Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 77-Ölüme Tanınan Mühlet


ÖLÜME TANINAN MÜHLET

‘’Kim o, nereden geldi bu ok!’’

Düştüğü çadırın içinden koşa koşa çıkan genç komutan, şaşkınlıkla etrafını gözleriyle tarıyordu. Üstünde bu zırh varken, daha önce böyle şiddetli bir darbe yememişti.

‘’Hey boş boğaz buradayım!’’

 ‘’Bu sana uyarı olsun, kes sesini yoksa aşağı inersem o zırhı konserve kutusu gibi açar, çırılçıplak koştururum seni bayıra karşı!’’

Surlardaki askerler Nafız’ın bağırması sonrası kahkahaları ile tüm şehri inlettiler, uzun süren kuşatma boyunca hiç böyle gülmemişlerdi.

 Dişi ork konuştuktan sonra işler ilginçleşmeye başlamıştı, o zamana kadar avaz avaz bağıran Çekiçdöven, ağzını açıp tek kelime edemedi. Kuşatma komutanı ardın sıra çadırına dönünce, Alyon biraz daha rahatlayarak talimatlar vermeye başladı.

‘’Yiğitçe şehri koruyan askerler, yaptıklarınız ork ve insan tarihinde şerefle anılacaktır. Biraz daha dişinizi sıkın, bu işe el atma vaktimiz gelmiştir!’’

Sözlerini tamamladıktan sonra, Nafız’ la beraber tüm sur boyunca dolaşarak beraberce çarpışan ork ve insan askerlerine moral vermeyi ihmal etmemişti. Bu yolculuk sırasında, karşılarına bazı tanıdık yüzlerde çıkmıştı.

‘’Vay ihtiyar, cengâverleri yanına almış ne yapıyorsun burada!’’

Eğitmen Morrison ve şehrin gladyatörleri de kuşatma altına alındıktan sonra, yaşadıkları yeri savunmak için bir süre yaptıkları işe ara vermişlerdi. Okul rakip ayırımı yapmadan cepheye koşmuşlardı.

‘’Nafız, Alyon şükür kavuşturana başımıza bu kadar işi açıp kaçtınız sanmaya başlamıştık!’’

Liderleri konuşunca tüm gladyatörler pis pis sırıtmaya başladı, uzmanlığı yakın dövüş olan bu adamlar şu anda ikmal birliği olarak görev yapıyordu.

‘’Ufak bir işimiz vardı onu hallettik geldik, siz de çok enerjiksiniz, şu kuşatma bitsin hepinizle tek tek arenaya çıkmayı düşünüyorum!’’

Alyon neşeli gözlerle konuşmuştu fakat kelimelerin içindeki anlamı çözen gladyatörler hemen ortamdan uzaklaşacaktı. Kim, tüm rakiplerini tekleyen biriyle dövüşmek isterdi ki?

Günün ilerleyen vakitlerinde gece karanlığı çökünce, şehir lordunun şatosunda stratejik bir buluşma gerçekleşiyordu. Ork kabilesinin subayları ve şehrin üç asil ailesinin başı, kuşatma ile ilgili çözüm arayışları içine girmişlerdi.

‘’Yol belli, kurak bölgede ki güçlerimizi harekete geçirip, düşmanı surların önünde kıstırıp çift taraflı bir saldırı ile yok edeceğiz!’’

Kan Tanrısı Nafız olayı bir kalemde bitirmenin peşindeydi, bu nedenle en hızlı yolu benimsedi. Masadakiler de bu fikre sıcak bakıyordu, birbiri ardına bu görüşü destekler konuşmalar yapmaya başladılar. Sadece şef Alyon sessizliğini korumuştu, bir süre daha önüne baktıktan sonra sakince söze girdi.

‘’Benim görüşüm kuşatma ordusunun tedarikini kesmemiz yönünde, yemek ve cephanesi kalmayan düşman ger, çekilmek zorunda kalacaktır.’’

Daha sonra Alyon, yaşanacak kayıplara ve şehrin kötü bir imaj kazanabileceğine dikkat çekerek fikrini destekledi. Bu görüşte makuldü, üç asil ailenin liderleri kanlı bir savaş veya katı savunma yapma arasında seçim yapma noktasına gelmişti.

‘’Bu seferlik dediğin gibi olsun, eğer kırk gün dönümü sonunda o ordu hala aynı yerde duruyor olursa, tek birinin bile nefes almadığından şahsi olarak emin olacağım!’’

Toplantı sırasında Nafız geri adım atmıştı, insanların içinde dile getirmese de Alyon’un aklında farklı bir çekince olduğunu tahmin ediyordu. Uzun süre üzerinde anlaşılan genel planın detayları tartışıldı, neredeyse sabahın ilk ışıkları görünürken toplantı bitmişti.

Hızla ayağa kalkan Alyon sanki kaçar gibi odadan çıkınca, Nafız bir anda fırlayarak peşine düştü.

‘’Bir yere kaçamazsın gel buraya, hani oluk oluk kan akacaktık, dilinin altındaki baklayı çıkar bakalım hele bir!’’

Ortamdan uzaklaşmaya çalışan iri yarı ork, daha on adım atmadan arkadaşı tarafından yakalanmıştı.

‘’Sakin bir yere geçelim, madem çok merak ettin anlatayım.’’

İkili şatonun dış bahçelerinden birine doğru yürüye dursun, surların dışında alışılmışın dışında bir gelişme yoktu. Amansızca akın eden kuşatma orduları şehir surlarına vurunca geri dönüyor, bir süre sonra tekrardan saldırıya geçiyorlardı.

Yalnızca, savaş alanını sesiyle inleten genç komutan artık çadırından çıkmaz olmuştu. Orduya yeni saldırı planlarıyla ilgilendiği söylense de, üst düzey komutanları Çekiçdöven’ in bir çıkmazda olduğunu biliyordu.

Bir önceki gün kafasına yediği ok belki fiziki bir yara açmamıştı ama genç komutanın gurunu ve cesaretini kırmıştı. O mesafeden böyle bir vuruş yapacak kişiyi, düelloda indirmesi mümkün değildi. Sürekli meydana çağırdığı kişilerden biri, büyük ihtimal ondan daha güçlüydü.

Bu düşünceler onu çılgına çeviriyordu, yetişkin olduğundan beri ana ork kabilesinin askeri gücünün yetiştiği bölgede kimse onunla aşık atamamıştı. Sadece bir kişi karşısında bileği bükülse bile bunu kafasına takmasına gerek yoktu, çünkü o kişi babasıydı.

Alyon ve Nafız kimsenin kendilerini dinlemediğine emin olabilecekleri bir yere geçince, iri yarı şef dökülmeye başladı.

‘’Nafız buzul bölge büyük düşmanımızın askeri gücünün yetiştiği yer, başlarındaki ork ise Cesuryürek zamanındaki savaş şefiydi. Ustamın babasının en yakın arkadaşı ve kendisinin de eğitmeni olan kişidir!’’

Kan tanrısı arkadaşının sözleri bitince sıkılmış bir ifadeyle ‘’ Geçmişten bahsetmenin bu konu ile ne alakası var?’’ dedi. 

‘’Anlamıyorsun, burada yapacağımız bir savaşla hem büyük kayıplara uğrayacağız hem de Beyazayı’nın oğlu ölürse başımıza büyük bir bela alacağız!’’

Alyon’un sözlerini duyan başkası olsaydı, bu iri orkun korktuğunu düşünebilirdi fakat Nafız bunun doğru olamayacağını bilecek kadar onunla vakit geçirmişti.

‘’Doğruyu söyle, içinden bir ses buzul bölüm ork kabilesi şefi ile yüz yüze gelmek mi istiyor?

Dişi ork aklındakini pat diye söylemişti, bu işin aydınlanması gerekiyordu. Bir problemin çözümü karşısında duran en büyük engel, gizlenmiş niyetlerdir.

‘’O bölgenin fethi ile alakalı değişik planlarım var, yaşanacaklardan etkilenmesini istemiyorum. Bu nedenle, kuşatma ordusu kendi kendine geri dönerse mutlu olurum!’’

‘’Daha önce söylediğim gibi, otuz dokuz gün dönümleri kaldı, kendi kaderlerini çizecekler!’’

İkili konuşmayı tamamladığında ileriye dönük hala aydınlanmamış noktalar kalmıştı lakin bugünün çözümü belliydi ya gidecekler ya ölecekler!

Toplantının üzerinden on gün dönümü geçtiğinde, kuşatma hala sürüyordu fakat saldırıların şiddeti belirgin bir şekilde azalmıştı. Artık sadece gündüzleri savaş oluyor, geceler sükûnet içinde geçiyordu.

Otuzuncu gün dönümün de, sabahın ilk ışıkları ile surlara çıkan askerler gözlerine inanamadılar, düşmanları çadırlarının önünde oturmuş onlara bakıyorlardı. Bu haber karargâha bomba gibi düştü, kuşatma ordusu bir süredir kaynamayan dev kazanlarından anlaşıldığı üzere açlıkla mücadeleye başlamıştı.

‘’Seninkilerin on gündönümü zamanı kaldı, ordular savaşmak için bir emrimi bekliyorlar!’’

Nafız, surların üstünden düşmana bakarken kara kara düşünene arkadaşını iyice kederi itmek için uğraşmaktaydı. Kan tanrısı kan istiyor, iki ordunun çarpışacağı günü iple çekiyordu.

‘’Çekiçdöven! Sana bir ork soydaşın olarak sesleniyorum, geç olmadan ordunu al ve git!’’

Alyon düşman komutana seslense de cevap alamayacaktı, çünkü genç adam içine girdiği girdaptan hala çıkamamıştı. Savaşçıları bitap düşmüş olduğu halde, hala gelecek yardıma güvenip kuşatmayı sürdürmekte kararlıydı   

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Düşmanınız hata yaparken araya girmeyin.

Napoleon Bonaparte

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 665

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15640 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21137 Bölüm Sayısı


creator
manga tr