Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 81-Gerçekleri Öğrenmek


GERÇEKLERİ ÖĞRENMEK

Muzaffer bir şekilde yürüyen Yarmagül, arkasında bıraktığı bedeni ve ruhu yaralı adama dönüp bir kez bile bakmayacaktı. Çekiçdöven’ in askerleri de yıkılmıştı, silahları teker teker ellerinden yere düşüyordu.

‘’Evet sonuç belli, hepiniz dizlerinizin üstüne çökerek teslim olun!

Komutanları ölmüştü, gözlerinden ateş fışkırıyordu, Alyon’un sözleri sonrası birçoğu savaşarak ölmeyi aklından geçirdi. Ortam her geçen saniye daha da geriliyordu ki Nafız küçümser bir ses tonuyla bağırdı.

‘’Geri zekâlılar, biraz daha beklerseniz yerdeki montofonun kurtulma ihtimali kalmayacak!’’

Kuşatma ordusu bir anda irkildi, genç komutanın hayatta olduğunu söylemişti kırmızı gözlü dişi ork. Yere düşen kalkan ve baltalar zemini sallarken, on kişilik bir grup Çekiçdöven’ in yanına yürüyordu.

‘’Bunu alın Dilber’in mucizesine yatırın, ölmesin işim var bu gencoyla!’’

Sonuna şuh bir kahkaha eklediği sözleri bitince, herkes hayretle kendisine bakmıştı. Yalnızca bir çift göz kıskançlık niyeti barındırıyordu, Nafız’ın da görmek istediği buydu.

‘’Emredersiniz!’’

Çekiçdöven’i sırtlayan grubun ardından, Alyon birkaç adım öne çıkıp esir düşen askerlere seslendi.

‘’Ork savaşçıları hepiniz beni dinleyin, defalarca uyarmama rağmen alakanız olmayan bir savaşın içine sürüklendiniz. Komutanınız ölmeyecek, bu sırada sizlerin de ihtiyaçlarınızı karşılayacağız!’’

Düşman komutanı konuşurken Çekiçdöven’ in ordusundaki savaşçıları başları yerdeydi, nasıl bir aşağılama ile karşılaşacağız diye düşünürken iri yarı ork yine onlara yardım eli açacaktı.

‘’O buzulla çevrili yerde her şeyden habersiz sadece ölümüne eğitim yapıyordunuz, bu sizin suçunuz değil, şimdi Ork Stepleri’nin asıl durumunu öğrenme vaktiniz geldi!’’

Alyon eliyle işaretini verdiğinde, kale kapılarından kalabalık bir grup savaş alanına doğru yürümeye başladı. Çoğunluğu ork olan bu kişilerin içinde bazı insanlarda vardı, bunların içinde en tanıdık olan sima arenanın işletmecisine aitti.

‘’Bunlar kim?’’

‘’Ne anlatacaklar bize?’’

Ordu içten içe kaynamaya başlamıştı, merakla kendilerine yaklaşan topluluğa bakıyorlardı.

‘’Soydaşlarım, ben kendisine Ayıboğan diyen kişinin kabilesinde bir avcıydım, Yücedağ’a ölmek için gönderilenlerden. Kabile reisinin Yücedağ’ın sahibi yaratık ile anlaşması sonucu, elimizde doğru dürüst silahımız olmadan avlanmaya gönderiliyorduk!’’

Dinleyenlerin surat ifadeleri bir anda değişecekti, böyle bir şey mümkün müydü? İnanmakta güçlük çekiyorlardı.

‘’Evet, inanmıyorsunuz dimi? Savaşçılar şefi korurken biz sürekli yaratıklara yem olarak feda ediliyorduk, ta ki Şef Alyon ve Nafız dağı temizleyip kabileyi ele geçirene kadar. Şu anda, kutsal topraklarda refah içinde yaşıyoruz!’’

Söylenenler karşısında pek çok savaşçı inanmayan gözlerle konuşan orka bakıyordu, akıllarında bunların yalan olduğu fikri ağır basmaktaydı.

‘’Ben Kurak Bölge kabilesinden bir savaşçıyım, bakın, sakın yüzünüzü çevirmeyin suratıma iyice bakın!’’

Bu sefer konuşan kişi, Nikonya şehri orduları tarafından diri yakılmaya çalışılan savaşçıların içindendi, yüzünde büyük ve derin bir yanık izi bulunuyordu. Bakışları öyle keskindi, sesi gürdü, adeta ork savaşçısı tasvirinin canlı örneğiydi.

‘’Bu yanık, hain avcı şefi korkak kabile reisinin boğazını kesip bizi savaşın ortasında ölüme terk ettiği sırada oldu, kim bizi kurtarıp düşmana diz çöktürdü dersiniz? Her ay dönümü vagon vagon değerli taş yolladığımız ana kabile, savaş haberini alınca ne yapıyordu?’’

Bu anlatılan olaydan kuşatma ordusundaki kimsenin haberi yoktu, günleri sadece eğitim ve yemekten ibaret orkların verecek cevabı yoktu.

‘’Büyük Şef Alyon ve savaşçıları ticaret şehrinin ordusunu esir aldı, vahşi yaratıktan aşağılık mahlûklarmışçasına bize muamele edenlere gereken dersi verdi! Yüzümü neden iyileştirmiyorum biliyor musunuz? Sudaki her yansımada, kapanda kısılan kendimi değil, Kan Tanrısı’nın diri diri yaktığı hainleri görüyorum!’’

İkinci konuşan kişinin sözleri bomba etkisi yaratmıştı, her halinden yaman bir savaşçı olduğu belliydi bu orkun. Böyle kişilerin sözleri, orklar gibi gücün hükmettiği toplumlarda geçer akçe idi.

‘’Şimdi size bir insan müttefikimiz bazı konularda bilgiler verecek, en ufak taşkınlığa tolerans göstermeyeceğimi öncesinden söylüyorum!’’

Alyon, korkudan titreyen Quintus’ un yanında durarak kendisine cesaret veriyordu fakat yüz elli bin orkun arasında kalan adamın kalbi ağzından çıkmak üzereydi.

‘’Şanlı ork savaşçıları, size anlatacaklarım bundan önceki şehir lordunun icraatlarını içeriyor, şu anki yönetimle bir alakaları yoktur!’’

Arena’nın müthiş şovmeninin ağzından kelimeler zorla çıkmıştı, binlerce insanın önünde gladyatörlerin kucağına attığı orkların neler hissettiğini ilk elden tecrübe ediyordu.

‘’ Yeni doğan orklar, bölge kabilesi tarafından tüccarlar aracılığıyla şehrimizde köle olarak satılmaktaydı!’’

Dizlerinin üstünde bekleyen orklar bir anda ayağa fırladılar, böyle bir şeyin gerçekleşmesi bir yana, önlerinde ağıza dahi alınması nasıl mümkün olabilirdi. 

‘’Oturun!’’

İri yarı ork bu tepkiyi bekliyordu soy gücünü hemen aktif duruma getirdi, hışımla doğrulan esirler aynı hızla yerlerine geri oturmak zorunda kalmıştı. Dişi orkun savaş sırasında komutanlarını nasıl dizginlediğini şimdi anlayacaklardı.

‘’Söyleyeceklerimin hepsi gerçekler, burada üç asil ailenin hesap defterleri ve arenanın dövüş tutanakları mevcut lütfen kontrol edin!’’

Quintus kibarlıktan kırılacaktı, en ufak bir yanlış hareket hayatının sonu demekti. Hemen birkaç komutan öne çıkarak, şişman adamın yere bıraktığı evrakları aldılar. Okurken gözleri yuvalarından çıkacaktı, orklar esir olarak satılmıştı, hem de en aşağı sınıf olarak.

‘’İnsan doğru söylüyor, ben doğduğu gibi tüccara satılıp şehir kapılarında erişkinliğe ulaşan bir köleydim. Pazarda mal gibi satıldım, boynumda bir tasma yorgunluktan bayılana kadar çalışmaya zorlandım. Yine de şanslıydım, arenada eline kör bir kılıç tutuşturulup ölüme yollanan soydaşlarımın yanında.’’

Şehrin ele geçirilmesine kadar köle olarak çalışan bir ork, gözyaşları içinde konuşmuştu. Bu kişinin bedeni yeni yeni düzeliyordu, hala kemiklerinin üstü yeterince et toplamamıştı. Kuşatma ordusunun öfkesi yerini utanca bıraktı, kendi topraklarında nasıl bu hale düşmüşlerdi.

‘’Kaldırın başlarınızı, ben Kuyag bu zalimliğin mümessilinin iki korumasını kendi ellerimle öldürdüm, bir arena dolusu azgın insanın katledilişini bu gözlerle izledim. Komutan Nafız şehir lordunu öldürdüğünde, oradaki tüm ork savaşçıları gibi benimde göğsüm gururla kabardı!’’

‘’Hey! Hey!’’

Yüzbaşının sözleri üzerine emrindeki savaşçıları, ellerindeki silahlarla kalkanlarına vurarak bağırdılar. Kanları kaynıyor içleri içlerine sığmıyordu, gördükleri manzara akıllarına düşünce.

‘’Artık benim esirimsiniz, sizleri ne bağlayacağım ne de küçük hücrelerin içine tıkacağım, kabile reisinize şartlarımı sunup cevabı alana kadar burada çadırlarınızda bekleyeceksiniz. Ne olursa olsun, ork gururuna sahip savaşçılarsınız size güveniyorum!’’

Konuşması bitince Alyon arkasını dönüp şehir kapılarına doğru yürüdü, bir grupta o sırada haberleşme araçlarını almak için Çekiçdöven’ in çadırına girmişti. Meydan savaşı yerine bir düello olmuş ve kuşatma ordusu kan dökmeden teslim alınmıştı. Şimdilik planları tutmuştu iri yarı orkun, dönüş yolunda yüzü gülüyordu.

‘’Bunlara yiyecek ve içecek sağlayın, ölüpte kokutmasınlar bütün şehri!’’

Nafız’ın hayal kırıklığı büyük olmuştu, karşısındaki tüm esirler onun kesmek için heveslendiği süt kuzularıydı, yardım ederken bile onlara tiksinti ile bakıyordu.     

Komuta kademesi ayrılınca iki ordu birbirleriyle etkileşime girmeye başlayacaktı, bugüne kadar gerçekleşen olayların başlıklarını duyan savaşçılar, olan biteni tüm ayrıntısına kadar dinleme şansı buldular.

Ana kabileye isyan eden bu hainler, aslında kendilerine anlatılandan tamamen farklıydılar, nereye gitseler orada orkları şan ve şerefe kavuşturmuşlardı. Yemek yediler, beraber içki içtiler, orklar tuhaf canlılardı, sabah birbirlerini öldürmek için can atarken gece omuz omuza şarkılar söylüyorlardı.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Savaş tarihinde hiç bir vakit bu kadar çok kişi bu kadar az kişiye bu kadar şey borçlu olmamıştır.

Winston Churchil

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr