Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 299-İki Irk Tek Millet


Ork Stepleri üzerinde hayat tüm hızıyla akıyor, milyonlarca canlı doğanın döngüsüne ayak uydurarak yaşamaya devam ediyordu. Tek bir istisna dışında.

Büyük Savaşın bitimiyle donup kalmış Eski Ana Ork Kabilesi, kıta üzerindeki yaşamın olmadığı yegâne yerdi. Bu doğal bir sonuç muydu yoksa Han mı böyle istiyordu bilinmez ancak uzun yıllar sonra ilk defa yaşayan dört kişi ayak basmıştı buraya.

“Druidlerin Koruyucusu Ainle, topraklarımıza hoş geldin!”

Han, gök mavisi kıyafetlerini sallayarak yürüyen genç druide doğru selam verirken, hafifçe eğildi.

“Orkların Yüce Hanı!”

Aba renkli bakımsız cübbesinin içindeki orku gören Ainle aynı tavırla karşılık verdi, iki soyun liderleri Ölüm Bölgesi denilen yerde buluşmuştu.

Nafız ve Alyon ses çıkarmadılar, yeni neslin iki kudretli bireyinin verecekleri kararı bekliyorlardı.

“Han, topraklarını koruma şeklin bir dost olarak sevindirse de Druid gururum incinmekte. Atalarımızın bize biçtiği role geçmen gerekiyor!”

Orkların lideri, inzivadan çıktıktan itibaren ilk defa çadırını terk ediyordu. Kıtanın topraklarını korumak adına bunu yapmaya mecburdu.

Zayıf fiziği iyiden iyiye çökmüştü, gözlerinden aşağı inen kanlı dövmelerin sayısı, Nafız’ın onu en son gördüğü zamankinden fazlaydı.

“Tarih öldü, biz hala yaşıyoruz. Geçmişin başarısız örneklerine tutunmaya çalışırsak sonumuz farklı olmayacak.”

Gülümsedi Ainle, karşısındaki orkun, benliğini miras aldığı kişinin bile karşılaşmadığı kadar bilge olduğunu anlayabilmişti.

“O zaman eşit ve kardeş ırklar olarak bu sorumluluğu beraber alalım, iki soy tek millet olarak birleşelim!”

Sözlerinin bitimiyle Ainle’nin elinden bir cisim havaya fırladı, yavaşça büyüyerek eski savaş alanının ortasında belirdi.

Vahşi Bataklık kıtasındaki büyük piramit Ork Stepleri üzerinde yükseliyordu artık, merakla genç druide doğru baktı Han.

“Atamın geride bıraktığı büyük miras, druidlerin geçmişteki en büyük kozu Umut Piramidi!”

Nafız ve Alyon’ da ilk defa duyuyorlardı bu sözleri, içine girmek için tüm şehri delerek geçtikleri yapının asıl işlevini merak etmişlerdi.

“Genç ork lordunun tavırları atamı endişelendirmeye başladığında, girişini labirentle kapattığı bir şehirde inşa etti Umut Piramidi’ni. Dev büyü çemberini besleyen on yüce druidle beraber tamamladıklarında, planları zamanı geldiğinde iki ırkı korumak için kullanmaktı onu!”

“Benimle gel Ork Lordu, atamın amacını yerine getirmem sensiz mümkün değil!”

İki lider yan yana girdiler piramidin içine, üzerinde şekiller olan bir kapıya vardıklarında Ainle elini sallayarak onlar için açtı.

Birkaç saniye sonra piramidin tepesindeki odaya vardılar, havada yüzen bir küre sanki onları bekliyormuş gibi titriyordu.

“Tutsaklığın sona eriyor Orkları Han’ı, druidler üstüne düşüni yapmaya geldi!”

İki elini kürenin üzerine koyan Ainle yavaşça konuştu, aynı anda piramidin tepesinde parlak bir nokta belirdi. Sorgulamadı Han, ork içgüdüleri ona karşısındaki kişiye güvenebileceğini söylüyordu.

“Dostluğa!”

Kürenin boşta kalan kısmına ellerini koydu Han, Alyon ve Nafız’ın gözleriyse aniden beliren ışığın üzerindeydi. İlk başta sadece ışık vardı, daha sonra kan kırmızı renkte semboller belirmeye başladı.

Zirveden tabana doğru yayılmaya başlayan semboller, yere temas ettiklerinde yüzyıllar boyunca unutulmayacak bir şey gerçekleşti.

Han’ın Ork Stepleri ve Vahşi Bataklık üzerine işlediği semboller delicesine parlamaya başladı. Bir nefes sonra, girdaba çekilen gemiler gibi piramide doğru çekiliyorlardı.

Akım tersine dönmüş, semboller zeminden tepeye akın etmeye başlamıştı. Zirvede beliren ışık daha da parlak ve büyük görünüyordu. An ve an gelişti ışık, o kadar büyüdü ki çok uzaklardan bile görünüyordu, patladı patlayacak bir çiçek tomurcuğu gibiydi.

Nasıl zamanı geldiğinde her tomurcuk açıyorsa, piramidin tepesindeki tomurcukta büyük bir gürültüyle patladı. Kırmızı ve yeşil güç dalgası hızla yükseldi, birbirine dolanarak ilerleyen iki yılan misali göğe yükseliyorlardı.

Durmadan yükseliyorlardı, iki kıtanın üzerinde yaşayıp bu olayı görmeyen kimse kalmamıştı, ahenkle dans ediyorlardı adeta.

Sonra bir anda çarpıştılar, gökyüzü ışıkla yıkandı. Milyonlarca canlı başlarını eğmek zorunda kaldı, kör edici parlaklık onları buna zorladı.

On nefes geçtiğinde ise yerin yeşili, göğün mavisi geri geldi ancak onlarla beraber bir şey daha vardı artık. Dikkatli bakanlar, göğün yükseklerindeki şeffaf tabakayı görebilirdi, onların aksine uçan biriyse, iki kıtayı da kaplayan kalkanın varlığı karşısında hayrete düşecekti.

Olan buydu, Ork Stepleri ve Vahşi Bataklık, Umut Piramidi üzerinden yükselen enerji tarafından kaplanmıştı. Piramidin tepesinden fışkıran enerji kubbe şeklinde yayılarak yere dönüyor, oradan tekrar piramide toplanarak göğe fışkırıyordu.

Ainle’nin mirası Han’ın gücüyle birleştiğinde, iki ırkın kaderindeki mühürler çözüldü, kendi istikballerine kendileri karar verebileceklerdi.

“Eee Alyon Efendi, boynuz kulağı geçermiş!”

Nafız, gördüklerinden sonra her zaman yanında duran arkadaşının sırtına vurarak konuştu, gözlerinde üzerinden büyük yük kalkmış insanlara has bir bakış vardı.

“Boynuz deyince aklıma geldi, uzun zamandır düşündüğüm bir iş var. Baltamı da bulduğuma göre başlayabilirim, benimle gelir misin?”

Şaşırdı Nafız, bir yandan da ani teklif merak duygusunu gıdıkladı.

“Ölüme gidelim dedin de, gelemem kanka işim mi var dedik!”

“Sen yine başladın tuhaf tuhafa konuşmaya da neyse, düş peşime!”

“Düş peşindeysen düş peşime diyorsun yani!”

Şöyle bir baştan aşağı süzdü arkadaşını Alyon, ardından yönünü tanıdık bir yere çevirerek koşmaya başladı.

Orkların yeni Ana Karargâhının yanından geçip gittiler, kimse farklarına varamadı. Kasaphaydo Vahşi Bataklık’ da olsa da, kabilesinin düzeni takdire şayandı.

Geceyi orada geçirdi ikili, dev şenlik ateşleri yakıldı. Bir zamanlar onları nasıl kurtardıklarını ve hainleri diri diri yaktıklarını anlattı, o günleri yaşayan ork savaşçıları.

Sabah aydığında yoldaydı ikili, öğlen olmadan başka çadırların arasında yürüyorlardı. Zırhları veya silahları üzerlerinde değildi, görünüşleri dışında etraftaki normal orklardan hiçbir farkları yoktu.

Bir yere gelince durdular. Yamacın eteklerinde, biraz büyükçe ama alelade görünen çadırın girişine doğru yürüdüler.

“Durun!”

Önlerine inen iki balta çapraz olarak yollarını tıkamıştı, irilerinden iki ork savaşçısıydı aynı anda haykıran.

“Canınıza mı susadınız? Çadıra girmenin yasak olduğunu bilmez misiniz?”

Birbirlerine baktı iki arkadaş, sonra bir anda kahkahalarla gülmeye başladılar. Yıllar sonra yine girmeyi başaramamışlardı bu çadıra.

Üstelemeden uzaklaştılar, nöbetçilerin kızgın küfürlerine aldırmadan koşmaya başladılar. Gün batarken Alyon’ un gelmek istediği yerdeydiler. Kan kokusu geçen zaman karşı koyamayıp dağılmıştı ancak rengi hiç değişmemişti.

Adım adım tırmanırken, girişini adları gibi bildikleri mağaraya ilerledi ikili, kısa tüneli aşınca geniş boşluğa ulaştılar. Kafataslarından oluşan tepe yerli yerindeydi, duvarlardaki kurumuş kan lekeleri ve toynak izleri merhaba diyordu onlara.

“Bu gece burada kalalım, yarın sabah ne yapacağımızı anlatırım!”

Alanlar arası halkalarında gerekli olan her şey bulunsa da, hafif eğimli bir duvarın dibine çöktü Alyon ve Nafız. Sırtlarını duvara, omuzlarını birbirlerine dayayarak uykuya daldılar.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Garipliklere gülmek için ve hayatlarımızı, ölümün bizi almaktan ürpereceği kadar güzel yaşamak için buradayız.

Charles Bukowski

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1252

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1072

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 886

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 818

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 698

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 651

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 634

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 522

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 367

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 194

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 187

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15290 Üye Sayısı
  • 484 Seri Sayısı
  • 20393 Bölüm Sayısı


creator
manga tr