"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 295-Dönüyor


 

Bir avuç ork, arkalarında duran milyonlar için öne atılmıştı. Sonucu ne olursa olsun, hayatın onlara biçtiği rolü oynamak zorundaydılar.

Gri yağmur ve ışıktan oluşan alevlerle aralarında on metre kalmıştı, büyük çarpışma göz açıp kapatma mesafesindeydi.

O an iki ışık sütunu göğe yükseldi. Biri gece kadar siyah, diğeri kandan daha kırmızıydı. Kara Zambakların Lideri ve Altın Tacın Üç Numarasının gönderdiği saldırıların önünü kesiyorlardı.

Orklardan önce, iki ışık çarpıştı onlarla. Işık saçan alevler, kırmızı rengin içinde kayboluyordu.

Gri yağmurun olduğu yere gece çökmüştü, göz gözü görmezken damlacıkların sesi gitgide azalıyordu. Ölümcül his uçup gitmişti, göz kamaştıran çarpışmanın ardından çıt çıkmıyordu.

Klonlarıyla savaş alanında bulunan ikili, son anda gerçekleşen değişimin faillerine gözlerini dikmişti. Ne tesadüftür ki hedefleri de onlara bakıyordu.

“Kimsin sen?”

Sessizliği Maria de León’ un babası bozdu, enerjisinden büyük miktarı kullanarak gerçekleştirdiği saldırıyı engelleyen kişiyi tanımıyordu.

“Altın Tacın Üçüncü Büyüğü Ralph de León, öldürmek istediğin kişinin adını öğrenemeyecek kadar mı küstahsın?”

Nafız soruya başka bir soruyla cevap verdi. Bedeninden taşan enerji göğe yükselirken, yüzü havada süzülen baba kıza dönüktü.

“Üstüne basacağım her böceğin adını öğrenecek kadar vaktim yok!”

Göklerde durup yeryüzünde yaşayan fanilere bakan bir melek gibiydi yaşlı adam, sözleri yavaş yavaş havaya karışıp tüm savaş alanına yayılıyordu.

“Bugün, milyonlarca böcek kibirli bir insanın tadına bakacak demek ki!”

Nafız sözlerini tamamladığında gözlerinden kanlar akmaya başladı. Yanaklarını boydan boya geçerek boynuna dökülen kanlar, oradan da tüm gövdesine yayılıyordu.

“Ainle orduyu bariyerinin içine al, dışarıda kalan her şey ölecek!”

Sözleri zar zor anlaşıldı Nafız’ın, sanki o konuşmuyor antik çağlardan gelmiş bir yaratık kükrüyordu. Bir an sonra beli bükülerek iki kat oldu dişi ork, yumrukları sıkıca kapanmış vaziyetteydi.

On nefes süresince kıpırdamadı, buna rağmen göğe yükselen sütunun rengi gitgide daha çok parlıyordu.

Sonra kulakları sağır edecek tizlikte bir çığlık duyuldu, iki eli yana açılmış vaziyette göğe doğru haykırıyordu Nafız.

Yeşil derisinin üstünde kırmızı semboller belirmeye başladı. Saçları da değiştiriyordu, kısa kahverengi saçlar artık beline kadar uzayıp kan kırmızı rengini almıştı.

“Kolla kendini!”

Ainle’nin koruması altına alınmış ordu orklar arasında efsane olan ismin yaşadığı değişimleri gözlemlerken, yerde kıvrılmış yatan Severo’nun yanından geldi ses.

Kara Zambakların Lideri müttefik oldukları orta yaşlı adamı uyardı, geçmişten gelen bir felakete tanıklık ediyordu.

Soy Gücü Dördüncü Seviye Kan Tanrısı

Gri cübbeli adam, kırmızı saçları kafasının üzerinde dalgalanan orka bakarken mırıldandı. Klanın başına geçtiğinde savaş kaydından izletilen sahneyi birebir yaşıyordu.

Gözünden aşağı iki kırmızı şerit ilerleyen Nafız ise kısa kısa soluyordu, yaydığı enerjinin şiddetinden baba kızın dengesi bozulmuştu.

Hızla kendini toparladı Ralph de León, başlarda takındığı küçümser ifadenin yerini pür dikkat kesilmiş gözler almıştı.

“Vahşi Bataklık Zindanları, Kan Tanrısının Dönüşü görevi tamamlandı!”

Kulağında çınlayan metalik sesi duyan Nafız hafifçe gülümsedi, bu hareketi sonrası orta yaşlı adamın kanı çekilecekti.

“Maria bana katıl, bu yaratığı öldürmek zorundayız!”

Baba kız asalarını ona çevirip büyülü sözleri söylemeye başladılar, uzak mesafe saldırıları kullanmayı planlamışlardı.

“Korkaklar!”

Hırlamayla konuşma arasında bir tonla fısıldadı Kan Tanrısı, iki kolunu yana açarak avuçlarını gökyüzüne çevirdi. Bir nefes sonra, yerde yatan Dört Medeniyet Ordusu cesetlerinin gözeneklerinden kanlar fışkırmaya başladı.

“Gerçekten o, Severo kaçıyorsun!”

Kara Zambakların Lideri yer yatan uzun saçlı adamı yakasından tuttuğu gibi arkasını döndü, aynı anda dev balta gözünün önünde belirmişti.

“Kimse bir yere gitmiyor, hepiniz öleceksiniz!”

Siyah alevlerle kaplanmış haldeki Alyon, Cehennem Diyarından bir klan liderinin önüne dikilmişti. Nafız’ın değişiminde seslerini çıkaramayan orklar, bu sefer şaşkınlıklarını atarak bağırıyordu.

“Öldür Lord Alyon!”

“Soydaşlarımızın intikamını al!”

Hepsi tek nefes, tek ağzı olmuştu adeta, iri yarı orkun arkasındaydılar. Onlardan gelen inanç gücüyle ikinci soy gücünü açan Alyon, gitgide biriken enerji karşısında kendini tutmadı.

Soy Gücü İkinci Seviye Şefin Cinneti

Siyah alevler anında iki katına çıktılar, Abarran’ın eşsiz silahı delicesine titriyordu.

“Birlikte saldırıyoruz!”

Gri Cüppeli adam tek kurtuluşun önlerindeki orku geçmek olduğunu biliyordu, ikisinin de hayatı buna bağlıyken hiçlikten elinde bir çift kılıç belirdi.

Hızla Alyon’ un üzerine atıldı Kara Zambakların Lideri. Dev balta ve çift kılıç çarpıştığında, rengârenk ışıltılar bir an gökyüzüne savruldu. Birkaç saniye parladıktan sonra siyah alevler tarafından yutuldukları sırada, savaş alanının diğer tarafından bir çığlık yükseldi.

Orta yaşlı adamın kar beyazı cübbesinin üzeri kanla kaplanmıştı, buna rağmen kafasındaki haresi zayıflamış Ralph de León asasının ucunda birikmiş alevleri Nafız’a doğru yöneltti.

“İşte böyle, sakın pes etme! Hayatının damarlarından çekildiğini görene kadar diren bana!”

Kolundaki bilekliklerden çıkan hançerler yetişkin bir orkun boyu kadardı, her savurduğunda yerdeki cesetlerden kopan uzuvlar havaya uçmaktan kurtulamıyordu.

Savaş bir süredir yerde devam ediyordu, kibirli şekilde gökten saldırmayı planlayan baba kız çoktan ayaklarını kan, çamur ve pislikle kaplı yere bas basmıştı.

Nafız, çağrısıyla beraber milyonlarca iğneye dönüşen kan damlacıklarını üstlerine yönlendirmişti. Dört yandan gelen saldırılar karşısında açık hedef oldukları gökyüzünden vazgeçecekti Altın Tacın Üçüncü Büyüğü.

Fakat bu kısa vadeli çözüm yetmemişti, ikilinin kurduğu savunma kalkanları Kan Tanrısı’nı durdurmaktan acizdi. İşin en korkutucu yanı, onlar ruh güçlerini kullandıkça zayıflarken düşmanları an ve an güçleniyordu sanki.

Ralph de León bilinmezliğin kör kuyusuna düşmüştü, ork ordularını veya Vahşi Bataklığı önemsemiyordu artık tek derdi önündeki ork görünümlü yaratığı yenmekti.

Bilmediği bir şey vardı orta yaşlarında gösteren adamın, etrafta milyonlarca ceset varken burası Kan Tanrısı’nın krallığına dönüşmüştü. Soy gücünün de adı buydu: Kan Tanrısı. Kan özü rezervini yakan kullanıcısına, bu süre boyunca durdurulamaz bir momentum veren yetenek.

“Seni koruyacağım, tüm gücünle saldır!”

Ralph de León savunma kısmını üzerine alıp, kızına durmadan saldıran düşmana karşılık vermesini emretti.

Ölüm kapılarına dayanmıştı, ikiletmedi Maria de León. Uzaklara uçmuş olan sözleşmeli yaratığını çağırdı, efendisinin yanına gelen dev şahin git gide küçülmeye başladı.

“Tereddüt etme, saldır!”

Güzel kadın yıllar boyunca yetiştirdiği, bir nevi yoldaşı olan yaratığın gücünü kuru ağaç dalını andıran asasına emiyordu.

Karşı koymadı dev şahin, yavaşça yok olup hiçliğe karıştı. Bunun karşılığı olarak da altın rengi bir mızrak Kutsal Bakire’ nin kafasının üzerinde belirdi.

Kanı, enerjisi, ruhu hepsi bu mızrağın içindeydi, tek bir saldırı uğruna göklerin asil oğlu hayatından olmuştu.

“Geber!”

Öfkeyle bağırdı Maria de León, savaşın başındaki o kibirli halinden eser yoktu. Kaybı, içindeki en ilkel duyguları harekete geçirmişti, tek dileği beline kadar uzamış saçlarını savurarak yaklaşan orkun ölmesiydi.

Altın Mızrak gözden kaybolduktan hemen sonra Nafız’ın önünde belirdi, aradaki mesafeyi ne zaman kat ettiğini kimse görmemişti. Ucundaki küçük noktada tüm enerjisini toplayan silah, Kan Tanrısı’nın boğazının bir karış önündeydi.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Acımın bir gösteriş olmasını istemiyorum.

 Oblomov, İvan Gonçarov

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1267

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 665

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15638 Üye Sayısı
  • 514 Seri Sayısı
  • 21134 Bölüm Sayısı


creator
manga tr