"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 68-Katliam


KATLİAM

Birbirlerine boş boş bakan insanlar ne olduğunu anlayamamıştı, rakibini öldürmesi gereken ork kime bağırıyordu.

‘Ahhhh!’’

‘’Neler oluyor!’’

‘’Kaçın!’’

Tribünlerin arka sıralarından tuhaf bağırtılar gelmeye başlayınca, ön taraftakilerin başları bir anda seslere doğru döndü. Ellerinde baltalar zırhlı ork askerleri insanları katlediyordu, önce hayal gördüklerini sandılar ama olan buydu.

Parthenia’nın kritik noktaları tutulmuş, arenanın etrafı şehre koruma olarak giren ork savaşçıları tarafından sarılmıştı. Quintus’ un Nikonya’dan kiraladığı askerler ise, kumların ortasında duran ikiliye doğru koşarak etten bir duvar oluşturdular.

‘’Hayatım neler oluyor!’’

Yaşanan olaylar protokol tribününde paniğe yol açtığında, güzel Athena kocasına dönerek telaşla konuştu. Belli ki, bir açıklama veya korunacağı bir sığınak arıyordu ama bu sefer gördüğü manzara bambaşkaydı

‘’Geber kahpe!’’

Elindeki hançerle güzel kadının boğazını kesen Quintus, yüzüne sıçrayan kanlara aldanmadan ayağa kalkarak Epiphanes’e doğru yürüdü.

Genç ve yakışıklı çocuk gördükleri karşısında donup kalmıştı, üzerine yürüyen adam yıllardır onu sevip şefkatle saran adam mıydı? Oturduğu yerden zorla ayağa kalktığında, şişman adam ile yüz yüze gelmişlerdi bile, kendini zorlayarak ağzından tek kelime çıkartabildi Epiphanes

‘’Baba!’’

Quintus’ un gözü dönmüştü, kan kokusu almış köpek balığı gibi hedefine kitlenmiş bıçağını sallanamaya hazırlanıyordu.

‘’Yapma sakın yapma!’’

Bir anda kulaklarda, her zaman umursamaz tavırlar takınan şehir lordunun yalvaran tonda sesi çınladı. Bunun için çok geçti, Quintus elindeki hançeri durmaksızın genç adamın karın boşluğuna saplamaya başlamıştı.

‘’Durdurun çabuk!’’

Şehir lordu, çaresizlik içinde yanındaki komutanları eliyle iterken bağırdı, gözlerinde tarifiz bir acı vardı. Birkaç gün önce olsa gülerek izleyeceği bir olayı, şu anda içi yanarak görmek zorunda kalmıştı.

‘’Askerler saldırın!’’

Lordunun emirleri ile harekete geçen birkaç komutan henüz ilk adımlarını attığım sırada, Partheni ailesinin başı hamlesini yapacaktı. Soylu ailelerin arkasındaki boşlukta bekleyen askerler Astute’nin bulunduğu yere doğru saldırıya geçtiğinde, bu gruba daha önce orada olmayan ork savaşçıları da katılmıştı.

Protokol tribününde yaşanan olaylar, arenanın tümünde gerçekleşenlerin yanında devede kulaktı. Ork savaşçıları baştan sona kadar Nafız’ın durumunu izlemiş, şeflerinin konuşması sonrası hala ölüm isteyen insanlara karşı bilenmişlerdi. Merhamet, acıma, bu sözcüklerin şu anda bir değeri yoktu, kalpleri öfke ile yanan orklar önlerine gelen her şeyi parçalıyordu.

Kaçışırken birbirini ezerek öldüren insanların cesetleri dahi tek parça halinde kalamıyordu, basamaklı tribünlerin en alt katında biriken kanlar yetişkin bir insanın boyu kadar yükselmişti.

‘’Demek isyan ha! Ruh muhafızlarım arenaya!’’

Üstüne gelen askerleri görünce, şehir lordu ve yanındaki dört komutan hızla önlerindeki yüksek duvara basarak arenanın içine doğru uçtular. Astute ortada kalacak şekilde onar adım uzaklıkta duran yardımcıları, kılıçlarını çekerek bir takım sözler mırıldanmaya başladılar.

Kendilerine doğru gelen mor zırhlı askerlere aldanmayan dört kişi, düşmanları onlara yaklaşamadan sözlerini bitirip hışımla silahlarını yere sapladı. Ortaya, kendilerini de içine alan kare küp şeklinde bir koruma alanı çıkınca, yüzlerinde beliren gülümseme görülmeye değerdi.

Her köşesinde bir kişinin durduğu bu kare şeklindeki alan, alttan ve üstten de kapalı olduğundan içerisindekilere erişmek mümkün değil gibi görünüyordu. Askerler oluşuma varıp silahlarıyla saldırdığı sırada, bu tezin doğru olduğu kanıtlandı. İşin acı tarafı, duman rengi duvarları olan koruma alanı içindekiler saldırı almazken, dışarıya doğru atak yapabiliyorlardı.

‘’Geberin küçük solucanlar!’’

Astute kılıcını çekmişti, üzerinde tuhaf rünlerin olduğu bu silahı Parthenia’ da ilk defa kullanıyordu. Yatay olarak salladığı silahından çıkan gri bir sis, oluşumu geçerek dışındaki asker kalabalığına ulaştı. Zavallı askerler son anda kalkanlarını kaldırsalar da bunun bir faydası olmayacaktı, bu sis kime ulaştıysa o kişileri biçip geçecekti.

‘’Geri çekilin!’’

Alyon’un sesini duyan askerler, acil olarak oluşumun etrafından uzaklaşmaya başladılar. Saldırıyı analiz eden şefleri bir zayıf noktasını bulmuştu, bu güçlü saldırının menzili çok kısaydı. Duman rengi bariyerlerden çıktıktan sonra, en fazla on adım daha etkisini sürdürebiliyordu. İşin asıl ilginç tarafı, şehir lordu hariç diğer dört kişinin toprağa saplı silahlarının başında bekleyerek büyülü sözler söylemesiydi.

‘’Ha ha, beni bu şekilde öldürebileceğinizi mi sandınız? Bu oluşumu aşmanız mümkün değil, ruh yenileme haplarım oldukça istediğim kadar burada bekleyebilirim. Klanım haberleri alıp destek gönderdiği zaman, bakalım ne yapacaksınız?’’

Astute kibir içinde konuşuyordu, haksızda değildi, bulunduğu konumda adeta dokunulmazdı.

‘’Ahhhhhhh!’’

Şehir lordu oluşumun askerlere yakın tarafında konuşurken, diğer uçtan acılı bir feryat yükseldi. Ağzının kenarından kanlar süzülen bir yardımcısı, vücudunu delip geçmiş bir mızrak darbesiyle ölüyordu. Ruh muhafızı elini silahının üzerinden çekince dalgalanmaya başlayan oluşum, aynı yerden çözülürken hiçlikten bir ork belirmeye başlıyordu.

‘’Açıklama için teşekkür ederim!’’

Gülerek konuşan ork dağılan oluşumdan çıkarken, ölen adamı da yanına almayı unutmamıştı. Alyon önceden beri tanıdığı bu yoldaşını görünce keyifle tebessüm etti, bariyerleri yıkan kişi Kuyag’ dan başkası değildi.

Adını Nafız’ın verdiği bu savaşçı, şehir lordu arenaya iner inmez zırhının verdiği yeteneği kullanarak hızla yanına yanaşmıştı. Koruma alanı oluşunca sabırla beklemiş, kibirli Astute konuşmasını bitirince harekete geçmişti.

Yıllardır kendilerine hükmeden kişinin sözleri karşısında bir anda umutsuzluğa düşen asil ailelerin liderleri de, oluşumun dağılması ile rahat bir nefes aldı. Kuyag’ın bu yeteneği onları dehşete düşürmüştü, orklar ne zamandır böyle güçlüydüler.

Fırsat doğmuştu, Kuyag tekrar hiçliğe karışırken Alyon ve Vahşiduvar köşelerdeki iki adamın üzerine hızla yöneldi. Bariyer bozulunca, kalan üç kişide kılıcını çekmiş lordları ile birlikte savaş pozisyonu almışlardı.

Rakibine ilk ulaşan Alyon oldu, ölen askerlerin birinin baltasını eline alırken soy gücünü harekete geçirdi. Kendisine doğru bir orkun koştuğunu gören lordun yardımcısı, askerleri katleden tekniğin aynısını uygulamak istercesine kılıcını duman rengi bir aura ile kapladı.

Cehennem Diyarı’nın insanları, büyüyü kullanma yöntemi olarak Işığın Toprakları’nın büyücülerinden farklıydılar. Bir taraf büyü gücünü yükseltecek materyaller kullanırken, diğeri vahşetini yansıtacak silahlar kullanıyordu.

Rakibi Alyon’u ikiye bölmeyi düşünüyordu fakat bilmediği bir şey vardı, yirmi adım kala bu gerçekle yüzleşecekti. Savaşçının Hiddeti bilincine baskı yaptığında neye uğradığını şaşırmıştı, savurmak için hazır olduğu kılıcını bir milim dahi oynatamıyordu.

Alyon hızını kesmedi, koşarak yaklaştığı hasmının gövdesine elinde tuttuğu baltayı aşağıdan yukarıya doğru sapladı. İki bacağının arasından bedenine giren silah göğüs kafesine ulaştığında öldüğünü anlayan adam, sadece zayıf bir iniltiyi boğazından zorla çıkardı.

Öteki taraftan Vahşiduvar zor anlar yaşıyordu, gri sis kalkanını aşamasa da rakibi delicesi yükleniyordu. Adım adım geriye gidiyor, kulakları hasmının aşağılamalarıyla doluyordu.

‘’Pislik parçası, benim gibi bir savaşçı ile silah çarpıştırmak senin neyine!’’

Kılıç darbeleri indikçe çıkan kıvılcımlar eşliğinde, Astute’nin yardımcısı kendinden geçmişti. Henüz net bir vuruş yapamamıştı ama tecrübeleri karşısındaki orkun direncinin kırılmasının an meselesi olduğunu söylüyordu.

Vahşiduvar’ın sırtının arenanın duvarına değmesine birkaç adım kala, rakibi kibirle konuştu.

‘’Bakalım kaçacak yerin kalmayınca ne yapacaksın, önce elindeki kalkanı sonra seni parçalarına ayıracağım!’’

Sözler biter bitmez dev kalkan büyük bir gürültüyle yere saplandı, üzerinde biriken enerji daha önce Vahşiduvar’ın tecrübe ettiklerinden çok daha fazlaydı.

‘’Çok konuştun aptal insan, sana biri nasıl parçalanır ilk elden göstereyim!’’

Yüzeyindeki aslan başı kabartmasının ağzından çıkan kükreme rakibine ulaştığında, orkun blöf yapmadığı anlaşılmıştı. Ses dalgaları şeklindeki enerji lordun yardımcısını kan birikintisine dönüştürmüş, artan kısmı önünde duran her şeyi yıkmıştı.

Vahşiduvar’ın bunca darbeye dayanmasının asıl amacı, saldırısının etki alanı içinde kalacak soydaşının sayısını azaltmaktı.

Şehir lordu Astute olan biteni hayretle izlerken, tek sağ kalan yardımcısının yanına doğru koşarak ilerledi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Adalet nerede hesap sorarsa, merhamet orada haklarını kaybeder.

 Georges Duhamel




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1219

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1053

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 599

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 547

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 345

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14821 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 19495 Bölüm Sayısı


creator
manga tr