Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 75-Güç Hayvanı


GÜÇ HAYVANI

Yüzüne vuran rüzgâr bünyesinde tokat etkisi yapmıştı genç adamın, bir anda aklında şimşekler çaktı. Annesi, o bu durumdayken nasıl olurda hala gitmek isterdi.

O ki, yıllar önce sahiplendiği beyaz tavşanı hastalandığında, kendisi ile beraber sabaha kadar başında beklemişti. Yavrusunun uykusuz kalmasına dayanamayan biri, nasıl olurda ölümün eşiğinde dururken ona yüz çevirebilir.

‘’Siz benim ailem değilsiniz!’’

Sözler ağzından çıktığında zaman yavaşlamış, gözünün önündeki görüntüler cam kırıkları gibi dağılmaktaydı. Gerçekten ailesi ile tekrar buluşamayacağını anlayan Nafız'ın, içinde kalan ukdede gün yüzüne çıkmıştı. Ölümde beraber olamadı diye içten içe üzülüyordu, belki bu gerçeği kendine bile itiraf edemiyordu eskiden.

Bu güne kadar, hep kendi düşünce ve duyguları çerçevesinde bakmıştı hazin olaya. Onu böyle seven annesine sorulsa, acaba kaza geçireceklerini bildiği halde Nafız’ı yanına alır mıydı?

Büyük kederini yaşamaktan kaçmak için kendine bulduğu bahanesi kaybolmuştu, ciğerleri ağzından çıkacak kadar şiddetle ağlamaya başladı genç adam. Hala içindeki bir ses dur yapma dese de, olduğu yere yıkılmış titreyerek sinir krizleri geçiriyordu.

Bir süre sonra Nafız’ın zihninde, aşina olduğu metalik ses çınlamaya başlayacaktı

‘’Bilinç Altı İblisleri sınavı sona erdi’’

Bu zindan içsel bir yolculuk sonrası, kişinin hatırlamamak üzere bilinçaltının derinliklerine yolladığı en mahrem sırlarını kullanıyordu. Kişi sadece başarılı olduğu deneyimi beraberinde götürebilirdi, Nafız’ın bu sonuca erişmek için kaç tane başarısızlıkla yüzleşmek zorunda kaldığı tamamen sırdı.

Uyandığında, Alyon’u oturduğu yerden hüzünlü bakışlarla kendisi izlerken buldu, orkun gözünden acıma duygusu ile baktığı belli oluyordu.

‘’Ne bakıyorsun oğlum!’’

İri yarı ork cevap vermedi, sadece ayağa kalkarak platformdan aşağı atladı, gitme zamanı gelmişti. Nafız’da arkadaşına katılmak istediğinde, doğrulamadan bir daha yere düşecekti. Üzerinde, Astute ile olan savaşında olandan on kat daha fazla yorgunluk vardı.

‘’Nafız biraz dinlen, burada ne kadar zamandır bulunduğumuzu bilmiyorum!’’

Ödül zindanları esrarengiz yerlerdi, zaman mekân kanunları dış dünya ile tamamen farklıydı.

‘’Sen uyanalı ne kadar oldu?’’

‘’Hiç hesap edemedim, bu kapalı yerdeyken net bir şey söyleyemiyorum.

Sanki her şey birkaç saat içinde olup bitmişti fakat dış dünyada geçen süre tahminlerinin ötesindeydi. Tüm olanlar beyninde gerçekleşmesine rağmen, vücudundaki bu yük nedendi?

‘’İzle beni Nafız, artık koşmak zorunda kalmayacağız!’’

Alyon sağ kolunun içini kendisine gösterdiğinde, büyük bir ayı dövmesi göze çarpıyordu. Gözlerini kapattıktan kısa süre sonra, dövmedeki hayvan hiçlikten yanında belirdi.

İri orkun boyunun iki katı yüksekliğindeki bir ayı kükremesi ile tozu dumana katarken, Alyon yüzünde koca bir gülümseme gururla kasılıyordu.

‘’Nasıl dostum, güç hayvanım benim heybetime yakışıyor mu?

Dört ayağının üstüne inen hayvanın üstüne zıplayan ork şefi, yukarıdan kendisini izleyen arkadaşına seslenmişti. Hayret içindeki hemen sağ koluna bakan Nafız’ı, büyük bir sürpriz beklemekteydi.

Küçük bir tavşan oturmuş kendisine gülümsüyordu, gözlerine inanamadı dişi ork, bir kaç kez daha ovuşturup tekrar baktı. Olamaz, minik tavşancık hala aynı yerde durmuş onu izliyordu.

‘’Ulan işe bak, benim güç hayvanım bu mu? Oldu olacak belime de playboy tavşanı çizdireyim, kan tanrısı mıyız mart ayı kapak güzeli miyiz belli değil?’’

Hayıflanmaları sürerken yavaş yavaş gücünü toplamıştı, rahatlıkla aşağı atlayabileceği zaman Alyon merakla bağırdı

‘’Hey! Senin güç hayvanın nasıl bir şey, çok merak ettim göstersene!

Çevik bir hareketle platformdan zıpladıktan sonra büyük ayının sırtına inen dişi ork, olayı geçiştirmeye çalışarak ‘’Öyle her şey her yerde gösterilmez yallah gidiyoruz!’’ dedi.

Zorda olsa ikinci ödül zindanını da ölmeden tamamlayabilmişlerdi ama bu zorluk sadece Nafız için geçerliydi. Alyon, eski ustasının benliğinin iblisleri ile mücadele etmek zorunda kalmıştı. Onun yaşadıkları, arkadaşından tamamen farklıydı. Sırasıyla dört farklı iklimde dört ayı kralını öldürmüş, en sonunda şu anda altında bulunan ruh hayvanını dize getirmişti.

Anladığı kadarıyla, ustasının en büyük arzusu bu hayvanlarla alakalıydı. Bu işi kapatınca, miras aldığı benliğin gücünden bir miktar daha özümsediğini hissetmişti.

İndikleri merdivenleri dev ayı sayesinde onar onar atladıklarından çıkış daha kısa sürdü. İkili bu sırada elde ettikleri güç hayvanları hakkında konuşma fırsatı buldular. Alyon’un görüşü bu hayvanların içlerindeki öz benliklerini temsil ettiğiydi. Fikir Nafız’ın canını sıkmıştı ama kendisi deneyimlemeden söyleyecek sözü olamazdı.

Zemine yaklaşınca kendiliğinden açılan kapak sayesinde mühürledikleri odaya ulaşan ikili, geride bıraktıkları arkadaşlarını görmek için sabırsızlanıyordu.

Mahzenlerden şatonun içine geldiklerinde şehirde büyük bir gürültünün koptuğunu duydular, görünürde kimse yoktu, tam camdan dışarı bakmak istediklerinde bir ses kulaklarına ilişti.

‘’Şef Alyon, sizi görmek ne büyük mutluluk!’’

Arkalarından kendilerine seslenen kişi, şehir lordu Marcos idi. Saçı başı dağılmış bir şekilde yürüyen genç adam öncekinden farklı bir hava veriyordu, sanki aniden on yaş ihtiyarlamıştı.

‘’Bu sesler ne, şehirde bir şenlik mi var?’’

‘’Ah komutan Nafız keşke dediğiniz gibi olsaydı, gidişinizin üstünden bir buçuk ay dönümü geçmemişti ki, hem karadan hem denizden bir kuşatma ile karşı karşıya kaldık!’’

İkili büyük bir şaşkınlık içindeydi, zamanlama anca bu kadar kötü olabilirdi. Hemen, detayları öğrenmek için Marcos ile bir toplantı yaptılar. Görünen o ki, ana ork kabilesi denizle olan tek iletişimlerini de kaybedince daha fazla yerinde duramadı.

Kara Zambak Klanı’nın intikam isteğini değerlendirip, iki kuvvet eş zamanlı olarak Parthenia’ya saldırıya geçmişti. Bölgedeki ork kabilesinin zayıf askeri gücünün buna imkân vermediğini bilen Alyon, kara kuşatmasını yapan ordunun komutanını sorduğunda şok şaşıracaktı.

‘’Buzulla kaplı bölgedeki ork kabilesi reisi Beyaz Ayı, bu iş için oğlu Çekiçdöven’i hususi olarak elli bin kişilik ordusu ile buraya yollamış!’’

Beyazayı ismini duyunca Alyon’un bakışları durulmuş, amaçsızca gözleri ufka dönmüştü. Bu kişinin, ustasının hayatında kapladığı yer bir hayli fazlaydı. Ork şefi bu ruh halindeyken, Nafız panikle konuştu.

‘’Kurak bölgedeki ork kabilesi ve Nikonya’nın durumu nedir Marcos!’’  

‘’Aslında ikisinin de durumları bizden çok daha iyi, ork ordusu Nikonya’nın sadece yanından geçerek gözdağı verebilmiş, şehrin surlarına bir ok dahi atılmamış!’’

Nafız bunu tahmin etmişti, Godfrey şehir lordu olarak kaldıkça babası ile savaşmayı göze alabilecek kişiler dışında kimsenin onu rahatsız etmeye niyeti yoktu.

‘’Ork kabilesi ise saldırı haberini önceden almaları sayesinde, oldukları bölgeden ayrılıp gizli bir yere taşınacaklarını söylediler. Bu bize hazırlık yapmamız için zaman kazandırdı, sanırım düşmanlarımız böyle bir istihbarata sahip olabileceğimizi beklemiyordu!’’

Nafız’ın ana ork kabilesi içine yerleştirdiği casusu çok işe yaramıştı, Kasaphaydo’nun yönettiği kabile haberi alır almaz madenleri mühürleyip pılını pırtını toplayarak kutsal topraklara kaçacaktı. Ana kabilenin orduları savaşmadan madenleri ele geçirdikleri için başlarda çok sevinçlilerdi, ne zaman içeri girenler dışarı çıkmayı başaramadığını gördüler, o zaman bu işte bir terslik olduğunu anladılar.

Kitapkurdu bu kısa sürede boş durmamıştı, kabileye sevk emri verirken, Mora’nın reçetelerinden birini hazırlayıp madenlerin içine koyacaktı. Zehirli gaz, gözle görülmüyor kokusu alınamıyordu lakin içerisinde yirmi nefes alındığında sadece tek bir sonuç vardı, yolcudur Abbas bağlasan durmaz!

‘’Aferin benim paşama, almış beyinsizlerin aklını! Peki, sende durumlar ne lord of the rings!

Marcos duydukları sonrası dişi orkun suratına bir süre boş boş baktı, söylenenlerden bir kelime bile anlamamıştı.

‘’Öğrencinizin ve şehir konseyinin ortak çalışmaları sonrası, savunma sistemlerimizi mükemmelleştirdik. En zayıf noktamız olan limanlarımıza, düşman donanması yüz otuz gün dönümüdür yaklaşamamakta.

‘’Birkaç çıkarma denemesinde bulunmadılar değil fakat ork ordusu ve yüzbaşılarınız gerçekten inanılmaz savaşçılar, hatta sırtında yay olan kişi kendisine bir gemi vermemizi, bu şekilde denizdeki düşmanları öldürmek istediğini bile söyledi!’’

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bütün başarıların başlangıç noktası; arzudur.

Napoleon Hill

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 665

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15640 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21137 Bölüm Sayısı


creator
manga tr