"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 45-Görev Dağılımı


GÖREV DAĞILIMI

Kabile reform dalgasıyla çalkalandığından beri yedi ay dönümü geçmişti. Yeni doğan orklar ile madenler tam kapasiteye çıkmış, ordu eskisinden daha güçlü bir hale gelmişti.

Nikonya şehrinde yaşanan değişimler ise çok daha büyük ve şiddetli oluyordu. Godfrey'in, savaşta yenilerek esir düşen üst düzey komuta kademesini idam ettirmesi büyük tepki çekse de araya giren halkın yeni sevgilisi Gulag, olayları yatıştırmayı başaracaktı.

Şehir, orkların açtığı dükkâna ilk başlarda tepkili yaklaşmış, bu işletme ile iş yapmak isteyen tüccarlar yoğun baskılara uğramıştı. Bu insanların bilmediği şey, Gulag'ın işletmeci olarak seçtiği kişilerin Dimitri'nin yolladığı Altı Yaprak Tüccar Loncası'nın adamları olduğuydu.

Bir süre sonra, nadir cevherler için şehre akın akın gelen tüccarın yarattığı coşku tüm dükkânların işlerine yansıyınca, insanlar önyargılarını kıracaklardı. Hangi dünya da olursa olsun, para insanları en çabuk değiştiren araç olduğunu yine ispat etmişti.

Cennetten bir köşeyi andıran bahçenin ortasında ki mermer masada, gözlerini kapatmış olan ihtiyar süs havuzdan fışkıran suların sesleriyle kendinden geçmiş şekilde, arpın masalımsı tınılarını dinliyordu.

Uzak bir yerde ayakta ciddiyetle duran gençler, müzik aletinin sesinin kesilmesi sonrası göz göze geldikleri bu ihtiyarın başını sallaması ile kendisine doğru yürümeye başladılar.

''Usta, Nikonya'dan gelen son haberleri iletmek istiyoruz sizlere!''

Orta yaşı geçmiş bir görüntü içinde olan kır saçlı ihtiyar, öğrencilerini dinledikten sonra ''Anlatın bakalım!'' dedi.

''Genç efendi Godfrey, tahmin ettiğiniz üzere savaşın ardından her geçen gün yeni bir başarıya imza atıyor. Nikonya, kıtada bulunan dört büyük ticaret şehrinin içinde en büyük olmaya şu anda çok yaklaşmış durumda.''

Kolunu masada bulunan kristal sürahiye uzatırken altın yaldızlı cübbesini dalgalandıran ihtiyar, keyifle kadehine şarap dökerek konuşuyordu.

''Tek oğlum olduğu için istemeden üzerine çok düştüm, yere göğe sığmayan kibri ile onu dünyanın bir ucuna gönderdiğimde, bunu gurur meselesi yapmıştı.''

Eski günler aklına geldiğinde yüzü düşen ustalarını gören öğrencilerinin paniğe kapıldığı an, tekrar neşeyle '' ama görüyorsunuz, ilk mağlubiyeti ile daha güçlü bir şekilde ayağa kalktı, ne de olsa benim oğlum en nihayetinde'' dedi ihtiyar adam.

''Usta, sizden bir isteğim var, kardeşimizi öldüren kişiyi bulup cezalandırmak istiyorum.''

Konuşan kişi Eustace idi ve gözlerinden nefret fışkırıyordu.

''Bu Adhemar'ın vermesi gereken bir sınavdı fakat başarısız oldu, bunun için sadece onun kendi zayıflığını suçlayabilirsin!''

‘’Onun intikamını almazsam, bir gün bile rahat edemem usta!’’

En iyi öğrencisinin bu hali hiç hoşuna gitmeyen yaşlı adam, sözlerine hiddetle devam etti.

''Ben Joffrey de Bouillion, seni bu kin dolu tavrın nedeniyle bir yıldönümü kapalı meditasyona mahkûm ediyorum!''

Işığın Yoldaşları Cemaatinde, usta öğrenci ilişkisi kati kurallarla belirlenmişti. Usta, altında bulunan kişileri yargılama ve cezalandırma yetkisine sahipti. Yetenekli gençleri hiziplerine katamamak korkusu ile ölüm cezası artık neredeyse hiç verilmese de, ustanın buna dahi yetkisi vardı.

Oğlunun kurduğu düzenin bozulmasını Adhemar'ın ölümünden daha fazla umursayan Joffrey, bu konuda tavizinin olmadığını verdiği kararıyla diğer öğrencilerine belli etti.

Kasaphaydo’nun kabilesine hızla yaklaşan savaş makinasını gören muhafızlar sakin bir şekilde kendisini beklerken, bu rahatlıklarının nedeni aracın üstündeki amblemden geliyordu. Çekirdek kabilenin sembolü ile boyanmış savaş makinasının geliş haberini çok önce almışlardı.

Kadın ve erkek orktan oluşan ikili araçtan indiklerinde, çevreyi incelemek için bakışlarını dikkatlice civarda gezdirdiler. Bu sırada kabilenin nöbetçileri ve sese toplanan orklarda kendilerini izliyordu.

Kısa ve sıska erkek ork biraz ilgi çekici olsa da, elinde bir buçuk ork boyunda kargılı baltası ile duran dişiden kimse gözünü alamıyordu. Kargılı ucunun yanında iki tarafta da dev balta ağızları olan bu silah, haşmetiyle yüreklere korku salmaktaydı.

''Ooo kimleri görüyorum, nihayet kıçınızı kaldırıp gelebildiniz!''

Nafız yavaş adımlarla kalabalığın içinden geçerken, Kitapkurdu hemen ustasının sesini tanımıştı

''Usta, ben ve kardeşim ataların huzurundan çıkar çıkmaz yola koyulduk fakat geç kaldığımız için yine de affınıza sığınıyoruz!''

Öğrencisinin sözleri karşısında küçük bir şok yaşayan Nafız, konuşmaya devam etti.

''Epey erken halletmişsiniz işinizi, diğer arkadaşlarınız ne durumda ?''

''Usta, emriniz gereğince biz acil şekilde yola koyulduk, Dilber hanım kendileriyle ilgileneceğini belirtti.''

Dilber ismini duyunca yüzü ekşiyen Nafız, bu duygular içindeki tek kişi olmadığını görünce biraz keyiflendi.

''Tam kendine göre bir silah bulmuşsun, ne dersin bir idman dövüşü yapalım mı?''

Her hemcinsi gibi Dilber'in tacizine uğrayan Yarmagül, bir süre şaşkınlıkla ne diyeceğini bilemedi. Etraflarına toplanmış kalabalığın an ve an arttığını fark ettiği sırada, kelimeler ağzından zorla çıkarcasına konuşmaya çalıştı

''Efendim, sizin kudretinizdeki bir kişinin benim için vaktini harcamasına yol açarsam kendi kendimi affedemem!''

Nafız, utana sıkıla konuşan dişi orkla ilk karşılaşmasını hatırlayıp büyük bir kahkaha attı.

''Aferin, geçen zaman zarfında olağanüstü bir hızda güçlenmişsin ve bunun sonucu olarak karşındaki kişinin gücünü ölçmeyi öğrenmişsin.''

''Yarmagül!''

Son duyduğu kelime karşısında kızarıp bozarsa da sesini çıkaramayan dişi, ork büyük adımlarla kabilenin içine doğru yürümeye başladı.

''Tamam, dağılın! Herkes işinin başına!''

Nöbet bekleyen orkların bağırmaları eşliğinde toplanan kalabalık yavaş yavaş dağılmaktaydı, bu sırada Nafız'da öğrencisini yanına alarak şefin çadırına yürümeye başladı.

''Kardeşinin silahı göz kamaştırıyor baban görünce kıskançlıktan kendini kaybedecek. Senin lütfun nerede Kitapkurdu?''

Öğrencisinin ödül zindanından aldığı ekipmanı merak eden Nafız, lafı uzatmadan sorusunu sordu.

''Usta bunu nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum, benim delirdiğimi düşünebilirsin ama gerçekten bende çok şaşkınım!''

Kitapkurdu'nun lafı gevelemesinden sıkılan Nafız yakasından yapışınca, öğrencisi dile geldi

''Goblin kralı ölünce bir metal kutu belirdi önümde, almak istediğimde bir ışığa dönüşüp kafamdan içeri girdi. O zamandan beri, çok tuhaf yeteneklerim gelişti.''

''Devam et, birkaç örnek ver!''

''Gördüğü her şeyi beynimin içine kaydedebildiğini düşünüyorum, hatırlamak istediğimde sadece gözlerimi kapatıyorum ve en ufak ayrıntısına kadar tekrar izleyebiliyorum.''

Nafız duydukları karşısında aşırı derecede heyecanlanmıştı.

''Ya okudukların, onları hatırlayabiliyor musun?''

''Evet, kelimesi kelimesine hepsi aklıma yazılıyor sanki.''

Genç ork yaşadığı değişimi çözemese de, Nafız geçmiş hayatının tecrübelerinden dolayı bir tahminde bulunabilirdi.

''Sana da Kitapkurdu dedik ama acelemi ettik acaba, baksana ayaküstü pc olmuşsun bir anda!''

Kahkahalarla gülen ustasının sözleri sonrası aklı iyice karışan öğrencisi, sessizce yanında yürümeye devam ediyordu.

''Elde ettiğin yeteneği benden başka birine açıklamanı yasaklıyorum, buna babanda dâhil. Şu anda tahminimce yeteneğini her kullanışında müthiş bir efor sarf etmen gerekiyordur, sana vereceğim kitaplar ve tarifler dışında bu yeteneği kullanmayacak şekilde kendini eğitmeye başla!''

Kitapkurdu, başlarda bu barbar kadını pek ciddiye almasa da, kardeşini tek çizikte ölümcül bir duruma getirdiğinde simya konusunda üst düzey bilgiye sahip olduğuna inanmıştı. Şimdi bu kadın kitaplarını ve tariflerini kendisine vereceğini söylüyordu.

''Usta tüm sırlarınız bende güven altında olacaktır, buna ork şerefim üzerine yemin ederim!''

''Güvende olsalar iyi olur, böyle akıllı bir ork çok nadir dünyaya geliyor, erken ölmesi büyük bir israf olur!''

Büyük bir havayı içine çeken Kitapkurdu soğuk terler dökmeye başladığında, şefin çadırı görüş alanına girmişti. Kapıda nöbet bekleyen savaşçı ork, gelen iki kişiye saygıyla eğilip deri kapıyı aralayınca, içeride oturanlar başlarını o yöne çevirdiler.

''Lütfen geçin, hızlı bir şekilde toplantıya başlamak istiyorum!''

Alyon yolda muhabbet ederek kendisini epey bekleten ikiliyi görünce, onları biraz sinirli bir şekilde yerlerine davet etti.

Nafız ters bakışlar eşliğinde yerine geçerken, öğrencisi de boş bulduğu bir yere oturdu.

Çadırın içinde, çekirdek ve yeni ele geçirilen kabilenin tüm üst düzey orkları bulunuyordu.

''Daha önce söylediğim gibi bu kabilenin reisi sensin Kasaphaydo, bu mevkii cesaretin ve soyunun törelerine bağlı kalman nedeniyle sana verildi.''

Alyon'un sözleri sonrası bir anda ayağa fırlayan Kasayhaydo, elini yumruk yaptıktan sonra iki kere göğsüne vurarak selamını verdi.

''Nafız bundan sonrasını sen devral, kalan görevleri ve kabilenin hedeflerini senden duymak isteriz.''

Tek kaşını kaldırarak Alyon'a bakan Nafız, istifini bozmadan konuşmaya başladı.

''Kabilenin savaş şefi Sangre, levazım şefi Kitapkurdu’ dur. İkisinin de canı ve bedenleri benim malım, sözleri benim sözlerimdir.''

Yeni şef dışındaki herkes çekirdek kabile üyesiydi ve Nafız'ı yakinen tanıdıklarından seslerini çıkartmıyorlardı. Kasaphaydo kaçamak bakışlarla etrafını süzdükten sonra, kendisinin de konuşmasının pek akıllıca olmadığına kanaat getirdi.

''Domuzkuyruk, sen çekirdek kabilenin şefi olarak görevine devam ediyorsun, Miloş konusunda önceden söylediğim her şey hala geçerliliğini korumaktadır. Savaş şefi olarak görevlerini kendisine aktardım, sen de yetenekli bir ork bul ve levazım şefliğine getir.''

Kasaphaydo dişi orku hayretle izlerken, çekirdek kabile şefine de sert emirler verdiğini görünce, bu kadının hiyerarşideki konumu konusunda aklında hiçbir soru işareti kalmadı.

''Kasaphaydo, kabilenin ve Nikonya'nın ticari ilişkileri güvendiğimiz aracılar vasıtasıyla yürütülecek. Öğrencilerimden Sangre askeri bakımdan orduyu mükemmelleştirirken, Kitapkurdu’ da üretimi ve kabilenin iç işlerini sırtlanacak.''

Yeni şef gözlerinin içine bakarak konuşan dişi orkun bakışları altında ezilirken, tüm iradesini kullanarak dik durmaya çalışıyordu.

''Senden istediğimiz, büyük ork imparatorluğunun bu ilk ordusuna adına layık bir biçimde önderlik etmen, ne diyorsun?''

''Emredersiniz, efendim!''

Üzerinde biriken yoğun psikolojik baskı ile haykıran Kasaphaydo'nun sesi kabile içinde çınlarken, Nafız memnun bir biçimde gülümseyerek kafasını salladı.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

At sırtında dünyayı fethetmek kolaydır. Zor olan inip onu yönetmektir.

Cengiz Han





Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1150

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 842

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 792

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 313

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 88

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13331 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 18154 Bölüm Sayısı


creator
manga tr