Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 24-İlginç Deney


İLGİNÇ DENEY

Partnerinden gelen öneri karşısında pek fazla şaşırmayan Alyon

''Aslında, elimizdeki kaynağı kullanmadan bu işi çözmek en mantıklısı olabilir'' dedi.

Etrafındaki kalabalığın şaşkın bakışları arasında, Nafız yüksek bir sesle bağırdı.

''İşimize sadece şu fasulye sırığı yarıyor, kalanınız akşam olunca çıkıp gidebilirsiniz!''

Zindanda yaşayan kişilere hayatlarını kurtarmak için bir yol gösterdiğinde, kalabalık aniden sessizleşti. Nafız, insan her yerde insan diye düşündü acıyla gülümseyerek, ebeveynleri öldüğünde daha önce yardım ettikleri insanlar da onlara sırtını dönmüştü. Mora, olağanüstü kabiliyetlere sahipti ve başına gelen acı olaya kadar çevresindeki kişilere karşı hep kibar davranmıştı.

Bu üçüncü hayatta da değişen bir şey yok vefasızlık insanın mayasında diye düşünürken, cılız bir çığlık sessizliği yırttı

''Hayır, ben Gulag amcayı yalnız bırakmayacağım!''

Bu sözlerin sahibi, sıska adamın bacaklarına sarılıp gözyaşları döken Jashua'dan başkası değildi. Çocuğun sergilediği yiğitlik şaşkın kalabalığı da kendi getirmiş, Gulag'ın önünde bir set oluşturmaya başlamışlardı.

Alyon ağzı kulaklarına varmış bir şekilde kendisine bakarken, Nafız kamçısıyla küçük çocuğu kalabalığın içinden çekip aldı. Boğazı kamçı tarafından sıkılırken nefes almaya çalışan zavallı çocuk, ağzını sonuna kadar açmış mücadele ediyordu.

Nafız, yüzüğündeki depodan çıkardığı ceviz büyüklüğündeki bir ilaç topağını, çırpınan çocuğun ağzından direkt midesine yolladı. Midesinde adeta bir volkan patlamış gibi hisseden zavallı yavrucak yerde çılgın gibi debelenirken, Nafız bir ayağıyla beline basarak onu yere sabitledi.

Kalabalık gördüklerinin etkisiyle, gözleri kararmış bir şekilde Nafız'a doğru saldırıya geçmeye başlamıştı. Küçücük bir çocuğa bu eziyetin yapılmasına sessiz kalamazlardı, ölmek bile bundan daha şerefli bir eylem olurdu.

Kankırmızı renkli kamçı önlerinde şakladığında, ayaklarının dibinde bir karış derinliğinde çukur oluşmuştu. Grubun, ani gelen bu saldırı karşısında bir anlık durmasıyla Nafız konuşmaya başladı.

''Düşündüğüm gibi şeref yoksunu kişiler değilmişsiniz ne mutlu ki, beni çok değerli bir eşyayı kullanmaya zorladınız.''

Nafız yerde çığlık çığlığa çırpınan çocuğa bakarak konuşmasını bitirdiğinde, Alyon kendisine seslendi

''Şimdiki tarikat liderin şu yaptığını görse, eminim kan kusardı!''

Büyük kahkahalar atarak gülmeye başlayan Alyon ve yerde çırpınan çocuğun durumu, bir kara mizah filmi gibiydi. Bütün bu absürtlüğün üzerine, Nafız ateşli gözlerle kalabalığa dönerek

''Bu çocuk, artık bana aittir. İçinizden herhangi biri, çocuğa zarar vermeye kalkar veya bugün yaşananları birisine anlatırsa, dünyada onun ismini bilen hiç kimsenin sağ kalmayacağını garanti ederim!''

‘’Booommm’’

Bu sert tehdit sözlerinin üzerine, Alyon yanında bulunan bir insan büyüklüğündeki kayayı tek yumrukta parçalayarak ''Gulag hariç herkes yerlerine dönsün, bugün zindandaki kimse ölmeyecek'' dedi.

Zindan sakinleri her dakika hareket ve sözleri değişen bu ikiliye hiç güvenmeseler de, denileni yapmaktan başka çareleri kalmamıştı. Titrek adımlarla ork çiftine doğru yürüyen Gulag, başlarına gelenler hakkında düşüyordu.

Bir süre sonra sakinleşerek ''Efendim bana ne yaparsanız yapın ama lütfen zindandaki insanları öldürmeyin'' dedi.

''O faslı geçtik ihtiyar, sen bana Godfrey'i nasıl durdurmayı planlamıştın onu anlat.''

Nafız, az önceki olanların etkisinden hala kurtulamayan Gulag'ı, sözleriyle silkeleyip kendine getirmeye çalıştı.

''Kudretli savaşçılar, uzun yıllar süren çalışmalarım sayesinde şehir lordunun benliğini ele geçirecek bir serum yapmaya çok yaklaştım.''

Gri cübbeli adamın söylediği sözlere dikkat kesilen Alyon, ''Biraz daha detay istiyorum bu konuda'' dedi.

''Efendim, zalim Godfrey ve kendi kanımı kullanarak hazırladığım bu serum damarlarına zerk edildikten sonra, alfa canavara itaat eden sürü üyeleri gibi emirlerime itaat etmek zorunda kalacak. Tek eksiğim olan, tam bilinç sahibi bir canavarın kanına sahip olursam başarıdan yüzde yüz eminim.''

Bir tiranı öldürmek, sadece başka bir tiranın gelip şehri yönetmesi demekti. Kötülüğün en yakınında durarak iyilik için en fazla faydayı sağlamak, Gulag'ın bu çile dolu hayata katlanmasının tek nedeniydi. Sahnede bir kukla şehri yönetir gibi görünürken, gölgelerden idareyi eline almak için çok çalışmıştı.

''Ne dersin Nafız, planımızı yine değiştirmek zorunda kalacağız gibi duruyor!''

Alyon yola çıktıklarından beri üçüncü defa planlarını değiştireceklerini anladığında, kendi kendine gülmeye başlamıştı. Nafız, yanında sırıtan koca kafalı orka yan gözle bakarken bir tüp kanı Gulag'a fırlattı.

''Serumu en erken ne zaman bitirebilirsin bunak'' eline aldığı cam tüpe inanmayan gözlerle bakan Gulag, heyecanla cevap verdi.

''Şimdi başlarsam önümüzdeki gün doğumuna yetiştireceğime eminim''

Sözünü tamamlamadan laboratuvarına koşmaya başlayan Gulag'ın sesi, duyulmamaya başladığında Alyon ciddi bir ses tonuyla

''Nafız, neden çocuğa o ilacı yedirdin? Önce bir kan savaşçısı yaratman ve sonrasında ki bu ikinci olay, bizi açığa çıkarmak mı istiyorsun?''

Nafız soruyu soran Alyon'a uzun uzun baktıktan sonra sakince lafa başladı.

''Ulan koca kafalı! Miras aldığın anılardan hiç mi bir ders çıkarmadın? Ustalarımız öldüğünde, bir mağarada yalnız başlarına kalmalarının nedeni neydi sence?''

Sorduğu soruya cevap olarak başka bir soruyla karşılaşan Alyon, kendisine boş boş bakarken Nafız söze devam etti.

''Bir tarafta kabile, diğer tarafta tarikat, kendi varlıklarını sürdürebilmek için ikimizin de ustasını feda etmediler mi? Bu sefer her şey farklı olacak, sen ve ben için savaşacak kişileri etrafımızda toplayacağız. Benim görüşüm ve eylemlerim bu yönde olacak sen ne düşünüyorsun?''

Duyduğu sözler üzerine savaş çekicini sırtına atan Alyon, hiçbir şey söylemeden zindandaki oyuklardan birine doğru yürümeye başladı. Alyon'un arkasından bakan Nafız içinden ''ne kadar zeki olursa olsun en nihayetinde bir ork, çok mu yüklendim acaba'' diye düşündü.

Jashua ve ailesinin yaşadığı oyuğun girişinde durarak, çocuğun başındaki kalabalığı izleyen Nafız bir süre sonra oradan ayrılmadıklarını görünce sinirle, ''Ailesi hariç herkes buradan uzaklaşsın'' dedi.

Yanlarına yaklaştıkça korkudan titremeye başlayan karı kocayı gören Nafız ''Endişe etmenize gerek yok, size çok önemli konularda bazı bilgiler vereceğim'' diyerek konuşmaya başladı.

Nafız, aileye çocuğun geçireceği değişimleri ve gizlemeleri gerekecek özelliklerini tek tek anlattı. Çifte çeşitli teknik kitapları bırakırken, yaşananlar hakkında kimseye bir şey söylememelerini sıkıca tembih etti.

''Efendim, biz garip köylüleriz bu kâğıtlardaki şekil ve yazıları ilk defa görüyoruz, Jashua bunları nasıl anlayacak ?''

Nafız oyuktan çıkmadan, ellerindeki bazı kitapları karıştıran baba aceleyle konuştu. Yürümeye devam eden Nafız arkasını dönmeden ''uyandığı zaman her şeyi anlayacaksınız'' dedi.    

Mora'nın babası kıtanın en büyük zanaatkârlarından biriyken, henüz çok küçük yaşlardayken kaybettiği annesi de üst düzey uzmanlığa sahip bir simyacıydı. Mora annesinin hasretiyle yanarken, onun mirası olarak gördüğü bu mesleğe küçüklüğünden itibaren sıkıca sarılmıştı.

Savaş stiline uyum sağlaması nedeniyle, zehir konusunda uzmanlaştığını bütün tarikat çok iyi biliyordu. İdman ve turnuva karşılaşmalarında rakibini bir kere yaralaması, sonucu ilan etmek için yeterliydi. Adı zehir dehasına çıktığında, henüz on üçüncü yaş gününü yeni kutlamıştı.

Kimsenin bilmediği şey dikkatleri bu yöne çekerken, Mora aslında tarikatın gizli tariflerinin üzerinde yoğun çalışmalar sürdürüyordu. On yaşındayken bulduğu annesinin gizli günlüğü sayesinde, önünde yepyeni ve sır gibi saklanmış bir dünya açılmıştı.

Doğduğu tarikatta, ataların ve yüksek dereceli müritlerin ölümü durumunda, vücutlarındaki kan defnedilmeden önce alınıp özel kaplarda muhafaza edilirdi. Kutsal Kan Tarikatı'nın yasaklanmış bir bölgesinde saklanan bu kanlar, binlerce yıllık çalışmalarla oluşturulmuş mirası yeni nesillere aktarmak için kullanılıyordu.

Her neslin en iyi iki öğrencisine verilen bu miras hapları, tarikatın gücünü sürdürebilmesini sağlayan yegâne yöntemdi. Zamanının en iyisi olan Mora'nın ödülünün, bir köylü çocuğu için kullanıldığını tarikatın ataları bilecek olsaydı, bunu yapan kişinin soyunu lanetlemek için ellerinden ne geliyorsa yaparlardı.

Nafız ustasının hatıralarına dalmışken, yürüyerek boş meydanın ortasına kadar gelmişti. Bu uzun ve heyecanlı gün yerini geceye bırakırken, yorgunluğa teslim olmadan önce kendi kendine mırıldandı

''Ah Mora ah!''

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Felaketin iyiIiği varsa, hakiki dostlarımızı tanıtmasıdır.

Balzac

 

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr