Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 16-Kervan Yola Çıktı


KERVAN YOLA ÇIKTI

Şef Alyon’dan isin aslını öğrenen Domuzkuyruk, ne diyeceğini bilemiyor, yer yarılsa da içine girsem diye düşünüyordu. Sabaha kadar talim sahasında kalmış Nafız’ın ise tek düşündüğü dinlenmekti, bu gereksiz tantana hiç ilgisini çekmiyordu.

‘’Oğlunun iradesi ve dik duruşu, bana çok eskilerden birini hatırlattı o kadar. Büyütülecek bir şey olduğu yok, beni rahat bırak yeter’’

Nafız bunları söylese de, Alyon gerçekten neler olduğunu biliyordu. Kan vaftizi, Nafız’ın soy yeteneğinin ikinci seviyesiydi. Bu teknikte, uyguladığı kişide rastgele bir yeteneğin uyanmasını sağlamak için, kendi kan özünden kullanması gerekiyordu. Yaşadıkları dönemde, Mora hariç bütün dünyada soy yeteneğinin ikinci seviyesine ulaşan kimse bulunmuyordu.

Bu durum, onların tanışmasını sağlayan bir hediye miydi, yoksa sonlarının başlangıcı mıydı ikisi de bilemiyordu.

Levazım bölümü, kabilenin dışına geniş ve derin hendekler açma işini bitirmişti. Domuzkuyruk, açılan hendeklerin içine, Yücedağ’dan gelen ağaçlardan yapılan devasa kazıklar çaktırmıştı. Ağaçların dalları ile kapatılan hendekler, üstleri toprakla örtüldüğünde sanki hiç var olmamış gibi oldular.

Alyon, son rötuşları yapılan hendekleri görünce gayet memnun bir şekilde ‘’beklediğimden de iyi olmuş, sanırım senin hakkında yanlış bir karar vermemişim.’’ dedi.

Aldığı övgü ile gururu okşanan Domuzkuyruk, şu sıralar aklını kurcalayan önemli bir soruyu, şefe sormanın tam zamanı diye düşündü

‘’Şef Alyon, tüccar geldikten sonra kabilenin bu toprakları terk edeceğini söylemiştiniz. Bunca hazırlığı, hangi amaçla yapıyoruz acaba?’’

Alyon cevabı vermeden önce gözleriyle ufku taradı, yılların verdiği birikimi genç öğrencisine aktaran bilge bir yaşlı edasıyla ‘’Hırs ve açgözlülük rüzgârlarının, kapına ne getireceğini asla bilemezsin’’ dedi

Aldığı siparişi tamamlama telaşıyla koşuşturan Dimitri, tüccarlık hayatının en yoğun günlerini yaşıyordu. Kendisini işe o kadar kaptırmıştı ki, onu gölgelerden takip eden bir çift gözü fark edemedi. Çırağı Sasha, başka şehirlerden gelecek malların siparişi için posta ofisinin yolunu arşınlarken, iki kişide gözetim altında yaşadıklarının farkında değillerdi.

Şehrin ortasında ki büyük şatonun geniş ve gösterişli salonunda, orta yaşlı, pis sakallı bir adam yanında bulunan güzellerle eğleniyordu. Zevkin doruklarına doğru tırmandığı bu dakikalarda, kapı muhafızının sesi bütün keyfini kaçıracaktı.

‘’Efendim, bir ulak önemli bilgiler getirdiğini söylüyor. Huzura çıkmak ister.’’

’Lanet olası embesiller, size beni rahatsız etmemenizi söylemedim mi?’’ efendisinden gelen sözler karşısında korkan muhafız, hemen konuşmaya devam etti.

‘’Efendim, önemle takip edilmesini buyurduğunuz konu hakkında olduğunu söylüyor!’’

Keyifle âlem yapmaya devam eden adamın tavrı, son duyduklarıyla tamamen değişmişti.

‘’Çabuk içeri gönder, daha ne kadar bekleyeceksin seni salak!’’

Sesin sahibi olan kişi, Nikonya ticaret kentinin lordu Godfrey ’den başkası değildi. Ork stepleri, dağınık bir biçimde kabile hayatı yaşayan canlılardan oluşsa da, dört ana bölgenin hepsinde birer tane ticaret şehri bulunmaktaydı.

Bu şehirleri, bölgede hâkim güç olarak bulunan ork kabilesi değil, ana ork kabilesi tarafından atanmış şehir lordları yönetirdi. Kurak çöl bölgesinde bulunan bu şehrin lordu, özellikle dengesiz hareketleri ve acımasız kişiliğiyle tanınıyordu.

 

İçeri giren ulak, kucağında bir afetle beraber tahtında oturan lorda haberleri iletmeye başladı. ‘’Lordum, bir süredir takip ettiğimiz tüccar, posta ofisinden yeni siparişleri için birkaç mekanik güvercin daha yolladı.’’

 

Haberciyi dikkatle dinleyen Godfrey, ‘’İçeriklerini kayıt altına aldınız mı mesajların?’’ dedi.

‘’Evet efendim, bu siparişini oluşturan kalemlerde, diğer satın aldığı malzemeler gibi bu kıtada bulunmayan veya özel gereklilikler isteyen parçalardı. Siparişin bir kopyasını, size takdim etmek isterim.’’

Godfrey, haberciden rulo halindeki kâğıdı alıp okumaya başladıktan sonra, eliyle dışarı çık işareti yaptı. İki büklüm şekilde huzuru terk eden habercinin ayak sesleri duyulurken, lordun sağ kolu Gulag kapıdan içeriye girdi.

‘’Hemen Kızılkuyruk’u bul ve gerekeni yapmasını söyle’’ Lordun emri karşısında kafasını eğerek selam veren Gulag, bakışlarını etraftaki kızlara çevirmişti.

Sağ kolunun bakışlarından niyetini anlayan Godfrey ‘’Tamam, ulakla beraber bunları da o rahatsız deneylerin için kullanabilirsin’’

‘’Nezaketi için, lorda çok teşekkür ederim’’ taht odasında ki işi biten Gulag, kapıdan çıkarken nöbetçinin kulağına fısıldadı.

‘’İçerdeki kızları, hemen özel zindanıma götürün. Umarım yolda başlarına bir iş gelmez, yoksa yeni deneylerimde malzeme olarak sizi kullanmak zorunda kalırım.’’

Gulag, lordun sağ kolu olarak şehri yönetmesinin dışında, çılgın ve vahşi deneyler yapan bir bilim adamı olarak tanınıyordu. Lorda karşı çıkmak isteyen herkesin sonunun, Gulag’ın ellerinde acılar içinde ölmek olduğu, şehirde yaşayan tüm insanların zihinlerine kazınmıştı.

Siparişlerinin ellerine ulaşmasını bekleyen Dimitri ve çırağı, ucuz bir handa yemek yemekteydiler.

‘’Şu iş bitince, artık böyle köhne yerlerde konaklamamıza gerek kalmayacak. Lüks yerlerde yaşayacak paramız olacak bizimde’’ İçtiği şarabın etkisiyle, Sasha’nın dilinin bağı çözülmeye başlamıştı.

‘’Aptal çocuk, işimizi kimsenin dikkatini çekmeden bitirmemiz lazım. Haydut çetelerinin her yerde ajanları bulunabilir, ağzından çıkanları kulağın duysun!’’ Çırağının boşboğazlık yapması, Dimitri’yi çok kızdırmıştı.

Dışarıya karşı belli etmemeye çok özen gösterse de, Dimitri’nin içinde kelebekler uçuşuyordu. Bunun nedeni, Minotaur boynuzlarını ve toynaklarını açık arttırma için Altınşehir’e ulaştırabilirse, bu yaratığın başına konan ödülü almakla beraber, birinci sınıf tüccarlığa yükseleceğini gayet iyi bilmesiydi.

Ticaret yollarını koruyan paralı askerler sayesinde, başka kıtalardan sipariş edilen mallar bir sıkıntı olmadan ellerine ulaşmıştı. Belirlenen vaktin yaklaştığını gören Dimitri, yükleri vagonlara doldurup, dört gündönümü sürecek yolculuğu için şehrin kapılarından çıkmak üzereydi.

‘’Bugünlerde ork kabileleri çok karışık, isterseniz bir süre daha şehirde konaklayabilirsiniz!’’

Şehir vergisini ödemek için durdukları kapıda, nöbetçi subayının söylediği bu tarz sözleri, yakın çevrede senelerdir ticaret yapan Dimitri ilk defa duyuyordu.

‘’Teşekkürler efendim, dikkatli olmaya çalışacağız.’’ diyerek kapıdan çıkan Dimitri’nin, içine bir kurt düşmüştü.

‘’Sasha bütün gözetim cihazlarını aktif et, sihirli taşları kullanarak 7/24 en yakın paralı asker karargâhına görüntü aktarımı başlat. Sistemi, her an savunma moduna girecekmiş gibi hazırla’’

Normal zamanlarda en fazla iki adet gözetim cihazını aktifleştiren Dimitri, kabileye kadar olan yolda başına gelebilecek herhangi bir olayın önüne geçmek için, bütün önlemleri devreye sokmuştu.

Tüccar Nikonya’dan yola çıkmış ilerlerken, uzak bir tepede bazı karaltılar onu gözetliyordu. Bu karaltıların içinde, uzun boylu bir insan diğerlerine nazaran çok daha dikkat çekiyordu. Kızıl sakalları göbeğine kadar uzanan, kafasındaki saçlar kazınmış bu kişi, ağzından salyalar akıtarak konuştu.

‘’Avımız tuzağa çekildi! Mesafenizi koruyun! Varacağı yere kadar kimse bir hareket yapmayacak!’’

Tüccarın varış noktası olan kabilede, son zamanlarda sadece birkaç kişinin bildiği garip hadiseler olmuştu. Kan vaftizini gerçekleştiren Nafız, o günden beri çadırında bilinçsiz bir şekilde yatıyordu.

Öteki taraftan, yaşadığı dehşet verici olaydan iki gün sonra çadırında uyanan Sangre, kendini bambaşka bir varlık olarak hissediyordu. Üzerindeki şaşkınlığı atmadan talim sahasına doğru yola çıktığında, kendisi hakkında birçok şeyin değiştiğini keşfetti.

Daha önce göremediği kadar uzak mesafeleri rahatlıkla görüyor, yerde sürünen solucanın sesine kadar kabiledeki en ufak fısıltıları bile duyabiliyordu. Rüzgârın, teninin üzerinden kayarken aldığı biçimi hissetmesi, tüylerini diken diken ediyordu.

Talim sahasına varan Sangre’nin gözleri, başına gelenlerin nedenini sormak için Nafız’ı arıyordu. Aradığı kişiyi bulamayan Sangre, talimin direkt şef tarafından yaptırıldığını görünce çok şaşırdı. Bir süre bekledikten sonra, birliğin su molası verdiğini görünce aceleyle savaşçıların yanına koştu.

Dinlenmek için yere yatan orklar, kendilerine doğru gelen kişiyi görünce aceleyle ayağa fırladılar.

‘’Hoş geldiniz, küçük şef!’’

Duydukları karşısında aptallaşan Sangre heyecanla sordu ‘’Şef Nafız nerede, onunla görüşmem gerek bazı şeyler var?’’

‘’Şef Nafız’ı, üç gün dönümü önce sizi yardımcı şef yaptıktan sonra, kimse görmedi efendim.’’

Orklar çok kısa bir süre eğitim almış olmalarına rağmen, disiplin konusunda büyük bir mesafe kat etmişlerdi. Bu hususta Nafız’ın sıra dışı uygulamaları, yeni koşullara adapte olmaları için epey katkı sağlamıştı.

‘’Şef muhakkak biliyordur, gidip kendisine sormam lazım!’’

Sangre konuşmasını bitirdiği sırada, bir el şiddetle omuzuna vurdu ‘’Sorularını aklında tut, efendini gördüğünde kendisine sorarsın.’’

Elin sahibini gören orklar, hep bir ağızdan yüksek sesle bağırdılar ‘’Şef!’’

‘’Bu kadar aylaklık yeter, herkes bir silah alsın hedeflerle çalışacaksınız!’’

Şeflerinin emrini duyan Sangre’nin de dâhil olduğu orklar, silahlarını alıp talime geri döndüler.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 Hiç kimse üstün değildir. Hiç kimse aşağı değildir. Fakat kimse eşit de değildir. İnsanlar yalnızca eşsizdir, karşılaştırılamaz.

                                                                                                                                                                                   OSHO

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr