"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 66-Yakalanma


YAKALANMA

Şehir, iki günlük aradan sonra tekrardan cinayet haberleri ile sarsılıyordu. Seri katil geri dönmüştü, bu sefer hedefinde şehir muhafızlarının üst kademelerindeki askerler vardı. Tabur tümen demeden tüm komuta kademesi, korku içinde titrer olmuştu.

Parthenia ordusunun zayıflaması için bu gerekliydi, Nafız’ da durumu kayıplarını telafi etmek için kullanmaya devam etti. Yedi gün boyunca birer ikişer kaybettiği rütbeli askerleri sonrası, Astute emrini yayınladı. Katil ve yardakçıları yakalanana kadar, şehre giriş ve çıkışlar kapatılacaktı.

Cervantes ve Partheni haneleri emri alır almaz, şehrin gümrüklerini hemen mühürlediler. Ticaret şehri tarihinde ilk defa, dış dünya ile iletişimini kendi isteği ile kesmişti.

‘’Emin misin? Bu fikir bana çok riskli görünüyor!’’

Niko kaygılı bir ifade takınmış halde, karşında duran dişi orkla konuşuyordu, ondan yapmasını istediği şey gerçekten epey tehlikeli idi.

‘’Sen dediğimi harfiyen yap, geri kalan tüm riskler bana ait!’’

Nafız, kır saçlı adama yapacaklarını söyledikten sonra tedavisini sürdürdüğü Eftelya’nın yanına doğru yola çıktı. Annesinin ruhunun bedenini terk etmesi sonrası hastalığı iyileşen genç kız, ilaç kürleri ve şifalı banyolar ile tedavisini sürdürüyordu.

‘’Çabuk gel Nafız, bunu sende görmelisin?’’

Dayandığı korkuluklarda hayatının ilk adımını atmış olan Eftelya, sevinç içinde bağırdı. Bir adım, çoğu insan için önemsiz gibi görünen bir adım, genç kızın yüzünde güller açmasına neden olmuştu.

‘’Bu ne hız, yakında koşu yarışında beni geçmeye de çalışırsın sen!’’

Yıllardır bacak kaslarını kullanmayan bir kişinin, bu kadar kısa sürede adım atması imkânsız olsa da işin içine Mora ve annesinin dehası girmişti. Nafız, elinde olan tüm kaynakları azmine ve dirayetine hayran kaldığı bu kız için kullanmıştı.

‘’Bir mucizenin içinde yaşıyorum şu an ve hepsi senin sayende, hep yanımda kal benim!’’

Nafız genç kızın sözleri karşısında sadece susmuştu, bu çağrı karşısında gururu okşansa dahi bunun mümkünü olmadığını ikisi de biliyordu. Konuşarak oluşan bu güzel sinerjiyi bozmak istemedi, sadece anın tadını çıkarmanın peşine düştü.

‘’Lordum bir haberim var!’’  

Kapı açıldığında, çalışma masasının başında düşünceli bir şekilde oturan şehir lordu göründü.

‘’Partheni hanesi, konaklarında gerçekleşen katliam sonrası cesetlerden değerli eşyaları çalan hizmetçi orklarının, arenada cezalandırılacağını ilan etti!’’

Duyduğu haber karşısında Astute, kısa bir süre düşündükten sonra ’’Bu şehrin moral bulması için güzel bir fırsat, tüm üst düzey askeri kademe ile orada hazır olacağımızı Quintus’a bildir’’ dedi.

Haber şehre bomba gibi düşmüştü, halk zavallı korumaları soyan orka öfkeli, ileri gelen aileler şehir lorduna yalakalık yapmak için hevesliydi. Düşünüldüğü gibi bu olay, kasvet havasını dağıtarak toplumda ayrı bir heyecan yaratmıştı.

Birkaç gün sonra beklenen an geldiğinde, arena hınca hınç dolu olmasına rağmen, içeri giremeyenlerin oluşturduğu insan seliyle sarılıydı. Asil ailelerde yerini almıştı, Nafız’ın özellikle tembihlemesi üzerine evinde kalan Eftelya dışında tek bir kişi bile eksik değildi.

 Her zamanki gibi Astute arenaya giren en son kişi olacaktı, Agustus hanesi de sadece şehir lordundan önce gelerek düzeni bozmamıştı. Yanlarında fidyesini ödeyerek geri aldıkları oğulları ile çift, adeta gövde gösterisi yapar gibiydi.

Şehrin en güzel kadınını koluna takmış yürüyen Quintus, küçük dağları ben yarattım tavırları içinde yerine oturmadan önce, diğer iki hanenin bulunduğu sıralara küstah bir bakış attı.

‘’Quintus dostum, keyfin yok gibi bugün?’’

Fernandez, arkadaşının hareketlerini izlerken ona bir kez daha hayran kalmıştı. İçinde fırtınalar koparken, şişman adam dışarıya karşı en ufak falso vermiyordu.

‘’Nasıl iyi olabilirim, başıma gelen olayı sizde biliyorsunuz!’’

Elinde oğlunun kurtarılmasına yetecek kadar altınla eve geldiği akşam, Quintus karısına yalanlardan kurulu bir hikâye uydurmuştu. Niko ve Fernandez’ in ona yardım etmediğini, parayı deniz aşırı kıtalardan bir iş ortağı sayesinde bulduğunu anlatmıştı.

‘’Merak buyurmanıza gerek yok, ailemiz ve kocacığım gayet iyi durumda!’’

Athena kendisine anlatılanlar nedeniyle iki adama da çok kızgındı, gözü ezeli aşkını bile görecek durumda değildi. İki ailenin liderlerine bakarak yaptığı çıkış sonrası, hızlıca yerine oturdu.

‘’Lüzumsuz intizar ediyorsun Athena, elimizden bir şey gelemeyeceğini o gün Quintus’a da açıklamıştık!’’

Niko işin burada sonlanması izin verme niyetinde değildi, ateşi biraz daha harlamanın peşine düşmüştü.

‘’Tüm bu olanlar sizlerin merhametli görünme kaygınız yüzünden oldu, bakın o gün pazarda dişi orku almama izin verseydiniz, başınıza bu olaylar gelmezdi!’’

Epiphanes üst perdeden konuşunca, Niko sadece gülmekle yetinmek istedi ama içinden bir şeytan onu sürekli dürtüyordu.

‘’Doğru söylüyorsun Epiphanes, öngörü ve karşındakini değerlendirme yeteneğini babandan almışsın gibi duruyor!’’

Genç adam bir aile reisi karşısında baskın taraf olmanın tatmini ile gururluydu, bu durumda yanında duran ebeveynlerinin suratlarındaki küçük değişikliği fark etmesi mümkün değildi.

‘’Şehir lordun Astute arenaya giriş yapmıştır!’’

Adımlarını atması ile çevresindekilerin başlarını eğdiği adam bu gün çok keyifliydi. Her zaman olanın aksine yalnız başına değildi, en az yirmi kişiden oluşan komuta kademesi de arkasından yürüyordu.

Yanlarına doğru gelen bu grup yaklaştıkça, Niko ve Fernandez’ in öfkesi tavan yapmıştı lakin beklenen gün gelecekse çekilen acı kutsaldır deyip başlarını eğdiler. Şehir lordu ve komutanları yerlerine geçince, Quintus hızlı adımlarla sahnedeki yerini alıp dövüşlerin başladığını ilan edecekti.

Günün şanına yakışır bir şekilde dövüşler çok kanlı geçiyordu, halkın coşkusu gladyatörlere de sirayet etmişti. Agustus Okulu bu güne özel olarak, okullarında bulunan en tecrübeli savaşçıları kumlara gönderiyordu. Diğer gladyatör yetiştiricileri de lordun gözüne girmek adına aynı yöntemi benimsediği için, gösterilerin kalitesi çok yüksek olmuştu.

Dövüşler sürdükçe Quintus şaşkınlık içinde kalacaktı, okulunun savaşçılarından her biri rakiplerini öldürmeden arenadan çıkmıyordu. Yaşanan savaşçı kıyımında en karlı çıkan kişi olduğundan, sevinçten boğuluyor olması gereken şişman adamın sadece gözlerinin ifadesi değişmişti.

‘’Quintus, bugün okulunun savaşçıları göz kamaştırıyor!’’

Konuşan şehir lordunun sesi kulaklarına ulaştığında yüreğine bir bıçak saplandığını hisseden kısa boylu adam, bir süre sessiz kalınca Astute merakla arkasını döndü.

‘’Efendim bende şaşkınım, heyecandan ne söyleyeceğimi bilemedim!’’

Bir anda eski yalaka tavırlarına bürünen Quintus, iki aile liderinin yüreğini ağzına getirmişti. Şehir lordu bu beceriksiz görünüşlü adamın sözleri sonrası gülerek önünü dönerken, her şeyin eskisi gibi olduğunu düşünüyordu.

Sıra son dövüşteydi, gün boyu süren mücadeleler sadece onun için bir hazırlıktı. Halka duyurulan bu infaz ilginç epik öğeler taşıyordu, yaşadığı haneye utanç getiren bir ork kölenin cezasını, arenanın yeni fatihi olan soydaşı verecekti.

Tüm rakiplerini tek vuruşla yıkan iri yarı ork arenaya adımını attığı vakit, tribünler tezahüratlarla inlemeye başladı. Halk onu seviyordu, onlar için bu kara günlerde, kan ve vahşet şafağında doğan bir güneş gibiydi.

Diğer kapı açıldığında ise rakibi olan dişi orkta, görevliler tarafından kızgın kumlar üstüne atıldı. Yırtılmış üst başı, her tarafı yara bere içinde olan bu suçlu, yalın ayakları üstünde kalkmaya uğraşırken tribünlerden üstüne adeta bir yağmur gibi maddeler atılıyordu.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------   

Topluma mutlak şekilde teslim olmak, bütünüyle onun esiri olmak gerekir. Toplum ancak o zaman yalnızca kölelere, ruhsal olarak intihar etmiş kimselere saygı duyar.

OSLO

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1007

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 932

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 769

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 737

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 620

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 543

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 533

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 230

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 112

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9334 Üye Sayısı
  • 248 Seri Sayısı
  • 14392 Bölüm Sayısı


creator
manga tr