"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 57-Ruh Bağlama Tekniği


RUH BAĞLAMA TEKNİĞİ

Saygı ile eğilerek sözlerini tamamlayan Nafız kapıya doğru yürümeye başladığında, Niko inanmayan bakışlarla onu izliyordu.

‘’Aşağı gel, burada işimiz bitti!’’

Kan donduran sesiyle konuşan dişi ork yavaşça odadan çıkarken, kır saçlı adam bunca sene büründüğü mutlu adam rolünden sıyrılmıştı.

Küçük taş evin salonunda Nafız, yeni gelmiş Niko’nun ağlamaktan harap olmuş mavi gözlerine bakarak ’’otur!’’ dedi.

‘’İlk sorunun cevabını aldığına göre sıra ikincide; evet kızını iyileştirebilirim, fakat bedeli epey ağır olacak bu işin!’’

‘’Ne istersen veririm sana, buna kendi canımda dâhil!’’

Kır saçlı adam kızının bahsi geçince, sanki acıları eliyle bir kenara itmiş gibi yeniden canlandı.

‘’Daha önce dediğim gibi senin ve sevdiklerinin canıyla ilgilenmiyorum, bana şehir lordu hakkında detaylı bir rapor sunmanı istiyorum.’’

Karşısında duran adamın, bu isteği karşısında şaşkın gözlerle ona baktığını gören Nafız devam etti.

‘’Karının ölümü ve kızının şu anki durumunun tek sorumlusu, şehir lordu Astuto’ dur!’’

Niko’ da tavanda beliren sembol ile Astuto’nun boynunda bulunan dövmenin aynı olduğunu görmüştü lakin ikisi arasında bir bağ oluşturamıyordu.

‘’Kara Zambak Klanı, yaptıkları hainlik sonucu Cehennem Diyarı’nın en büyük dört tarikatından biri olan Kutsal Kan Tarikatı tarafından lanetlenmiştir. Klan liderinin soyu ve bağlılık yemini etmiş tüm üyeler, yaptıkları suçun delili olan bir kara zambak dövmesini boyunlarında taşırlar!’’

Acılı adam, duyduğu her kelime sonrası yerinde duramıyor hop oturup hop kalkıyordu. İlk defa duyduğu bu isimler nedeniyle aklı, allak bullak olmuştu.

‘’Benim kızımın bunlarla ne alakası var, biz kendi halinde bir tüccar ailesiyiz!’’

Nafız’ın tek solukta anlattığı şeyler sonrası kısa bir es verdiğinde, mavi gözlü adam aklına girenleri adlandıramayarak konuştu.

‘’Kızın ve karın sadece birer kurban, asıl hedef sen ve soyundu. Halk aileni seviyor, şu anda böyle refah içinde yaşıyorlarsa bunun şehir lordunun değil, sizin sayenizde olduğunu biliyor. Mutlak iktidarın önünde duran bir engel olmanız dışında, hiçbir suçunuz yoktu aslında!’’

Yaptığı çıkarımların onu getirdiği noktayı Niko’ ya anlatmaya başlayan Nafız, ciddiyetle sözlerine devam etti.

‘’Karının ölmesine sebep olan şey, şehir lordunun soyundan gelen yeteneği olan Ruh Bağlama Tekniği’dir. Bu, ustamın hayatında en değer verdiği kişinin ölümüne ve Kara Zambak Klanı’nın lanetlenmesine sebep olan tekniktir!’’

Nafız konuştuğu sırada, içinde gitgide kabaran öfkesine hâkim olamayacak noktaya kadar gelmişti. Odanın içindeki eşyalar saldığı aura nedeniyle sallanmaya başlarken, tavanda birikmiş tozlar çiseleyen yağmur gibi her yeri kaplamıştı.

Bu olaylar olurken, Niko yerinden bir milim dahi kıpırdamadan onu dinliyordu. Orta yaşlı adamda gemileri yakmıştı, değil odanın sallanması olduğu yer yarılsa dahi umurunda değildi.

‘’Ustam ömrünü bu lanetin tedavisine adadı ve en sonunda çaresini buldu lakin gideni geri getirmesi mümkün değildi. Kızını altı gün dönümü sonra gizlice bu eve getireceksin, lanetin kendisine geçtiği yerde bu kâbusa bir son vereceğim!’’

Yıllardır kızının hastalığına çare arayan adam, bu müjdeli haber sonrası sevinç çığlıkları atması gerekirken, kahır ve öfke içinde olduğu yerde sessizce gözyaşları döküyordu.

‘’Niko bu konuda kimseye tek kelime etmemelisin, şehir lordunun casusların evin her yerinde olabilir!’’

Adeta başka bir dünyada olan adam, başını sallayarak söylenenleri onaylamıştı.

‘’Bu süre zarfında konakta ve şehrin içinde birçok kişiyi öldürmek zorundayım, istediğim rapor karanlık çökmeden elimde olursa iyi olur!’’

Partheni ailesinin lideri tüm söylenenlere yaşlı gözlerle kafa sallıyordu, duydukları ve gördüklerini hazmetmesi çok zor olsa da zaman kısıtlıydı, çabucak toparlanmak zorundaydı.

‘’Güneş batmadan istediğini alacaksın ama aklımı kurcalayan bir şey var, bana neden yardım ediyorsun!

Nafız yavaş yavaş kendini toparlayan adama bakarken, acı bir gülümsemeyi yüzüne kondurarak konuştu.

‘’Ork stepleri önüne geçilemez bir değişim arifesinde, bu olayda sana biçilen rolü oynaman için yaptığımız bir ödeme olarak kabul et bunu!’’

Başını öne eğerek düşünmeye başlayan kır saçlı adam, kontrolü kendi ellerinde olmayan bir olaylar silsilesine çekildiğini anlamıştı lakin elinden gelen bir şey yoktu. Buraya gelirken aklında üç soru vardı ve birini hala sormamıştı, bu son soruyu sormak için yere bakan gözlerini Nafız’ın bulunduğu yere çevirdi.

Niko bir an dejavu yaşadığı hissine kapıldı, çünkü gece olduğu gibi dişi ork bir anda gözden kaybolmuştu. Bu olay üzerine bir süre daha gömüldüğü koltukta oturdu, neden sonra hızla kalkıp evden çıkmak için kapıya yöneldi.

Dışarıda bulunan bahçe çok bakımsız görünüyordu, yabani otlar arasında kalmış çiçeklerin hüznü evin yaydığı kasvetli havayla birleşmişti. Niko, bunların hiçbirine aldırmadan kollarını iki yana açarak, kocaman bir nefesi ciğerlerinin acısına rağmen içine çekti.

Bu adam yıllardır kendini kandırarak yaşamak için geçmişin tüm acısını, ruhunda kimsenin bilmediği hatta kendisinin dahi ulaşamayacağı bir yere gömmüştü. Şimdi sanki bu yerin başında elinde kazma ile bekliyordu, gözleri kararlı ve yüreği korkusuz.

Şehrin diğer bir ucunda başka bir adamsa, geceden beri elinden düşürmediği içki kadehini tekrar doldurmakla meşguldü. Kendi savaşçısı nedeniyle daha öncede para kaybetmişti fakat okulu mücadeleyi kazandığı için bu duruma düşmesi bir ilkti.

Dün arenadan dönen savaşçıları okulun girişinde karşılamış ve arena tarihinde bir ilki gerçekleştiren orkun çarmıha gerilip kırbaçlanmasını emretmişti. Orklar, Parthenia içinde olduğu gibi Agustus hanesinde de hiçbir değeri olmayan çöpten öte değillerdi.

Sahiplerinin emri sonrası, şaşkın gözlerle onları izleyen gladyatörlerin arasından yürüyen korumalar Alyon’u almak üzereyken, önlerine biri çıkacaktı.

‘’Morrison ne yaptığını sanıyorsun, çık önümüzden!’’

Eliyle gladyatör eğitmenini omuzundan ittirmeye çalışan koruma, karşısındaki adamın bileğini yakalaması ile şoka girmişti.

‘’Ben burada oldukça, kazanan bir savaşçımın ceza almasına izin vermem, önce cesedimi çiğnemeniz gerekiyor!’’

Arkadaşının elinin yakalanması ve duyduğu sözler sonrası kılıcına davranmak için hamlesini yapan koruma, bir anda etraflarının diğer gladyatörler tarafından sarıldığını gördü. Eğitmen Morrison disiplinliydi, hatta gaddar derecesinde sertti fakat kimse onun dürüstlüğünü sorgulayamazdı.

Korumalar panikle Alyon, Morrison ve mengene benzeri eller tarafından hareketsiz kılınan arkadaşları etrafında bir çember oluşturturdular. Karşılarındakilerin ellerinde sadece tahta eğitim kılıçları vardı ama bu adamlar arenanın zalim ortamında sağ kalmayı başarmış kişilerdi.

‘’Ah Morrison sen ve eski kafa düşüncelerin, korumalar görev yerlerinize çekilin!’’

Gergin ortam Quintus’ un sözleri sonrası dağılmıştı, burası bir gladyatör okuluydu ve içindekilerin hepsi onun köleleriydi.

‘’Sen aptal ork bana çok büyük miktarda altın kaybettirdin, bundan sonra her karşılaşman çok daha zor olacak. Umarım hiçbirini kaybetmezsin yoksa senle beraber tüm bu insanların ölmesi gerekecek!’’

Elleriyle korumaları çevrelemiş gladyatörleri gösteren Quintus arkasını dönüp gitmiş, bu arada hepsinin ölüm fermanını imzalamıştı. Korumalarda yavaş yavaş meydandan ayrılırken, okulun tüm savaşçıları eğitmen Morrison’ un arkasında saf tutuyordu.

‘’Evet tarih yazan ork, artık seni güzel beslememiz gerekecek gibi duruyor!’’

Morrison, elini omuzuna attığı iri kıyım orkun gözlerine bakarken neşe içinde konuştu. Lafının bitimi ile arkasındaki gladyatörlerde kahkahayı patlatmıştı, Alyon’ da bu manzara karşısında neye uğradığını şaşırmış, adeta dona kalmıştı.

‘’Biz her an ölümle sevişen insanlarız, bu tehdidin bizi korkutacağını mı düşündün sen yoksa?’’

Eğitmen, karşısında duran devasa orkun yüzündeki hayret ifadesine bakarak çılgınca haykırdıktan sonra kendi de dalağı şişene kadar gülecekti.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Olabileceğim, ama asla olmadığım kişi olmak isterdim.

Robin Sharma

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 665

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15640 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21137 Bölüm Sayısı


creator
manga tr