“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 69-Ölümün Gardiyanları


ÖLÜMÜN GARDİYANLARI

Yıllardır kendisine eşlik eden yardımcıları teker teker ölürken, daha yeni varlığını öğrendiği oğlu da onlarla aynı akıbeti paylaşmıştı. Yaşanan nasıl bir gündü, kurulan düzen ve yapılan planlar bu kadar kolay mı yıkılacaktı.

Aklında bin bir düşünce ile ilerleyen Astute aniden durdu, sağ kalan tek yoldaşı ona bakıyordu. Ensesinden giren hançerin ucu boğazından çıktığında bile hala gözleri ona bakıyordu.

Tek başına kalmıştı, yönettiği şehrin orta yerinde bir başınaydı. Kaybedecek neyim var diye düşünerek, elini belinde taşıdığı diğer kılıcının kabzasına uzattı.

Arenanın içinde tüm bunlar olurken, göklerde yaşananlara kayıtsız kalmamıştı, adeta tüm pisliği temizlemek istercesine yağmur taneleri hiddetle yere düşüyordu. Koyu siyah bulutların kapattığı güneşin ışıkları azalmıştı, karanlık her şeyi örtmek istiyordu belli ki.

Tribünlerdeki insanların içinde, hayatta kalanların sayısı bir elin parmaklarından azdı, dökülen kanlar yoğun yağışında etkisiyle seti geçmiş savaşçıların olduğu kumlara ulaşmıştı. Yavaş yavaş kızıl rengi alan kumlarıyla beraber arena, cehennemden yeryüzüne inmiş bir çukur havasına bürünüyordu.

‘’Gelin bakalım, sizlere gerçek vahşetin ne olduğunu göstereyim!’’

Astute mantıklı düşünme yetisini kaybetmişti, hangi tarafa dönse ya düşmanları ya da dağ gibi cesetler vardı. Sadece, Nafız’ın emri nedeniyle üç asil ailenin olduğu bölümdekiler sağ kalmayı başarmıştı.

İşlerini bitiren tüm savaşçılar, dikkatlerini arenanın kumlarında bağıran çift kılıçlı adama yönlendirdiler. Bu kişinin tek kılıcı ile yaptığı saldırıya hepsi şahit olmuştu, şu anda elinde bir kılıç daha vardı, bu herkesin tedirgin olmasına yetmişti.

‘’Bak sen şu Kara Zambak piçine, köşeye sıkışınca aslan kesildi!’’

Ses belki çok yüksek değildi ama arenanın içindeki herkesin yüreği, sanki mengene ile sıkılmış gibi olmuştu. Baştan aşağı kan içinde olan Nafız, üstüne düşen yağmurunda etkisiyle bu yerde ki en ürkütücü figürdü.

‘’Kan Tanrısı Nafız, selam olsun sana!

Ork insan fark etmeksizin, tüm savaşçılar aynı anda dizlerinin üstüne çökerek haykırdılar. Bu durum ellerinde değildi, içlerinden gelen bir dürtü onları bu harekete mahkûm etmişti. Arenanın duvarlarından eko yaparak şehre ulaşan ses bile, olanlardan habersiz yaşayan insanların kanını dondurmuştu.

‘’Demek sendin, o gün hissettiğim öldürme niyeti senden geliyordu!’’

Astute o gün içgüdülerini göz ardı etmişti, bir savaşçı olmayı bırakıp refah içinde yaşadığı yıllar onu bu rehavete düşürdüğünde, ölüm fermanını imzaladığından haberi yoktu.

‘’Geliyorum, eğlendir beni!’’

Nafız olduğu yerden hızla fırladıktan sonra herkesin aklında tek soru vardı, bunca hasar aldığı halde nasıl böyle hareket edebiliyor. Sadece Alyon gerçeği biliyordu, her vurduğu darbe Nafız’ın bilekliklerinden çıkan silahının anlık blokesiyle hafifliyordu.

Durum böyle olsa dahi hiç hasar almadı anlamı taşımıyordu bu olanlar, üstünde epey stres birikmişti Nafız’ın.   

Astute, üstüne doğru koşan dişi orkun hareketine karşılık, iki kılıcını da önünde çapraz yaparak büyülü sözler söylemeye başladı. Bu kılıçlar, üzerlerinde bulunan rünlerin parlamasıyla beraber, etrafa habis bir hava yaymaya başladılar.

Birkaç nefes sonra rünlerin olduğu yerler kırılmış, küçük şeffaf sis bulutları açılan boşluktan havaya karışmaya başlamıştı. Bu bulutların üstünde insan yüzü şeklinde siluetler bulunmaktaydı ve sanki fikir birliği etmişçesine şehir lordunun etrafında toplanıyorlardı.

‘’Atalarımın yüzlerce sene boyunca süren emeğini senin için kullanıyorum, kendinle gurur duymalısın!’’

Rakibinin yaptığı hareketleri gören Nafız, aceleyle bağırdı!

‘’Herkes uzaklaşsın, tribünlere çıkın çabuk!’’

Bu silahları tanımıştı, Kara Zambak Klanı’nın habis teknikleri için yapılmış olan ikiz kılıçlardı bunlar.

Ölümün Gardiyanları!

Astute’nin etrafında durmadan dönen bir sis bulutu oluştu, acı içinde bağıran insan suratlarının süslediği bu oluşum, Ölüm Gardiyanları’nın savunma tekniğiydi. Öldürücü darbeyi indirdikleri insanların ruhlarını içlerinde hapseden bu silahlar, onları kullanıcısının emrine sunuyordu.

‘’Bir yere kaçamazsınız!’’

Şehir Lordu koruma tekniğini bitirince, yanlamasına tuttuğu silahlarını zevkle savurdu. Kılıçlardan çıkan ruhlar gri bir sise dönüşerek hızla üstlerine gelmeye başlayınca, herkesin içine korku düşmüştü.

‘’Arkama geçin!’’

Arenanın iki farklı tarafından bir anda aynı kelimeler duyuldu. Vahşiduvar ve Alyon henüz kaçmayı başaramamış yoldaşlarına sesleniyordu. Bu saldırıya dayanabilecek iki ekipmana sahiplerdi, dev kalkan ile Alyon’un zırhı.

Rakibinin tüm alana eş zamanlı yaptığı saldırıdan önce, Nafız yönünü aniden değiştirmişti. Hızla boşluğa doğru giden sis bulutunun önüne geçerek, ödül zindanından aldığı hançerleri ile vuruşunu yaptı.   

İlk başta kimse anlam verememişti bu harekete fakat ardında hiçlikten belirmeye başlayan orku gördüklerinde, işin aslını çözdüler. Kuyag lorda saldırmak için bir fırsat arayışındaydı, bu nedenle kimsenin bulunmadığı alanda gözlem yapıyordu.

Nafız saldırıyı kırmıştı kırmasına ama savrulan ruh sisleri de bedenine ulaşmıştı. Arkasında kalan savaşçısını korumak zorunda olmasa bundan kurtulması işten bile değildi, şu ana kadar büyük başarılar gösteren ork için tüm hasarı üstüne almayı kendi seçti.

‘’Komutanım!’’

Kuyag, olanları gördüğünde af dilemek için söze başlıyordu ki Nafız kendisine ‘Hemen buradan uzaklaş!’’ diye bağırdı.

Şehir lordu birçok düşmanını öldürdüğü için neşeliydi, tribünde duran asil ailelere dönerek tek kılıcını üstlerine doğrulttu.

‘’Burada işimi bitirince, kaybettiğim ruhları sizin aileleriniz ile telafi edeceğim!’’

Arkalarındaki hane halkları panik içinde olsa da, üç arkadaşın bakışlarında hiçbir panik emaresi yoktu. Bir kumar oynamışlardı, sonuçlarına katlanma cesareti gösterebilecek kişilerdi onlar.

‘’Baammmm!’’

Kalkanına yediği tekme sonucu üç adım savrulan şehir lordu hayret içinde arkasını dönünce, Nafız’ın ateş eden gözlerini gördü. İkiz kılıçlara karşı ikiz hançerlerin dövüşü olacaktı, ruh kalkanına girişen Nafız’ın elleri görülemeyecek kadar hızlıydı.

İlk şoku atlatan Astute, yağmurla beraber üstüne yağan saldırılara karşılık vermeye başlamıştı. Çevik hareketlerle üstüne gelen ruh sislerinden kaçan Nafız, bazen de silahları ile karşılamak zorunda kalıyordu.

Dövüş bir dayanıklılık mücadelesine döndüğü anlarda bile, dişi orkun saldırıları hızından hiçbir şey kaybetmemişti. Birbiri ardına inen darbelerden sonra, sis kalkanında en ufak hasar belirtisi yoktu.

‘’Boşuna kendini yorma ork, elinizdekileri nereden buldunuz bilmiyorum ama hiçbiri benim Ölüm Gardiyanları’mın yanına yanaşamaz. İçlerindeki on binlerce ruh tükenmeden, hepinizin leşlerini yere sereceğim!’’

Nafız’ın her vuruşu kalkanı oluşturan ruhlardan birini öldürüyordu, Astute’nin sözleri sonrası tek kişinin bu işi bitirmesinin imkânsız olduğu belli olmuştu. Alyon’ da bu gerçeği kabullenmiş, arkadaşına yardım etmek için çıkmış olduğu tribünlerden kırmızıya boyanmış kumlara geri atlamıştı.

‘’Nafız, silahımı ver bana!’’

Dev savaş çekici alanlar arası halkadaydı, onu aldığı gibi savaşa girişebilirdi.

‘’Sana bu işe karışabileceğini ne zaman söyledim!’’

Alyon aldığı cevabı bekliyordu, aksi olsaydı şaşırırdı esasen. Durum ne olursa olsun, arkadaşı başladığı işi tek başına bitirme konusunda ısrarcıydı.

‘’İnat etme, sana yardım etmeye geliyorum!’’

İri yarı ork bu sefer kararlıydı, zaman Nafız’ın aleyhine işliyordu.

‘’Olduğun yerde kal!’’

Nafız öfkeyle bağırdıktan sonra, saldırısını kesip geriye doğru taklalar atarak Alyon’un on adım önüne kadar çekilecekti. Dişi orkun saçları rüzgârla dans etmeye başlamıştı, adeta bir kamçı gibi havayı dövüyordu. Bu sırada üç asil aile üyeleri de, hayatları boyunca asla göremeyecekleri bir manzarayı izliyorlardı

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsanlar yaşadıkları gibi düşünürler.
Friedrich Engels 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1217

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 689

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 546

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14780 Üye Sayısı
  • 450 Seri Sayısı
  • 19444 Bölüm Sayısı


creator
manga tr