"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 41- Genç Büyücü


GENÇ BÜYÜCÜ

''Sangre, şu asalı ibişi bir saniye rahat bırakma!''

Nafız'ın, elinde asa ile makinanın üstünde savaş alanını hedefleyerek büyü yapmaya başlayan kişiyi görmesiyle, duruma uyanması bir oldu. Ebedi düşmanları olan bu kişilerin düşünce yapısını çözmüş olan Nafız, saldırı ritüellerine de aşinaydı.

Büyüyü yapacak kişinin, hedeflediği alanın sınırlarını gözleri ile görmesi ve ruhunda imgeleyip saldırıyı bu şekilde serbest bırakması gerekiyordu. Büyücünün, savaşın başından beri gizlendiği savaş makinasından çıkıp kendini hedef haline getirmesinin, sadece bir nedeni olabilirdi.

Birçok olayın yaşandığı bu kısa süre zarfında, Alyon' da birlikleri ile savaş alanına inmiş, bitkin bir şekilde kendisine bakan orklara ilk emrini vermişti.

 ''Savaşçıların şefi, birliklerini al ve savaş kaçaklarının başında nöbet bekle. En ufak bir merhamet gösterisi, cezasız kalmayacaktır!''

Kasaphaydo, ölümün pençesinden kurtulduğu arkadaşları ve geride onları bekleyen savaşçılarını alarak, savaş kaçaklarının bulunduğu yere doğru yürümeye başladı.

''Vahşiduvar, savaşçıların ile ön tarafı alıyorsun!''

''Emredersin, Şef!''

Ellerinde dev kalkanları ile ilerleyen iri yapılı savaşçılar, üstünde aslan başı kabartması olan orkun peşi sıra savunmanın önüne doğru ilerlerken, Nikonya birlikleri topyekûn hücuma geçmişti.

Alyon, arkasına bakıp büyük savaş aletlerinin orklar tarafından cepheye getirildiklerini gördüğünde, memnun bir şekilde emrini verdi.

''Atış serbest!''

Gökyüzünü dolduran okların karşısında, kalkanlarını kaldırıp şarj etmeye devam eden Nikonya askerleri, bedenlerinde hissettikleri acı nedeniyle çığlıklar atmaya başladılar. Normal çelik uçlu okların delemediği, mor alaşım kalkanları ve zırhlarıyla dokunulmaz olduklarını sanan askerler, ekipmanlarını adeta yok sayarak canlarını alan bu okları ilk defa görüyorlardı.

''Dimitri biraz fazla fiyat çekti bu oklara ama şimdi bakınca epey işe yarıyorlar dimi!''

Nafız, yavaş adımlarla yanına yürüyen Alyon'a bakarak, tüccar ile yaptıkları alışverişin sonuçlarını yorumluyordu.

''Okları falan boş ver benim asıl merak ettiğim, nasıl oldu da sen şu büyücüyü bu saate kadar öldürmedin.''

Alyon, eliyle savaş makinasının üstünde duran Adhemar'ı gösterdiği sırada, büyücünün etrafını sarmış korumalarının kalkanına vuran bir oku görünce, gülmeye başladı.

''Yavrusunun güçlenmesi için zevklerinden feragat eden bir anne gibisin, çok duygulandım şu anda!''

Kahkahalar içinde konuşan Alyon, karnına yediği tekme ile iki büklüm olmuşken bile gülmesini durduramayarak, Nafız'ın yanında kaçarcasına uzaklaştı. Nafız, büyücü ile ilgilenme işini Sangre'ye vermişti fakat hala tetikte beklemek zorundaydı.

En ufak bir aksilikte, kendi hayatını kurtarabilecek olsa dahi binlerce orkun öleceğini gayet iyi biliyordu. Sürekli atış menzilinin içinde durarak Adhemar'ın hareketlerini gözlemliyor, bir yandan da öğrencisinin izleyeceği yolu merak ediyordu.

''Çılıng!''

Kalkana çarpan çelik başlıklı ok, ufak bir kıvılcım çıkartarak yere düştü. Büyücünün gözleri, atış menzilinin epey dışında durmalarına rağmen hedef olması nedeniyle kocaman açılmıştı.

''Efendim merak buyurmayın, biz burada oldukça kimse sizin kılınıza zarar veremez.''

Adhemar çok ihtiyatlı bir kişilikti, birçok savaş makinasının yanında, dört tane üst sınıf askerden oluşan bir koruma takımın da Paralı Askerler’ den kiralamıştı. Kendi seviyeleri gibi üst düzey ekipmanlar kuşanmış bu takımın kaptanı konuşmasını bitirdiği anda, gözünden girerek kafasının arkasından çıkan bir okun saçtığı kanlar, büyücünün üstüne sıçradı.

Hayatını emanet ettiği kişinin kanları yüzünü ıslatırken, büyücü yaşadığı olayın şokuyla diz çökerek büyüsünü yarım bırakmıştı. Diğer üç koruması da aynı anda aldıkları ok darbeleri ile bir bir yere düşen Adhemar, kendini savaş makinasının içine zor attı.

''Lanet olsun, nasıl bir okçu bu, üst düzey savunma ekipmanlarını kâğıt gibi delip geçiyor attığı oklar!''

Sangre, ustasının emri gereği yayını kendisine karşı germiş beklemekteyken, Adhemar aracın içinde küçük çapta bir sinir krizi geçiriyordu.

Bugün tüm planları ters gitmiş, verdiği cüretkâr karardan bile dönmek zorunda bırakılmıştı. Aynı anlarda, kendisinin planı gereği harcanacak piyonlar olarak savaşa sürülen birlikler ork saflarına ulaşmış, cephede kanlı bir savaş sürdürüyorlardı.

Vahşikalkan, her zamankinin aksine ters bir v şeklinde oluşturulan duvarının ucunda, elinde hazinesi olan kalkanıyla dururken heyecan içindeydi. Boyutlarını kontrol edebildiği ekipmanını en büyük haline getirmiş olan ork, ilk çarpışma sonucu darbelerin çoğunu üstüne almıştı.

Savaşın tansiyonunun en yüksek olduğu sırada, umarsızca ödül zindanından kabileye döndükleri ilk günleri hatırlayan Vahşikalkan, bir anda zihnen o zamana yolculuk etti.

Sahip olduğu devasa kalkanıyla ilgiyi üstünde toplayan bu ork, kaplumbağa kabuğundan yapılmış kalkanların savaşçılara dağıtılması ile neye uğradığını şaşırmıştı. Boyut olarak kendisininkinden daha büyük kalkanlara sahip orkların küçümseyen bakışları sonrası, bir tanesi ile savaşa tutuşması kaçınılmazdı.

 İki orkta ellerindeki çelik silahlarla kalkanlara zarar veremezken, birbirlerine sayısız darbeler indireceklerdi. Mücadeleye şahit olan orklar ataların lütfunu sorgulamaya başladığında, Vahşikalkan bazı şeylerin farkına yeni varıyordu.

''Kaptan! Yeteri kadar düşman önünde birikti, neyi bekliyorsun?''

Astının uyarısı ile şimdiki zamana dönen Vahşiduvar, o kavgayı sonlandıran hareketi yapmaya başlamışken, arkasındaki savaşçılar atalarının lütfunun mükemmelliğini bir kere daha görmek için dikkat kesilmişlerdi.

''Hadi aslanım, kükremenle inlesin bu meydan!''

Sözlerini tamamlayan Vahşiduvar, aldığı darbelerin enerjilerini içinde biriktiren kalkanın, üstünde bulunan aslan kabartmasının ağzından, bir ses saldırısını serbest bıraktı.

O gün, elinde ki kaplumbağa kabuğu tuzla buz olan ork kadar şansı bulunmayan Nikonya askerleri, bu saldırı sonucu bedenlerinin parçalanmasına engel olamayacaktı.

Konik biçimde yayılan saldırı önüne çıkan her şeyi parçalayarak yol alırken, düşman cephesinin içlerine kadar uzanarak kükremesini tüm insanların yüreğine kazımıştı. Yüzlerce kişinin hayatını alan bu saldırı sonrası Nikonya askerleri, arkadaşlarının feci sonlarına şahit olmaları nedeniyle, saldırıp saldırmamak konusunda kararsız kalacaktı.

Bu kısa tereddüt anını yakalayan Alyon, Nikonya askerlerine hitaben gür sesle bağırdı

''İnsan savaşçıları, sizin olmayan bir savaş içinde buradasınız! Şimdi silahlarınızı atıp teslim olursanız, hayatlarınızı bağışlayacağım.''

Savaşta üstün elken, duydukları bu kan dondurucu ses sonrası yaşanan olayları düşünen askerler bir süre duraklarken, ork savaşçıları da saldırı yapmayı bırakmıştı.

Alyon, Kasaphaydo ve savaşçılarına yapılan işkence sonucu ne kadar sinirli olsa da, zaten elinde olan Nikonya'nın güçsüz düşmesini istemiyordu. Aksi durumda, insanların büyüme süreleri orklardan çok daha uzun olduğu için, her bir asker kaybının telafisi fazlaca bir zaman alacaktı.

Mancınık atışları sonrası onlara destek olan okçu birliklerini de kaybeden insan savaşçıları, çıkmaza düştükleri anda gelen bu teklifi geri çevirmemişlerdi. Silahını atan asker, ellerini ensesinde birleştirip dizlerinin üstüne çökerek kaderine razı olmuştu.

Birkaç askerle başlayan bu hareket, ordunun içinde dalga dalga yayılmış, şaşkınlıktan dolayı ayakta kalan bir kaç kişi hariç herkes teslim olmuştu. Bu talihsiz kişilerin, ork okçuları için hedef tahtası olma işlevleri bitince, kalkan duvarının içinden çıkan bir bölük yerdeki silahları toplamaya başladı.

Adhemar, yanındaki Nikonya komutanlarının acele ile araçtan inip askerlerin içine karışarak diz çöktüğünü görünce, bu savaşın bittiğine zorda olsa kendisini inandırdı. Sakin adımlarla teslim olmuş kalabalığın içinden yürürken, ork tarafına bakarak konuştu.

''Görünüşe göre, içinizden biri benim hakkımda biraz olsun bilgiye sahip!''

Büyü yapmak için hazırlandığı sırada saldırıya uğradığını göze alarak, düşman saflarında kendisinin büyücü olduğunu bilen kişilerin olduğunu anlayan Adhemar, meydanın ortasına gelince yürümeyi bırakıp konuşmasına devam etti.

''Bugün savaşı kazandınız, tebrik ederim! Nikonya şehrini rahat bırakacağınıza söz verirseniz, hayatlarınızı kurtarmak için bazı kişilerle ko…..''

''Siz piçler, kaç nesil geçerse geçsin hiç değişmeyeceksiniz değil mi?

Büyücünün sözünü kesen Nafız, kalkan duvarının üstünde oturmuş bacaklarını sallıyor, karşısında konuşan genç büyücüyü izlerken, bir böceğe bakarmışçasına gözlerini deviriyordu.

‘‘Atalarıma nasıl dil uzatırsın pis barbar, sen benim kim olduğumu biliyor musun?’’

Adhemar, kibirli konuşmasını sürdürdüğü sırada, duydukları karşısında soğukkanlılığını kaybetti.

''Atanı tanısaydım, böyle yeteneksiz bir torunu olmaması için gereken önlemi alırdım.''

Nafız işaret ve orta parmakları ile makas işareti yaptığında, orklar gökleri sallayan kahkahalarla gülmeye başladılar.

''Alt tarafı, çapı yüz adımlık bir alan büyüsü için bu kadar ıkındığına bakarak, ayak işlerine koşturulan bir ezik olduğun nede kolay anlaşılıyor.''

Genç büyücü, yapmaya çalıştığı saldırının çeşidini etki alanına kadar söyleyen orka inanmayan gözlerle bakarken, panikle söze başladı

''Anladığım kadarıyla bizlere aşina birisin, ben sağ dönemezsem, ustamın gelip tüm kabilenizi bir harekette yok edeceğini de biliyorsundur!''

Son kozu olarak ustasını öne süren Adhemar, umutlarının bir kez daha solacağı anı yaşayacağını bilmeden umutla dolmuştu

''Sana bir, ustana iki ulan! Biz burada alayına değil, kralına gidiyoruz yakışıklı!''

Söylenen sözlerden hiçbir şey anlamayan genç büyücü, konuşmanın tonundan yaptığı tehdidin işe yaramadığını görünce, içindeki korkuyu bastırarak haykırdı

''Gel o zaman, benimle bire bir düello yapacak kadar yetenekli misin görelim''

Adhemar’ın çıkışı sonrası neşeyle gülmeye başlayan Nafız, bir yandan da kendisini alkışlıyordu

''Heyt be koçuma bak, nasıl da cana geldi!

Karşısında duran kişinin son kozlarını da boşa çıkardığında, kan donduran sırıtışını yüzüne kondurarak elini düşmanın üstüne tuttu

''Sangre, bu senin son sınavın, bana yanımda savaşabileceğini kanıtla!''

''Emredersin usta!''

Elinde yayı ile meydana gelen ork ile genç büyücü göz göze geldiğinde, psikolojik savaş çoktan başlamıştı. Hızla yüz adım yarıçapında bir alandan herkes uzaklaştırılmış, iki kişinin özgürce mücadele edebileceği bir arena oluşturulmuştu.

Elinde bir anda asası beliren büyücü ilk saldırıyı yaparken, iki küçük ateş topu Sangre'ye doğru hızla ilerledi. Asayı yakından görme şansı yakalayan Nafız, öğrencisi saldırıyı rahatça atlatırken gülerek ''Yakuttan büyü taşı olan bir asa, sanırım Hacı Joffrey'in artıklarını sen temizliyorsun'' dedi.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsanlar rakamlara benzer, durumlarına göre değer kazanırlar

Napoléon Bonaparte                                                                                      




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1259

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 890

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 659

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 377

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15563 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20944 Bölüm Sayısı


creator
manga tr