Korku dağları bekler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 34-Yalnız Savaşçı


YALNIZ SAVAŞÇI

''Hayırdır arzulanan erkek, yüzün sirke satıyor.''

Nafız göz ucuyla Dilber'e baktıktan sonra, meydanın ortasında moralsiz bir şekilde oturan Alyon'a seslendi.

''Nafız üstüme gelme, hiç keyfim yok.''

Alyon'un gerçekten canının sıkkın olduğunu gören Nafız, koluna girerek onu bir köşeye çekti. Bu sırada, ikinci ve üçüncü ork zindandan aldıkları ödülleri birbirlerine göstererek seviniyorlardı.

Kendi boyundan büyük, önünde bir aslan kafası kabartması olan kalkanı arkadaşına gösteren üçüncü ork, ikincinin üstündeki deri zırhı eliyle kontrol ediyordu. Dilber'in dikkati de bu ikilinin yanlarında getirdiği eşyalara kaymış iken, Alyon dertli bir şekilde konuştu.

''Kahretsin, ustam bu zindanın ödülünü aldığı için elim boş bir şekilde geri dönmek zorunda kaldım. Ödül zindanından sadece bir kere hediye alınabilir kuralı, mirasçıları bile kapsıyormuş.''

Alyon'un içine düştüğü durumu öğrenen Nafız, kendisini teselli etmek için lafa girdi.

''Şu an elinde olan savaş çekicinin, gücünü yansıtmak için yetersiz kaldığını biliyorum fakat ork steplerini elimize geçirene kadar sabret. Bir sonraki hedefimizde, silahının seni beklediğine eminim kocaoğlan!''

Kafasına iki kere şaplattığı Alyon'un neşesini yerine getirmek isteyen Nafız, gözlerini bir şey ararmış gibi etrafında gezdirdikten sonra Dilber'e dönerek

'' Tek başına tünelden giren ork nerede?’’ dedi.

'' Tünellere girdiğinizden beri yetmiş gün dönümü geçti, ilk çıkan grup kahraman Şef Alyon'un grubu oldu.''

Dilber, aşkla baktığı gözlerini Alyon'un üstünden çekerek söze devam ederken, Nafız' la küçümser bir şekilde konuştu

''İkinci olarak sen ve yanındaki ork geldi, tek başına tünele giren kişiden henüz bir haber yok.''

Nafız, Sangre'nin girdiği tünelin girişine kadar yürüyerek, bir süre ayakta bekledi. Kan vaftizi ile yarattığı savaşçının, bu sınavı tek başına vermesi gerektiğini biliyordu fakat içine bir kaya gibi oturmuş sıkıntıyı da söküp atamıyordu.

''Burada Sangre'nin geri dönmesini bekliyoruz, kendinize yapacak bir uğraş bulun.''

İkinci ve üçüncü orka seslenen Nafız, olduğu yere bağdaş kurup oturmuştu. Dilber'in mağarasını işgal eden bu dişi orka tepki gösterecek gibi olduğunu sezen Alyon, hemen iltifatlara başlayarak ortamın gerilmesini engelledi.

Zindandan çıkmalarının üstünden kırk gündönümü geçmesine rağmen, Sangre hala girdiği tünelden geri gelmemişti. Bu durum şahit olan herkesin kendisinden umudu kesmesine neden olsa da, seslerini çıkarmadan beklemeyi sürdürüyorlardı.

Gün geçtikçe, Nafız'ın etrafa yaydığı katil niyeti koyulaşıyor, mağaranın içindeki kişilerin değil konuşmak nefes almaları bile oldukça zorlaşıyordu.

Alyon, mağaraya ilk girdikleri zamanın üzerinden yüz seksen gündönümü geçtikten sonra, artık gitmeleri gerektiğine kanaat getirmişti. Yaşanacak olayları göze alarak Nafız'ın yanına gelince, onu bir kelimeyi sayıklarken buldu.

''Geliyor!''

Alyon elini Nafız'ın omuzuna koyarak, arkadaşını düştüğü bu çaresiz durumdan uyandırmak istercesine sert bir sesle konuştu.

''Nafız, çok uzun bir süre geçti, gerçeği sende kabullenmek zorundasın.''

Nafız, kan oturmuş gözleriyle Alyon'a bakarak bağırdı

''Ayak seslerini duymuyor musun? Geri geliyor!''

Alyon tünelin içine bakarak dikkat kesildiğinde, gerçekten çok yavaş adımlarla olsa da birinin yürüdüğünü işitmişti. Yarım günlük bir süre sonra, tünelin ağzında her yeri kesikler ve yaralar içinde olan Sangre belirdiğinde, Nafız o günden beri oturduğu yerinden kalkarak yanına yürüdü.

''Usta, görevimi tamamladım atalarımın lütfunu elde ettim.''

Adeta yürüyen bir cesedi andıran Sangre konuşmak için gözlerini açtığında, yayılan cinayet niyetinden dolayı zindan fatihi diğer iki ork bir avuç kan kustular.

''Şimdi dinlenme zamanı kan savaşçısı Sangre, kapat gözlerini ve uyu.''

Nafız elleriyle öğrencisinin gözlerini kaparken, Sangre bilincini kaybedip kollarına düşmüştü. Aceleyle, yüzüğünden çıkardığı bir iksiri baygın yatan Sangre'nin ağzından içeri döken Nafız, şiddetle bağırdı.

''Çabuk bana temiz su getirin, arkadaşınızın yaralarını temizleyeceksiniz.''

Az önce aldıkları darbe yüzünden renkleri solan iki ork panikle mağaranın çıkışına doğru koşarken, kendilerine yönelen bir sesle duraksadılar.

''Durun! Dışarı çıkmanıza gerek yok.''

Orklar Dilber'in sözleri karşısında koşmayı keserken, Nafız öfke ile konuştu.

''Sen, benim emirlerimin üzerine söz söylemenin sonucunu biliyor musun?''

Dilber, kendisine çıkışan Nafız’ı görmezden gelerek, ork şefine seslendi

''Alyon tatlım, çocuklarıma gizli kaynaktan su getirmelerini emrettim, kabilenin yaralı savaşçı için gereken yardımı göstermek istiyorum.''

Tek kaşını kaldırarak cilveli bir şekilde konuşan Dilber Alyon'un yanına doğru yürürken, dört kaplumbağa sırtlarında içine açık mavi bir su doldurulmuş kabuk ile geldiler.

''İstediğiniz kadar kullanabilirsiniz, çocuklarım bir kaç kabuk daha su getirecekler size. Benim tavsiyem, yaralı orku komple suyun içine yatırmanız yönünde olacaktır.''

Dilber'in bu ciddi konuşması sonrası, Nafız iki orka Sangre'yi kabuğun içine yatırmalarını emretti.

Sangre açık mavi suyun içine yattığı gibi, kabuktaki suyun rengi kırmızıya dönmüştü. Bir süre sakin şekilde yatan kan savaşçısının yüzündeki acı ifadesi yavaşça dağılırken, Nafız öğrencisinin yeni gelen kabuğa alınmasını söyledi.

Üstündeki kıyafetleri çıkarılmış şekilde yatan Sangre yeni kabuğa alınırken, gördükleri karşısında Nafız şoka girmişti. Öğrencisinin ağzına, tarikatının en etkili iyileştirici ilacı olan Kan İyileştirici İksir' i boşaltsa da, yaraların bu kadar çabuk kapanmaya başlaması mümkün değildi.

Suratında beliren hayret ifadesi silinmeden bakışlarını Dilber'e çevirdiğinde, dişi kaplumbağanın da kendisine baktığını gördü. Tanıştıklarından beri gerilim içinde oldukları yaratığın, kendisine yaptığı bu iyiliği görmezden gelemezdi.

''Dilber, öğrencimin iyileşmesi için yaptığın bu yardımı hiç unutmayacağım.''

Nafız, devasa dişi kaplumbağaya başını eğerek teşekkür ettikten sonra yürüyüp gidecek iken, Dilber konuşmaya başladı.

''Bu yardımı senin için değil, yıllar önce hayatımı kurtaran iyi yürekli ork savaşçısı için yaptım.''

Nafız gülümseyerek arkasını dönünce içinden, ''Dünyalar değişiyor ama kadınlar asla'' diye mırıldandı.

Sangre'nin yaralı bir şekilde dönmesinin üzerinden iki gün dönümü geçtikten sonra, grup dönüş yolculuğu için hazır hale gelmişti. Sangre iyileşmiş, üstüne yeni kıyafetlerini giyerek ustasının yanında duruyordu.

''Sangre iki savaşçı dostunun hediyeleri burada, senin kazandığın eşyayı da hepimiz görmek isteriz.''

Alyon, eliyle ikinci ve üçüncü orkun kazandığı eşyaları gösterirken, Sangre'nin ekipmanını merak ediyordu. Nafız, kendisine bakan öğrencisine gözlerini kapatarak onay verdikten sonra, kan savaşçısının etrafında altı tane fırlatma bıçağı dans etmeye başlayacaktı.

Siyah üzerinde kırmızı gölgeler bulunan bu bıçaklar, hiçbir temas olmadan Sangre'nin etrafında dolaşıyorlardı. Bir süre arzı endam eyleyen bıçaklar aniden Sangre'nin koynundan içeri girdiklerinde, ortamdaki herkes büyülenmiş gibi kendisine bakıyordu.

''Kaçıncı etapta goblin savaşçılarını kaybettin Sangre?''

Nafız zindanın verdiği hediyeyi görünce, öğrencisine aklına takılan soruyu yöneltti.

''Usta, beşinci etaptan sonra tek başıma kalmıştım.''

Sangre ustasının sorusunu cevaplarken, söylenenleri işitenler kulaklarına inanamadılar. Yanlarında iki güçlü savaşçı ile girdikleri zindanı rahatça tamamlayan diğer orkların tüyleri, diken diken olmuştu.

''Vermiş olduğunuz bu yay olmasa şu anda burada olamazdım, canımı istediğiniz zaman seve seve vermeye hazırım.''

Nafız önünde diz çökmüş öğrencisini kolundan tutup kaldırırken, keyifli bir ruh hali içindeydi.

''Salak çocuk bana dirin lazım, sakın benim önümde ölme cüretini gösterme.''

Ekip kabileye dönmek üzere araçlarına yol almışken, Dilber'in eşliğinde mağaradan çıkış yaptılar. Girişe ulaştıklarında Alyon Dilber'e bakarak, '' Ustama verdiğin sözü unutmadığını var sayıyorum hanımefendi'' dedi.

''Ustan beni alıp bu mağaraya getirdiğinde, sizin gibi tünellerden içeri girmişti. Yaklaşık otuz gündönümü sonra çıktığında, kendisine aniden gelişip sırtımdan atmak zorunda kaldığım kabuğumu vermek istedim.''

Dilber, gözlerine oturan yaşlar eşliğinde konuşmaya devam etti

''Bana söyledikleri hala kulağımda, bir dahaki gelişimde bana bunlardan yine hediye eder misin?''

Devasa kaplumbağa hikâyeyi anlatırken, Nafız olan bitenin farkına varmıştı. Sangre içinde yatarken kaplumbağa kabuğunu incelemiş, zindandan elde ettiği silahla bu kabuklara anca çizik atabildiğini görmüştü.

Sözlerini bitirince çocuklarına emaneti getirmelerini söyleyen Dilber, kendisini tutamayıp ağlarken, dev bir boş kabuk mağaranın içinden dışarı çıkmaya başlamıştı. Dilber'in üzerindeki kabuğun boyutundan biraz küçük olan bu boş kabuk, içinde binlerce daha ufak kabukla beraber yere bırakılınca, zeminde derin çatlaklar oluşturdu.

''Kahramanımın emaneti işte burada fakat bu küçük araçla hepsini alamayacaksınız gibi görünüyor.''

Ağlaması biten Dilber, grubun sahip olduğu mekanik alete bakarak Nafız'a seslendi. Dişi kaplumbağanın hala kendisiyle uğraştığını gören Nafız, yüzüğünün olduğunu elinin büyük kabuğun yüzeyine koyarak

''Sen bunları dert etme minnoş, ağladıkça gözaltı torbaların iyice ortaya çıktı onlarla uğraş bence'' dedi.

Sözlerini bitirmesiyle, dev kabuğu yüzüğünün içindeki alana çeken Nafız kahkahayı patlattı. Gülerek dönüş yolunda onları taşıyacak araca binen Nafız'ın aksine, Alyon ve diğer üç ork Dilber'e saygı ile eğilip veda ettiler.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Nefret ettiğin insanla iyi geçinme çabasına siz medeniyet, ben sahtekârlık diyorum. O yüzden anlaşamıyoruz. 

Charles Bukowski




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 605

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15647 Üye Sayısı
  • 515 Seri Sayısı
  • 21158 Bölüm Sayısı


creator
manga tr