Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 23- Gulag Ve Ölüm Zindanı


GULAG VE ÖLÜM ZİNDANI

Ork kervanı Dimitri önderliğinde yeni yerleşim bölgelerine giderken, iki kişilik bir grupta ticaret şehrine doğru yola koyulmuştu. Tüccarın lokomotifinin başını çektiği kervanda, orklardan yetkili olan Domuzkuyruk halkının başında yürürken, Sangre Dimitri'nin yanında yolculuk ediyordu.

''Sevgili arkadaşım, verdiğim sözden cayma gibi bir planım yok, lütfen rahat bir şekilde yolculuk ediniz''

Tüccar, bir eli yayında bekleyen orkun hemen karşısında, kılıcının kabzasını kavramış şekilde duran çırağını görünce, ortamı biraz yumuşatmak için lafa girdi.

''Lüzumu yok, ustam en ufak bir ihanet belirtisinde ikinizi de infaz etmemi emretti. Dört gözle yanlış yapmanızı bekliyorum.''

Ustasıyla şehre gitmek isteyen Sangre, tüccar ve çırağının başında beklemesi için geride bırakılınca, bu ikiliye karşı epey bilenmişti.

'' Bu sefer, ustamın ricası ile kendimi tutmak zorunda kalıyorum. Bir dahaki karşılaşmamızda, kafanı bedeninden ayıracağıma emin olabilirsin!''

Kendi mülkünde hakaret ve tehdide maruz kalan Sasha, kalın bir öldürme niyeti yayıyordu. Araçta oluşan bu boğucu atmosfer yüzünden, Dimitri bu yolculuğun bir an önce bitmesi için dua etmeye başlamıştı.

Nikonya'ya doğru ilerleyen ikili ise, şehre giriş için gerekli hazırlıkları yapmakla meşguldü. Kendilerini, bölgedeki ork kabilesinden şehir lorduna bilinç sahibi bir vahşi yaratık çekirdeği sunmak için gelen, iki ork olarak tanıtacaklardı. Şehir lorduna hediyesini verirken, kendisini öldürüp şehirden kaçmayı planlamışlardı. Suikast hakkında son detayları da konuştuktan sonra, surların arasında bulunan kapıya doğru yaklaştılar.

''Durun! Kafanızdakileri çıkarıp yüzünüzü gösterin.''

Kapıda nöbette olan şehir muhafızları, kapüşonlu pelerinler giymiş ikiliyi girişte durdurdular. Kapüşonlarını çıkaran bu kişilerin ork olduğu gördüklerinde, standart muamele yapan muhafızların davranışları, tamamen değişik bir hal almaya başlayacaktı.

''Şuna bakın, iki cahil şehrimize gelmiş! Kabilenize Nikonya'ya herhangi bir ork girmeye çalışırsa, geriye sadece kellesinin döneceğini söylememiş miydik?''

Bölgede ki ticaret şehri ile ork kabilesinin aralarının bozuk olduğunu tutsak askerlerden öğrenen Alyon, hoş karşılanmayacaklarını biliyordu fakat uğradığı bu aşağılık muamele gururunu ciddi şekilde rencide etmişti.

''Size on nefeslik süre veriyorum, ya önümden çekilirsiniz, ya da içinizden geçerim!''

Partnerinin duygularını anlayan Nafız'da saldırı pozisyonu alırken, hava kurşun gibi ağırlaşmıştı. Verilen sürenin sonuna gelindiğinde Alyon savaş çekicini sırtından eline alırken, kapı muhafızları ikiliyi çevrelemiş bekliyorlardı.

''Ne oluyor burada, kim bana açıklama yapmak ister?''

Gri pelerin giymiş, sıska ve uzun bir adam asker kalabalığına doğru bağırınca, muhafızlar bir anda donup kaldılar. Kalabalığın içindeki rütbeli bir asker, hemen sesin sahibinin önünde diz çökerek

''Lord Gulag, bu iki ork şehrimize girmeye çalışıyorlardı. Kendilerine engel olmak istediğimizde, kaba kuvvete başvurmak istediler.''

Konuşmalara kulak misafiri olan Nafız içinden lanet okuyordu. ''Bu adamın burada olacağı zamanı nasıl denk getirebildik!''

Aldıkları istihbarat sayesinde, karşılarındaki kişinin kim olduğunu tam olarak biliyorlardı. Şehri teftişe çıkmış Gulag, arkasında bir tabur askerle bir anda çıkagelmişti.

Durumun gitgide kötüleştiğini gören Nafız, acele ile lafa girdi

''Lord Gulag, bizler ork kabilesinden, Yüce Lord Godfrey'e müzakere için gelmiş olan kişileriz. Yanımızda getirdiğimiz tam bilince erişmiş canavar özünü, hediye olarak sunmak için huzuruna çıkmak istiyoruz.''

Nafız, etraflarında toplanmış askerlerin üç misli daha fazlasını bile rahat bir şekilde öldürebileceklerini bilsede, çıkacak gürültü Godfrey'i öldürmelerini engelleyebilirdi. Şu anda, düşük profil tutmak çok daha mantıklı bir hareket olurdu. Aklından bu düşünceler geçerken, Nafız duydukları ile şoka uğrayacaktı.

''Bu ikisinin kafasını burada kesmek onlara ödül olur, sağ yakalayıp özel zindanıma götürün.''

Emri alan askerler ikiliye doğru saldırırken, nihayet Alyon sinirlerine hâkim olup kendine gelmişti. Elini Nafız'ın omuzuna atarak ''Teslim oluyoruz!'' dedi.

Galeyana gelen askerler, bu sefil orkları öldürmek için can atarken, düşmanın direnmeden teslim olması hiç hoşlarına gitmemişti. İçlerindeki öldürme arzusu tavan yapmış olsa da, aldıkları emir sağ yakalamak üzereydi. Gulag'ın emirlerine itaatsizliğin anlamını çok iyi bildiklerinden, bileklerinde mor alaşım kelepçeler olan tutsakları zindana götürmek için yola koyuldular.

Orkların teslim olduğunu gören Gulag, arkasındaki askerlere dönerek ''Hepiniz görevinizin başına dönün, ben tutsaklarla beraber zindana gidiyorum.'' Dedi.

Kapıda bekleyen askerler, bu sözler üzerine çok mutlu olmuşlardı. İçlerinden biri kendini tutamayarak ''Bizim elimizde ölmüş olmayı dileyeceksiniz pislikler!'' diye bağırdı.

Tutsakları zindana getiren grup, uzun bir yürüyüşten sonra büyük bir siyah kapının önüne geldiğinde durdu. Şehrin sırtını dayadığı dağın içine açılan geçidi kapatıyor gibi görünen kapı, büyük bir gürültüyle açıldı.

İçeriden, yüzlerinde vahşi yaratıkların kafalarından yapılmış maskeler olan bir takım insanlar çıkıp Gulag'ı selamladılar.

''Tutsakları bırakın ve uzaklaşın!''

Askerler bu soğuk ve ruhsuz sesi duyduklarında, istem dışı birkaç adım geri attılar. Gulag'ın özel zindanında, denekleri hariç sadece bu garip yaratıklar bulunabiliyordu. Zebani adı verilen bu grup, Gulag'ın deneyler sonucu kendine köle ettiği kişiler olarak bilinmekteydiler.

Alyon ve Nafız zebaniler tarafından zindanın içine alındıktan sonra, uzun bir tünelden ilerleyerek geniş bir açıklığa geldiler. Dağın içine oyulmuş bu yer, zeminde büyük bir avlu ve kenarlarda bir kaç kat hücrelerden oluşuyordu. Etrafı inceleyen Nafız'ın içine bir şüphe düştüğünde, Alyon ile göz göze geldi.

Yakalandıklarından itibaren yaptıkları planda, zindana girdikten sonra en kısa zamanda içeridekileri öldürüp, suikast için akşam karanlığını beklemek vardı. Fakat bir nedenle, ikisi de bir süre beklemek için akıl birliğine vardılar.

Grup meydanın ortasına geldiğinde, yürümeyi bıraktılar. Gulag arkasını dönüp tutsak ikili ile bakışlarını değiş tokuş ettiğinde zindanın içindekilerinin kaderi çizilmek üzereydi.

''Sizi aptallar, kendinizi öldürtmek mi istiyorsunuz?'' gayet sakin bir şekilde konuşan bu sıska adamın sözlerine bir anlam veremeyen ikili, neler döndüğünü anlamaya çalışıyordu.

''Çocuklar, arkadaşların ellerini çözün, gece karanlık çökene kadar misafirimiz olacaklar!''

Gulag'ın sesi geniş boşlukta bir kaç kez eko yaptığında, kapısı olmayan oyuklardan bazı yüzler görünmeye başladı. Kadınlar, erkekler ve hatta içlerinde yarı bilinçli yaratıkların olduğu gölgeler, yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyordu. Zemindeki küçük mağaralardan bir çocuk, koşarak Gulag'ın ayaklarına sarıldı.

''Gulag amca! Gulag amca! Bu abi ve ablada artık bizle mi yaşayacak?''

''Hayır Jashua, gün doğmadan gitmiş olacaklar, biliyorsun çok fazla kişiye yetecek yerimiz yok.''

Küçük çocuk cevabı aldığında, kafasını kaldırıp mağaranın tavanına baktı. Burada, sadece meydanı aydınlatmaya yetecek kadar ışığın girebileceği bir delik vardı. İçerdekiler, gün ışığından faydalanmak için sırayla bu alanda durabiliyorlardı.

Zebaniler, hayretle olanları izleyen Nafız'ın kelepçelerini çözmek için kendisine doğru yürürken, yüzlerindeki maskeleri çıkarmışlardı. Sıradan ve gayet güler yüzlü bu insanların kapı önündeki oyunculuğuna tanık olan Nafız, kendilerine karşı duyduğu hayranlığını gizleyemiyordu.

''Kelepçeler için geliyorsanız hiç lüzumu yok çocuklar''

Bilekliklerinden çıkan hançerleri ile kelepçeleri kesen Nafız'ı gören zebaniler, aniden duraksadılar. Bu sırada, kollarının hareketini kısıtlayan metal alaşımı kaba gücü ile parçalayan Alyon söze başladı

''Planımız, zindana girdikten sonra sizi öldürmekti fakat burada ilginç işler dönüyormuş gibi duruyor. Her şeyi açıkça anlatmak için tek şansınız var.''

Gelişen olaylar karşısında, ilk tepkiyi gösteren Gulag oldu

''Dostlarım bu zindanlarda, şehir lordu Godfrey'in zulmüne uğrayacak kişilerden kurtarabildiklerim yaşamaktadır. Yaptığım deneyleri bahane göstererek, burayı gizleyip koruyabiliyorum.''

''Bunca kişinin içinde hiç ork göremedim, bunun özel bir nedeni var mı?''

Nafız kendilerini çevrelemeye başlayan kalabalığı süzdüğünde, gerçekten de bir tane bile orka rastlamamıştı.

''Şehir lordu, orklar için kemiğine kadar işlemiş bir nefrete sahip. Ne yazık ki, görüldükleri yerde infaz edilmeleri için emir verdiğinden hiçbirini kurtaramadım.''

Cevabını alan Nafız tatmin olsa da, bir şey aklını kurcalıyordu.

''Biz burada olmamızı neye borçluyuz Bay Gulag?'' Nafız, şehir lordunun emirlerini hiçe sayarak kendilerini zindana getiren bu sıska adamın amacını merak etmişti.

''Şehir kapısında bana söylediğin sözler nedeniyle, sizleri herkesten sakladığım zindanıma getirme riskini aldım. Gerçekten elinizde, tam bilinçli vahşi canavar özü var mı?''

''Diyelim ki var, bu seni neden ilgilendirsin?'' Gulag'ın heyecanlandığını hisseden Nafız, hemen atağa geçmişti.

''Uzun zamandır gerçekten kötü kişilerin cesetleriyle besleyerek, yarı bilinçli vahşi yaratıklar yaratabildim. Lâkin, yaptığım deneyin nihayete ulaşması için, tam bilince sahip bir yaratığın kanı lazım. Zalim şehir lordunu durdurmak zorundayım, canavar özünü bana verebilir misiniz?''

Duyduğu sözler üzerine bir süre düşünen Nafız, Alyon'a dönerek

''Bu iş için canavar özünü heba etmemize gerek yok, sıskanın kellesini alıp şehir lorduna bu zindanı gösterirsek, eminim bize güvenmeye başlar. Hediyesini verme bahanesiyle yanına yaklaştığımız anda da işini bitiririz.''

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yüz kelimelik biɾ şiiɾde yüz tane güzellik aɾayan vaɾdıɾ. Halbuki bin kelimelik biɾ şiiɾ bile biɾ tek güzellik için yazılıɾ.

 Orhan Veli Kanık




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1217

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 689

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 546

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14780 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19442 Bölüm Sayısı


creator
manga tr