“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 52-Çocukluk Arkadaşları


ÇOCUKLUK ARKADAŞLARI

Şehrin merkezinde bulunan arena, her dövüş müsabakası öncesi olduğu gibi hınca hınç dolmuştu. Yerel halk, bir ay dönümü içinde dört yahut beş kere yapılan bu etkinliği dört gözle bekliyordu.

Bugün, her dakika heyecanın tavanda olduğu bu yerde bile farklı bir telaş vardı. Şehir lordu dövüşleri izlemeye geleceğini bildirdiğinden dolayı önde gelen ailelerin liderleri, çeşitli ticaret grupları ve bürokratlar yer kapma yarışındaydılar.

‘’Yolu açın, Partheni Hanesi’nin küçük hanımı burada!’’

Tahtırevanını taşıyan iki ork ve insan korumaları ile arenanın protokol bölümüne geldiğinde, yardımcısının sesi ile herkesin dikkati bu gizemli kızın üstünde toplanacaktı. Yavaş yavaş ailesinin bulunduğu yere ilerlerken, orta yaşlarda kır saçlı bir adam kendilerine doğru yürümeye başladı.

‘’Canım kızım, bu ne sürpriz? Sen arenaya gelmekten hep imtina etmiştin, hangi rüzgâr attı seni buraya?’’

Niko, üstüne titrediği kızını karşısında görünce heyecanla yanına koşmuştu.

‘’Babacığım, şehir lordunun bugün arenada bulunacağını öğrendim, bu nedenle senin de burada olacağını tahmin ettim. Son zamanlarda beni çok ihmal eder oldun’’

Genç kız hoş sesi ve edalı hareketleri ile konuşunca, babasının içinin yağları erimişti. Yolu göstererek önden yürürken, kızının yanında duran Nafız’ı görmemişti bile. Yeni gelen grup Niko’nun eşliğinde yerlerine kurulunca, samimi bir ses kulaklarında çınladı

‘’Baba kız ne kadar iyi anlaşıyorsunuz, kıskanmamak elde değil!’’

Örülü saçlarını atkuyruğu yapmış, iri siyah gözlerine sürme çekmiş uzun boylu bir adam, merdivenlerin başından onlara sesleniyordu.

‘’Fernandez çaka satmayı bırak, nasıl oldu da arenaya gelen ilk sen olmadın? Bayılırsın bu gösterilere!’’

Kır saçlı adam aynı sıcak tonla cevabını verdiği gibi, Eftelya heyecanla konuştu

‘’Dayıcığım, sana da kızgınım! En son ne zaman beni görmeye geldin, hatırlayabiliyor musun?’’

Yavaş yavaş basamakları inen esmer uzun saçlı adam, gülümsemesini sürdürse bile duyduklarından sonra içinden bir parça koptuğunu hissetti. Canı gibi sevdiği kız kardeşinin birebir kendisine benzeyen çocuğunu her gördüğünde, içinde kapanan yara bir daha açılıyordu.

‘’Güzel yeğenim, bu sersem yaşlı adamı affet ne olur !’’

Niko, Fernandez ve ölen merhum karısı ile çocukluk arkadaşıydı, eski dostunun neler hissettiğini gayet iyi biliyordu. Bu nedenle lafı değiştirmek için ’’Marcos bir kapıyı ele geçirmiş, kendini bu genç adamdan nasıl korumayı düşünüyorsun?’’ dedi.

Fernandez, oğlu hakkında laf açılınca, tek kaşını kaldırarak sinirli biçimde söylendi

‘’Ne yapacağım bilemiyorum, dedesine benzemiş sanırım aklına bir şeyi taktımı engellemek çok zor!’’

Sözünü tamamlayan adam, başını iki yana sallayarak Partheni Evine komşu olan yerine geçmek üzereydi ki gür bir sesle irkildi

‘’Artık emekli olma vakti gelmedi mi ihtiyar, yoksa seni ezip geçmemi mi istiyorsun?’’

Marcos yanında iki koruması ile kentin ileri gelenlerinin bulunduğu ortama girince, tüm gözler ona dönmüştü. Bu hırçın delikanlı, en az babası kadar yakışıklıydı, gençliğinin verdiği cesaretle beraber keskin bakışları insanın içine işliyordu. Bugün özel olarak en cafcaflı kıyafetlerini giyip, saçlarını siyah bir kurdele ile toplamıştı.

‘’Seni küçük maymun, ben ölmediğim müddetçe anca o küçük kapında patronculuk oynarsın!’’

Baba oğul atışmaya başlayınca, başta Partheni hanesinin olduğu kısımdan başlayarak, tüm çevrede oturanlar kahkaha boğuldu. Bu olay, Parthenia şehri soylularının sık karşılaştığı bir durumdu, her seferinde bu ikili etraflarını umursamadan birbirlerine girince, ortaya seyirlik bir cümbüş çıkıyordu.

‘’Bu ne rezalet, şehir lordu birazdan burada olacak ama iki densiz ortalığı ayağa kaldırıyor!’’

Ortamda neşeli kahkahalar uçuşurken, kibirli bir ses tonuyla bağıran kısa boylu şişman adam, herkesin susmasına neden olacaktı. Seslerin kesilmesinin nedeni olarak kendi çıkışını sebep sanan dolmalık biber kılıklı adam kasılırken, herkesin bakışları yanındaki kadının üstündeydi.

Yerleri süpüren gök mavisi elbisesi içinde, sarı uzun saçlarını savurarak yürüyen bu afeti devran, her adımında çevresine asalet dersi verir gibiydi. Boynundaki gösterişli kolyesinin altında yer alan cesur dekoltesi ile yürekleri hoplatan bu kadın, etrafını ilgisiz bakışlarla süzdükten sonra ‘’Kocacığım, bize ayrılan yere geçebilir miyiz? Bu avamlarla aynı yerde durarak bir yanlış anlaşılmaya yol açmak istemiyorum!’’ dedi.  

Bu güzellik abidesinin kocacığım diye hitap ettiği kişi, Agustus gladyatör okulunun ve arenanın sahibi olan Quintus idi. Eşi ile arenaya girince, diğer iki asil ailenin lideri de ayağa kalkarak kendilerini karşıladı.

Yan yana konumlanmış ailelerinin önünde dövüşleri izleyecek bu kişiler, şehrin kaymak tabakasını oluşturuyordu. Şu anda her ne kadar birbirleri ile yarış içinde olsalar da, çocukluktan yetişkinliğe kadar hep beraber büyümüşlerdi.

‘’Athena, sanırım bize açıklamadığın bir zamanı durdurma sırrın var, yılların bir tek senin güzelliğinin üstünde herhangi bir hükmü yok!’’

Fernandez, yerlerine yeni geçmiş eski arkadaşlarına takılmaya başladı, bu olay kendisini tanıyanlara tuhaf gelmemişti zira eskiden beri bu adam patavatsız konuşmaları ile ünlüydü.

‘’Sende her zaman ki gibi boşboğazsın, bazı şeyler hiç değişmeyecek gibi duruyor!’’

Athena, bakışlarını kısa süre üstünde tuttuğu Cervantes hanesinin başına küstah bir tonda seslendikten sonra, dikkatini eski aşkına çevirmişti.

‘’Niko, bugün hep olduğun gibi yalnız değilsin, görüyorum ki tatlı Eftelya’nın eşliği yüzünü güldürmüş!’’

Kır saçlı adam, her zaman kendisine karşı duyguları olan kadının sözleri sonrası biraz gerilince, imdada kızı yetişti.

‘’Athena teyzecim, babamı görmeye geldiğim bugün, bunun yanında dillere destan güzelliğinize bir daha şahit olmam ne şans!’’

Kızının kendisi yerine cevabı sonrası, Niko’ da alelacele lafa girdi

‘’Bugün beraber biraz vakit geçirmek istedik, Eftelya uzun zamandır sizleri de görmüyordu, kendisi için hoş bir sürpriz oldu.’’

‘’Canım arkadaşımın Maria’nın sizleri göklerden gururla izlediğine eminim, keşke oda yanımızda olabilseydi!’’

Athena gözlerinin dolması, hıçkırıklara boğulması nedeniyle konuşmasını bitiremedi fakat söylediği bir kaç kelime bile Eftelya’nın babası ve dayısını hüzne boğmaya yetmişti. Maria, Niko ile evlenmeden önce, Athena ve o yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen çocukluk arkadaşlarıydı.

Maria ve Athena iki güzel kadın! Parthenia’nın iki tanrıçası! İki sıkı dost ve kaderin aralarına ittiği bir adam. Maria, her zaman arkadaşının Niko’yu deli gibi sevdiğini biliyor, bu nedenle içinde yeşeren duyguları bastırıyordu. Ta ki genç adam, herkesin içinde kendisine aşkını ilan edene kadar. Dillere destan bu aşkın ateşi Maria’yı sarıyor, işin sonu iki ailenin birleştiği bir evliliğe uzanıyordu.

Konuşmalara kulak misafiri olan tüm insanlar altın kalpli kadının ölümünü düşününce, coşku ile taşan arenanın bu kısmı bir matem havasına büründü. Bir süre kimse, ağır zırhlı muhafızların ayak seslerini dahi duyamamıştı.

‘’Şehir lordu Astuto arenaya giriş yaptı, saygılarınızı sunun!’’

Çınlayarak arenayı dolaşan ses sonrası herkesin zihni açılmış, yüzlerini merdivenlerin başına dönerek saygılarını sunmak için eğilmişlerdi. Baştan aşağı siyah giyinmiş, kömür karası saçları ve gözleri bulunan orta boylu adam, bakışları ile arenayı taradıktan sonra kendi koltuğuna doğru hızlı adımlarla yürüdü.

Oturması ile başlarını kaldıran insanlar ona bakmaktan çekiniyor gibiydiler, seslerini çıkarmadan oldukları yerde bekliyorlardı. Kalabalığın içinde yalnızca bir kişinin gözleri, bu kibirli adamı görünce çılgınca parladı.

Nafız, ortaya çıkışından itibaren bakışlarını bu kişinin üstünden bir saniye olsun ayırmamıştı. Özellikle boynunda bulunan siyah zambak dövmesini gördüğünde, ince bir cinayet niyeti istem dışı vücudundan salınmıştı.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Benim en iyi dostum terzimdir. Çünkü ne zaman beni görse, derhal o andaki ölçülerimi alır. Oysa bütün öteki tanıdıklarım benim hala eskisi gibi olduğumu düşünürler.

Bernard Shaw




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 623

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 530

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 310

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13248 Üye Sayısı
  • 392 Seri Sayısı
  • 18107 Bölüm Sayısı


creator
manga tr