Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 28-İti İte Kırdırmak


İTİ İTE KIRDIRMAK

Alyon, fiilen yeni şehir lordu olacak Gulag'a bundan sonra yapacağı hamleleri anlatırken, Miloş efendisine şehirde yaşayan Işığın Toprakları vatandaşlarının yerini göstermekle meşguldü. Çoğu, kilit noktalarda görev alan bu kişilerin yaşadığı evler genelde malikâneler olurken, kapılarında askerler sıkı bir şekilde nöbet tutuyorlardı.

''Sen burada bekle, daha sonra bana lazım olacaksın yüzünü kimseye gösterme''

Nafız yeni kölesine dikkat etmesini tembihledikten sonra bir gölgeye dönüşüp, bugün uğrayacağı son evin bahçesinden içeri girdi. Karanlıklar içinden salınarak evin sahibinin çalışma odasına geldiğinde, gökyüzünde ay bir bulutun arkasına saklanmaya çalışıyordu.

Nikonya ordusu komutanı Keşiş Pierre masasında çalışırken, kapısının hafifçe açıldığını fark etmeden günlük işlerine dalmıştı. Işığın, elindeki kâğıtları okumasına yetmeyecek kadar azıldığı fark eden komutan, masasındaki mumu yaktı.

Odasının aydınlanmasıyla beraber, daha önce hiç olmadığı şekilde masasının karşısındaki duvarda hareket eden gölgeler belirdi. Kimi zaman bir kurt başı, kimi zaman da tavşan şeklindeki gölgeleri gören Pierre, korkuyla ayağa kalktığında bir ses odanın içini doldurdu.

''Küçükken, elektrikler gittiğinde ablamla ne oynardık bu oyunu, varoşta yaşamanın da bazı güzel yanları olmuyor değil!''

Nafız sakin adımlarla Keşişe doğru yürürken, Pierre duyduğu şeyleri anlamlandırmaya çalışmakla uğraşıyordu.

''Tabii! Cahilliğimi bağışlayın sayın keşiş, siz Işığın Toprakları vatandaşıydınız doğal olarak küçükken hiç karanlıkta kalmamışsınızdır.''

Konuşarak kendisine doğru yürüyen kişinin dişi bir ork olduğunu gören Pierre, bir anda soğuk terler atmaya başladı. Yanında korumaları olmadan katlettiği orklardan biriyle aynı odada bulunmak, günlük hayatının bir parçası değildi. Panik içinde asasına doğru uzanan keşiş, elini havada uçarken görmeden önce, yüzünde hafif bir esinti hissetti.

''Ahhhh! Kolum, seni vahşi yaratık nasıl cüret edersin?''

Asaya uzanan kolu dirsekten itibaren kesilen keşiş çığlıklar atmaya başlamışken, Nafız elinin dışıyla boğaza kesme bir vuruş yaptı. Aldığı darbe nedeniyle, ses telleri ezilen komutan acıyla inlerken, dengesini kaybedip yere düştü. Büyü yapmak için son şansını da kaybeden keşiş korku ile sürünürken, Nafız kendisini adım adım takip ediyordu.

Çalışma masasının arkasındaki duvara kadar sürünen bir zamanların şanlı ordu komutanı, elinde kendisine ait asa ile peşinden yürüyen ork savaşçısını görmemek için sırtı dönük şekilde titriyordu.

''Siz ruhban sınıfı hep böyleydiniz, elinizden bu oyuncağı alınca hemen küsüp kaçıyorsunuz.''

Pierre'in yanına gelen Nafız, kulağına eğilerek konuşmaya devam etti

''Neden büyülü ilahilerini söylemiyorsun keşiş, hadi o şanlı tanrına yalvarsana gelsin seni kurtarsın''

Işığın Toprakları'nı oluşturan klanların üyeleri Işığın Tanrısına inanıyorken, Cehennem Diyarı sakinleri Karanlığın Tanrı'sının yoldaşlarıydılar. Bu iki güç yüzyıllardır savaş halinde olduklarından dolayı, birbirleri hakkında birçok bilgiye sahipti olmuşlardı. Işığın takipçilerinden olan ruhban sınıfı üyeleri, saldırı ve savunma için büyülü ilahiler okur, bunların gücünü arttırmak içinde asalarını kullanırdılar.

Boğazından tuttuğu keşişi tek eliyle kaldırıp duvara vuran Nafız, çalışma odasının iki kanatlı büyük kapısının açılma sesi ile beraber kafasını arkaya çevirdi. Çalışma odasına giren askerler öfke içinde önlerindeki manzaraya bakarken, Nafız cübbesinin kapüşonunu atarak yüzünü odanın içindeki herkese gösterecekti.

''Nikonya'nın sözde şanlı askerleri, tam zamanında geldiniz bende komutanınızı duvara çivilemek üzereydim!''

Sözlerini bitirdikten sonra, askerlerin şaşkın bakışları arasında elindeki asa ile keşişi duvara çakan Nafız, kahkahalar atarak çalışma odasının penceresinden dışarı atladı. Askerler komutanlarının yanına koşarken, dişi orkun sesi binanın dışından gelerek kulaklarında yankılandı.

''Bu gece orkların intikam gecesiydi, bize düşmanlık besleyen kim varsa kanları ayaklarınızın altındadır!''

Komutanlarını katleden orkun sözleri ile beraber, istemsizce ayaklarına doğru bakmak zorunda kalan askerler, yerde kanlarla çizilmiş bir işaret gördüler. Bölgede hâkim olan ork kabilesinin sembolü olan yuvarlak içinde artı işareti, ork kabilesinin Nikonya'ya savaş açtığını anlatmak için yeterliydi.

''İşte böyle Gulag, bugünden sonra ben ele geçirene kadar bölgedeki ork kabilesi ile savaş halinde olacaksınız.''

Nafız işleri hallederken, Alyon' da sıska ihtiyara yaptıkları planı anlatmayı bitirmişti. Şehirde bulunan tüm Işığın Toprakları vatandaşları, ork kabilesi tarafından öldürülmüş gibi gösterilerek bölgede bir kargaşa ortamı oluşturulup, göç eden kabilenin güçlenmesi için bir zemin hazırlanmıştı.

''Benim artık gitme vaktim geldi, bu mekanik güvercinlerle ihtiyacın olacak malzemeleri temin edebilirsin. Şehir lordunun çok vahşi bir karşılık vermesi lazım bu olanlara, sakın merhametli davranmaya çalışma''

Sözlerini tamamlayan Alyon taht odasından hızla çıktıktan kısa bir süre sonra, ordu komutan yardımcısı panik içinde giriş yapacaktı. Kapıdaki muhafızın yerinde olmadığına şaşıran asker, içeri girince gördüğü manzara karşısında donup kalmıştı. Şehir lordu Godfrey, sağ kolu Gulag ve kapıdaki muhafız, ağır yaralı bir şekilde taht odasının zemininde yatıyorlardı. Yerde yatan Lordunu kurtarmak için aceleyle koşan asker yanına ulaştığında, Godfrey ağzından kanlar saçarak

''O iki katil orku mutlaka yakalayın, canlı canlı derilerini yüzeceğim onların!'' dedi.

Godfrey ve odada yaralı durumda olanlar şifacıları beklerken, Alyon gizli mağarada arkadaşlarıyla buluşmuştu.

''Nafız, planımızı uygularken bir aksaklık çıkmadı umarım.''

Alyon, yanında kölesi ile yemek yiyen Nafız'ı görünce, merakla sordu.

''Sen beni ne sandın oğlum, posta pulu gibi yapıştırdım duvara keşişi.''

Keyifle cevap veren Nafız, elindeki buttan koca bir ısırık aldı.

Düşman iki gücün arasında savaş başlattıkları bu akşamı, keyifli bir yemekle kutlamak isteyen Nafız, zindanda yaşayan insanlara canavar etinden yemekler yaptırmıştı. Şehrin tamamı bir çılgınlık içinde yas tutarken, zindanın içinde neşeli kahkahalarla kutlama yapılıyordu.

Aranan orkların bulunamadığı son iki günde şehir lordunun gerginliği iyice artarken, Gulag tamamen iyileşerek zindanına doğru yola çıktı. Etrafındaki yoğun koruma askerlerini kapının önünde bırakıp zindanın içine girdiğinde, insanlar koşarak kendisini tebrik etmek için sıraya girdiler.

Kendisine sarılan, ağlayan, sevinçle kucaklayan insanların oluşturduğu sıranın sonu geldiğinde, dev bir ork Gulag'ın karşısına çıkmıştı. Gulag elini uzatarak kendisine gülümseyen bu orkun elini sıkarken, bırakmak istediğinde elini geri çekemediğini hisseti.

''Dostum, sabırla uğraşarak yaptığın plan sonunda meyvesini verdi, seni canı yürekten tebrik ederim lakin konuştuğumuz konularda işbirliğine girmeyip yanlış bir hareket yaparsan, seni nerede olursa ol bulabileceğimi bilmeni isterim.''

Elini bırakan ork, cevap beklemeden sırtını dönüp gittiğinde, Gulag karışık duygular içinde olduğu yere çöktü. Bu sırada Jashua, oyuğunda uyanmış ve başında duran dişi orkla göz göze gelmişti. Korku ile yatağın bir köşesine sinen çocuğu görünce, Nafız gülmekten kendini alamadı. En son kamçı ile boğazını sıkan yaratığı yanı başında gören çocuğun tepkisi gayet doğaldı, bu nedenle Jashua'nın iyi olduğunu gören Nafız, ayağa kalkarak oyuktan dışarı yürüdü.

Dişi ork dışarı çıkarken, çocuklarının uykudan uyandığını gören anne ve babası da içeri koştular. Evladının korku içinde yatağın köşesine titrediğini gören annesi, sevgi ile onu sararak sakinleştirmeye çalıştı.

''Her şey geçti oğlum, artık bu mağarada yaşamamıza gerek kalmadı. Hadi biraz toparlan, annen sana sıcak yemek getirecek.''

''Miloş hazır mısın? Bu delikten çıkma vaktimiz geldi.''

Sahibinin sorusu karşısında, Miloş tok bir sesle cevap verdi

''Hazırız efendim, dilediğiniz zaman buradan ayrılabiliriz.''

Nafız, Alyon ve Miloş sıska ihtiyarın arkasında dar bir tünelde ilerlerken, bölgede hüküm süren ork kabilesinin reis çadırına bir haberci panikle girdi

''Şef Kızılayı! Haberler çok kötü, iki madenimizde de çalışan işçilerin tümü vahşice katledilmiş.''

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Propaganda öyle bir sanattır ki, insan başkasının ayağına basarken kendisi "ah" der.

Bob Hope

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 785

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 752

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 607

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 586

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 483

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 451

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 422

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 412

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 382

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 345

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 132

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 108

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 98

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 71

Angoria
Angoria
Beğeni Sayısı: 37

Yazarın El Kitabı
Yazarın El Kitabı
Beğeni Sayısı: 33

Ölü Soy
Ölü Soy
Beğeni Sayısı: 28

White
White
Beğeni Sayısı: 26

Art Of War
Art Of War
Beğeni Sayısı: 26

Site İstatistikleri

  • 6320 Üye Sayısı
  • 132 Seri Sayısı
  • 10267 Bölüm Sayısı


creator
manga tr