Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 4-İntikam Soğuk Yenen Bir Yemektir


İNTİKAM SOĞUK YENEN BİR YEMEKTİR

 Şef, kapıdan giren figüre bakarak ''Elin nasıl’’ dedi. Kalındiş dedesine cevap vermeden önce, bir süre sessizce bekledi. Utanç içindeki yüzünü dedesine nasıl göstereceğini düşünürken, Kaplanyürek sinirle bağırdı

 ''Dedenin sorusuna cevap ver !''

 ''4-5 gün doğumu içerisinde eski haline gelecekmiş.''

Babasından gelen bu fırça ile irkilen ork, kafası yerde cevap verdi.

 Ritüelin yarısında çadırdan çıkan Kalındiş, hızla kabilenin şifacısının yanına koşmuştu. Kabilede bulunan ork şifacıları, adlarındaki illüzyonun aksine sadece bazı basit uygulamaları gerçekleştiren kişilerdi. Çıkan uzuvları yerleştirme, yaraları dağlama, iyileşemeyecek uzuvların kesilmesi, kırıkların basitçe sabitlenmesi yapabildikleri en büyük tedavi yöntemleriydi. Bu ayrıcalık sayılan hizmetlerden, şefin soyu ve savaşçılar dışında kimse yararlanamıyordu.

 Sadece bir haftalık sürede yetişkinliğe erişen bir ırkın, kendini iyileştirme hızı ve popülasyonunu rahatlıkla arttırma potansiyeli bulunduğundan, daha fazlasını istemenin pekte gereği yok.

 Haberi alan Ayıboğan, sakallarını okşamaya başladı. Babasının önemli konuları düşünürken bu hareketi yaptığına sayısız kez şahit olan Kaplanyürek, yalaka bir ses tonuyla kseslendi

 ''Şefim, yüceliğinizle bizi aydınlatın lütfen’’

 Ayıboğan, torununa dönerek konuşmaya başlamadan önce bir süre daha düşündü. Gerginliğin zirve yaptığı bu anlarda, Kalındiş nihayet başını kaldırıp dedesine bakmaya başlamıştı

 ''Bize yaşattığın utancın farkında mısın?''

 ''Affet beni büyükbaba''

Sözleri ağzından zorla dökülürken, Kalındiş kafasını tekrar yere eğdi.

 ''Kes!''

Ayıboğan, önünde korku içinde duran torununa bakarak kükredi.

 ''Üç bölüm başkanının önünde soyumu zayıf duruma düşürdün! Orkların içinde en güçlü yönetir kanununun şakamı olduğunu sanırsın!''

Konuştukça, Ayıboğan’ın yüzünün kenarlarında damarlar çıkmaya başlamıştı. Babasının kontrolden çıkmaya başladığını anlayan Kaplanyürek araya girerek bir öneride bulundu.

''İyileşir iyileşmez, bir av ekibi oluşturup Yücedağ’a gidiyorsun. Yanında en fazla bir kişisel muhafızın olacak, kalanlar normal av grubunun üyeleri olmalı. Levazım bölümüne giden dişi ve erkek orku öldürmek için tek şans vericem sana.''

 ''Onları Karamağara'ya götüreceksin. Orada kendilerini öldürtecekler''

Oğlunun olayı ele alış şekliyle rahatlayan Ayıboğan, memnun bir ses tonuyla konuştu.

 Her ne kadar orkları demir yumrukla yönetiyor olsa da, hala kamusal olarak dürüst görünmek zorundaydı. Yaşanan olayların üstüne ani bir infaz gerçekleştirirse, kimse açıktan suçlama yöneltecek cesareti bulamayacaktı fakat içten içe kin tutabilirlerdi. Bu yöntemle, dürüstlük alt çizgisini geçmeyecek ama kendisi ve soyuna karşı yapılan en küçük yanlışı da affetmeyeceği mesajını verebilecekti.

 Çadırın içinde fırtınalar koparken, kabile rutin yaşamına devam etmekteydi. Ork kabilesi üç sosyal sınıftan oluşurken bunlar, savaşçılar, avcılar ve levazım bölümü olarak ayrılmıştı.

 Savaşçıların görevi, kabileyi vahşi hayvan ve diğer ırkların saldırılarına karşı savunmaktı. Kabilenin yer aldığı yamacın üst kısmına yerleşmiş olan bu kişiler, şefin ailesinden sonra en rahat yaşamı süren orklardı. Çoğu savaşçının kendi çadırı olur, eş olanlar haricinde aynı çadırı iki savaşçının paylaşması çok nadir bir olay olarak görülürdü.

Şefin çadırının etrafında konuşlanan bu orkların durumuna bakan bir kişinin, asıl görevlerinin şefi ve ailesini korumak olduğunu anlamaması mümkün değildi. Sonsuz sadakat içinde hizmet eden savaşçılar, bu rahat hayatı onlara sağlayan şef için gözlerini kırpmadan her denileni yapmak zorundaydılar.

 Nafız'ın en çok ilgisini çekecek olan kişiler, avcı orklar olacaktı. Yamacın orta bölümünde ikamet eden bu grubun, et ihtiyacını karşılamaları dışında avcı sıfatını hak edecekleri hiçbir özellikleri bulunmamaktaydı.

Ellerinde yontulmuş ağaç gövdelerinden yapılma mızraklar, ilkel yay benzeri nesnelerle vahşi hayvanlara saldırıp, incelikten yoksun bir şekilde sayısal üstünlükle avlanıyorlardı. Her av takımının, dönüşte üyelerinin en az yarısını kaybetmesi,gayet doğal bir olay olarak kabul edilmekteydi. Savaşmaya elverişli aletler savaşçıların yanında boş boş dururken, kabileye fayda sağladıkları düşüncesiyle, yetersiz ekipmanlarla avlanırken ölmeyi şeref olarak sayıyorlardı.

 Levazım bölümünün bulunduğu yamacın eteklerinde, yeni gelen orklara görevleri anlatılıyor, kendi ekiplerinin çadırlarına sevkleri yapılıyordu. Tahmin edilebilecek şekilde levazım, önem piramidinin tabanını oluşturmaktaydı.

Av yardımcıları, ormancılar, yemekçiler ve bokçular olarak dört ekipten oluşan levazım bölümünde, sadece dört orta boy çadır vardı. Ekipler çadırlarda beraber uyuyor, sığmayan üyeler dışarıda yatmak zorunda kalıyordu. Bölüm başkanı kendisine ait olan çadırına geçerken, yardımcısına bugünkü törende bulunan zayıf dişi orkla, iri erkek orkun getirilmesini emretti.

 ''Bugün şefi ve soyunu rahatsız ettiniz''

Domuzkuyruk karşında duran iki orka bakarak konuşurken, çadırında bağdaş kurmuş haldeydi.

 ''Biz bir şey yapmadık, yemin ederim bizim suçumuz yok!''

Yaşadığı korkuyu üzerinden atamayan Nafız, bölüm şefine yalvaran gözlerle bakarak konuştu.

 ''Şu andan itibaren size verilen işi harfiyen yapıyorsunuz, kafanız önünüzde sorun çıkarmadan yaşıyorsunuz''

Sesi babacan bir hal almışken, Domuzkuyruk iki orku bir daha inceledi.

 Dişi orkun yaşanan olaylara verdiği tepki anlaşılır olsa da, yanındaki heybetli erkek orkun dünya umurunda değilmiş gibi görünüyordu. Bu durum Domuzkuyruk'un canını sıkmıştı, sesinin tonunu sertleştirerek

 ''Sallabaş, sen ne diyeceksin bu duruma'’

Orklar zekâ konusunda üstün varlıklar olmasa da, yaşanan bunca şeyden sonra konuşacak bir sözü olması gerekiyordu.

 ''Karnım acıktı''

Boş bakışlar eşliğinde aldığı bu cevap, Domuzkuyruk cephesinde soğuk rüzgârlar estirdi.

 Gün boyu yaşadığı stresi bastırarak içine atan bölüm şefi, hiddetle yerinden fırlayarak Sallabaş'ın boğazına yöneldi.

 ''Efendim durun, bilerek yapmıyor!''

Olayın gidişatını kestiren Nafız, ileri atılarak bölüm şefinin bacaklarına kapandı. Nafız’ın tepkisiyle afallayan bölüm şefi, Sallabaş'a bir daha baktığında önce şaşırdı, sonra gülmeye başladı. Kendisine şiddetle uzanan iki el olmasına rağmen, Sallabaş boş boş yüzüne bakıyordu.

 ''Sanırım fiziksel özelliklerinin tersine, zekâsı pek gelişmemiş ha!''

Kahkahası sürerken, eliyle çıkın işareti yaptı bölüm şefi.

 Nazıf, Sallabaşı kolundan tutarak bokçuların ikamet ettiği çadıra doğru yürüdü. Çadıra girmek için hareketlendiğinde, karnına yediği tekme ile kapının dışına beşlik simit gibi serilmesi bir olacaktı.

 ''Acemiler dışarıda yatacak!''

Sesin sahibi, az önce karnına atılan tekmenin sahibiyle aynı kişiydi.

''Sanırım, şu her yere önce girmeye çalışmaya huyumu bırakmalıyım''

Aynı gün içinde yediği ikinci tekmeyle, Nafız'ın zihni daha hızlı çalışmaya başlamıştı. Fiziksel olarak bir hiçti, sadece zekâsı ve bir önceki hayatından bu dünyaya taşıdığı tecrübeleri vardı.

 ''Hala karnın aç mı?''

Sallabaş'a dönerek soruyu sorduğunda, zaten cevabı biliyordu.

‘‘Evet, çok açım''

Beklediği cevap geldiğinde, Nafız planına başladı.

''Sana yemek bulucam ama bir isteğimi yerine getireceksin.''

 ''Tamam!''

Cevabını alan Nafız, yemekçilerin bulunduğu yöne doğru hareket etti. Yemekçiler, bütün kabilenin beslenme ihtiyacını karşılayan birime verilen isimdi.

 Şifacılardaki yanılsama, bu bölümde de kendini gösteriyordu. Görevleri, av hayvanlarının en lezzetli ve besleyici kısımlarını şefin soyuna ayırmak, kalan kısımları orkların değer piramidindeki yerleriyle doğru orantılı olarak dağıtmaktı.

Şef levazımda bulunan bu bölüme büyük önem veriyordu, av hayvanlarından et ve materyal çalınması, cezası ölüm olan suçlardı. Etler tek besin kaynağı iken, pençe, boynuz, diş ve postlar ticaret yapılması için gerekli şeylerdi. Savaşçıların kullandığı az miktarda silahı, bu nesnelerin ticareti yoluyla edinmişti Ayıboğan.

 Havanın karardığı bu saatlerde, yemek bölümünün önünde sadece iki ork duruyordu. Nafız’ın bugün şahit olduğu olay üzerine yaptığı çıkarım, orkların av hayvanlarının kemiklerini yiyemediği olmuştu.

Eğer bugün parçalanan hayvanların kalıntılarına ulaşabilirse, kemiklerin üzerinde kalan az miktarda eti kendi, kemikleri Sallabaş yiyebilecekti. Kısa bir araştırmadan sonra, kemikten oluşan ufak bir tepe önlerinde göründüğünde Sallabaş heyecandan titriyordu.

 ''Bundan sonra sen ne dersen yapıcam, benim karnımı doyurdukça sözünden çıkmıycam!''

Sevinçle Nafız'ı havaya kaldırıp sallarken, bebeğiyle evcilik oynayan küçük bir çocuk gibi görünüyordu Sallabaş

 Nafız iç organlarının yerlerine dönmesi beklerken, tepenin yarısı Sallabaş tarafından imha edilmişti. Biraz daha durması halinde aç kalacağına kanaat getiren Nafız, elini en yakın kemiğe uzatıp kemirmeye başladı.

 ''Levazım bölümünde benim kadar et yeme şansı olan var mıdır?'' diye düşünürken, zayıflığını şansa çevirmenin mutluluğunu yaşıyordu.

 Yemek faslı bitince, tekrar bokçu çadırının önüne geldiler.

 ''Çadırın girişinde yatan orku dışarı at!''

Etrafı acemi orklar tarafından çevrilmiş çadıra bakarken, Nafız emir tonunda seslendi.

 Sallabaş çadırın girişine yeltendiğinde, bir tekme eşliğinde ''acemiler dışarıda yatacak!'' dedi girişte yatan ork. Bir kayaya tekme attığını hissetmesinden kısa bir süre sonra, zavallı ork kendini havada taklalar atarken buldu. Sallabaş tekme atılan bacağın sahibini ayak bileğinden yakalayıp dışarıya savurduğunda, çadırın içindekiler gözlerine inanamadı.

 ''Sen kimsin! Nasıl cesaret edersin!''

 İçeride bulunan orkların arasından bir figür, kapıya doğru büyük adımlarla yürüdü. Yatan orkların üstüne basmaktan çekinmeyerek, Sallabaş’ın önünde belirdi.

 ''Ben Kürekkemik bokçuların lideri, çadırımda sorun çıkarmaya cüret eden sen kimsin!''

 Sallabaş önündeki orka bir süre boş boş baktıktan sonra, arkasından gelen Nafız'a dönerek sordu

''Ne yapayım bunu''

 Bir çadır orkun önünde aşağılanan Kürekkemik, savaş çığlığı atarak saldırıya geçecekti. Levazım bölümünde hiçbir şekilde silah bulunmuyordu. Kürekkemik yumruklarını kullanarak saldırmanın, hayatının en büyük hatası olacağını bilmeden Sallabaş'ın kafasına bir yumruk çıkardı.

 Çadırdaki orklar hiçbir şey anlamasa da, Nafız önündeki sahneye bugünkü olaylar sayesinde aşinaydı. Bu sefer işler son gördüğünden biraz farklı olmuş, Sallabaş yerinden hiç kıpırdamazken, yumruğun sahibi dizlerinin üstüne çökerek acıdan böğürüyordu. Her bölümde bu şekilde kavgalar normal karşılanırdı, orklarda güçlü hükmeder, kalanlar itaat ederdi.

 Ortam sakinleşince, Sallabaş ‘la beraber çadırın lidere ayrılan kenar kısmına gelen Nafız, hemen yatıp uyumak istiyordu. Zayıf vücudu, bu kadar aksiyonu kaldıracak durumda değildi. Uykuya dalmadan önce, çalkantılı geçen bugünden çıkardığı bazı dersler vardı,

‘‘Güçlü olmalıyım veya güçlünün yanında olmalıyım.''

 

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- 

 Dünyanın en zor hissi; kendini ait hissetmediğin bir yerde bulunma zorunluluğudur.

 Dostoyevski

 

                                                                                                            




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1077

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 976

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 819

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 771

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 641

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 582

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 515

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 484

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 276

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 199

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 107

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 79

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11656 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 16487 Bölüm Sayısı


creator
manga tr