Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 39-Ateş Kapanı


ATEŞ KAPANI

Tozu dumana katarak kabileye yaklaşan Nikonya şehri birlikleri, ilerlemelerini durdurup savaş durumuna geçtiklerinde, güneş tepede ışıldıyordu. Çadırının önünden durumu takip eden Kızılayı, yanındaki avcı şefiyle konuşurken, Kasaphaydo savunma hattının önünde yerini almıştı.

Kasaphaydo, geride durup ordusunu komuta etmek yerine, birliklerinin en ön kısmında savaşan bir komutandı. Elinde büyük kalkanı ile heyecan içinde düşmanlarını izlerken, hiddetle bağırdı

''Savaşçılarım, bugün kabilemize saldıran soysuz insanların kanlarını oluk oluk akıtacağımız gündür.''

''Heyyyyyy!''

Komutanlarının sesi ile coşkuları artan savaşçı orklar, hep bir ağızdan bağırdılar.

''Bu an için doğdunuz, bu an için çalıştınız ve şimdi ömrünüz boyunca istediğiniz şeyi yapma fırsatı ayağınıza geldi!''

Ork savaş şefi konuşmasını sürdürürken, Nikonya ordusunda bulunan bir mekanik aletten izlendiğini bilmiyordu.

''Ne çok yaygara yaptı bu tepesi delik ork! Güneş batmadan bu işi bitirin, bu yerde daha çok zaman kaybetmek istemiyorum.''

Saldıran tarafının bu cüreti göstermesinin sebebi olan kişi konuşunca, etrafındaki herkes itaatle başlarını salladılar. Nikonya'da yaşanan olayların haberi Işığın Toprakları'na ulaşınca, Godfrey'in babası öğrencilerinden birini oğlunun yardımına yollamıştı.

''O itler cemaatte keyif sürüyor, ben burada ustanın sümüklü oğluna bakıcılık yapıyorum!''

Mutsuz bir şekilde söylenen Adhemar, tek bir alan saldırısı ile düşmanı yakıp kavurmak için can atıyordu lakin ustasından kimliğini belli etmemek için aldığı emir, elini kolunu bağlamıştı.

''Daha ne bekliyorsunuz saldırıya geçmek için ?''

Adhemar, şehir lordu tarafından ordunun başkumandanı olarak atandıktan sonra, bu görevi kendilerinin alacağını düşünen komuta düzeyi askerler, içten içe kıskançlık içindeydiler.

''Askerler ileri, ork kabilesinden kimse sağ kalmayacak!''

Mor alaşım ekipmanları ile ilerlemeye başlayan ağır zırhlı askerler yeri titretirken, ork şefinin sesi ıssız bozkırı inletti

''Kalkan duvarını kurun, okçular atış menziline girmelerini bekleyin!''

Okçuların yoğun atışı altında çelik çeliğe değerken, kabilenin ön savunma hattında kanlı bir savaş sürüyordu. Ekipman olarak eksikliklerini sayıları ile kapatmaya çalışan orklar, kendilerine yönelen saldırı karşısında gayet diri bir şekilde durabiliyorlardı.

Kalkan duvarına dalga dalga vuran hücumlar karşısında, Kasaphaydo'nun kemik ekibi inatla direnirken, arka tarafta avcı orklar, şefin güvenliği için geniş bir çember oluşturarak beklemekteydi.

''Şefim, gördüğünüz üzere düşmanın öyle korkulacak bir tarafı yok, Kasaphaydo benim avcılarımı savaşa çekmek için bilerek durumu abartmış gibi görünüyor.''

Kızılayı ile birlikte, hâkim bir noktadan süren savaşı takip eden Avcıların şefi, zehir saçmaya devam ediyordu. Savaşçı orklar ön cephede can siperane mücadele verirken, o yerini sağlamlaştırmak için entrikalar çevirmekle meşguldü.

Kalkan duvarı istilacıları adım adım kabilenin sınırından dışarı itiyor, okçu ve mızraklı birlikleri onları takip ederek düşmana ağır hasarlar veriyordu. Kademe kademe, düşmandan gelen baskının azaldığı hisseden Kasaphaydo'nun içine bir kurt düşerken, geriye bakmasıyla kabilenin orijinal savunma hattından yüz adım uzaklaştıklarını fark etmesi bir oldu.

''Bu salak Gölgekurdu neden bizi uyarmadı, savaşçılarım, adım adım geri çekiliyoruz.''

Yanındaki yiğit askerlerine geri çekilme emrini ileten savaş şefi, düşman cephesinden gelen binlerce okun güneşi kapamasıyla geç kaldığını anladı.

''Savaş makinaları bunlar, okçular ve mızraklı birim, tam hız geri çekilin!''

Öndeki kalkanlı savaşçılarla koordineli bir biçimde geri çekilen bu iki birim, Kasaphaydo'nun emrini duydukları anda tüm hızları ile bulundukların noktadan geri çekildiler.

Sonraki bir kaç on nefeslik süre, sanki savaş şefinin önsezisinin doğruluğunu kanıtlamak için geçmişti. Kalkan duvarını oluşturan orkların üstünden geçen binlerce ok, az önce hızla geri çekilen birliklerin durduğu yere düşünce, Kasaphaydo derin bir nefes aldı.

''Kale formasyonu al, sakince ilk bulunduğumuz noktaya dönüyoruz!''

Düz bir çizgi halinde dizilmiş orklar, kalkan duvarını bozarak kare şeklinde, dört taraftan ve üstten gelecek saldırılara karşı kendilerini savunacak bir şekle girdiler. Kristal kadehindeki şarabını zevkle yudumlayan Adhemar, orkların aldığı son savunma pozisyonundan sonra sakince gülümsedi.

''Kanatlarda ki makinaları cepheye sürün!''

Hızla geri çekilen ork birlikleri ile kale formasyonunda ilerleyen Kasaphaydo'nun arasındaki mesafe, bir hayli açılmıştı. Birliklerinin yaşayabileceği ağır kayıpları önlemek için bu önlemi alan savaş şefi, biraz sonra başına gelecekler karşısında büyük bir çıkmaza düşecekti.

Üç savunma tipi savaş makinası, iki ork birliği arasında oluşan boşluktan giriş yapıp, Kasaphaydo'nun geri çekilme yolunu kapattı. Aynı anda, düşman cephesinin ön saflarından hızla harekete geçen dört hücum tipi savaş makinası da, kalkanlarla kendilerini koruyan orklara yaklaşarak, onları bir çemberin içine hapsetti.

Kızılayı son yaşanan gelişmeleri hayretle izlerken, yanında duran Gölgekurdu'na ağız dolusu bağırıyordu.

''İstihbarat raporlarında, bu savaş makinalarının hiçbirinden bahsedilmiyordu, neler oluyor burada!''

Gördükleri karşısında Gölgekurdu'da şef kadar şaşırmıştı, bildiği kadarıyla Nikonya şehri, üçü ikmal tipi olmak üzere sadece beş adet savaş makinasına sahip olmalıydı. Üstelik Ayıboğan'ın kabilesine gönderdiği keşif ekibinin raporunda, savaş alanında hurda halini almış iki ikmal tipi makina olduğunu, şefe ve Kasaphaydo’ ya söylemese de kendisi gayet iyi biliyordu.

''Efendim, elimizde bulunan bilgilerde düşmanın üç ikmal, bir savunma ve bir atak türü savaş makinasına sahip olduğu belirtiliyor. Bu kadar çok savaş makinasının, nasıl bir anda ortaya çıktığını bende bilemiyorum.''

Gölgekurdu üzgün bir ses tonuyla bahanelerini sıralarken, Kasaphaydo bir ateş çemberinin içinde ecel terleri döküyordu.

Arkalarını bloklayan savaş makinaları yollarını tıkarken, ön cepheden saldıran makinalar, kalkanları ile küçük bir topluluk oluşturmuş orkların üzerine alev saçıyorlardı.

Yüksek bir model olan bu aletler, depolarındaki yanıcı maddeler ile havadan emdikleri oksijeni karıştırarak, yüzeylerindeki deliklerden düşmanlarının üstüne sürekli olarak ateş püskürtebiliyorlardı.

Kalkanları ile alevleri engellemeye çalışan orkların derileri haşlanırken, durmaksızın gelen oklar nedeniyle üstlerinde oluşturdukları kalkan duvarını da kaldıramıyorlardı. İçerde sıkışan hava ısındıkça, her nefeste soluk boruları yanan orkların durumu, komutanlarının gözlerinin kanamasına neden olmuştu.

''Gölgekurdu, avcılarınla kanatlardan düşmana akın et, yoksa tüm kabile yok olacak!''

İçinde bulundukları duruma rağmen, Kasaphaydo düşmanın tüm atak gücünü kendilerini yok etmek için kullandığını çözebilmişti. Şu anda kanatlardan yapılacak ani bir atakla, hem düşmana büyük hasar verilebilir, hem de kendileri bu ölüm çemberinden kurtulabilirdi.

''Hemen avcılarınla beraber düşman cephesine saldırıya başla!''

Kızılayı, savaşın gidişatın büyük bir hezimete doğru ilerlediğini görünce, Kasaphaydo'nun yardım çığlığına yanıt verdi.

''Nasıl böyle oldu, hayır bu şekilde olmamalıydı!''

Kendi kendine mırıldanan avcı şefinin hareketsiz kalması üzerine, Kızılayı öfkeyle bir daha bağırdı

''Gölgekurdu, birliklerinde beraber savaş alanına iniyorsun! Bu bir emirdir!''

Şef sinirle emirlerini sıralarken, yardımcısının aklından geçenleri bilmesinin imkanı yoktu. Gölgekurdu, hal ve hareketleriyle hiçbir emare vermese de, bu savaşın gerçekleşmesini Kasaphaydo'dan bile daha çok istiyordu.

Yıllarca, şefin kalbindeki zayıflığı kullanarak oluşturduğu güçlü temelin, ona şan ve şerefi getirme vakti gelmişti. İki tarafında ağır hasarlar alarak geri çekileceğini düşündüğü savaş sonrası, diri kalmış avcıları ile isyan başlatıp, kabilenin kontrolünü alması işten bile değildi.

Omuzlarından tutarak kendisini sarsan şefin yüzünü gördüğünde, hazırladığı planın ve kurduğu hayallerin yıkıldığını anlayan Gölgekurdu, hançerini çekerek yıllardır içinde tuttuğu kinini dışarı çıkardı.

Kızılayı'nın telaşla açılmış gözleri, boğazını kesen hançerin nereden geldiğini görememişti. Hissettiği acı ile bunca zaman sırtını dayadığı kişiye bakarken, kolları kavradığı omuzları tutamaz olmuş, başı Gölgekurdu'nun gövdesinden aşağı kayarak yere düşmüştü.

Her şeyden habersiz teker teker kaybettiği savaşçılarının ölümünü izlerken, kısılıp kaldıkları bu kapanda acı çeken Kasaphaydo, kulaklarına çalınan bir ses karşısında adeta yıkılacaktı.

''Avcı birlikleri, kabileyi terk ediyoruz!''

''Güçlükazma, levazım orkları ile bizi takip ediyorsun!''

Yardımın geleceği umuduyla, son güçlerine kadar dayanmaya çalışan savaşçı orkların hepsi, şefleri gibi bu sesi işitmişti. Her an yerdeki ölü arkadaşlarına bir yenisinin eklendiği, yanık bedenlerinin kokusu ruhlarına işlediği anlarda, savaşçı orklar şeflerine seslendiler

''Şefim, arkamızdaki makinaların arasından kaçmanız için bir fırsat yaratacağız, biz ölsek dahi siz intikamımızı almalısınız.''

Balık istifi sıkıştıkları alanda can çekişen orklar hayatlarından vazgeçmiş, onlara ihanet edenlerin peşine düşmesi için şeflerini bu kapandan kurtarmaya odaklanmışlardı.

''Kesin sesinizi! Ben bir ork savaş şefiyim, yoldaşlarımı bırakıp er meydanından kaçtıktan sonra, nasıl yaşamamı beklersiniz.''

Kasaphaydo, ölüm yolunda yürüdüğü anlarda dahi savaşçılarını yalnız bırakmazken, avcı ve levazım orkları kabilenin dışına doğru hızla ilerliyordu.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ben Yanmasam, Sen Yanmasan, Biz Yanmasak,
Nasıl Çıkar Karanlıklar Aydınlığa…
Nazım Hikmet Ran




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 665

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15640 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21137 Bölüm Sayısı


creator
manga tr