nafız’ı gören ikiliden birinin yüzü gülerken diğeri korku içinde gerilmişti, bu değişiklik nasıl gözünden kaçabilirdi Kan Tanrısı’nın.

‘’Korkma kız artık seninle uğraşmayacağım, bugüne kadar ne yaptıysam hepsi senin gelişmen, daha iyi bir savaşçı olman içindi. Son kıyağımı da yapıyorum, al bakalım sana seviye atlatacak bir hediye.’’

Yüzüğünden çıkardığı deri kaplı yıpranmış kitap kendisine uzatıldığında, dişi ork şaşkınlık içindeydi. Çekinerek aldı ve yavaşça sayfalarını çevirmeye başladı, her seferinde ifadesi değişen Yarmagül göz gezdirmeyi bitirince, sevinçten çığlık atmamak için zor tutuyordu kendisini. 

Kardeşinin onun için derlediği tekniğin orijinal el yazmalarıydı elindekiler, yaratıcısın kaleminden en ince ayrıntısına kadar. İnanılmaz bir jestti bu, o anda bunun nereden geldiğini sorgulayacak durumda değildi dişi ork, tanıştıkları ilk günden beri gerilim içinde olduğu Nafız’a coşkuyla sarıldı.

‘’Yavaş! Sarılmandan belli kırıcan mı belimi, çok canım acıdı çeksene elini!’’

Nafız işi gırgıra vursa da, Yarmagül’ ün kavrayışı normal bir insanın suyunu çıkarmaya yeterdi, ona anca Çekiçdöven gibi biri lazımdı. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş misali, iki genç eğlenmeye devam edecekti.

Düğün bitmiş yaşam normale dönmüştü, orduların yeniden yapılanma süreci yaşanıyordu. Kutsal topraklardan gelen çekirdek üyeler dönüş yoluna koyulmuştu, Kitapkurdu’ da Kurak Bölge’ye gidecekti. Zehirle mühürlediği madenlerin açılması için, onun bilgisi gerekiyordu.

‘’Efendim, birazdan şehirden ayrılıyoruz, bizim için vereceğiniz emirleriniz bulunuyor mu?’’

İki öğrencisi Nafız’a veda etmeye geldiğinde, kendisini gayet neşeli bir halde buldular, Eftelya ile birlikte Partheni ailesinin köşkünde vakit geçiriyordu. 

‘’Bu kitaplar senin için ufaklık, amacımızı biliyorsun, senden yaratıcı icatlar bekliyorum bu konuda yüzümü kara çıkarma!’’

Kitapkurdu ustasının yarattığı kitap dağını hemen alanlar arası halkasına alıverdi, bunlar onun için dünyadaki tüm mücevherlerden değerliydi.

‘’Sangre ilk kan savaşçım, bu parşömenler senin için, keskinleşen duyularını en verimli şekilde kullanmak için yılmadan çalışmak zorundasın!’’

Sırtındaki dev yayla dolaşan orkun bu konuda bir sıkıntısı olmayacaktı,  gün geçtikçe vahşileşen tabiatını tatmin etmenin en verimli yolu sürekli dövüş antrenmanı yapmaktan geçiyordu.

‘’Küçük hanım, bir süre görüşemeyeceğiz, sanmayın ki aklımdan sizi çıkaracağım, üstlendiğiniz zorlu ve soylu görevde her zaman yanınızda destekçiniz olarak gönüllüyüm!’’

Eftelya Alyon’un oğlunun sözleri karşısında utanmıştı, yanakları kızaran genç kız bakışlarını kaçırarak sadece ‘’tamam!’’ diyebildi.

Parthenia’ da, sadece Çekiçdöven’ in komutasındaki elli bin kişilik ordu kalmıştı, genç komutanları savaşı kaybetmelerinin acısıyla canlarına okuyordu. Sabahın ilk ışıkları ile başlayan çalışmaları, bazen gecenin bir yarısına kadar sürmekteydi.

 Böylece düğünün üstünden bir aydan fazla geçmişti, Yarmagül tatlı bir telaş içindeyken Alyon ve Çekiçdöven tırnaklarını yemekle meşguldü. Orkların hamile kalma süreleri on beş gün dönümünü geçmezdi fakat bu sefer dişi ork neredeyse tam otuz gün dönümüdür gebeydi.

‘’Ahhhhhhh!’’

Büyük kapının arkasında iki erkek ork, bir aşağı bir yukarı volta atıyordu, sanki kendileri doğum yapacak gibi heyecan içindeydiler. Her gelen çığlıkta yürekleri ağızlarına geliyor, hızları artıyordu, derken kapı panikle açıldı.

‘’Efendim, bir erkek bebek doğdu fakat annenin durumu iyi değil!’’

Konuşan kişi asil ailelerin çocuklarını doğurtan ebelerin başıydı, nasıl bir çaresizlik içine düşmüşse telaşla kendini dışarı atmıştı. İçeri giren Alyon ve Çekiçdöven’ in gördükleri karşısında dizlerinin bağı çözülecekti, yatakta yatan Yarmagül mezar kapağı açılmış mumya gibiydi.

Sanki bedenindeki tüm yaşam gücü çekilmiş, etleri kaybolmuştu. Göz çukurlarının içindeki boncuk gibi gözleri, elini uzatsan alınabilecek haldeydi. Bebeğin ağlamaları ortalığı inletirken, bu sırada Nafız’da odaya giriş yaptı.

Ortalık toz dumana karışmış vaziyetteydi, doktorlar telaş içinde birbirleriyle tedavi yöntemleri için tartışıyordu. Dişi orkun pek fazla vakti kalmamış gibiydi, sevdiklerini görmek için başını son gücüyle kaldırdı ve sadece hüzünlü bir bakış atabildi onlara.

Nafız soğukkanlı tavrını koruyabilen tek kişi olmuştu, hızla dişi orkun yanına gidip neler olduğunu anlamaya çalıştı. Gerçekten durum vahimdi, görünüşe göre bebek doğum anında annesine zor anlar yaşatmıştı.

Bir anda bitap düşmüş annenin yanından ayrılan Nafız, hızla yeni doğan orkun bulunduğu sepete doğru fırladı. Ağlayan bebek susmak bilmiyordu, her çığlığına annesinin bir inlemesi eşlik etmekteydi. Kısa süre bebeği gözlemleyen Kan Tanrısı, hemen yüzüğünden üzeri sembol ve rünlerle kaplı bir örtü çıkararak Alyon’un torununun üstünü örttü.

Bebek o an ağlamayı kesmişti, zayıf solukları çok dikkatli olmadıkça duyulmuyordu bile.

‘’Sen ne yapıyorsun Nafız, bebek neden sustu?’’

Ortamdaki iki sesten biri gidince, Çekiçdöven çocuğunun yanında dişi orku görmüştü, Alyon’ da duruma şahit olup arkadaşına seslendi.

‘’Tahmin ettiğim gibi, biraz daha geç kalsaydık, Yarmagül için çok geç olabilirdi!’’

Kafasını sallayarak söylenen Nafız, elindeki bir kavanoz balçık şeklinde karışımı acı içinde inleyen anne orkun bedenine sürmeye başladı. İlk önce kafasını kalın bir tabaka ile kapladı, bundan sonra iniltiler biraz daha hafifleyecekti.

‘’Çabuk Dilber’in şifalı suyunun içine bu karışımı hazırlayıp boşaltın, iki yüz nefes içinde hazır olmazsa, kim sorumluysa ben onu bulmadan önce kendini öldürsün!’’

Kan Tanrısı çok ciddiydi, depolama alanından büyük bir kabuk içinde ki suyu odanın bir kenarına çıkardıktan sonra, Yarmagül’ ün ayakları ve kasıkları ile ilaç uygulama işlemine devam etti.

Tariftekiler basit maddelerdi, suyun içine atılmaları sonrası ana bileşenleri Nafız kendisi ekleyecekti. Yeni doğum yapmış anne şifalı banyoya yatırılınca, yüzündeki acı dolu ifade yavaşça dağılmaya başladı. Nafız alnında biriken terleri sildikten sonra, Alyon ve Çekiçdöven’e bakarak bağırdı.

‘’İkiniz haricinde herkes dışarı, değil kapıda beklemek elli adım yaklaşan olursa ailelerini dahi sağ kalamayacak!’’

Tehdit büyüktü, geldiği kişiye bakıldığında gerçeklik payını sorgulamak intihar etmekle eş değerdi. Doktor, ebe, hizmetliler aceleyle kapıdan fırladılar, Nafız’da sendeleyerek kendini yatağa zor attı.

‘’Hey! Hey! Sana ne oldu şimdi, konuşsana!’’

‘’Dur biraz boru sesli başım dönüyor, senin şu velet nasıl bir canavar böyle!’’

Ayakta duran iki adam ne yapacaklarını bilemeden birbirlerine baktılar, olan bitenden bir anlam çıkarmaları mümkün değildi. Neyse ki Nafız kısa süre içinde ayağa kalkabilmişti, yavaşça ikiliye doğru yürüdü.

‘’Beyler, Ork Stepleri’nin gerçek kralı biraz önce dünyaya gelmiştir, hepimize geçmiş olsun!’’

‘’Artık ne olduğunu açıkla lütfen, her lafın ayrı bir bilmece!’’

Alyon kızının hayatının tehlikede olmadığını anladıktan sonra anca kendine gelebilmişti, yaşanan olayları öğrenmek istiyordu.

‘’Çocuk annesinin yaşam gücünü emiyordu, göbek bağı kesilmesine rağmen aralarında mesafe olsa bile durmaya niyeti yoktu. Üstüne örttüğüm nesne, enerji absorbe etmesini engellemek için kullanılıyor, Yarmagül’ ün bedeninde ki çıkışları da kapatarak, aralarındaki iletişimi tamamen kesebildim.’’

Nafız konuşsa da hala hafiften sallanıyordu, birkaç nefes süresince ara verip anlatmaya devam etti.

‘’Şu anda bilinçsizce yeteneğini kullanıyor, kendine zarar verecek olsa dahi bu eyleme devam edecekti. Benden dahi büyük miktarda aura çaldı, eğer örtü olmasaydı, o bizi tüketmeden veya bedeni patlamadan önce biz bebeği öldürmek zorunda kalabilirdik!’’

Durum çok ciddiydi, iki soy gücünün birleşmesi bambaşka bir yeteneği açığa çıkarmıştı. Bebek başkalarının yaşam gücünü çalma becerisi ile doğmuştu, kontrol edemediği bu hediyenin onun felaketi olmaması tamamen şanstı.

Mora ve Alyon’un birbirleri ile tanışmalarından başlayan olaylar silsilesi, en son Nafız’ın onu efsunlu örtü ile örtmesi ile sona ermişti. Belki de bir adamın aklından geçen anlık bir düşünce, yüz sene sonra yeni doğmuş bu bebeğin hayatını kurtarmıştı.

‘’Şimdi ne yapacağız, bebek enerji emmezse güçlenebilecek mi? Vahşi yaratık özleri ile besleyebilir miyiz onu?’’

Torunu adeta yaşayan mucizeydi fakat bir şekilde beslenmesi gerekiyordu, Alyon ilk aklına gelen fikri söylemişti.

‘’Vay be aklınla bin yaşa, şu boynuzlu gavatın bizde kalan son parçasını da kullanma vakti geldi demektir artık!’’

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Her karanlık, kendisini sonlandıracak şafağın tohumlarını içinde taşır.

Dante




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1259

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 377

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15563 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20944 Bölüm Sayısı


creator
manga tr