Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 54-Yine mi Şans ?


YİNE Mİ ŞANS?

‘’Karşıma kim çıkarsa çıksın tek vuruş yeter, ne kadar büyük bir açıklama. Arena’nın ilk ve tek galip orkundan da daha azı beklenmezdi.’’

Marcos sessizce mırıldanırken izleyiciler yeni yeni kendilerine gelmiş, çıktığı kapıdan ağır ağır arenayı terk eden Alyon’un arkasından bakıyorlardı. Bu ork yalnızca ilk galibiyeti almamış, bunu rakibine sadece bir kere vurarak yapmıştı.

‘’Sırada ki dövüş başlasın!’’

Yerinden sinirle kalkmış Quintus çalışanlarına bağırıyor, diğer iki çocukluk arkadaşı birbirlerine bakıp gülüyordu.

‘’Çok mu hoşunuza gitti bu sonuç, ölen beceriksiz kimin okulundansa onun bir daha bu arenada savaşçısının dövüşmeyeceğini garanti ediyorum. Sadece şanslıydın Niko, hemen havaya girme!’’

‘’Tamam, tamam sakin ol, şans dedin değil mi? Ya ork tekrar kazanırsa o zaman ne olur bu?

Niko, kızmış arkadaşını sakinleştirmek ister gibi görünse de, açılan yarasına tuz basmaktan geri durmuyordu.

‘’İşte buna gülerim eski dostum, o ork gerçek bir gladyatörle karşılaşacak ve galip gelecek, bunun olması mümkün değil?’’

‘’Ben bunun olacağına, elli bin altın yatırırım!’’

Marcos, büyükleri konuşurken araya girerek teklifini yapmıştı fakat bu hareket Quintus’u iyice çileden çıkaracaktı.

‘’Fernandez, çocuğunda senin gibi tam bir boşboğaz, nerede nasıl konuşacağından bir haber!’’

Cervantes ailesinin lideri, çocuğunun hareketini tasvip etmemişti lakin küçüklüğünü bildiği bu şişkoya da pabuç bırakma niyetinde değildi.

‘’Babalar oğullarına benzer derler Quintus, seninki de geçen gün köle pazarında giriştiği bir iddiayı kaybetmiş duyduğum kadarıyla. Sanırım bu konuda en şanslımız Niko, baksana dünya güzeli kızı sayesinde her zaman karlı çıkmayı biliyor!’’

Ortam yavaş yavaş gerilirken soylu ailelerin safları birbirlerine kindar bakışlar atıyordu. Bu sırada, her zaman etrafında olanlara karşı ilgisizmiş gibi davranan şehir lordu arkasını dönmeden ‘’Şu ork benim de ilgimi çekti, neden bir daha dövüştürmüyorsunuz?’’ diyecekti.

Quintus, her zaman kendini üstün gören bir tavır takınsa da, mevzu bahis şehir lordu olduğunda uysal bir bekçi köpeğine dönüyordu.

‘’Çok güzel buyurdunuz efendim, tecrübeli bir gladyatör ile dövüşmeleri için hemen talimat veriyorum!’’

İşi bizzat çözmek için, hızlı adımlarla savaşçıların bulunduğu yere gitmek üzere harekete geçen tombul adam, duyduğu bir ses ile merdivenlerin başında durdu.

‘’Sevgili Quintus amca, orkun üzerine oynadığım bahis hala geçerli, benim gibi bir boşboğazın karşısına aklı başında kimsenin çıkmaması çok yazık olmaz mı?

Marcos her ne kadar yaşça küçük olsa da, kimsenin kendisine zorbalık yapmasına izin verecek değildi. Dolaylı yoldan şehir lordunun da bahsi desteklemesi sonucu, az önce kendisine hakaret eden Quintus’ un üstüne gitmemek için hiçbir nedeni yoktu.

‘’Sanırım, sana küçük bir ders versem iyi olacak ama baban bu işten pek memnun kalmayabilir. Yüz bin altın yapıyorum bahsi, gücün bu kadarına yetecek mi?’’

‘’Küçük yeğeni her zaman bu amcasından bir şeyler öğrenmeye muhtaçtır lakin bahsi karşılamak için babama ihtiyacım yok, kendi param bunun için yeterli gelecektir.’’

Genç adam bir adım dahi geri atmıyordu, bu durum Quintus’ un hızlı bir şekilde ortamdan uzaklaşmasına neden olmuştu.

 ‘’Burada tahminim dışında çok değerli bir maden bulmayı beklemiyordum!’’ Nafız bu sözleri, diplomatik üslubu ve kıvrak cevaplarıyla kendinden yaşça üstün birini köşeye sıkıştıran Marcos’a bakarak içinden geçirdi.

Şehrin ileri gelenlerinin bulunduğu alandan uzakta oturan sıradan halk, süren dövüşleri izleyerek eğlenmesine devam ediyordu. Agustus ailesinin lideri ise kendi okulundan bir gladyatör çıkaramayacağından, diğer kaynaklardan devasa orka rakip arayışı içindeydi.

Ayrıldıktan kısa süre sonra büyüleyici güzelliğe sahip olan karısının yanına gelen Quintus, yüzünde kocaman bir gülücük ile arkadaşlarına dönerek ’’Biraz sonra şansınızın sizi terk edişini izleyeceğim!’’ dedi.

‘’Nafız ne dersin, arkadaşın bu sefer de ölümden kaçabilecek mi?

‘’Küçük hanım merak buyurmayın, rakibi kim olursa olsun o kadar kolay ölmeyecektir!’’

Nafız, tüllerle örtülmüş tahtırevanında müsabakaları izleyen genç kızın ürkek sesiyle sorduğu soruya, gayet kendinden emin bir cevap verdi.

İki yoldaşın Parthenia’ya gelmeden önce yaptığı plan gereği, ölüm kalım durumu olmadıkça herkes kendi başının çaresine bakacaktı. Nafız arenada bulunan savaşçılar karşısında, arkadaşının herhangi bir tehlike içinde olmadığını çoktan anlamıştı.

‘’Antuan! Antuan! Antuan! ‘’

Kalabalık halk hep bir ağızdan ismini bağırdığı sırada, elinde iki kılıcı ile yakışıklı bir gladyatör kanla ıslanmış kumlara adımını attı. Güneşten kararmış teni, altındaki pantolonu sadece iki deri kayışla çıplak üst gövdesinin altına giymiş haliyle, kadın izleyicilerin aklını almıştı bu adam.

Birkaç küçük kılıç numarası ile halkı coşturup, gösterişli bir şekilde soylu aileler ve şehir lordunun olduğu yeri selamladı çarpıcı gladyatör. Öte yandan Alyon, yine bezgin adımlarla ve elindeki odunuyla arenanın ortasına kadar ayaklarını sürüyerek gelmişti.

‘’Quintus, keşke okulunun şampiyonunu çıkarsaydın şu orkun karşısına, Antuan biraz zayıf kalmaz mı?’’

Fernandez, orkun karşısına arenada adını duyurmuş bir gladyatörü çıkaran arkadaşı ile dalga geçme fırsatını kaçırmadı.

‘’Ağlamak yok, baba oğul kasılırken düşünecektiniz bu işin sonunu!’’

Babası kendinden emin şekilde cevap verirken, Epiphanes’te bir önceki mücadelede kaybettiği parayı telafi etmek için aile bütçesinden oynadığı bahis nedeniyle, tedirginlik içinde dövüşü bekliyordu.

‘’Mezbahadan kaçmış besili öküz, hiç korkma nasıl öldüğünü anlamayacaksın bile!’’

Antuan, karşısında boş gözlerle etrafı seyre dalmış orka tahrik edici sözler söyleyerek üstüne saldırtmayı amaçlıyordu ama bilmediği şey bu seferki rakibinin, önceden dövüştüğü orkların hiçbirine benzemediğiydi.

Gösterişli gladyatör sözlerini bitirince, Alyon koca ağzını açıp iki dev ön dişini ileri götürerek uzun bir süre esnedi. İlk dövüşte yaptığı gibi sopasını da elinden atan bu ork ağzını kapatınca, kendisine seslenen gladyatöre dönüp ‘’Benle mi konuşuyorsun?’’ dedi.

Arenanın sevilen çocuğu Antuan, orkun bu ilginç hareketleri sonucu tribünlerden gelen kahkahaları duyduğunda amacının tersi şekilde kendisini kaybetti. Rakibi alt tarafı geri zekâlı bir orktu ve onu halkın önünde küçük düşürme cüretini göstermişti.

İki kılıcını da büyük bir öldürme isteğiyle savurmaya başlayan Antuan, rakibinin yapacağı hamleye karşı da tedbiri elden bırakmıyordu. Kesme! Saplama! Kesme! Saplama! Öldürücü darbeler üstüne yağmur gibi yağan Alyon, zor bir duruma düşmüştü.

Yavaş ve küçük adımlarla her saldırıda geri çekiliyor, suratının yanında ter damlacıkları beliriyordu. Antuan, yaptığı saldırılar nedeniyle rakibi karşılık veremeyecek noktada dövüşü sürdürdükçe iyice havaya girmiş, arenadan gelen tezahüratların büyüsüyle coştukça coşmuştu.

Savunma yapma gereği olmadığına karar verdiği bu anlarda, işi bitirmek için kombine bir saldırı planladı.

 Sağ elinde tuttuğu kılıcı ile bel hizasından saplama hareketi yapmak için yine aynı taraftaki ayağıyla bir adım ileri atan Antuan, rakibin kaçınması durumunda, sol elindeki kılıcıyla yukarıdan aşağı şiddetle savurma yapacak şekilde pozisyon almıştı.

Bu zamana kadar sürekli kaçarak dövüşen Alyon’ da bu hamleyi bekliyordu, gövdesine saplanmak üzere olan kılıcın üstüne giderek bir anda hasmının sağ kolunu kendi sol kolu ve gövdesi arasına sıkıştırdı.

Bu hareket sonrası herkes, Antuan’ın kendisini sol elindeki kılıç ile budayacağını düşünürken, Alyon sağ elindeki parmaklarını birleştirerek adeta bir mızrak gibi düşmanının gövdesine vuruşunu yaptı.

Kısa süre içinde gerçekleşen bu darbe alışverişi sonrası, yavaşça bir kılıç yere düştü. Antuan, geçmiş dövüşlerini hatırlarken, her zaman yaptığı gibi etrafında dönerek arenayı selamlıyordu fakat bu sefer küçük bir fark vardı.

Şu anda ağaç dalı kadar kalın bir kol gövdesini delmiş geçmiş, gökyüzünü işaret eden parmağın gölgesi yüzüne vurmuştu. Alyon, vücudu omzuna değen rakibi üstünde can çekişirken, umursamazca galibiyetini kutluyordu.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir insan kapana kısılmışsa ve seçme şansı yoksa, kapanın içini dekore etmeye girişir.

John Steinbeck

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1259

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 377

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15563 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20944 Bölüm Sayısı


creator
manga tr