Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 59-Gizli Ordu


GİZLİ ORDU

Bu son saldırı şehri öfkeye boğmak için yeterliydi, sevilen Partheni hanesinin evi dahi katilin hedefi olmuştu. Halk bu haldeyken, ölümler nedeniyle esas vurgunu yiyen şehir lordu çıldırmak üzereydi.

‘’Son durum nedir? Şehirdeki varlığımız ne kadar azaldı?’’

İkamet ettiği şatonun bodrumundaki gizli odada, Astuto Kara Liman Birliği yöneticileri ile acil bir toplantı düzenlemişti.

‘’Efendim can kaybımız toplam gücümüzün yüzde onuna tekabül ediyor fakat çok daha vahim bir nokta var.’’

‘’Lafı geveleme çabuk konuş!’’

Şehir Lordu’nun asabı şu sıralar epey bozuktu, fevri çıkışlarının miktarı sıklaşmıştı

‘’Efendim, ölenler sosyal olarak düşük profil tutan üyelerimiz olsalar da maddi kaynaklarımızın çoğunu bu kişiler yönetiyordu. Kamuoyu sadece öldüklerini biliyor, katilin varlıklarımızın çaldığından haberleri yok.’’

Kara Liman Birliği, şehir lordunun Parthenia’yı ele geçirme planlarının temel taşını oluşturuyordu. Adam öldürme, haraç, tefecilik gibi tüm pis işleri bu organizasyon üstünden yürüterek, kendisini hiçbir şeyle ilgilenmeyen bir bohem havasına sokabiliyordu.

‘’Son üç gündeki saldırılarda, toplam mal varlığımızın yüzde ellisini kaybetmiş bulunuyoruz. İşin daha da ilginci, bazı durumlarda onlarca kişi ile taşıdığımız altınlar bir an anda kaybolmuş oluyor!’’

Bu son cümle, şehir lordunun zihninde bir şimşeğin çakmasına neden olacaktı.

‘’Tüm bu bilgiler ışığında çıkan sonuç, düşmanımız alanlar arası taşıma halkalarına sahip birden fazla kişiden oluşuyor!’’

Uzun masanın iki yanında oturan kişiler bu tespite kafalarını sallayarak onay verdiklerinde, onlarında aklında aynı düşünceler vardı.

‘’Efendim, kanımca bu kişiler kıtanın dışından gelmiş ve klanımızın düşmanı olan kişiler. Ben derim ki, tüm asil ailelere dağıttığımız güçlerimizi geri çağırıp kalan maddi varlıklarımızı koruyalım!’’

Bu fikir şehir lordunun aklına yatmıştı, az bir miktar insan gücü kaybetseler de maddi kayıpları büyük çaptaydı, daha fazlası uzun yıllar uğraşarak kurduğu birliğin yıkımı demekti.

‘’Soylu ailelere birer haberci yollayın, katilin bulunması için tüm güvenlik unsurlarının şehir ordusu altında toplanacağını bildirin. Kendi emniyetlerini kendileri sağlasınlar, içlerinde ki casuslarımızı bir süre kaybetmek pahasına bunu yapmak zorundayız!’’

Şehir lordu gündemi konuştukları acil toplantıyı bitirmeye karar verdiğini söyleyip yerinden kalkarken, ince yapılı sivri burunlu bir ihtiyar öksürerek söze girdi

‘’Efendim, size sormam gereken önemli bir konu var!’’

Şehir lordu soruyu soran kişiye hayret dolu gözlerle bakıyordu, bu ihtiyarın sesini en son ne zaman duyduğunu kendisi bile unutmuştu

‘’Konuş lağım faresi, senin bile kendi başına çare bulamadığın konu neymiş merak ettim!’’

Lağım faresi yaşlı adamın lakabıydı, kimsenin bilmediği kadar uzun bir süredir şehrin kanalizasyonlarından sorumluydu fakat bu sadece işinin görünen kısmıydı. Asıl uğraşı birliğin tefecilik bölümünün idaresi olan bu adam, ismini, borcunu ödemeyenleri özel kafeslerde beslediği yetişkin bir köpek boyutundaki lağım farelerine yedirmesinden dolayı almıştı.

‘’Efendim, Agustus hanesinin genç efendisi Epiphanes arenada oynadığı bahisler sonucu yüklü miktarda altın kaybetti. Bundan dolayı bizden aldığı borçları ödeyemeyecek durumda, izlemem gereken yol hakkında görüşlerinizi almak istiyorum!’’

Şehir lordu duydukları karşısında biraz şaşıracaktı, arenanın sahibinin oğlunun böyle bir duruma düşmesi ilginç bir olaydı.

‘’İhtiyar, duyduğun gibi maddi olarak sıkıntılı bir durumdayız ve fırsat ayağımıza kadar gelmiş görünüyor. Çocuğu kaçırın, babasından borçlarına karşılık on milyon altın talep edin!’’

Lağım Faresi bu konuyu toplantıya taşırken aklında tek bir soru vardı, kendisine köpek gibi sadık Quintus yüzünden acaba lordunun düşünceleri değişebilir miydi?

‘’Emredersiniz, korumalar hanelerinden çekilince Epiphanes’i bir süre misafir etmek için alıkoyacağız!’’

Toplantı, bu konunun da çözüme bağlanmasıyla nihayete erdiğinde, Kara Liman Birliği için sonun başlangıcı olduğunu kimse tahmin edemezdi. Nafız hoyratça üyelerini keserken, işlerin gideceği yeri çok önceden planlamıştı.

Ertesi gün, şehrin üç asil ailesi dâhil tüm soylu ailelere haber bildirilmiş, şehir muhafızlarından kendilerine tahsis edilen korumalar orduya geri dönmüştü. Kara Liman Birliği tüm dikkatini kendi varlığını korumaya çevirdiği sırada, Marcos’ un elinde tuttuğu şehir kapısında hareketli dakikalar yaşanıyordu.

‘’Patron, bu tüccar Partheni hanesine getirdiği kölelerin teslimi için kapımızı kullanmak istiyor!’’

Genç adam çalışanının sözleri sonrası bir miktar tereddütte düşmüştü, hâkim olduğu yer kendi hanesi ve Partheni hanesinin mülklerine çok yakındı, bu nedenle sadece özel mallar taşıyan tüccarlar burayı tercih ederdi. Köle tüccarları özellikle bu kapıdan uzak dururdu fakat bugün biri vagonları kölelerle dolu olarak geçiş izni istiyordu.

‘’Bir süre bekleyelim, Niko dayıma bu işin aslını sormak istiyorum!’’

Marcos alelacele yerinden fırlarken, tanıdık bir sesin sözleri kulağına ulaştı.

‘’Panik yapma küçük kaplan, izin ver geçsinler sorun yok!’’

Genç adam arkasını döndüğünde gözleri çakmak çakmak yanıyordu, kapıyı on dördüncü yaş günü hediyesi olarak aldığından beri babası ilk defa ziyaretine geliyordu.

‘’İhtiyar burası senin hâkimiyet alanın değil, öyle kafana göre emir veremezsin!’’

İşte yine başlıyordu baba oğulun atışmaları diye düşünen gümrük memurları, Fernandez’ in soğuk sesiyle irkildiler

‘’Hepiniz dışarı çıkın!’’

Marcos dâhil herkes buz kesmişken, uzun saçlarını rüzgârın akışına bırakmış orta yaşlı adamın yüzü taviz vermiyordu. Saygıyla selamlarını vererek baba oğlu yalnız bırakan insanlar, ilk defa patronlarını bu halde görmüşlerdi.

‘’Marcos, Niko dayın bizi akşam yemeğine davet etti ve bu kölelerin kimsenin haberi olmadan direkt kendi mülküne gönderilmesini rica etti. Bir süre sonra başka bir tüccar hanemizin korunması için iki vagon köle getirecek, onları da en kısa zamanda konağa yollayacaksın!’’

Genç adam, kendisine emrederek konuşan babasına karşılık vermek istese de sözler ağzından çıkmıyordu, ne olmuşta bu adamın tavırları böyle değişmişti.

Köle kafilesi kapıdan geçmişti ve vagonların üstü deri örtülerle kapalıydı, kimsenin gelen kargonun içeriğini bilmesi mümkün değildi. Partheni ailesinin konağında şu sıralar sadece üç kişi yaşıyordu, Niko, güzeller güzeli Eftelya ve Nafız. Yaşanan katliamdan sonra diğer korumalar merkeze çekilince, Nafız’ın isteği doğrultusunda Niko tüm hizmetlileri de mülkünden uzaklaştırmıştı.

Hava alacakaranlıktı, ağır ağır açılan kapıdan giren kervan, yükündeki orkları indirmiş şehrin çıkışına doğru ilerliyordu. Partheni hanesinin yüksek duvarlarla çevrilmiş bahçesinde, iki yüz ork nizami sıraya dizilmiş beklemekteydi.

Baba kız yanlarında Nafız ile bu grubun önüne geldiğinde, bir tek istisna dahi olmadan tüm orklar dizlerinin üstüne çökerek selam verdiler. Bu sahne Eftelya’nın tuhafına gitmişti, alçakgönüllü birkaç kelime söylemek istediği anlarda duyduğu haykırışlarla yüreği ağzına geldi.

‘’Kan Tanrısı Nafız, selam olsun sana!’’

Baba kız bakışlarını yanlarındaki dişi orka çevirince, daha önce şahit olmadıkları bir ateşi gözlerinde yakaladılar.

‘’Levazım orkları konağın işleri ile ilgilenecek, savaşçılar arazinin güvenliğinden sorumlusunuz, izinsiz girişlerin cezası ölümdür!’’

‘’Emredersiniz!’’

Emirleri alan savaşçılar takım kaptanlarının eşliğinde dağıldığı sırada, elinde devasa kalkanı olan bir ork Nafız’a doğru yürümeye başladı. Baba kızın kalbi gelen kişinin her adımında yerinden çıkacak gibi oluyordu, tam donanımlı ve iyi eğitimli bir ork savaşçısı ile ilk defa yüz yüze gelmişlerdi.

‘’Komutanım, emriniz üzere Cervantes hanesinin korunması için seçkin bir bölük, Kuyag önderliğinde hedeflerine vardılar!’’

Vahşiduvar kısa raporunu sunduktan sonra huzurdan çekilirken, Nafız yanındaki ikilinin boş bakışları arasında konuştu.

‘’Küçük hanım sizle konuşmam gereken çok önemli bir konu var, lütfen akşam yemeğinizden sonra konuklarınızla beraber güney bahçesindeki taş evde buluşalım!’’

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------  

DeğişikIik oImayan yerde, hayat yoktur. Keşke düşünceIer de insanIar kadar çoğaIabiIse.

Cemil Meriç

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 778

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 743

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 604

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 583

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 483

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 446

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 418

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 410

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 379

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 343

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 132

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 109

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 96

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 38

Yazarın El Kitabı
Yazarın El Kitabı
Beğeni Sayısı: 33

Ölü Soy
Ölü Soy
Beğeni Sayısı: 28

White
White
Beğeni Sayısı: 26

Art Of War
Art Of War
Beğeni Sayısı: 26

Site İstatistikleri

  • 6284 Üye Sayısı
  • 129 Seri Sayısı
  • 10205 Bölüm Sayısı


creator
manga tr