Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 3-Adının Hakkını Ver


ADININ HAKKINI VER

 Şefin çadırının önünde toplanmış kalabalık kendi aralarında konuşurken, Asıksurat sesini iyice sertleştirerek kalabalığa seslendi

 ''Birazdan şefin çadırına gireceksiniz. Çadırdan dışarı canlı çıkmak istiyorsanız, içeride ne olursa olsun sesinizi çıkartmayacaksınız. Herhangi bir emir verilirse, sorgusuz sualsiz uyacaksınız''

 Konuşmanın bitimiyle beraber, çadırın içinden üzerinde derilerden yapıldığı belli olan bir zırh kuşanmış, kızgın bakışlı muhafız ork çıktı. Çadırın önünde birikmiş kalabalığa, gözlerini aşağılar bir tavırla devirerek

 ''Kapıdan teker teker geçerek içeri girin'' dedi.

 Asıksurat'ın ciddi uyarısı, çadırdan çıkan savaşçının tavırları ve kapının her iki yanında duran yetişkin orkların yaydığı atmosfer nedeniyle, bu yenidoğan orklar korku içinde çadıra tek tek girmeye başladılar.

 Nafız grubun ortalarında bulunuyordu. Sıra kendisine gelip içeri girdiği zaman, kendisinden önce girenlerin çadırın içinde diz çökmüş bir halde olduğunu gördü. Boş boş bakınırken, kolundan tutan bir nöbetçi onu da ortada ki grubun içine fırlattı. Orklar her ne kadar düşük zekâya sahip varlıklar olsalar da, çadırın içindeki atmosfer onlara, gruplarında bulunan herkesin aynı yerde diz çökerek beklemeleri gerektiğini hissettiriyordu.

 Dışarıda ki yenidoğanların içeri gelmesini beklerken, Nafız çadırı inceleme fırsatı bulmuştu. Kırmızı renkteki bu devasa çadırın, kabiledeki diğerlerinin aksine tek renkten oluşması otorite göstergesiydi. Ortada yükselen bir dayanakla kurulan diğer çadırlardan farklı olarak, kenarlarda ki çok sayıda direğin kirişler ile birbirine tutturulduğu daha komplike dizaynı olan bu yapı, şefin gurur kaynağı görevini görüyordu.

 ''Başla''

 İhtiyar bir orkun konuşmasıyla koruma, gruptan eline gelen ilk  yenidoğanı alıp ileri götürdü. Sesin kaynağına doğru bakışlarını çeviren Nafız, ortada bir yaşlı ork, sağında ve solunda daha genç görünümlü iki erkek ork gördü. Çadırın ucunda oturan bu erkekler, yenidoğan grubuna sert gözlerle bakarken, bir yandan da önlerinde bulunan av etlerini yemekle meşguldüler.

 Bu üç orkun dikkat çekici bir özelliği vardı; üstlerindeki kürkler. Yaşlı olan orkun üzerinde, çenesinin alt yarısı bulunmayan bir beyaz ayı postu, sağ yanında bulunan orkun ise kaplan postu bulunmaktaydı. Soldaki, nispeten diğer ikisine göre genç olan orkun postu, bir boz kurttu.

 ''Kabile şefimizin torunu gücünüzü test edecek, şefimizin oğlu görevinizi belirleyecek ve şefimiz ölene kadar taşıyacağınız isminizi bahşedecek.''

 

Savaşçı duyurusunu yaptıktan sonra, yenidoğanların durumu biraz daha netleşmişti. Çoğunluğun içini bir heyecan kaplarken, Nafız'ın içine bir sıkıntı düştü. Önceki hayatında nüfus müdürlüğü çalışanı mağduru olan Nafız, isim konusunda büyük bir fobiye sahipti. Ebeveynleri, delip geçen, sözü geçen anlamında ki Nafiz ismini ilk erkek çocuklarına koymak isterken, memur Nafız yazıp geçmişti.

 Eski travmaları Nafız’ı rahatsız ederken, bir tokat sesi çadırın içinde eko yaparak gezindi. Kurt postuna sahip orkun ayaktaki yenidoğana attığı tokat, tüm düşünceleri silip attı Nafız'ın aklından. Yetişkin bir orktan yediği tokatla, yere yıkılan yenidoğan korkudan titriyorken, kurt postlu ork keyifle gülüyordu.

 ‘’Kalındiş seni piç''

 Çadırın içinde nöbette bekleyen orklar, her hafta bu gösteriyi izlemekten bıkmış durumdaydı. Yenidoğanların isim şöleni, şefin torunu Kalındiş'in sapık arzularını tatmin törenine dönüşmüştü. Her ne kadar sadakatle hizmet etmek zorunda olsalar da, bu olanlar bazılarını gerçekten sinirlendiriyordu.

 ''Levazım, ormancı''

 Kaplan postlu ork, yerdeki yenidoğana bakarak görevini söylemişti. ‘‘Emredersiniz Kaplanyürek’’ cümlenin bitmesiyle beraber, şefin sol tarafında bulunan üç orktan biri cevap verdi. Levazım bölümünden sorumlu domuz derisinden bir zırh giyen kişi, aceleyle yanında ki başka bir orku yerde yatan yenidoğanı almaya yolladı. Domuzkuyruk adı verilen bu kişi, levazım işlerinden sorumlu orktu. Kalındiş'in yere düşen orku daha fazla yaralamasından korkarak astını yollaması, yanında bulunan iki orkun gülüşmesine sebep olmuştu.

 ''Keskingöz, Delibalta, ekiplerinizin arkasını toplayacak biri kalmayınca bu şekilde gülebilecek misiniz?''

 Domuzkuyruk’ un çıkışı iki orku susturmuştu. Savaşçıların başı Delibalta ve avcıların başı Keskingöz için Domuzkuyruk her an ezebilecekleri bir karınca olsa bile, biraz yüz vermekten rahatsız olmadılar.

Ekiplerinin bütün pis işleri ve ihtiyaçları levazım tarafından karşılanırken, en azından bunu yapabileceklerini düşündüler.

Levazımının personel eksiliği direkt olarak onları etkilemeseydi, durumun kesinlikle böyle olmayacağını bilen Domuzkuyruk olayı uzatmamaya karar verdi.

 Levazım astının yardımıyla ayağa kalkan yenidoğan ismini almak için şefe dönmüştü. Oturduğu yerden ilgisiz bir şekilde yenidoğana bakan şef ''Düşenyaprak'' dedi.

 Düşenyaprak korku içinde, levazım bölümü başının arkasına geçerken, Nafız başına gelecekleri düşünmeye başlamıştı bile. Bir tokat sesi ardından bir yumruk sesi ve yere düşen başka bir yenidoğan.

Kaplanyürek bir kez daha konuştu ''Avcı ''.Keskingöz memnun gözlerle, yerde yatan yeni doğana bakıyordu. Tokatla yıkılanlar levazım, yumrukla yıkılanlar avcı, tekmeyle yıkılanlar asker olarak görevlendiriliyordu. Birkaç turdan sonra, bu sistemin hiç şaşmadığı görüldü. Bilinen bu sınıflandırma şekline rağmen, Kaplanyürek 'in görevleri söylemesi Nafız'ın tuhafına gidecekti. Sadece, levazım bölümüne gidenlerin işlerini belirtmesi özellikle dikkatini çekti. Sanki bölümü aşağılamak için özel bir çaba sarf ediyordu bu kişi.

 Sıra Nafız'a geldiğinde, çoktan grubun yarısından fazlasının yapacakları işler belli olmuştu. Kalındiş av etinin tadına bakmak için bir süre dinlenirken, Nafız’ın şefin önüne yürüyüşü tamamlanacaktı. Başını yemekten kaldıran Kalındiş Nafız'ı görünce, içinden gelen gülme isteğini bastıramayıp kahkaha atmaya başladı.

Uzun süre güldükten sonra kendine gelen bu ork, ortalama bir yenidoğanın çok gerisinde fiziksel özellikleri olan Nafız'a bakıp

 ''Bu zavallı varlığı buraya getirme cüretini nasıl gösterirsiniz''

 ''Önce bunu bir tokatla öldürücem, daha sonra bu kabahat kiminse onunla ilgilenicem.

 Gözlerinde katil niyetle Kalındiş ona doğru yürürken, Nafız korkudan çeneleri birbirine vurarak titriyordu. Önceki hayatında ölüm ani bir şekilde gelmişti, şu anda yaşamakta olduğu korkuyu ilk defa tecrübe ediyordu. Hayatı, bu vahşi yaratığın bir vuruşuyla alınacaktı ve yapabileceği hiçbir şey yoktu. Gözlerini kapatıp ölümü beklediği sırada, bölüm yöneticilerinin olduğu yerden bir ses geldi.

 ''Şef Ayıboğan! Levazım bölümünde ork eksiğimiz var, lütfen kaynağımızı boşa harcamayalım.''

 Domuzkuyruk bu sözleri sarf ettiğinde, Kalındiş tokadı vurmak üzereydi. Yerinden sinirle fırlayan Kaplanyürek levazım şefine bağırdı.

 ''Sen kim olduğunu sanıyorsun! Kutsal töreni bölenler ceza..’’

 Kaplanyürek sözlerini bitirmeden, sol tarafından boğuk bir ses duyuldu

 ''Görevini ver''

 Ses belki yeteri kadar yüksek değildi, fakat içerdiği kudret çadırın içindeki herkesin ürpermesine yetti. Konuşan kişinin üzerinde beyaz bir ayı postu vardı. Örgülü sakalları çenesinin altından uzanıyor, fizikken zayıflamış olduğu göze çarpsa da, yaydığı aurayla etrafındakileri istemsiz şekilde korkutuyordu. Ayıboğan ismiyle bilinen bu ork, yüz senenin üstünde bir süredir kabilenin şefi olarak hüküm sürüyordu. Ağzından çıkan kelimelerin ağırlığını test edebilecek bir kişi, kabilenin içinde bulunamazdı. Buna kendi oğluda dahildi.

 Kalındiş şaşkın gözlerle babasına bakarken, Kaplanyürek konuştu

 ''Levazım, bokçu''

 Kaplanyürek yerine oturdu fakat bakışları Domuzkuyruk’un üzerindeydi. Eğer gözleriyle öldürme kabiliyeti olsaydı, şu anda çadırın içinde bir katliam yaşanıyordu. Domuzkuyruk,  şefe minnettar bir şekilde selam verip yerine geçti. Ayıboğan ayakta titreyen Nafız'a bakmaya bile tenezzül etmedi, ağzından çıkan kelimeler karşısındaki zavallı için bir lütufmuşçasına mırıldandı

 ''Titrek''

 Levazım bölümünün yardımcısı kendisini almaya geldiğinde, Nafız hareket edemeyecek bir haldeydi. Yaşadığı bu ölüm korkusu, ne izlediği filmlerde nede okuduğu romanlardakine hiç benzememekteydi. Kanının akmadığını hissediyordu, uzuvları felç geçirmiş, beyni düşünmeyi bırakmıştı. Kuru bir ağaç dalı misali, yardımcı orkun kollarında levazım bölümüne geldi.

 Bu tuhaf olayın ardından tören devam edecekti fakat Kalındiş yaşadığı aşağılanmanın acısını çıkarmadan rahatlamayacak gibiydi. Sıradaki yenidoğanı bekliyor, ilk tokatta öldürmek için sabırsızlanıyordu.

Yenidoğanların sırasından, bütün çadırı hayretler içinde bırakan bir ork ilerlemeye başladı. Yalpalaya yalpalaya Kalındiş'in önüne gelen bu kişi, öncekilere pek benzemiyordu. Yetişkin bir ork kadar gelişmiş olan yenidoğana bakarken, Kalındiş bir aşağılamayla daha karşılaştığını hissetti.

İsmini aldığı ve en büyük özelliği olarak övündüğü dişleri, yenidoğan bu orkun dişlerine nazaran biraz daha inceydi. Ancak çok dikkatli bir şekilde bakınca anlaşılan bu fark, diğer kişinin yenidoğan olması nedeniyle Kalındiş'i stres altına sokmuştu.

 ''Kurtulmalıyım, ne olursa olsun bu orktan kurtulmalıyım''

 Aklından geçen bu düşüncelerin verdiği hırsla, yumruğunu önündeki büyük başlı orkun suratına indirdi Kalındiş. Kemik kırılma sesi kulakları yırtarken, yumruğu yiyen ork bir kaç adım geri savrularak yere düştü.

Çıkan sesin şiddeti ile herkes, yerdeki orkun haline görmek için bakışlarını o yöne çevirse de bazı istisnalar yok değildi. Bölüm başkanları, şefin oğlu ve şef, herkesin aksine dikkatlerini Kalındiş'e yönelttiler. Bu tecrübeli orklar olan her şeyi görmüşlerdi, ama gözlerine inanmamak konusunda ısrar ediyorlardı.

Şefin torunu ritüelin kurallarına uymayıp, tokat yerine direkt yumruk atmış, yenidoğanın kafatasını kırıp yere yığmıştı. Olması gereken bu sahnenin gerçekleşmediğini gören Kaplanyürek, durumu kurtarmak için öne fırladı.

 ''Kalındiş oğlum, sanırım bu yenidoğanlar senin kudretini kaldıramıyorlar. Merhamet göstererek, senden daha zayıf bir savaşçıya bu işi bırakamaz mısın?''

 Kalındiş yüzünde tatsız bir ifade ile cevap verecekti

 ''Siz bu şekilde istedikten sonra, emirlerinize uymak benim görevimdir’’

Sözlerini bitirdikten sonra şefe selam vererek hızlı adımlarla çadırdan dışarı çıkan Kalındiş, bugün yaşadığı aşağılanmaların intikamını almak için yemin etti.

 Olayların üstüne çadırdaki orkların çoğu Kaplanyürek ‘in merhametini takdir ederken, şef ve bölüm başkanları hala öz önce yaşanan tuhaf olayı düşünüyorlardı. Şefin torunu ünvanlı, en iyi bakımı gören yetişkin bir ork olan Kalındiş, yenidoğan orkun suratını tüm öfkesi ile yumruklamıştı. Bunun sonucu olarak, yenidoğan geriye doğru bir kaç adım savrulup kafasının büyüklüğü yüzünden dengesini bulamayıp düşerken, yumruğu atan Kalındiş'in eli kırılacaktı.

 Tabii ki Kaplanyürek bu olayı ilk anlayan kişilerdendi. Oğlunun çıkışının ardından aceleyle, yerde yatmakta olan orka görevini verdi

 ''Levazım, bokçu''

 Domuzkuyruk'un iki yardımcısı, levazım sözcüğü Kaplayürek'in ağzından çıkar çıkmaz yıldırım gibi yerde yatan orkun yanında göründüler. Sessizce yenidoğanın kulağına eğilip ''Sakın kıpırdama, gözlerini kapat'' diyen bu iki ork isim verilmesi için herkes gibi şefe dönecekti.

 Şefin suratına ritüel başından beri yerleşmiş olan bıkkınlık, şu sıralar yerini şaşkın ve kızgın bir ifadeye bırakmıştı.

 ''Sallabaş''

 Şef yerde yatan orka ismini verdikten sonra, levazım bölüğünden iki yardımcı Sallabaş'ı karga tulumba taşıyarak, Domuzkuyruk'un arkasındaki kalabalığa karıştılar. Delibalta, bu sahneyi izlerken içten içe üzülmüştü. Böyle bir vücut, savaşçı saflarında bulunması gereken bir materyaldi ve şimdi sadece bok toplama işiyle ilgilenmek zorunda kalmıştı

 Tören rutin şekilde ilerleyerek, yaklaşık bir saat daha sürdü. Tüm yenidoğanlara isim verilme işi bittikten sonra, bölüm başkanları topluluklarını alarak çadırı terk ettiler.

Şef Ayıboğan gün boyunca oturduğu yerden kalkmıştı, uyuşan vücudunu gerdikten sonra kapıya bakarak konuştu

 ''Daha ne kadar orada duracaksın''

 Bu sözlerin ardından, çadırın kapısından bir gölge içeri girdi.

 

------------------------------------------------------------------------------------------------------

 Dünyanın en güçlü insanı bile olsan, sevdiğine karşı kaybedersin.

 Oscar Wilde

 

                                                                                                    

 

 

 

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1150

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1028

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 842

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 792

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 313

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 88

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13331 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 18154 Bölüm Sayısı


creator
manga tr