"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 46-Son Rötuşlar


SON RÖTUŞLAR

Birkaç küçük detayın konuşulması sonrası toplantı bittiğinde, orklar yavaşça çadırı terk etmeye başladılar.

''Kitapkurdu sen bekle!''

Nafız, yavaş adımlarla kapıdan çıkanlara bakarak konuşmaya devam etti

''Yarmagül, sen de kalıyorsun!''

Domuzkuyruk, Sangre ve Kasaphaydo selamlarını verip ayrıldıktan sonra, iki kardeş meraklı gözlerle Nafız'ın ağzından çıkacak sözleri bekler oldular.

''Bu kitapların hepsini okumanı istiyorum, özellikle simya ile ilgili olanlarını ezbere bilmek zorundasın. Günlük olarak, birinci kitapta bulunan formüllerle deneyler yapmak için, kendine özel bir alan inşa ettir.''

Nafız, elini sallamasıyla çadırın içi birçok kitap ile dolduğu sırada sözlerini tamamladı. Yarmagül, bir anda ortaya çıkan bu kadar eşyanın nereden geldiğini anlamaya çalışırken, şaşkın gözlerle babası Alyon'a bakıyordu.

''Bu birinci görevin, şimdi diğer ikisini söylüyorum beni dikkatle dinle!''

Kitapkurdu adeta bulunduğu ortamdan soyutlanmış, ustasını dinlemeye koyulmuştu.

''Her ay dönümü, ana ork kabilesindeki casusumuz bir mekanik posta kırlangıcı ile düzenli raporlar gönderecek, bunları analiz edip kabilenin gereken refleksi göstermesini sağlamak senin görevin. Bu şişede bulunan haplardan birini gelen mesajla beraber casusa göndermen gerekiyor, sakın aksatma kendisini uzun süre kullanmak zorundayız.''

''Anladım efendim!''

Şişeyi yakalayan öğrencisinin gözleri parlıyordu, belli ki bu büyük sorumluluk ona haz vermişti.

'' Son görevin, Nikonya şehrinde yaşayan bir çocuk ile ilgili ve en önemli görevin bu. Parşömende onu nasıl bulacağın ve ardından neler yapman gerektiği yazılı. Bu iksirde çocuğun gelişimi için kullanılmak zorunda, aksi bir durum söz konusu dahi değildir!''

''He bir de, verdiğim görevlerle alakalı engel çıkarmak isteyen olursa Sangre'ye söylemen yeter, kim olursa olsun öldürülmesi ile ilgili emrimi uygulayacaktır.''

Alyon, sözlerini kızına bakarak tamamlayan arkadaşının hareketinden sonra burnundan derin bir nefes vererek, ''Nafız, bu konuları aştığımızı sanıyordum'' dedi.

''Sen baktığım yere mi takıldın, yanlış anladın ben Yarmağül'e bir iksir verecektim ondan ona döndüm''

Nafız, yüzüğünden büyük bir cam şişe içinde alaca renkli iksiri çıkarınca, Yarmagül hemen atılarak elinden aldı.

''Efendim, bu iyiliğiniz için çok teşekkür ederim, nasıl kullanmam gerekiyor bu ilacı acaba?''

Gözlerinin içi ışıldayan genç dişi ork, heyecandan yerinde duramıyordu.

''Şimdi tatlım, saçlarını bunla her gün iki kere yıkıyorsun, pırasa püskülü gibi olmuşlar baksana, bir ay dönümüne kalmaz kendilerine gelirler!''

Kıs kıs gülen Kitapkurdu kafasını başka yöne çevirirken, Nafız karşısındaki orkun surat ifadesini görünce kahkahayı basmıştı. Alyon, gülen Nafız'ı susturamayacağını bildiğinden, oğlu Kitapkurdu'na sertçe çıkıştı.

''Çok mu eğleniyorsun sevgili oğlum, pek komik bir durum bu değil mi?''

Ağzından adeta alev saçarak konuşan babasının sözleri karşısında irkilen Kitapkurdu, hareketlerine çeki düzen vermek için yoğun bir çaba sarf etmek zorunda kaldı. Gülmesi biten Nafız’da Alyon'un biraz bozulduğunu görünce, oda şakayı fazla uzatmadan devam etti.

''Yarmagül, sen Sangre'nin yardımcısı olarak çok önemli bir görev üstleneceksin. Madenlerden kabileye gelecek ürünlerin güvenliğinden, sen sorumlusun. Ekiplerini oluştururken yapacağın seçimler, senin bu işteki başarını direkt etkileyecek konular.''

Nafız söyleyeceklerini bitirince, uzun süredir oturduğu yerden kalkarak çadırın kapısına doğru yürümeye başladı.

''Alyon, ben çadırıma çekiliyorum, kalan konuları sen anlatabilir misin?''

Şef kafasını sallayarak arkadaşının isteğini onaylarken ''Tabii ki, gün doğumu ile yola çıkacağız dinlenmen iyi olur'' dedi.

O gün akşamın geç saatlerine kadar Alyon, çocuklarına kendi düştükleri zindanın detaylarına girmeden, dünya üzerinde ki ödül zindanlarından bahsedecekti. Yaşadıkları olayların bilincine vardıkça daha çok sorular soran Kitapkurdu ve Yarmagül, duydukları karşısında büyük bir aydınlanma yaşamışlardı.

''Bunlar kabilemizin sırlarıdır çocuklar, yaşamınız pahasına bunlara sahip çıkmalısınız!''

''Emredersiniz, baba!''

Şu ana kadar bilinçsizce günlerini geçiren iki kardeşin, çadırdan çıktıkları sırada gözleri kesiştiğinde akıllarında tek bir düşünce vardı

''Bir dahaki ödül zindanına, ne zaman girebileceğiz?''

Sakin geçen gecenin ardından güneşin ışıkları bozkırı ısıtmadan önce, iki nöbetçi soğuk havanın verdiği etkiyi dağıtmak için birbirleriyle konuşuyorlardı.

‘’Bu gün gelen dişi orku gördün mü, elindeki silahın büyüklüğü neydi öyle!’’

‘’Salak, bir şey bildiğin yok değil mi? Sakın o kişiye yaklaşma, bir anda kaybediverirler seni!’’

Çekirdek kabileden gelen diğer ork Yarmagül’ ün kimliğini bildiğinden dolayı, arkadaşıyla dalga geçiyordu.

‘’Seni korkak, ben cesur ve yakışıklı bir orkum, en yakın zamanda şansımı deniycem, ne biliyorsun belki bu soğuk gecelerde birbirimizi ısıtmaya başlayabiliriz onunla!’’

‘’Bammm!’’

Sözünü bitirmesi ile birlikte olduğu yerden havalanan ork, elli adım sonra yere düştüğünde hala takla atmaya devam ediyordu. Diğer nöbetçi, şaşkınlıkla silahına davranıp arkasını hızla döndü ve bir an sonra yanındaki aptalın aklına uymadığı için çok sevindi.

‘’Şef Alyon, Kan Tanrısı Nafız!’’

Eğilerek kabilenin iki güçlü savaşçısına selam veren nöbetçi adım sesleri kesilene kadar bu şekilde kalmış, daha sonra hızla yerde yatan arkadaşının yardımına koşmuştu.

‘’O kadar sert vurman gerekli miydi çocuğa, aslında yakışıklı birine benziyordu!’’

Ters ters bakan Alyon tek kelime etmeden ilerlerken, Nafız takibi sürdürüyor ve bu sırada doğan güneşte adeta onları selamlıyordu. İkili sabit hızla giderlerse yarım günde köprüye varacaklarını hesap etmiş ve sabahı bekleyemeden yola düşmüştü.

Ork steplerinin dört bölgesinden birini avuçlarının içine alan ikilinin yeni hedefleri, kıtanın deniz ulaşımına elverişli olan garp kısmının cenup bölümüydü. Şimal bölümünden, deniz kıyısından ana kabileye kadar uzanan dev bir yarıkla ayrılan bu bölüme geçişler, iki adet köprü aracılığıyla sağlanıyordu. Biri ana kabilenin çok yakınında olan köprülerden diğeri, Kasaphaydo’nun yönettiği kabilenin sınırlarındaydı.

‘’Sanırım bu köprüden geçince yeni bir mücadele bizi bekliyor, ne dersin?’’

Alyon devasa yarığın kıyısından sisle kaplanmış yüzeyine bakarken, Nafız’ın yanına gelmesi ile konuştu.

‘’İlk bölgeyi ele geçirmemiz çokta zor olmadı fakat burası dış dünya ile iletişimde olan bir yer, biraz daha zorlasalar iyi olur!’’

Bu sakin sabah vakti hayranlıkla etrafını incelerken, bir anda derin boşluğa itildiğini hisseden Alyon panikle kendini geri attığında, arkasındaki elin Nafız’a ait olduğunu görüp şaşkınlık içinde arkadaşının yüzüne baktı.

‘’Tutmasaydım düşüyordun ya, Alyon Şef’’

Sondaki şef kelimesini uzatarak söyleyen Nafız gevrek gevrek sırıtırken, bu tür şakalara daha önce maruz kalmayan Alyon geçen kısa anda ecel terleri dökmüştü.

‘’Nafız kendine gel, öldürecek misin sen beni?’’

Yanındaki devasa orkun çocuk gibi korktuğunu gören Nafız, yönünü köprüye çevirip yürürken hala ufaktan gülüyordu.

‘’Hey sen nereye gittiğini sanıyorsun, bacaksız!’’

 Nafız, neşeli bir ruh hali ile köprüye giriş yapmak üzere yürüdüğü sırada, kulaklarına gelen tuhaf sesle birlikte bir anda durdu. Kendisine yaklaşan iri ork köprüye birkaç adım kala önünü kestiği için, zaten istese de artık ilerleyemiyordu.

‘’Az önce konuşan sendin değil mi?

Köprü girişini kapatan ork, kendisine sorulan soru karşısında, biraz uzakta ateş başında ısınan arkadaşlarına dönerek kahkahayı patlattı.

‘’Hele şu götten bacaklıya bir bakın, konuşabiliyormuş bile!’’

Kalabalık ork grubu, arkadaşlarına aynı şiddetteki kahkahalarla karşılık verip güldüğü sıralarda, Nafız’da tiz sesi ile onlara katıldı.

‘’Kafayı mı yedin! Dur, yoksa korkudan aklını mı kaçırdın sen?’’

Karşısındaki dişi orkun, kendisinden daha büyük bir coşku ile gülmesi iri yarı orkun aptallaşmasına neden olunca, Nafız sessizliğini bozacaktı.

‘’Aslında, izlediğimde çok hoşuma gitmişti o sahne ama modern dünyada nerede yapılabilir ki diye hep kendime sordum durdum sadece. Ne talih, ne şans! Bakar mısın kısmet ayağıma geldi!’’

İri yarı ork, karşısında durmadan konuşup gülen dişi orkun hareketlerinden rahatsız olup sırtında taşıdığı silahına yeltenince, Nafız bir anda ciddileşerek bağırdı

‘’THIS IS SPARTA ULENNNNNNNN!’’

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Her “senin için ölürüm” diyene “öl” deseydik keşke. “Yalnız kalırdık belki ama en azından ortalık çöplükten arınırdı”

Boris Vian




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 665

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15640 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21137 Bölüm Sayısı


creator
manga tr