Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 38-Vasıfsız


VASIFSIZ

Uzaktan görünen çadırlar ve telaşlı orkların koşuşturmaları, ikiliye hedeflerine vardıklarını haber verirken, çevrelerinde bir ses yankılandı

‘’Dur! Kıyafetinizi çıkarın, yüzünüzü gösterin!’’

Kabilenin dışında yollara pusu kurmuş birliklerden biri, bu davetsiz misafirleri görmüş ve kimliklerini öğrenmek için etraflarını sarmıştı. Alyon ile Nafız, yavaş hareketlerle üzerlerindeki pelerinleri attıklarında, ork birliği rahat bir nefes almıştı.

Bir süredir gerilla savaşı yaptıkları Nikonya ordusundan birileri yerine soydaşlarını gören savaşçılar, yine de tedbiri elden bırakmıyordu.

‘’Kimsiniz siz? Ani bir hareket yapmadan, yavaşça dizlerinizin üstüne çökün.’’

Verilen komutlara uyarak hareket eden Alyon, bu arada sorulan sorulara da cevap veriyordu

‘’Biz, Ayıboğan şefin katledilen kabilesinden sağ kalan iki levazım orkuyuz.’’

İkili yola çıkmadan önce planlarını yapmıştı, Alyon’un zırh ve silahını Nafız’ın depolama yüzüğüne atmış, üstlerine basit ve eski deri kıyafetler giymişlerdi.

‘’Ellerini bağlayın! Şef Gölgekurdu’na götürelim bunları, hikâyelerini bir de o dinlesin.’’

Pusu grupları avcı orklardan oluşuyordu, herhangi bir ihtimale karşı yakalanan bu orkları bölüm şeflerine götürmek istemeleri normaldi fakat Gölgekurdu’nun adının önüne direkt şef ünvanını eklemeleri, Alyon’un tuhafına gitmişti.

Deri çadırın iki kanatlı kapısı açıldığında, içeride keyifle oturan ork kabilenin davetsiz misafirlerine dikkatle baktı.

‘’Ayıboğan’ın sefil kabilesinden olduğunuzu söylemişsiniz, gözcülerim hepinizin katledildiğini bildirmişti bana.’’

Alyon karşısında duran orkun sözleri karşısında sinirlense de, kendini tutmak için yoğun çaba sarf ediyordu. Nafız, bu durumda önceliği almasının doğru olduğunu düşünerek konuşmaya başladı

‘’Efendim, biz toplanan dışkıları atmak için arkadaşımla beraber kabilenin uzağında bir bölgeye gittiğimizde baskın gerçekleşmiş. Geri döndüğümüzde, her yer yıkılmış bir vaziyetteydi, kabilemizdeki orkların cesetleri bile alınıp götürülmüştü.’’

Gölgekurdu, son duyduğu sözlerle iki orkun üstündeki şüpheci bakışlarını geri çekmişti zira keşif ekibinin raporu da kabilede ork cesedi olmadığı belirtilmişti.

İki orku baştan aşağı süzen avcıların şefi, nöbetçilere bakarak keyifsiz bir şekilde ‘’götürün bunları levazım bölümüne atın gitsin’’ dedi.

Bir süre yürüdükten sonra nöbetçiler kendilerini levazım bölümüne getirdiğinde, Nafız Alyon’a dönerek gülmeye başladı.

‘’Döndük dolaştık, yine aynı yere geldik ha kocaoğlan!’’

Hayata tutunmaya çalıştığı ilk günlerde, kendisi de bir levazım orku olan Şef Alyon, bu trajikomik durum karşısında gülümsemeden edemedi.

‘’Değişen bir nokta var, bu kabilede avcıların bariz bir ağırlığı varmış gibi görünüyor.’’

Yerleşim biçimi Ayıboğan’ın kabilesine benzeyen bu toplulukta, konum olarak avcılar savaşçıların yerini almıştı. En dış halkayı yine levazım orkları oluştururken, avcı çadırları savaşçılar ve şef arasında tampon görevi görüyor gibiydi.

‘’Hey! Siz iki şanslı köpek, gelin buraya!’’

Alyon ve Nafız kendi aralarında gülüşürken, cılız bir ses onların dikkatini çekmek için uğraşıyordu.

‘’Kime diyorum, alın bu kovaları bu civardaki tüm pisliği temizleyin.’’

Önlerine iki kova atarak uzaklaşan tipe bakarken, Nafız bir kahkaha daha patlattı.

Alyon, kabilesinin orklarının konumlarına ulaşarak bekleme durumuna geçtiklerinin haberini aldığında, Kızılayı’ da Nikonya ordusunun harekete geçtiğini öğrenmişti. Kabile içinde bir panik havası eserken, güneşin batımıyla beraber bölüm başkanları acil bir şekilde şefin çadırına çağırılmıştı.

‘’Şefim düşmanın imhası için planım hazır, onları yolda karşılamamız halinde bu tehlikeyi atlatmamız ve karşı atağa geçmememiz için hiçbir neden yok.’’

Kasaphaydo bu günün geleceğini çok önceden tahmin ettiğinden, detaylı olarak dersine çalışmıştı. Yardımcısı zemine bir harita sererken, söze kaldığı yerden devam etti

‘’Şefim, harita üzerinde işaretli üç noktada, avcı birliklerinin düşmanı pusuya düşürüp vur-kaç yapmaları halinde, kritik hasarlar verebiliriz.’’

Savaşçı şefi heyecanla planını anlatırken, sağ tarafından gelen bir ses neşesini kaçıracaktı.

‘’Sana benim avcılarımı kullanabileceğini kim söyledi?’’

Sesin sahibi Gölgekurdu ile Kasaphaydo göz göze geldiklerinde, savaşçı şefi sertçe bağırdı

‘’Şu anda kabilemiz topyekûn bir savaşın eşiğinde, eli silah tutan herkes savaşçı olarak kabul edilip, bir noktadan yönetilmelidir.’’

Kasaphaydo ne kadar dik başlı ve şiddet yanlısı olsa da, savaş durumunda yapılması gerekenler konusunda derin bir bilgiye sahipti.

‘’Peki, tüm tehlikeli görevlere avcılarımı atayıp sayılarını kasten düşürmeyeceğini nereden bileceğim?’’

Gölgekurdu cümlesini bitirirken, manalı bir şekilde Şef Kızılayı’ ya bakıyordu. Yıllarca, şefin yerini Kasaphaydo’ ya kaptırma korkusunu kullanıp olmayacak inisiyatifler edinen bu ork, bunları bir savaşta kaybetmeyi hiç istemiyordu.

‘’Kasaphaydo, üstümüze gelen düşman saldırılarından bizleri korumak savaşçıların işi, bunca senedir kabilenin sizi beslemesinin karşılığını ödemeniz gereken şu zamanda, zayıflık mı gösteriyorsunuz?’’

Kızılayı avcıların şefinin tuzağına düşüp sertçe çıkışınca, Kasaphaydo bir süre ne diyeceğini bilemeden olduğu yerde donup kalmıştı. Toplantı bitip çadırına doğru yürüdüğünde, hala yaşadıklarının şokunu atamayan savaşçı şefi kendi kendine söyleniyordu.

’Seni vasıfsız, korkak herif! Tüm kabilenin yeryüzünden silinmesini mi istiyorsun?’’

Aklı başında değilken bütün yolu yürüyen Kasaphaydo, çadırına girince bir sürprizle daha karşılaşacağını tahmin dahi edemezdi. Hışımla girdiği çadırında, bir hançer boğazına dayandıktan sonra kendisine gelen savaşçı şefi, hiddetle bağırdı.

’Şefi kuklan yaptığın yetmiyormuş gibi, kabile bu tehlikeli durumdayken beni de mi öldürmeyi planlıyorsun seni çakal.’’

Gölgekurdu’nun kendisine suikast düzenlediğini düşünen Kasaphaydo, kulağına fısıldananlar karşısında bir anda neye uğradığını şaşıracaktı.

‘’Sana bir teklifim var asi çocuk, kabul ettiğin anda Kızılayı ve Gölgekurdu ’nu senin için öldürebilirim. Bu olduğunda, anlattığın planı uygulayıp Nikonya ordusunu kabileye varamadan yok edebilirsin.’’

Nafız zindandan aldığı hançer ile savaşçı şefinin boynuna yavaşça bastırırken, kendisine reddedemeyeceği bir teklif yapmıştı.

‘’Toplantıyı dinlediysen, tüm bu süre boyunca beni takip ediyorsun demektir. Ben dâhil kimsenin seni fark etmemiş olması, söylediklerini yapabileceğinin en büyük kanıtı sayılabilir yanılıyor muyum?’’

Kısa sürede bir durum değerlendirmesi yapan Kasaphaydo, hayatını ellerinde tutan kişinin kudretini çözmüştü.

‘’Görüntünün aksine zekân epey keskinmiş, sunduğum teklife olumlu bir yanıt vermişsin gibi kabul edebilir miyim?’’

Nafız sunduğu önerinin kabul edileceğini sanıyorken, savaşçı şefi beklenmedik bir çıkış yaptı

‘’İstersen beni öldürebilirsin ama üstlerim ne kadar vasıfsız olursa olsun, ben ork savaşçılarının guruna sahip biri olarak, hiyerarşiyi bozacak bir eylemde bulunamam.’’

Kendinden gayet emin bir şekilde sözlerini bitiren Kasaphaydo, ölümünü beklediği anlarda dahi dimdik duruşunu bozmamıştı. Savaşçı şefi son nefeslerini aldığını düşünürken, boğazındaki soğukluğu artık hissetmediğini fark etmesi biraz zaman almıştı.

Panikle arkasını döndüğünde, çadırın içinde kendisi hariç kimsenin olmadığını keşfetti. Olduğu yere çöken savaşçıların şefi soğuk terler akıtırken, bir gölge hızla çorak topraklar üzerinde ilerliyordu.

‘’Tahminlerin doğru çıktı, o aptalda en az senin kadar kalın bir kafaya sahip.’’

Kendisini, beraberlerinde getirdikleri birliklerin yanında bekleyen Alyon’un görünce, Nafız kızgın bir halde söylendi.

Gündüz, Nikonya ordularının saldırıya geçtiği haberini alan kabile, tamamen düşmana odaklanmış, diğer bütün yönlerdeki kuvvetlerini geri çağırıp bir savunma hattı kurmaya uğraşıyordu. Bu nedenle bulundukları noktaya gizlice gelebilen Alyon’un savaşçıları, sabırsızlıkla önlerindeki savaşı beklemeye başlamışlardı.

‘’Bir ork savaşçı, hain olmaktansa ölmeyi yeğler demiştim sana değil mi?’’

Alyon gururla konuşurken, Sangre ikiliye doğru yaklaşarak ustasını selamladı

‘’Efendim tüm hazırlıklar tamam, yarın güneş tepeye çıkınca Nikonya ordusunun kabileye ulaşacağının haberini aldık.’’

Nafız, Kasaphaydo’nun yaptığı saçma seçim sonucu yaşadığı hüsranı, kan savaşçısı Sangre’nin kısa sürede yaşadığı gelişimin sevinci ile üzerinden atmaya çalışırken, Alyon’ la beraber yarın için yaptıkları planı bir kez daha gözden geçirmeye başladılar.

 

 ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

En iyi liderler, iş bittiğinde insanların bu işi biz başardık diyebilmelerini sağlayan kişidir.

Lao Tzu

 

 

 

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1242

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1067

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 886

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 814

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 695

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 650

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 628

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 549

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 520

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 357

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 185

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15164 Üye Sayısı
  • 475 Seri Sayısı
  • 20068 Bölüm Sayısı


creator
manga tr