Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 20-Taktik Maktik Yok


TAKTİK MAKTİK YOK

Bam! Bam! Bam!

Baştan aşağı mor zırh kuşanmış birlik, cephenin ön kısmına doğru yürürken, ayak sesleri bozkırda yankılanıyordu.

‘’Askerlerim, ork kabilesinden kimse sağ kalmayacak. Bu pis kokulu yerde, daha fazla kalmak istemiyorum!’’

‘’Emredersiniz!’’ coşku ile bağıran askerler, kabileye doğru ilerlemeye başladılar.

Komutan Anton, kendi birliğini savaş alanına yollarken epey keyifsizdi. Bu haydut takımıyla buraya geldiği yetmezmiş gibi, bir de savaşmak zorunda kalmıştı.

Zırhlı birliğin saldırıya geçtiğini gören Kızılkuyruk’da, elinde kalan savaşçılarını cepheye sürdü.

Bulundukları yerden, haydut grubunda gerçekleşen hareketliliği gören Dimitri ’’Şef Alyon, bu sefer ki planınızı çok merak ediyorum.’’ dedi.

‘’Artık yapılabilecek bir plan yok, sayılarımız eşitlendi göğüs göğüse savaşacağız.’’ Ork Şefi, bakışlarını devirerek tüccara cevap verdi.

‘’En sonunda zırhlı birliği kullandılar, bir aylık eğitimin sonuçlarını görmek için güzel bir fırsat. Umarım, yerimden kalkmama gerek kalmaz.’’ Alyon önündeki tabaktan meyvesini alırken, konuşmasına devam etti.

Tepenin üst kısmında savaşı izleyen üçlüden, zırhlı birliklerin ortaya çıkmasına en çok şaşıran Sasha olmuştu.

‘’ Haydut grubu içinde, nasıl olurda zırhlı askeri birlik bulunabilir. Zırhlarının rengine bakılırsa, bunlar Nikonya şehir birliklerinden askerler.’’

Alyon, kendisine hayret içinde bakan Sasha’nın haline tebessüm ederek ‘’Kişisel hırslar genç dostum, bir şehre sahip olmak sanırım şehir lordu için tatmin edici değil’’

Ellerinde kargıları ile üstlerine gelen birliği gören Domuzkuyruk, aceleyle bağırdı.

‘’Tüm savaşçılar ikinci hatta çekilip, kalkan duvarını kurun. Okçular atış serbest!’’

Ork savaşçıları tepenin orta bölümüne gelerek, düşmanla aralarına mesafe koyup kalkan duvarını kurmaya başladılar. Okçu orklar ise biraz daha yüksek bir yerde mevzilenip, eğiminde sağladığı avantajla üzerlerine gelen düşmana saldırıyorlardı.

Attıkları oklar haydutları yaralarken, mor gergedan savaşçıları zırhlarından dolayı bu saldırılardan zarar görmüyordu. Zırhların birleşim yerleri kimi okların hedefi olsa da, içlerine giydikleri çelik örgüler sayesinde askerler yara almıyordu.

Ağır zırhlar içinde yavaş yavaş ilerleyen askerler, orkların moralini bozmaya başlarken, içlerinden biri elindeki mızrağı şef Alyon’un olduğu yere fırlattı. Bu tecrübeli askerler, karşılarında ki orkların liderlerini kaybedince çil yavrusu gibi dağılacağını biliyorlardı. Mızrak havada ilerlerken, savaş alanında herkesin gözleri onun üzerindeydi.

Alyon, kendisine doğru gelen mızrağı izlerken, yavaşça yerinden doğruldu. Direkt olarak başını hedefleyen bu mızrak, iki kaşının arasına vurduğunda gözünü bile kırpmamıştı.

Savaş alanında bulunanlar, gördükleri sahne sonucu donup kaldılar. Şefin kafasına vuran mızrak, çelikten ucu dâhil yarıya kadar parçalanmıştı. Bu saldırı üzerine Alyon, yerden yumruk büyüklüğünde bir taş alarak, mızrağı fırlatan askere doğru savurdu.

Attığı mızrağın, düşmanın başında kırılması, askerin onurunu zedelemişti. Karşılığında gelen bu küçük düşürücü saldırıyı, aynı şekilde almayı planlıyordu. Üzerinde, ametist ile güçlendirilmiş çelik alaşım zırhı varken, fırlatılan bir taştan kaçarsa arkadaşlarının yüzüne nasıl bakardı.

Hızla gelen taş zırhına vurduğundan bir yüzü kalmayacağını bilebilseydi, asker kesinlikle onu savuşturmayı düşünürdü. Alyon’un ellerinden çıkan taş, zırhın baş kısmını yamultmuş, açık olan birkaç delikten kanlar sızmaya başlamıştı. Asker, boş çuval gibi yere düştüğünde mor gergedan savaşçılarının yüzünde hayret, orklarınkin de ise sevinç vardı.

Kısa süre içinde gerçekleşen bu olaydan sonra orklar, şeflerinin hedef alınmasıyla iyice öfkelenmişlerdi. Özellikle Sangre bir savaşçı olarak, bu hakareti cezalandırmak için yayının telini birbiri ardına gererek askerlerin üzerine adeta ok yağdırıyordu.

Askerler kalkan duvarına ulaştığında, orkların kalkanlarını yarıya kadar toprağa sapladığını gördüler. Nihai sonucun, burada yapılacak çarpışma ile ortaya çıkacağına karar veren ork savaşçıları, baltalarını coşkun naralar eşliğinde sallamaya başladı.

Orklar, bir ay süren cehennem eğitiminden sonra çok daha kararlı ve becerikliydiler. Ön taraftaki orklar omuzları ile kalkanlara destek olurken, ara sıra kalkanların üstünden bazı askerleri duvarın içine çekiyorlardı.

Kanlı savaş kabilenin göbeğinde sürerken, Alyon işlerin kötüye gittiğini üzüntüyle gözlemliyordu. Cesaret, taktik ve moral savaş alanında sonucu belirleyen etmenlerden olsalar da, bu çarpışmada teçhizat farkı orkların belini bükmüştü.

Askerler, uzun kargıları ile kalkanların arasından yaptıkları saldırılarla orklara acı çektiriyorlardı. Konum ve savunma avantajı ellerinde olsa da, ork savaşçılarının silahları, mor gergedan savaşçılarının zırhına karşı çaresiz kalmıştı.

Alyon, çadırına girip savaş çekicini almak için ayağa kalktığında, gözleri yayıyla adeta kavga eden Sangre’ ye takıldı. Önünde ki mevzide savaşan ork kardeşlerinin birer birer düştüğünü gören bu savaşçı, aralıksız atışlar yapıyordu. Sağ elinden yere kan damlarken, savaşın ateşiyle parmaklarında ki kemiğe kadar oluşan kesikleri hissetmiyordu.

Daha fazla kayıp vermeden bu işi bitirmeliyim diye düşünen Alyon, çadırın içinden gelen ayak sesleriyle irkildi. Kısa süre sonra çadırdan çıkan figür, kendisine bir şey söylemeden elleri parçalanmış okçunun yanına doğru yürürken,  o da yerine geri oturdu.

Sangre, attığı oklar düşmanlarına zarar veremese de bıkmadan atışlarını sürdürüyordu. Başka ne yapabilirim diye düşünürken, kulağının dibinde konuşan birinin sesini duydu.

‘’Bütün yeteneğin bu kadar mı yani?’’

Sangre çaresizlik ve yorgunlukla boğuşurken, arkasından gelen bu sesle beraber öfkeyle bağırdı

‘’Kimsin sen ?’’

‘’ Şu dandik zırhları delemeyen bir beceriksiz olmanın dışında, ustanın sesini tanıyamayacak kadar da aptalmışsın!’’

Karşısında ustası Nafız’ı gören Sangre heyecanla diz çöktü

‘’Yayımı, ne kadar sert gerdiysem de oklarım zırhı delemiyor!’’ Sangre ellerinden kanlar damlarken, yayını sinirle yere attı.

Mora’nın mirasını aldıktan sonra yarattığı ilk kan savaşçısının bu çaresiz hali, Nafız’ın biraz olsun yumuşamasını sağladı. Elini salladığında, hiçlikten bir yay ve içi ok dolu bir sadak belirdi. Ortaya çıkan bu yedi ayak uzunluğunda ki yay, Sasha’nın aklını almıştı.

‘’ Bu yay, Abarran’ın yirmi büyük yayından biri olan …’’

Ustasının eliyle yaptığı sus işaretini görünce, Sasha sözlerini bitiremeden konuşmasını yarıda kesmek zorunda kalmıştı. Dimitri, elbette yay ve sadağın birdenbire ortaya çıkmadığını görmüştü. Aklında beliren bazı düşünceler sonucu, çırağının daha fazla yaygara yapmamasını istedi.

‘’ Seni inatçı velet, bir kerede bunlarla dene bakalım. Bu koca oğlanla yıldızımız hiç barışmadı ama seninle çok iyi geçineceğini düşünüyorum’’ Nafız elindeki yayı Sangre’ye verirken, göz ucuyla süren savaşı izliyordu.

Sangre, ellerinin şu andaki durumunu gayet iyi biliyordu. Dayanılamaz bir ağrı kemiğine işlerken, ustası tarafından kendisine verilen yaya uzandı. Yayı aldığından itibaren, tarifsiz bir duygu bütün vücuduna yayıldı, bu yeni yay sanki seneler boyunca onunla berabermiş gibi hissettiriyordu.

Abarran, Kutsal Kan Tarikatı’nın bir müridi olmasından dolayı, yaptığı silahların çoğu kullanıcısıyla kan etkileşiminde bulunmak için dizayn edilmişti. Özellikle, kendi kanını taşıyanlar için yaptığı ekipmanları, uygun kan bağı olmadan kullanmak mümkün değildi. Damarlarında Mora’nın kanından küçükte olsa bir parça taşıyan Sangre’nin, yayını eline aldığı gibi sahiplenmesi bu yüzdendi.

Çekiş gücü 250 libre olan bu yayı, üç parmağıyla nazikçe çekerek geren Sangre, iki buçuk ayak uzunluğunda ki kan kırmızı oku zırhlı savaşçılara yolladı. Daha önce zırhlara işlemeyen okların aksine, bu özel ok girdiği askerin zırhından çıkıp, arkasındaki askeride gelip geçtikten sonra, üçüncü hedefine saplanıp kalmıştı.

 

‘’RRRRRRRROOOOAAAAAAGGGGHHHHH!’’

 

Attığı okun yarattığı yıkımı gören Sangre, içindeki coşkuyu bastıramayarak çılgınca kükredi. Gördükleri manzara ve bu çılgın ses askerlerin yüreklerine korku düşürürken, kalkanlarının arkasındaki orkların savaş arzuları en yüksek seviyeye çıkmıştı.

 ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- 

İki mükemmel insan asla birlikte olamaz. Çünkü mükemmel kadın 1. seferde evet demez, Mükemmel erkekse 2.Şansı vermez.

 Anton Çehov

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1076

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 974

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 818

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 770

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 586

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 581

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 569

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 514

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11649 Üye Sayısı
  • 324 Seri Sayısı
  • 16480 Bölüm Sayısı


creator
manga tr